(17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَعِيمٍ فَاكِهِينَ بِمَا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقٰيهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

inne l-mutteḳīne fī cennātin ve neǐymin / fākihīne bimā ātāhum rabbuhum ve veḳāhum rabbuhum ǎƶābe l-ceHīmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الْمُتَّقِينَl-mutteḳīneو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişikorunanlar
3فِيiçindedirler
4جَنَّاتٍcennātinج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennetler
5وَنَعِيمٍve neǐyminن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.ve ni'metler
1فَاكِهِينَfākihīneف ك هNeşelenmek, mutlu olmak, sıkıntıdan/yükten kurtulmak, eğlenmek, şakalaşmak/gülmek/espri yapmak, keyiflenmek/memnun olmak, eğlendirmek, meyve, hayret etmek, şakacılık yapmak, sevinmek, hayranlık duymak.sefa sürerler
2بِمَاbimāşeylerle
3اٰتٰيهُمْātāhumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine verdikleri
4رَبُّهُمْrabbuhumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
5وَوَقٰيهُمْve veḳāhumو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişive onları korumuştur
6رَبُّهُمْrabbuhumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRableri
7عَذَابَǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabından
8الْجَحِيمِl-ceHīmiج ح مAteş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.cehennem

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir ve nîmetler içinde.

Adem Uğur

Şüphesiz (kötülüklerden) korunanlar cennetlerde ve nimet içindedirler.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki korunmuşlar, cennetler ve nimetler içindedirler.

Ahmet Tekin

Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minler, Cennetlerde ve nimetler içindedirler.

Ahmet Varol

Şüphesiz takva sahipleri cennetlerde ve nimet içindedirler.

Ali Bulaç

Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler;

Ali Fikri Yavuz

Muhakkak ki (küfür ve isyandan sakınan) takvâ sahipleri, cennetler ve nimetler içindedirler,

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar, cennetler ve nimetler içindedirler.

Bayraktar Bayraklı

- Kendilerini Allah'ın emirlerine karşı gelmekten koruyanlar, Rablerinin kendilerine verdiklerinden yararlanarak cennetler ve nimetler içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından koruyacaktır.

Bekir Sadak

(17-18) Allah'a karsi gelmekten sakinanlar, suphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler icindedirler. Rableri onlari cehennem azabindan korumustur.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki muttâkîler (Allah'tan saygı ile korkup kötülüklerden sakınan mü'minler) Cennetlerde nîmet içindedirler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(17-18) Allah’a saygısızlıktan sakınanlar ise, rablerinin kendilerine verdiğiyle mutluluk bularak cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından da korumuş olacaktır.

Diyanet İşleri

(17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

Diyanet İşleri (eski)

(17-18) Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

Diyanet Vakfi

(17-18) Şüphesiz (kötülüklerden) korunanlar Rablerinin kendilerine verdikleriyle sevinerek cennetlerde ve nimet içindedirler. (Zira) Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şüphesiz (günahlardan) korunanlar da cennetlerde, nimetler içindedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat (günahlardan) korunanlar cennetlerde, nimet içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat korunan müttakıler Cennetler, ni'metler içinde

Erhan Aktaş

Takva sahipleri cennetlerde ve nimetler içindedirler;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Takva sahipleri cennetlerde ve nimetler içindedirler;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Takva sahipleri cennetlerde ve nimetler içindedirler;

Fizilal-il Kuran

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar da cennetlerde, nimet içindedirler.

Gültekin Onan

Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler

Hamdi Döndüren

Korunanlar ise cennetlerde ve nimetler içindedirler.

Hasan Basri Çantay

Şübhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar cennetler, ni'met (ler) içindedirler,

Hasib Asutay

Şüphesiz takva sahipleri cennetlerde ve nimet (ler) içindedirler.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki takvâ sâhibleri, Cennetlerde ve ni'metler içindedirler.

İbni Kesir

Muhakkak ki muttakiler; cennetler ve nimetlerdedirler.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerek cennetlerde ve nimet içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından korumuş olacaktır.

Muhammed Esed

(Ama,) Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar kendilerini (o Gün) bahçelerde ve esenlik içinde bulacaklar,

Mustafa İslamoğlu

Sorumluluk bilinciyle yaşayanlar, tanımsız cennetlerde ve tarifsiz nimetler içinde olacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

(16-17) Oraya giriniz, artık sabredin veya sabretmeyin, size müsavîdir. Siz ancak yapar olduğunuz şey ile cezalandırılmış olacaksınız. Muttakîler ise şüphe yok ki, cennetler ve nîmetler içindedirler.

