(15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.

اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ اٰخِذِينَ مَا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْ اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُحْسِنِينَ

inne l-mutteḳīne fī cennātin ve ǔyūnin / āḣiƶīne mā ātāhum rabbuhum innehum kānū ḳable ƶālike muHsinīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الْمُتَّقِينَl-mutteḳīneو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişimuttakiler
3فِي
4جَنَّاتٍcennātinج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennetlerdedir
5وَعُيُونٍve ǔyūninع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.ve çeşme başlarındadırlar
1اٰخِذِينَāḣiƶīneا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekalırlar
2مَاşeyi
3اٰتٰيهُمْātāhumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine verdiği
4رَبُّهُمْrabbuhumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
5اِنَّهُمْinnehumçünkü onlar
6كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiler
7قَبْلَḳableق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönce
8ذٰلِكَƶālikebundan
9مُحْسِنِينَmuHsinīneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzel davranan

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir, pınar başlarında.

Adem Uğur

Şüphesiz ki Allah'a isyandan sakınanlar, cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki korunanlar cennetlerde ve kaynaklardadırlar.

Ahmet Tekin

Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla özgürce şahsiyetlerini geliştiren, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minler Cennetlerde, akarsu kıyılarında, pınar başlarındadır.

Ahmet Varol

Şüphesiz takva sahipleri cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.

Ali Bulaç

Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar;

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten takvâ sahibleri, cennetlerde pınar başlarındadır.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.

Bayraktar Bayraklı

- Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Şüphesiz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.

Bekir Sadak

(15-16) Dogrusu, Allah'a karsi gelmekten sakinanlar, Rablerinin kendilerine verdigini almis olarak bahcelerde ve pinar baslarindadirlar. Cunku onlar, bundan once iyi davrananlardi.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki muttakîler (=Allah'tan saygı ile korkup fenalıklardan sakınan mü'minler) Cennetlerde ve pınarlar başındadırlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(15-16) Allah’a saygısızlıktan sakınanlar ise rablerinin kendilerine verdiklerini alarak cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar. Çünkü onlar daha önce güzel davranışlar içindeydiler.

Diyanet İşleri

(15-16) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi.

Diyanet İşleri (eski)

(15-16) Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

Diyanet Vakfi

(15-16) Şüphesiz ki Allah'a isyandan sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Kuşkusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

(15-16) Şüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz ki, takva sahipleri, cennetlerde pınar başlarındadırlar,

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki müttekiler Cennetlerde pınar başlarındadır

Erhan Aktaş

Takva sahipleri ise cennetlerde ve pınarlardadırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Takva sahipleri ise cennetlerde ve pınarlardadırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Takva sahipleri ise cennetlerde ve pınarlardadırlar.

Fizilal-il Kuran

Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.

Gültekin Onan

Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar;

Hamdi Döndüren

Kötülükten sakınanlar cennetlerde ve pınar başlarındadır.

Hasan Basri Çantay

(15-16) Şübhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği (sevabı) ahz (-ü kabul) etmiş (ve bundan raazi olmuş) olarak, cennetlerde, pınarlar (ın başların) dadırlar. Çünkü onlar bundan evvel iyi amel (ve hareket) edenlerdi.

Hasib Asutay

Şüphesiz (kötülüklerden) sakınanlar cennetlerde ve pınarlar(ın başların)dadırlar;

Hayrat Neşriyat

(15-16) Şübhesiz ki takvâ sâhibleri, Rablerinin kendilerine verdiğini almış kimseler olarak, Cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünki onlar, bundan önce iyilik eden kimselerdi.

İbni Kesir

Muhakkak ki muttakiler; cennetlerde ve çeşmelerdedirler.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), Rablerinin kendilerine verdiği (nimetleri) alarak cennetlerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar)dır. Şüphesiz ki onlar, bundan önce (dünyada) güzel davrananlardı.

Muhammed Esed

(Ama,) Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar, kendilerini bahçeler ve pınarlar arasında bulacaklar,

Mustafa İslamoğlu

Ne var ki sorumlu davrananlar, akıl sır ermez cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar;

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok ki, muttakî olanlar cennetlerde ve pınarlarda.

