(18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحًا قَرِيبًا وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً يَأْخُذُونَهَا وَكَانَ اللّٰهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

le ḳad raDiye (a)llahu ǎni l-mu'minīne iƶ yubāyiǔneke teHte ş-şecerati fe ǎlime mā fī ḳulūbihim fe enzele s-sekīnete ǎleyhim ve eṧābehum fetHen ḳarīben / ve meğānime keṧīraten ye'ḣuƶūnehā ve kāne (a)llahu ǎzīzen Hakīmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَقَدْle ḳadandolsun
2رَضِيَraDiyeر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.razı olmuştur
3اللّٰهُ(a)llahuAllah
4عَنِǎni-den
5الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minler-
6اِذْzaman
7يُبَايِعُونَكَyubāyiǔnekeب ي عSatmak, satış yapmak, ticaret yapmak, alışveriş yapmak, bir malı para karşılığında devretmek, satışa çıkarmak, pazarlamaksana bi'at ettikleri
8تَحْتَteHteت ح تAlt tarafta olan, aşağı kısım, alt, alt taraf, aşağı, bayır, dağın eğimli yüzeyi, alt seviye. Fevk/yukarı'nın zıt anlamlısıdır.altında
9الشَّجَرَةِş-şeceratiش ج رEngellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi. Shajarun/shajaratun - ağaç, gövdesi veya sapı olan bitki, bir kişinin kökeni veya soyu.ağacın
10فَعَلِمَfe ǎlimeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebildi
11مَاolanı
12فِي
13قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulponların kalplerinde
14فَاَنْزَلَfe enzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.ve indirdi
15السَّكِينَةَs-sekīneteس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekhuzur ve güven
16عَلَيْهِمْǎleyhimonların üzerine
17وَاَثَابَهُمْve eṧābehumث و بGeri dönmek, geri çevirmek, eski haline getirmek/iyileştirmek, tövbe etmek, toplamak/bir araya getirmekve onlara verdi
18فَتْحًاfetHenف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.bir fetih
19قَرِيبًاḳarībenق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakın
1وَمَغَانِمَve meğānimeغ ن مEle geçirme, elde etme, alma (genellikle ganimet veya yağma ile ilgili); zorluk çekmeden elde etme, zorluk çekmeden başarma, geri kazanma, bir araya toplanmış koyun veya keçiler, kalabalık sürü.ve ganimetler (bahşeyledi)
2كَثِيرَةًkeṧīratenك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.birçok
3يَأْخُذُونَهَاye'ḣuƶūnehāا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekalacakları
4وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve
5اللّٰهُ(a)llahuAllah
6عَزِيزًاǎzīzenع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertüstündür
7حَكِيمًاHakīmenح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm ve hikmet sahibidir

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve elde edecekleri birçok ganîmetleri ihsân etmiştir ve Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve elde edecekleri birçok ganîmetleri ihsân etmiştir ve Allah, üstündür, hüküm ve hikmet sâhibidir.

Adem Uğur

Yine onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfalandırdı. Allah üstündür, hikmet sahibidir.

Ahmed Hulusi

Onları, alacakları birçok ganimetlere de nail etti. . . Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

Ahmet Tekin

Allah onları, elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfatlandırdı. Allah kudretli, hikmet sahibi ve hükümrandır.

Ahmet Varol

Ve alacakları birçok ganimetler (bahşetmiştir). Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.

Ali Bulaç

Ve alacakları birçok ganimetleri de. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali Fikri Yavuz

Bir de ele geçirecekleri (Hayber’deki) bir çok ganimetleri mükâfat verdi. Allah Azîz’dir= her şeye galibdir, Hakîm’dir= hikmet sahibidir.

Ali Rıza Safa

Ayrıca, ele geçirecekleri daha birçok savaş kazanımları olacaktır. Çünkü Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

Bayraktar Bayraklı

Elde edecekleribirçok ganimetle de ödüllendirecektir. Allah üstündür; hikmet sahibidir.

Bekir Sadak

(18-19) Allah inananlardan, agac altinda sana bas egerek el verirlerken, and olsun ki hosnut olmustur. Gonullerinde olani da bilmis, onlara guvenlik vermis, onlara yakin bir zafer ve ele gecirecekleri bol ganimetler bahsetmistir. Allah, guclu olandir, Hakim olandir.

