Onlar, "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım" demişlerdi.

قَالُوا نُرِيدُ اَنْ نَأْكُلَ مِنْهَا وَتَطْمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعْلَمَ اَنْ قَدْ صَدَقْتَنَا وَنَكُونَ عَلَيْهَا مِنَ الشَّاهِدِينَ

ḳālū nurīdu en ne'kule minhā ve teTmeinne ḳulūbunā ve neǎ'leme en ḳad Sadeḳtenā ve nekūne ǎleyhā mine ş-şāhidīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2نُرِيدُnurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istiyoruz
3اَنْen
4نَأْكُلَne'kuleا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryemeyi
5مِنْهَاminhāondan
6وَتَطْمَئِنَّve teTmeinneط م نSakin olmak, rahatlamak, huzur bulmak, güvenmek, emin olmak, içi rahat olmak, endişeden kurtulmakve iyice yatışmasını
7قُلُوبُنَاḳulūbunāق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerimizin
8وَنَعْلَمَve neǎ'lemeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnameve bilmeyi
9اَنْen
10قَدْḳadkesinlikle
11صَدَقْتَنَاSadeḳtenāص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.bize doğru söylediğini
12وَنَكُونَve nekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve olmayı
13عَلَيْهَاǎleyhābuna
14مِنَmine
15الشَّاهِدِينَş-şāhidīneش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.bizzat şahit

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Demişlerdi ki: İstiyoruz ki o yemekten yiyelim, kalplerimiz tam bir inanca ulaşsın ve bilelim ki sen bize doğru söylüyorsun ve buna da tanık olalım biz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Demişlerdi ki: İstiyoruz ki o yemekten yiyelim, kalplerimiz tam bir inanca ulaşsın ve bilelim ki sen bize doğru söylüyorsun ve buna da tanık olalım biz.

Adem Uğur

Onlar "Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize doğru söylediğini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüş şahitler olalım istiyoruz" demişlerdi.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "İsteriz ki o sofradan yiyelim (o ilimleri uygulayalım), kalplerimiz mutmain olsun (açıkladıklarına yakin oluşsun); senin bize (mutlak) hakikati açıkladığını bilelim ve ona şahitlerden olalım. "

Ahmet Tekin

Onlar: 'O mükellef sofradan yemek istiyoruz. Aklımız yatsın, kalplerimiz huzura kavuşsun, bize doğru söylediğini bilelim, o sofrayı bizzat gören şâhitler olalım istiyoruz' dediler.

Ahmet Varol

(Havariler bu kez) 'Ondan yemeyi, kalplerimizin kanmasını, senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve buna şahit olmayı istiyoruz' dediler.

Ali Bulaç

(Bu sefer Havariler:) "Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun, senin de gerçekten bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahidlerden olalım" demişlerdi.

Ali Fikri Yavuz

Havarîler şöyle dediler: “- İstiyoruz ki, ondan yiyelim, kalblerimiz yatışsın ve senin bize doğru söylediğini bilelim. Böylece mûcizelere şâhidlik edenlerden olalım.”

Ali Rıza Safa

"O sofradan yemek istiyoruz!" dediler; "Yüreklerimiz doygunluğa erişsin; bize doğruyu söylediğini bilelim ve ona tanıklık edelim!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar, "Ondan yiyelim, kalplerimiz doyuma ulaşsın; bize doğru söylediğini bilelim ve ona gözleriyle görmüş şahitler olalım istiyoruz" demişlerdi.

Bekir Sadak

«ndan yemeyi, kalblerimizin kanmasini ve senin bize dogru soyledigini bilmeyi, ona sahid olmayi istiyoruz» dediler.

Celal Yıldırım

Havariler, «ondan yemeği, kalbimizin yatışmasını ve senin de bize doğruyu söylediğini bilmeyi, onun üzerine şahitlerden olmayı arzu ediyoruz da (ondan bu istekte bulunuyoruz),» diyerek (samimiyetlerini) belirtmişlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlar “İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz güvenle dolsun, bize doğru söylediğini bilelim ve buna tanık olalım” dediler.