Ömer Öngüt

Muttakiler cennetlerde ve nimetler içindedirler.

Suat Yıldırım

Müttakiler ise cennetlerde nimet içindedirler.

Süleyman Ateş

Korunanlar da cennetlerde, ni'met içindedirler.

Süleymaniye Vakfı

Yanlışlardan sakınanlar ise cennetlerde ve nimetler içinde olacaklar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendini korumuş olanlar bahçelerde ve nimetler içinde...

Şaban Piriş

Korunanlar, cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır.

Tefhim-ul Kuran

Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler;

Ümit Şimşek

Takvâ sahipleri ise Cennetlerde, nimetler içindedir.

Yaşar Nuri Öztürk

Korunup sakınanlar; cennetler, nimetler içindedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şübhəsiz ki, müttəqilər Cənnət bağlarında və nemət içində yaşayacaqlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Müttəqilər isə, şübhəsiz ki, cənnətlər və neʼmətlər içində olacaqlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Frommen aber werden in Gärten und Glückseligkeit sein.

Almanca — Der Edle Quran

Die Gottesfürchtigen aber werden in Gärten und Wonne sein.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, die Gottesfürchtigen sind in Gärten in (einem Zustand) der Wonne

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, die Muttaqi sind in Dschannat und Wohlergehen,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Whereas those who entertain the profound reverence dutiful to Allah shall take abode in gardens of bliss and surpassing beauty in the beatitude of heaven and enter into the grace of Allah, their Creator.

Abdul Haleem

Those who were mindful of God are in Gardens and in bliss,

Abdullah Yusuf Ali

As to the Righteous, they will be in Gardens, and in Happiness,-

Abul A'la Maududi

Surely the God-fearing shall be in Gardens and bliss,

Aisha Bewley

The people who have taqwa will be in Gardens of Delight,

Al-Hilali & Khan

Verily, the Muttaqûn (the pious. See V.2:2) will be in Gardens (Paradise), and Delight.

Ali Quli Qarai

Indeed the Godwary will be amid gardens and bliss,

Amatul Rahman Omar

Verily, those who guarded against evil will be in Gardens and in (a state of) bliss,

Arthur John Arberry

Surely the godfearing shall be in gardens and bliss,

Bijan Moeinian

The righteous ones will end up in garden enjoying heavenly joy.

E. Henry Palmer

Verily, the pious (shall be) in gardens and pleasure,

Edip-Layth

The righteous are in paradises and bliss.

George Sale

But the pious shall dwell amidst gardens and pleasures;

Hamid S. Aziz

Surely those who guard (against evil) shall be in Gardens of Bliss,

Mahmoud Ghali

Surely the pious will be in Gardens and Bliss,

Marmaduke Pickthall

Lo! those who kept their duty dwell in gardens and delight,

Mohamed Ahmed - Samira

Those who fear God and follow the straight path will surely be in gardens and in bliss,

Muhammad Asad

[But, ] verily, the God-conscious will find themselves [on that Day] in gardens and in bliss,

Mustafa Khattab

Indeed, the righteous will be in Gardens and bliss,

Progressive Muslims

The righteous are in paradises and bliss.

Sahih International

Indeed, the righteous will be in gardens and pleasure,

Sam Gerrans

Those of prudent fear will be in gardens and bliss,

Shabbir Ahmed

Verily, those who lived upright, dwell in Gardens and in Bliss.

Syed Vickar Ahamed

Verily, as to the righteous (people), they will be in the Gardens, and in happiness-

Taqi Usmani

Of course, the God-fearing will be in gardens and bliss,

The Monotheist Group

The righteous are in gardens and bliss.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les pieux seront dans des Jardins et dans des délices,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman yên mutteqî di nav bostan û xweşiyan de ne.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar de vromen zullen te midden van tuinen en vermaken wonen.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, de Moettaqôen bevinden zich in Tuinen (het Paradijs) en in genietingen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Воистину, остерегавшиеся (наказания Аллаха) (исполняя Его повеления и оставляя то, что Он запретил) (окажутся) среди (райских) садов и (великой) благодати [постоянно испытывая удовольствие, ощущая радость, вечно живыми и счастливыми],

Rusça — Osmanov

Воистину, богобоязненные будут в [райских] садах [пребывать] в блаженстве,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De gudfruktiga skall (den Dagen) vila lyckliga i lustgårdar,