Celal Yıldırım

(18-19) And olsun ki, Allah, o ağaç altında sana bey'at eden mü'minlerden razı oldu ; onların kalblerindekini (iyi niyet ve samimiyetlerini) bildi de bunun için üzerlerine güven ve sükûnet indirdi ve onlara çok yakın bir fethi (müyesser kılmakla başarıyı) ve ele geçirecekleri birçok ganimetleri lâyık gördü. Allah çok üstündür, çok güçlüdür, hikmet sahibidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(18-19) O ağacın altında sana bağlılık sözü verdikleri sırada o müminlerden Allah razı olmuştur; gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur ve güven vermiş, pek yakın bir fetihle ve elde edecekleri birçok ganimetle de kendilerini ödüllendirmiştir. Allah, izzet ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri

(18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri (eski)

(18-19) Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah, güçlü olandır, Hakim olandır.

Diyanet Vakfi

Yine onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfalandırdı. Allah üstündür, hikmet sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfatlandırdı. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onları alacakları bir çok ganimetlerle de ödüllendirdi. Allah, çok güçlüdür. hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir çok da ganimetleri ki onları alacaklar ve Allah bir aziz, hakim bulunuyor

Erhan Aktaş

Onlara, elde edecekleri pek çok ganimet nasip etmiştir. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, elde edecekleri pek çok ganimet nasip etmiştir. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, elde edecekleri pek çok ganimet nasip etmiştir. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

Fizilal-il Kuran

Yine onlara alacakları birçok ganimetler bahş eyledi. Allah üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Gültekin Onan

Ve alacakları birçok ganimetleri de. Tanrı, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hamdi Döndüren

Ve onlara (Hayber’den) elde edecekleri birçok ganimetler (bahşetti). Allah mutlak üstündür, tam hüküm ve hikmet sahibi olandır.

Hasan Basri Çantay

(18-19) Andolsun ki Allah mü'minlerden —seninle o ağacın altında biat ederlerken— raazi olmuşdur da kalblerindeki bilerek üzerlerine kuvve-i ma'neviyyeyi indirmiş ve onları yakın bir feth ile ve alacakları bir çok ganimetlerle mükafatlandırmadır. Allah mutlak gaalibdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir.

Hasib Asutay

Ve alacakları birçok ganimetleri de (nasip etmiştir). Allah mutlak üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hayrat Neşriyat

Ve alacakları birçok ganîmetlerle (de onları mükâfâtlandırdı). Çünki Allah, Azîz(kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.

İbni Kesir

Ve alacakları bol ganimetlerle. Allah; Aziz, Hakim olandır.

Mehmet Okuyan

Elde edecekleri pek çok ganimetlerle de (onları ödüllendirecektir). Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

Muhammed Esed

ve elde edecekleri birçok savaş ganimeti (ile); çünkü Allah gerçekten kudret ve hikmet Sahibidir.

Mustafa İslamoğlu

bir de elde edecekleri sayısız ganimetle... Ve zaten Allah her işini mükemmel yapar, her hükmünde tam isabet kaydeder.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve alacakları birçok ganîmetler ile de (mükâfaatlandırmıştır). Ve Allah Teâlâ mutlaka bir galib, bir hakîm bulunmaktadır.

Ömer Öngüt

Ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Suat Yıldırım

(18-19) Gerçekten Allah, (Hudeybiye’de) o ağacın altında sana biat ettikleri zaman, müminlerden razı oldu. Onların kalplerindeki ihlâsı bildiği için üzerlerine sekîne, huzur ve güven indirdi. Onları hemen yakında gerçekleşen bir zaferle ve alacakları birçok ganimetle mükafatlandırdı. Allah azîz ve hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).

Süleyman Ateş

Yine onlara alacakları birçok ganimetler bahş eyledi. Allah üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Alacakları çok miktarda ganimetlerle de... Allah, daima üstün olan ve doğru kararlar verendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Alacakları bir çok ganimet de var. Allah güçlüdür; doğru kararlar verir.

Şaban Piriş

(18-19) Ağaç altında sana bey'at edenlerden Allah razı olmuştur. Gönüllerindekini bildi de üzerlerine huzur indirdi ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri bir çok ganimetler vermiştir. Allah, güçlüdür, hakimdir.

Tefhim-ul Kuran

Ve alacakları birçok ganimetleri de. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ümit Şimşek

Onlara, elde edecekleri pek çok ganimet de nasip etti. Allah'ın kudreti herşeye üstündür ve her işi hikmet iledir.