Diyanet İşleri

Onlar, "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım" demişlerdi.

Diyanet İşleri (eski)

'Ondan yemeyi, kalblerimizin kanmasını ve senin bize doğru söylediğini bilmeyi, ona şahid olmayı istiyoruz' dediler.

Diyanet Vakfi

Onlar «Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize doğru söylediğini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüş şahitler olalım istiyoruz» demişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Havâriler: «İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve bunu bizzat görenlerden olalım» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Biz istiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz mütmain olsun da senin bize doğru söylediğini bilelim ve onu -Allah'ın indireceği sofrayı- bizzat görenlerden olalım." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz dediler: İstiyoruz ki ondan yiyelim kalblerimiz itmi'nan bulsun da senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona şehadet edenlerden olalım

Erhan Aktaş

"Ondan yemeyi ve kalplerimizin iyice yatışmasını; senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve buna doğrudan tanık olmayı istiyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ondan yemeyi ve kalplerimizin iyice yatışmasını; senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve buna doğrudan tanık olmayı istiyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ondan yemeyi ve kalplerimizin iyice yatışmasını; senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve buna doğrudan tanık olmayı istiyoruz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Havariler O'na dediler ki, «İstiyoruz ki, o sofranın yemeklerinden yiyelim, kalplerimiz güven bulsun, bize doğru söylediğini kesinlikle bilelim ve olayın tanıklarından olalım.

Gültekin Onan

(Bu sefer havariler:) "Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun; senin de gerçekten bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahidlerden olalım" demişlerdi.

Hamdi Döndüren

Onlar dediler ki: “(Allah’ın kudretinden şüphemiz yoktur, fakat) istiyoruz ki (teberrüken) ondan yiyelim, kalplerimiz rahatlasın. Senin de gerçeği söylediğini bilelim ve buna tanık olanlardan olalım.”

Hasan Basri Çantay

(Şöyle) dediler: "Diliyoruz ki biz de ondan yiyelim, kalblerimiz yatışsın, senin bize hakıykaten doğru söylediğini bilelim ve biz de bunun üzerine şahidlerden olalım".

Hasib Asutay

İstiyoruz ki, ondan yiyelim, kalplerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona şahitlerden olalım' dediler.

Hayrat Neşriyat

'(Onlar:) 'İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz mutmain olsun, gerçekten bize doğru söylediğini (iyice) bilelim ve buna şâhidlik edenlerden olalım’ demişlerdi.'

İbni Kesir

Demişlerdi ki: İstiyorsanız ki; ondan yiyelim, kalblerimiz yatışsın ve senin bize hakikaten doğru söylediğini bilelim de biz ona şahidlerden olalım.

Mehmet Okuyan

Onlar “Ondan yemeyi, kalplerimizin huzur bulmasını, bize doğru söylediğini (kesin olarak) bilmemizi ve ona şahitler olmamızı istiyoruz.” demişlerdi.

Muhammed Esed

Onlar, "Biz ondan nasiplenmek isteriz, ki kalplerimiz sükunete ulaşsın, bize hakikati söylediğini bilelim ve biz ona şahitlik yapanlardan olalım!" dediler.

Mustafa İslamoğlu

Onlar, "Biz ondan yemek, kalplerimizi tatmin etmek, bize hakikati söylediğini bilmek ve o hakikete biz de şahitlik yapmak isteriz" dediler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Biz istiyoruz ki, ondan yiyelim ve kalblerimiz mutmain olsun ve senin bize doğru söylediğini bilelim ve biz onun üzerine şahitlerden olalım.»

Ömer Öngüt

Onlar: “İstiyoruz ki ondan yiyelim, kâlplerimiz mutmain olsun, senin bize hakikaten doğru söylediğini bilelim ve onu bizzat görmüş şâhitler olalım. ” demişlerdi.

Suat Yıldırım

"Biz" dediler, "istiyoruz ki ondan yiyelim, gönlümüz rahatlasın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona şahitlik edenlerden olalım."

Süleyman Ateş

"İstiyoruz ki, ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve buna bizzat tanık olalım." dediler.

