Hani havariler de, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. İsa da, "Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının" demişti.

اِذْ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ يَاعِيسَىٰ ابْنَ مَرْيَمَ هَلْ يَسْتَطِيعُ رَبُّكَ اَنْ يُنَزِّلَ عَلَيْنَا مَائِدَةً مِنَ السَّمَاءِ قَالَ اتَّقُوا اللّٰهَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

iƶ ḳāle l-Havāriyyūne yā ǐysā bne meryeme hel yesteTīǔ rabbuke en yunezzile ǎleynā māideten mine s-semāi ḳāle tteḳū (a)llahe in kuntum mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِذْhani
2قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemişlerdi ki
3الْحَوَارِيُّونَl-Havāriyyūneح و رGeri dönmek/geri tepmek, bir durumdan başka bir duruma dönüşmek/değişmek, yıkamak/beyazlatmak, yuvarlak yapmak, çevrelemek, şan/üstünlük için rekabet etmek/mücadele etmek, gözün beyazı, gözün beyazının yoğun beyazlığı ve siyahının yoğun siyahlığı (etrafında açıklıkla) insanlarda bulunmaz ama benzetme yoluyla onlara atfedilir.Havariler
4يَاعِيسَىٰyā ǐysāياعيسىEY/HEY/AH Îsa
5ابْنَbneب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileoğlu
6مَرْيَمَmeryemeمريمMeryem
7هَلْhel-mi?
8يَسْتَطِيعُyesteTīǔط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.gücü yeter-
9رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
10اَنْen
11يُنَزِّلَyunezzileن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirmeye
12عَلَيْنَاǎleynābize
13مَائِدَةًmāidetenم ي دSarsılmak, hareket ettirilmek, çalkalanmak, yayılmak, yemek vermek. Hareket halinde veya karışıklık içinde olmak/olmaktı. Çalkalandı/Heyecanlandı: şiddetli hareket veya karışıklık halinde; veya şiddetle çalkalandı. Dönmek/Kıvrılmak. Büküldü ve kasıldı. Titredi, sarsıldı. Karıştırmak, şaşırtmak, hayrete düşürmek. Yandan yana eğilmek. Fayda/lar veya iyilik/ler bahşetmek, vermek.bir sofra
14مِنَmine-ten
15السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gök-
16قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Îsa) dedi
17اتَّقُواtteḳūو ق يkorumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden şeylerden kaçınan kişikorkun
18اللّٰهَ(a)llaheAllah'tan
19اِنْineğer
20كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekviniseniz
21مُؤْمِنِينَmu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanıyor

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani Havariler, ey Meryemoğlu İsa demişlerdi, Rabbin, bize gökten bir sofra yemek indirebilir mi? İsa da inanmışsanız demişti, çekinin Allah'tan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hani Havariler, ey Meryemoğlu İsa demişlerdi, Rabbin, bize gökten bir sofra yemek indirebilir mi? İsa da inanmışsanız demişti, çekinin Allahʼtan.

Adem Uğur

Hani havârîler "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten, donatılmış bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O, "İman etmiş kimseler iseniz Allah'tan korkun" cevabını vermişti.

Ahmed Hulusi

Hani Havariyyun: "Ey Meryemoğlu İsa! Senin Rabbinin kudreti yeter mi semadan bizim üzerimize bir maide (zahir anlamıyla, sofra; batın anlamıyla, hakikat ve marifete ait ilimler) inzal etmeye?" dediler. . . (Demek istedikleri şuydu: Allah'ın seni yarattığı Esma terkibin yani fıtratın, yaratılış programın, böyle bir şey için yeterli midir? Bu soruyu İsa'dan o güne kadar tüm açığa çıkanlar kapsamında değerlendirmek gerekir. A. H. ) (İsa da:) "Eğer iman edenlerseniz Allah'tan korunun" dedi.

Ahmet Tekin

Hani temiz giyimli, iyi niyetli istikamet sahibi olanlar, havâriler: 'Ey Meryem’in oğlu Îsâ, Rabbin bize gökten mükellef bir sofra indirebilir mi? dediler. Îsâ: 'Eğer gerçekten mü’minseniz, Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun' dedi.