Yaşar Nuri Öztürk

Alacakları birçok ganimetler de nasip etmiştir. Allah Aziz'dir, Hakim'dir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Üstəlik alacaqları çoxlu qənimətə də müvəffəq etdi. Allah Qüdrətlidir, Müdrikdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həm də (Xeybərdə) ələ keçirəcəkləri çoxlu qənimətlərə (nail etdi). Allah yenilməz qüvvət sahibi, hikmət sahibidir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

und viel Beute, die sie machen würden. Gottes Gewalt und Weisheit sind unermeßlich.

Almanca — Der Edle Quran

und viel Beute, die sie machen werden. Und Allah ist Allmächtig und Allweise.

Almanca — M. A. Rassoul

und mit viel Beute, die sie machen werden. Und Allah ist Erhaben, Allweise.

Almanca — Muhammad Zaidan

und vielen Beutegütern, die sie einnehmen werden. Und ALLAH ist immer allwürdig, allweise.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

This is besides the gains which will come exclusively into their possession consequent on the event, and Allah has always been Azizun (Almighty), and Hakimun (Wise).

Abdul Haleem

and with many future gains. God is mighty and wise.

Abdullah Yusuf Ali

And many gains will they acquire (besides): and Allah is Exalted in Power, Full of Wisdom.

Abul A'la Maududi

and with abundant spoils which they shall acquire. Allah is Most Mighty, Most Wise.

Aisha Bewley

and with much booty which they will take. Allah is Almighty, All-Wise.

Al-Hilali & Khan

And abundant spoils that they will capture. And Allâh is Ever All-Mighty, All-Wise.

Ali Quli Qarai

and abundant spoils that they will capture, and Allah is all-mighty, all-wise.

Amatul Rahman Omar

And a great many gains (await them) that they will take. Allâh is All-Mighty, All-Wise.

Arthur John Arberry

and many spoils to take; and God is ever All-mighty, All-wise.

Bijan Moeinian

Very soon they will win a victory which will bring them lots of wealth [as it happened three months later in the Khaibar campaign]. God is Almighty, the Most Wise.

E. Henry Palmer

and many spoils for them to take; for God is mighty, wise!

Edip-Layth

Abundant spoils that they will take. God is Noble, Wise.

George Sale

and many spoils which they took: For God is mighty and wise.

Hamid S. Aziz

And many gains which they will acquire; and Allah is Mighty, Wise.

Mahmoud Ghali

And much booty (The Arabic words are plural) for them to take; and Allah has been Ever-Mighty, Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

And much booty that they will capture. Allah is ever Mighty, Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

And the many spoils that they were to take. God is all-mighty and all-wise.

Muhammad Asad

and [of] many war-gains which they would achieve: for God is indeed almighty, wise.

Mustafa Khattab

and many spoils of war they will gain. For Allah is Almighty, All-Wise.

Progressive Muslims

And abundant spoils that they will take. God is Noble, Wise.

Sahih International

And much war booty which they will take. And ever is Allah Exalted in Might and Wise.

Sam Gerrans

And many spoils they will take; and God is exalted in might and wise.

Shabbir Ahmed

And many gains will they achieve in addition, for, Allah is Almighty, Most Wise.

Syed Vickar Ahamed

And many gains will they have (in addition): And Allah is Ever Almighty (Aziz, Supreme in Power), All Wise (Hakeem, Full of Wisdom).

Taqi Usmani

and many spoils that they would receive. And Allah is Mighty, Wise.

The Monotheist Group

And abundant spoils that they will take. God is Noble, Wise.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ainsi quʹun abondant butin quʹils ramasseront. Allah est Puissant et Sage.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en veel buit die zij zullen behalen. En God is machtig en wijs.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En den grooten buit dien zij bemeesterden; want God is machtig en wijs.

Hollandaca — Siregar

En een grote oorlogsbuit die zij namen. En Allah is Almachtig, Alwijs.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и обильными трофеями, которые они возьмут (у хайбарских иудеев). И Аллах величественен (в отмщении Своим врагам), (и) мудр (в управлении делами Своих творений)!

Rusça — Osmanov

и богатой добычей, которую им [предстояло] захватить. Аллах - великий, мудрый.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

med rikligt krigsbyte, som skulle tillfalla dem; Gud är Allsmäktig, Vis.