Ömer Öngüt

Muttakiler cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar.

Suat Yıldırım

Ama müttakiler bahçelerde, pınar başlarındadırlar.

Süleyman Ateş

Korunanlar, cennetlerde, çeşme başlarındadırlar;

Süleymaniye Vakfı

Yanlışlardan sakınanlar ise bahçelerde ve pınar başlarında bulunacak,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendini bozmamış olanlar ise bahçelerde ve pınar başlarında olurlar,

Şaban Piriş

Korunanlar, cennetlerde ve pınarlardadır.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar;

Ümit Şimşek

Takvâ sahipleri ise Cennet bahçelerinde, pınar başlarındadır.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu da bir gerçek ki, sakınıp korunanlar bahçelerde ve pınar başlarındadır;

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şübhəsiz ki, müttəqilər Cənnət bağlarında və bulaqlar başında olacaqlar,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, müttəqilər cənnətlərdə və çeşmələr başında olacaqlar;

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Frommen werden in Gärten mit Quellen sein.

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, die Gottesfürchtigen werden in Gärten und an Quellen sein,

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, die Gottesfürchtigen werden inmitten von Gärten und Quellen sein

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, dieMuttaqi sind in Dschannat und an Quellen,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But the righteous who keep Allah in mind and entertain the profound reverence dutiful to Him will take abode in gardens of surpassing beauty ornamented with beautiful springs.

Abdul Haleem

The righteous will be in Gardens with [flowing] springs.

Abdullah Yusuf Ali

As to the Righteous, they will be in the midst of Gardens and Springs,

Abul A'la Maududi

As for the God-fearing, they shall be in the midst of gardens and fountains,

Aisha Bewley

The people with taqwa will be among Gardens and Fountains,

Al-Hilali & Khan

Verily, the Muttaqûn (the pious. See V.2:2) will be in the midst of Gardens and Springs (in the Paradise),

Ali Quli Qarai

Indeed the Godwary will be amid gardens and springs,

Amatul Rahman Omar

But surely those who have become secure against evil will indeed be in (the land of) Gardens and Springs,

Arthur John Arberry

Surely the godfearing shall be among gardens and fountains

Bijan Moeinian

On that Day, the righteous ones will be welcomed to the gardens with water springs.

E. Henry Palmer

Verily, the pious are in gardens and springs,

Edip-Layth

The righteous are in paradises and springs.

George Sale

But the pious shall dwell among gardens and fountains,

Hamid S. Aziz

Surely those who guard (against evil) shall be in Gardens and Springs.

Mahmoud Ghali

Surely the pious will be in (the midst of) Gardens and Springs,

Marmaduke Pickthall

Lo! those who keep from evil will dwell amid gardens and watersprings,

Mohamed Ahmed - Samira

Surely those who fear God and follow the straight path will be amidst gardens and fresh springs of water,

Muhammad Asad

[But, ] behold, the God-conscious will find themselves amid gardens and springs,

Mustafa Khattab

Indeed, the righteous will be amid Gardens and springs,

Progressive Muslims

The righteous are in paradises and springs.

Sahih International

Indeed, the righteous will be among gardens and springs,

Sam Gerrans

Those in prudent fear will be among gardens and springs,

Shabbir Ahmed

Behold, in the midst of Gardens and springs are those who walked aright.

Syed Vickar Ahamed

Verily, as to the righteous (with firm Faith), they will be within the Gardens and Springs,

Taqi Usmani

The God-fearing (on the other hand) will be in gardens and springs,

The Monotheist Group

The righteous are in gardens and springs.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les pieux seront dans des Jardins et (parmi) des sources,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ên mutteqî di nava baxçe û kaniyan de ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar de godvrezenden zullen in tuinen en bij bronnen zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar de vromen zullen tusschen tuinen en fonteinen wonen.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, de Moettaqôen verblijven in Tuinen en bij bronnen (in het Paradijs).

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, остерегавшиеся (наказания Аллаха) (окажутся) среди (райских) садов и источников,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de som fruktade Gud skall vistas i lustgårdar med (porlande) källor