Ahmet Varol

Havariler: 'Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?' demişlerdi. O da: 'Eğer mü'min kimseler iseniz Allah'tan korkun' demişti.

Ali Bulaç

Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O da: "Eğer inanmışlarsanız Allah'tan korkup sakının" demişti.

Ali Fikri Yavuz

Bir vakit de Havarî’ler: “- Ey Meryem oğlu Îsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi? “ demişlerdi. Îsa da: “- Eğer müminseniz, Allah’a ve benim peygamberliğime inanmışsanız, Allah’dan korkun” demişti.

Ali Rıza Safa

Havariler, "Ey Meryem Oğlu İsa!" dediler; "Efendin, gökten bize bir Sofra indirebilir mi?" Dedi ki: "Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; eğer inanıyorsanız?"

Bayraktar Bayraklı

Hani havariler, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten donatılmış bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O, "İman etmiş kimseler iseniz, Allah'tan sakınınız" cevabını vermişti.

Bekir Sadak

Havariler, «Ey Meryem oglu İsa! Rabbin bize gokten bir sofra indirebilir mi?» demislerdi de, «Inaniyorsaniz Allah'tan sakinin» demisti.

Celal Yıldırım

Hani bir vakit de Havariler, «Ey Meryem oğlu İsâ ! Rabbin gökten üzerimize bir sofra indirebilir mi ? (veya sen Rabbin'den böyle bir istekte bulunabilir misin?)» demişlerdi. (Bunun üzerine İsâ onlara:) «Eğer mü'minler iseniz Allah'tan korkup (ilâhî sınırları aşmaktan, O'nun hakkında şüphe etmekten) sakının,» demişti.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Havâriler “Ey Meryem oğlu Îsâ! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” diye sormuşlardı. O şöyle cevap verdi: “Eğer iman etmiş kimseler iseniz Allah’a saygılı olun.”

Diyanet İşleri

Hani havariler de, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. İsa da, "Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının" demişti.

Diyanet İşleri (eski)

Havariler, 'Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?' demişlerdi de, 'İnanıyorsanız Allah'tan sakının' demişti.

Diyanet Vakfi

Hani havârîler «Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten, donatılmış bir sofra indirebilir mi?» demişlerdi. O, «Îman etmiş kimseler iseniz Allah'tan korkun» cevabını vermişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Havariler: «Ey Meryemoğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?» dediler. İsa da: «İnanıyorsanız Allah'tan korkun» dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir vakit Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi de İsa da: "İnanıyorsanız Allah'tan korkun!" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir vakıt de o Havariyyun: ya Isa ibni meryem: Rabbin bize Semadan bir maide indirilebilir mi? demişlerdi, "Allahdan korkun mü'minseniz" dedi

Erhan Aktaş

Hani havariler dedi: "Ey Meryem Oğlu İsa, senin Rabb'inin üzerimize gökten bir sofra indirmeye gücü yeter mi?" "Eğer inanıyorsanız Allah'a karşı takvalı olun" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani havariler dedi: "Ey Meryem oğlu İsa, senin Rabb'inin üzerimize gökten bir sofra indirmeye gücü yeter mi?" "Eğer inanıyorsanız Allah'a karşı takvalı olun" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani havariler dedi: "Ey Meryem oğlu İsa, senin Rabb'inin üzerimize gökten bir sofra indirmeye gücü yeter mi?" "Eğer inanıyorsanız Allah'a karşı takvalı olun" dedi.

Fizilal-il Kuran

Hani havariler Ey Meryemoğlu İsa, senin Allah'ın bize gökten bir sofra indirebilir mi?» diye sordular da İsa onlara «Eğer mümin iseniz Allah'tan korkunuz» demişti.

Gültekin Onan

Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O da "Eğer inançlılarsanız Tanrı'dan korkup sakının" demişti.

Hamdi Döndüren

O vakit havariler, “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin, gökten bize bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. İsa da onlara, “İman etmiş kimseler iseniz Allah’tan sakının (böyle bir şey istemeyin)!” demişti.

Hasan Basri Çantay

O vakit havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bizim üstümüze gökden bir sofra indirebilir mi?" demiş, O (da): "Eğer inanmış (adam) larsanız Allah (ın kudretinden ve benim peygamberliğimden şübheye sapmakdan) korkun" demişdi.