Süleymaniye Vakfı

"Biz o sofradan yemeyi, kalbimizin tatmin olmasını, senin bize doğru söylediğini bilmeyi ve bütün bunlara şahit olmayı istiyoruz" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Biz istiyoruz ki o sofradan yiyelim, içimiz rahatlasın, hem de senin doğru söylediğini bilelim ve ona şahitler olalım."

Şaban Piriş

Havariler ise: -Ondan yemek istiyoruz, (böylece) kalplerimiz mutmain olsun ve bize doğruyu söylediğini bilelim ve buna şahitlerden olalım, demişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

(Bu sefer Havariler:) «Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun, senin de gerçekten bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahidler olalım» demişlerdi.

Ümit Şimşek

Onlar 'Biz o sofradan yemek istiyoruz,' dediler. 'Tâ ki kalplerimiz tatmin olsun, senin doğru söylediğini bilelim ve buna şahit olalım.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler: "İstiyoruz ki ondan yiyelim, gönüllerimiz tatmin bulsun, senin bize doğruyu söylediğini bilelim ve buna tanıklık edenlerden olalım!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar demişdilər: “Biz istəyirik ki, ondan yeyək, qəlblərimiz rahat olsun, bizə doğru söylədiyini bilək və o möcüzəyə şahidlik edənlərdən olaq”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Həvarilər) demişdilər: ″Biz istəyirik ki, ondan yeyək, ürəklərimiz sakit olsun, sənin bizə doğru dediyini bilək və ona (süfrənin göydən enməsi möʼcüzəsini görməklə sənin peyğəmbərliyinin həqiqiliyinə) şahidlik edənlərdən olaq″.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sprachen: ʺWir wollen davon essen, damit unsere Herzen sicherer Glaube erfüllt und wir erkennen, daß du uns die Wahrheit ausgerichtet hast, und wir werden dieses Wunder Gottes bezeugen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺWir wollen von ihm essen und, daß unsere Herzen Ruhe finden und, daß wir wissen, daß du zu uns tatsächlich die Wahrheit gesprochen hast und, daß wir zu denen gehören, die darüber Zeugnis ablegen (können).ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺWir wollen davon essen, und unsere Herzen sollen beruhigt sein, und wir wollen wissen, daß du in Wahrheit zu uns gesprochen hast, und wollen selbst dafür Zeugnis ablegen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺWir wollen davon speisen, auch damit unsere Herzen Ruhe finden und damit wir wissen, daß du uns bereits die Wahrheit übermittelt hast und wir dafür Zeugen sein werden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And they said to you: "We wish to sit at it and eat of the food served to satisfy our reason and rest assured that you have brought us the truth and be witnesses thereof".

Abdul Haleem

They said, ‘We wish to eat from it; to have our hearts reassured; to know that you have told us the truth; and to be witnesses of it.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "We only wish to eat thereof and satisfy our hearts, and to know that thou hast indeed told us the truth; and that we ourselves may be witnesses to the miracle."

Abul A'la Maududi

They said: 'We desire to partake of it that our hearts be satisfied and we know that you did speak the truth to us, and that we are its witnesses.'

Aisha Bewley

They said, ‘We want to eat from it and for our hearts to be at peace and to know that you have told us the truth and to be among those who witness it. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "We wish to eat thereof and to satisfy our hearts (to be stronger in Faith), and to know that you have indeed told us the truth and that we ourselves be its witnesses."

Ali Quli Qarai

They said, ‘We desire to eat from it, and our hearts will be at rest: we shall know that you have told us the truth, and we shall be among the witnesses to it. ’

Amatul Rahman Omar

They said, `We desire that we may eat of it and that our hearts be at rest and that we may know that you have indeed spoken the truth to us and that we may be among the witnesses thereto. '

Arthur John Arberry

They said, 'We desire that we should eat of it and our hearts be at rest; and that we may know that thou hast spoken true to us, and that we may be among its witnesses. '

Bijan Moeinian

They said: "We simply want to eat such food to get re-assurance, knowing for sure what you have told us is the truth and be witness to it. "

E. Henry Palmer

and they said, 'We desire to eat therefrom that our hearts may be at rest, and that we may know that what thou hast told us is the truth, and that we may be thereby amongst the witnesses. '

Edip-Layth

They said, "We want to eat from it and to reassure our hearts, and so we know that you are truthful, and so that we can become a witness over it."