Hasib Asutay

Hani havariler (54), 'Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?' demişlerdi. (O da,) 'Eğer inanıyorsanız Allah 'tan korkun ' demişti. (54. Havariler, Peygamber Efendimizin sahabeleri gibi Hz. İsa'yı görmüş, ona iman etmiş ve kendisine sadakat gösteren kimselere denir.)

Hayrat Neşriyat

'Bir vakit Havârîler: 'Ey Meryemoğlu Îsâ! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?’ demişlerdi. (O da:) 'Eğer (gerçekten) mü’min kimseler iseniz, Allah’dan sakının!’ demişti.'

İbni Kesir

Hani Havariler: Ey Meryem oğlu İsa; Rabbın bize gökten bir sofra indiribilir mi? demişlerdi de, O; eğer inanmışlarsanız Allah'tan korkun, demişti.

Mehmet Okuyan

Hani Havariler “Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” diye sormuşlardı. O (İsa) da “İman etmiş kişilerseniz Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun.” cevabını vermişti.

Muhammed Esed

(Ve) o zaman beyaz elbiseliler, "Ey İsa, ey Meryemin oğlu!" dediler, "Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir miydi?" (İsa) cevap verdi: "Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, eğer (gerçek) müminler iseniz!"

Mustafa İslamoğlu

Yine o zaman havariler "Ey Meryem oğlu İsa!" demişlerdi; "Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" (İsa) cevap vermişti: Eğer gerçekten inanıp güveniyorsanız Allah'a karşı saygılı olmalısınız!" demişti.

Ömer Nasuhi Bilmen

O vakit ki, havariler: «Ey Meryem'in oğlu İsa! Rabbin gökten bizim üzerimize bir maide (sofra) indirebilir mi?» demişti. İsa da Allah Teâlâ'dan korkunuz, eğer siz mü'minler iseniz» dedi.

Ömer Öngüt

Havârîler: “Ey Meryem oğlu İsâ! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi de, o: “İman etmiş kimseler iseniz Allah'tan korkun!” demişti.

Suat Yıldırım

Bir vakit de havariler: "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi? dediler. O da: "Eğer mümin iseniz Allah’tan korkun da edebi aşmayın" diye cevap verdi.

Süleyman Ateş

Havariler demişlerdi ki: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi? (İsa): "İnanıyorsanız Allah'tan korkun!" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Bir gün havariler dediler ki: "Ey Meryemoğlu İsa! Rabbin bize, gökten sofra indirebilir değil mi?" İsa: "Eğer inanıp güveniyorsanız Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının!" dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gün havariler dediler ki "Meryem oğlu İsa! Rabbinin bize, gökten sofra indirmeye gücü yeter mi?" Dedi ki "Eğer inanıp güvenmiş kimseler iseniz Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun."

Şaban Piriş

Havariler: -Ey Meryemoğlu İsa, Rabbin bize, gökten bir sofra indirebilir mi?, dediklerinde (İsa): -Eğer mümin iseniz Allah'tan korkun!, demişti,

Tefhim-ul Kuran

Havariler: «Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?» demişlerdi. O da: «Eğer inanmışlarsanız Allah'tan korkup sakının» demişti.

Ümit Şimşek

Hani Havariler 'Ey Meryem oğlu İsa,' demişlerdi. 'Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?' İsa ise 'Eğer mü'min iseniz Allah'tan korkun' demişti.

Yaşar Nuri Öztürk

Havariler demişlerdi ki: "Ey Meryem'in oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" İsa dedi ki: "Eğer müminlerseniz Allah'tan sakının!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bir zaman həvarilər demişdilər: “Ey Məryəm oğlu İsa! Rəbbin bizə göydən bir süfrə endirə bilərmi?” O da onlara demişdi: “Əgər möminsinizsə, Allahdan qorxun”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onu da xatırla ki, o zaman həvarilər demişdilər: ″Ya Məryəm oğlu İsa! Rəbbin bizə göydən (yeməklə dolu) bir süfrə göndərə bilərmi? O (İsa):″ Əgər möʼminsinizsə, Allahdan qorxun!″ – demişdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Einmal sprachen die Jünger: ʺJesus, Sohn Marias! Kann dein Herr uns einen Tisch vom Himmel herabsenden? ʺ Er sagte: ʺFürchtet Gott, wenn ihr wirklich an Ihn glaubt!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Als die Jünger sagten: ʺO ʹIsa, Sohn Maryams, kann dein Herr zu uns einen Tisch (mit Speisen) vom Himmel herabsenden?ʺ Er sagte: ʺFürchtet Allah, wenn ihr gläubig seid!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Als die Jünger sagten: ʺO Jesus Sohn der Maria, ist dein Herr imstande, uns einen Tisch (mit Speisen) vom Himmel herabzusenden?ʺ sagte er: ʺFürchtet Allah, wenn ihr Gläubige seid.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

(Und erinnere daran), als die Jünger sagten: ʺʹIsa Ibnu-Maryam! Kann dein HERR für uns einen mit Speisen gedeckten Tisch vom Himmel nach und nach hinabsenden?ʺ Er sagte: ʺHandelt Taqwa gemäß ALLAH gegenüber, solltet ihr Mumin sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then they said to you: "O ‘Isa, the son of Maryam can Allah your Creator, send down from heaven a table" And you said to them: "Revere Allah and entertain the profound reverence dutiful to Him if indeed your hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues".

Abdul Haleem

When the disciples said, ‘Jesus, son of Mary, can your Lord send down a feast to us from heaven?’ he said, ‘Beware of God if you are true believers.’

Abdullah Yusuf Ali

Behold! the disciples, said: "O Jesus the son of Mary! can thy Lord send down to us a table set (with viands) from heaven?" Said Jesus: "Fear Allah, if ye have faith."

Abul A'la Maududi

Also recall when the disciples asked Jesus, son of Mary: 'Jesus, son of Mary, has your Lord the power to send down to us a repast from the heaven?' There- upon Jesus said: 'Fear Allah if you do indeed have faith.'

Aisha Bewley

And when the Disciples said, ‘‘Isa son of Maryam! Can your Lord send down a table to us out of heaven?’ He said, ‘Have taqwa of Allah if you are muminun!’

Al-Hilali & Khan

(Remember) when Al-Hawâriyyûn (the disciples) said: "O ‘Îsâ (Jesus), son of Maryam (Mary)! Can your Lord send down to us a table spread (with food) from heaven?" ‘Îsâ (Jesus) said: "Fear Allâh, if you are indeed believers."

Ali Quli Qarai

When the Disciples said, ‘O Jesus son of Mary! Can your Lord send down to us a table from the sky?’ Said he, ‘Be wary of Allah, should you be faithful. ’

Amatul Rahman Omar

(Recall the time) when the disciples said, `O Jesus, son of Mary! would your Lord consent to send down to us a table spread with a sure and lasting food from heaven?' He said, `Keep your duty to Allâh, if you are true believers.

Arthur John Arberry

And when the Apostles said, 'O Jesus son of Mary, is thy Lord able to send down on us a Table out of heaven?' He said, 'Fear you God, if you are believers.

Bijan Moeinian

One day the Disciples asked: "O Jesus, son of Mary, can your Lord send us some heavenly food?" Jesus replied: “You should respect the Lord [and do not wish silly things. ], if you are the believers.”

E. Henry Palmer

When the apostles said, 'O Jesus, son of Mary! is thy Lord able to send down to us a table from heaven?' he said, 'Fear God, if ye be believers;'

Edip-Layth

When the disciples said, "O Jesus son of Mary, can your Lord send down for us a feast from heaven?" he said, "Be aware of God if you are those who acknowledge."

George Sale

When the disciples said, 'O Jesus, son of Mary, is thy Lord able to send down to us a table spread with food from heaven? He said, 'Fear Allah, if you are believers. '

Hamid S. Aziz

When the Disciples said, "O Jesus, son of Mary! Is your Lord able to send down to us a table spread with food from heaven?" he said, "Fear Allah, if you be true believers. "

Mahmoud Ghali

As the Disciples (The followers of Isa "Jesus", also called the Apostles) said, "O Isa son of Maryam, (Jesus son of Mary) is your Lord able to send down (The Arabic verb implies sending down more than once or in large quantities) upon us a Table from the heaven?" he said, "Be pious to Allah, in case you are believers. "

Marmaduke Pickthall

When the disciples said: O Jesus, son of Mary! Is thy Lord able to send down for us a table spread with food from heaven? He said: Observe your duty to Allah, if ye are true believers.