George Sale

They said, 'We desire that we may eat of it, and that our hearts may be at rest and that we may know that thou hast spoken the truth to us, and that we may be witness thereto. '

Hamid S. Aziz

And they said, "We desire to eat there from that our heart may be at rest, and that we may know that what you have told us is the truth, and that we may be thereby amongst the witnesses. "

Mahmoud Ghali

They said, "We would (like) to eat of it and our hearts be composed; and that we may know that you have already (spoken) to us sincerely and that thereof we may be among the witnesses. "

Marmaduke Pickthall

(They said:) We wish to eat thereof, that we may satisfy our hearts and know that thou hast spoken truth to us, and that thereof we may be witnesses.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "We should like to eat of it to reassure our hearts and to know that it's the truth you have told us, and that we should be witness to it. "

Muhammad Asad

Said they: "We desire to partake thereof, so that our hearts might be set fully at rest, and that we might know that thou hast spoken the truth to us, and that we might be of those who bear witness thereto!"

Mustafa Khattab

They said, "We ˹only˺ wish to eat from it to reassure our hearts, to verify you are indeed truthful to us, and to become its witnesses."

Progressive Muslims

They said: "We want to eat from it and so our hearts become relieved, and so we know that you are truthful, and so that we can become a witness over it. "

Sahih International

They said, "We wish to eat from it and let our hearts be reassured and know that you have been truthful to us and be among its witnesses. "

Sam Gerrans

They said: “We wish to eat thereof and our hearts to be at rest, and to know that thou hast spoken truth to us, and to be among the witnesses thereto.”

Shabbir Ahmed

They said, "This is exactly what we want. So that we live with a contented heart and know that your System is truly workable. And that we may be witnesses for the future generations."

Syed Vickar Ahamed

They said: "We only wish to eat from there and satisfy our hearts, and to know that you have indeed told us the truth: And that we ourselves may be witness to the miracle. "

Taqi Usmani

They said, "We wish that we eat from it, and our hearts be satisfied, and we may know for sure that you have told us the truth, and we may become witnesses to it."

The Monotheist Group

They said: "We want to eat from it and so our hearts become relieved, and so we know that you are truthful, and so that we can become a witness over it."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺNous voulons en manger, rassurer ainsi nos cœurs, savoir que tu nous as réellement dit la vérité et en être parmi les témoinsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Hewariyan) Gotin: Em dixwazin ji wê (sifreyê) bixwin û dilê me jî ewle bibe û em bizanin ku te ji me re rast gotiye û da ku em li ser (hatina) wê bibin şahid.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺWij wensen ervan te eten en dat onze harten gerustgesteld worden en dat wij weten dat jij ons de waarheid hebt gezegd en dat wij tot hen behoren die er getuigen van zijn.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zeiden: Wij verlangen er van te eten, en dat onze harten voldaan mogen worden, en dat wij mogen weten, of gij ons de waarheid hebt verhaald, en dat wij er getuigen van mogen zijn.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺWij willen (alleen maar) dat wij daarvan eten en onze harten tot rust gebracht worden en wij (willen) weten of jij ons waarlijk de Waarheid hebt verteld en dan behoren wij tot de getuigen dmvan.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они [апостолы] сказали: «Мы хотим поесть с нее [с трапезы], и успокоятся наши сердца, и мы будем знать, что ты (о, Ииса) сказал нам правду [будем твердо убеждены в том, что ты пророк], и мы будем о ней [о трапезе] свидетелями [расскажем другим о могуществе Аллаха и об истинности твоего пророчества]».

Rusça — Osmanov

Апостолы сказали: ʺМы хотим вкусить от этой трапезы, чтобы наши сердца успокоились, чтобы мы удостоверились в том, что ты сказал нам правду, и чтобы мы были свидетелями трапезыʺ.