Mohamed Ahmed - Samira

When the disciples said: "O Jesus, son of Mary, could your Lord send down for us a table laid with food?" he said: "Fear God, if indeed you believe. "

Muhammad Asad

[And, ] lo, the white-garbed ones said: "O Jesus, son of Mary! Could thy Sustainer send down unto us a repast from heaven?" [Jesus] answered: "Be conscious of God, if you are [truly] believers!"

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when the disciples asked, "O Jesus, son of Mary! Would your Lord be willing to send down to us a table spread with food from heaven?" Jesus answered, “Fear Allah if you are ˹truly˺ believers.”

Progressive Muslims

And the disciples said: "O Jesus son of Mary, can your Lord send down for us a feast from heaven" He said: "Be aware of God if you are believers. "

Sahih International

[And remember] when the disciples said, "O Jesus, Son of Mary, can your Lord send down to us a table [spread with food] from the heaven? [Jesus] said," Fear Allah, if you should be believers. "

Sam Gerrans

When the disciples said: “O Jesus, son of Mary: is thy Lord able to send down upon us a table spread from the sky?” he said: “Be in prudent fear of God, if you be believers.”

Shabbir Ahmed

When the disciples said, "O Jesus, son of Mary! Is your Lord Able to send down for us a Table Spread with Heavenly sustenance? Jesus said, "Be mindful of Allah's Laws if you are believers. " (Establish the Divine Order on earth and that will ensure heavenly provision in abundance and equity (7:96)."

Syed Vickar Ahamed

Remember! The disciples said: "O Isa (Jesus) the son of Maryam (Mary)! Can your Lord send down to us a Table set (spread with food) from heaven?" (For which) Isa (Jesus) said: "Fear Allah, if you have faith. "

Taqi Usmani

When the disciples said, "O ‘Īsā, son of Maryam, can your Lord send down to us a repast from the heavens?" He said, “Fear Allah if you are believers.”

The Monotheist Group

And the disciples said: "O Jesus, son of Mary, can your Lord send down for us a feast from the heaven?" He said: "Be aware of God if you are believers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Rappelle-toi le moment) où les Apôtres dirent: ʺO Jésus, fils de Marie, se peut-il que ton Seigneur fasse descendre sur nous du ciel une table servie?ʺ Il leur dit: ʺCraignez plutôt Allah, si vous êtes croyantsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di bîra wan bîne, wê dema hewariyan gotin: Ey Îsayê kurê Meryemê! Ma Xwedayê te dikare sifreyeke hazir ji esmên ji me re daxe xwarê? (Îsa jî ji wan re) got: Ji Xwedê bitirsin eger bi rastî hûn bawermend in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen de discipelen zeiden: ʺO ʹIsa, zoon van Marjam, kan jouw Heer tot ons een tafel uit de hemel laten neerdalen?ʺ Hij zei: ʺVreest God als jullie gelovigen zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gedenk, toen de apostelen zeiden: O, Jezus, zoon van Maria! is uw Heer in staat, ons eene tafel uit den hemel te doen nederdalen? Hij antwoordde: Vreest God, indien gij ware geloovigen zijt.

Hollandaca — Siregar

En toen de metgezellen zeiden: ʺO ʹIsa, zoon van Maryam, ben jij in staat om jouw Heer te vragen om tot ons een Maʹidah (gedekte tafel) te doen neerdalen uit de hemel?ʺ Hij (ʹIsa) zei: ʺVreest Allah, indien jullie gelovigen zijn.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[Вспомни,] как сказали апостолы: ʺО ʹИса, сын Марйам! Может ли твой Господь ниспослать нам с неба трапезу?ʺ Он ответил: ʺБойтесь Аллаха, если вы [истинно] веруетеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de vitklädda sade: ʺJesus, son av Maria! Kan din Herre låta ett bord (dukat till måltid) sänka sig ned till oss från himlen?ʺ (Och Jesus) svarade: ʺFrukta Gud, om ni har sann tro!ʺ