(73-74) Sonra onlara, "Allah'ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?" denilir. Onlar da, "(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)" derler. İşte Allah, inkarcıları böyle saptırır.

ثُمَّ قِيلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تُشْرِكُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا بَلْ لَمْ نَكُنْ نَدْعُوا مِنْ قَبْلُ شَيْـًٔا كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ الْكَافِرِينَ

ṧumme ḳīle lehum eyne mā kuntum tuşrikūne / min dūni (a)llahi ḳālū Dellū ǎnnā bel lem nekun ned'ǔ min ḳablu şey'en ke ƶālike yuDillu (a)llahu l-kāfirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ثُمَّṧummesonra, ayrıca
2قِيلَḳīleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledenilecektir
3لَهُمْlehumonlara
4اَيْنَeynenerede?
5مَاşeyler
6كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğunuz
7تُشْرِكُونَtuşrikūneش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.ortak koşuyor(lar)
1مِنْmin
2دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındabaşkaları?
3اللّٰهِ(a)llahiAllah'tan
4قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyecekler ki
5ضَلُّواDellūض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.kayboldular
6عَنَّاǎnnābizden
7بَلْbelhayır
8لَمْlem
9نَكُنْnekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğilmişiz
10نَدْعُواned'ǔد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekbiz tapmıyor
11مِنْmin
12قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönceden
13شَيْـًٔاşey'enش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişhiçbir şeye
14كَذٰلِكَke ƶālikeişte böyle
15يُضِلُّyuDilluض ل لYanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş.şaşırtır
16اللّٰهُ(a)llahuAllah
17الْكَافِرِينَl-kāfirīneك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafirleri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra da denecek ki nerede şirk koştuklarınız,

Abdulkadir Gölpınarlı

Sonra da denecek ki nerede şirk koştuklarınız,

Adem Uğur

Sonra onlara: Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir? denilecek.

Ahmed Hulusi

Sonra onlara denildi ki: "Nerede şirk koştuğunuz şeyler. . . "

Ahmet Tekin

Sonra onlara: 'İlâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah’a ortak koştuğunuz varlıklar nerede?' denilecek.

Ahmet Varol

Sonra kendilerine denir ki: 'Ortak koştuklarınız nerede?

Ali Bulaç

Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"

Ali Fikri Yavuz

Sonra onlara şöyle denilecek: “- Nerede ortak koşup tapındığınız,

Ali Rıza Safa

Sonra, onlara, şöyle denilecek: "Ortaklar koştuklarınız neredeler?"

Bayraktar Bayraklı

Sonra onlara şöyle denilecek: "Ortak koştuklarınız nerede?"

Bekir Sadak

(73-74) Sonra onlara: «Allah'i birakip da kostugunuz ortaklar nerededir?» denir. «Bizden uzaklastilar; hayir; biz zaten onceleri hic bir seye kulluk etmiyorduk» derler. Iste Allah inkarcilari boyle saptirir.

Celal Yıldırım

(73-74) Sonra da onlara : «Allah'ı bırakıp koştuğunuz ortaklar nerede ?» denilecek. «Onlar uzaklaşıp bizden kayboldular. Zaten biz daha öncede hiçbir şeye ibâdet etmiyorduk» derler. İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(73-74) Sonra onlara, “Vaktiyle Allah’ın dışında ilâhî nitelikler yüklediğiniz şeyler şimdi nerede?” denir. “Bizi bırakıp kayboldular. Meğer vaktiyle gerçek bir varlığa tapmıyormuşuz” derler. İşte Allah inkârcıları böyle şaşkın ve çaresiz bırakır.

Diyanet İşleri

(73-74) Sonra onlara, "Allah'ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?" denilir. Onlar da, "(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)" derler. İşte Allah, inkarcıları böyle saptırır.

Diyanet İşleri (eski)

(73-74) Sonra onlara: 'Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?' denir. 'Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk' derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.

Diyanet Vakfi

(73-74) Sonra onlara: Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir? denilecek. Onlar da: Bizden uzaklaştılar, zaten biz önceleri hiçbir şeye tapmıyorduk, diyecekler. İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra da onlara: «Nerede o ortak koştuklarınız?» denilecek.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra denilecek onlara: "Nerede o ortak koştuklarınız?

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra denecek onlara: nerede o şirk koştuklarınız?

Erhan Aktaş

Sonra onlara: "Şirk koştuklarınız nerede?" denir;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra onlara: "Şirk koştuklarınız nerede?" denir;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra onlara: "Şirk koştuklarınız nerede?" denir;

Fizilal-il Kuran

Sonra onlara denilecektir: «Ortak koştuklarınız nerede?

Gültekin Onan

Sonra onlara denilecek: "Sizin şirk koştuklarınız nerede?"

Hamdi Döndüren

Sonra onlara denilecektir: “Allah’tan başka koştuğunuz ortaklar nerede?”

Hasan Basri Çantay

(73-74) Sonra onlara "Allahı bırakıb da (Ona) ortak tutageldiğiniz (putlar) nerede?" denilecek. Onlar da "Bizden uzaklaşıb gaaib oldular. Daha doğrusu biz bundan evvel zaten hiçbir şey'e tapmazdık" diyecekler. İşte Allah, kafirleri böyle şaşırtır.

Hasib Asutay

Sonra da onlara: 'Nerede o ortak koştuklarınız?' denilecek.

Hayrat Neşriyat

(73-74) Sonra onlara: 'Allah’ı bırakıp da (O’na) ortak koşmakta olduğunuz şeyler nerede?' denilir. (Onlar da:) 'Bizden kayboldular; daha doğrusu (biz) daha önce hiçbir şeye yalvarır olmamışız!' derler. İşte Allah, kâfirleri (isyanlarındaki inadları üzerine) böyle saptırır.

İbni Kesir

Sonra onlara denilir ki: Nerede şirk koştuklarınız,

Mehmet Okuyan

Sonra onlara “Allah’ın peşi sıra ortak koştuklarınız nerede?” denecektir. Onlar da “Bizden kayboldular; zaten biz önceleri hiçbir şeye yalvarmıyorduk!” diyecekler. İşte böylece Allah o kâfirleri saptırır (sapkınlıkta bırakır).

Muhammed Esed

Sonra onlara sorulacak: "Şimdi neredeler sizin ilahlık yakıştırdığınız (güçler)?

Mustafa İslamoğlu

Ve onlara sorulacak: "Hani, nerede ilahlık yakıştırdığınız varlıklar;

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra onlara denilecektir ki: «Nerede sizin o şerik koştuklarınız şeyler?»

Ömer Öngüt

Sonra da onlara denilecektir ki: "Ortak koştuklarınız nerede?"

Suat Yıldırım

(73-74) Sonra da kendilerine şöyle denilecektir: "Allah’tan başka O’na şerik saydığınız putlar nerede?" Onlar: "Bizden uzaklaşıp ortadan kayboldular. Daha doğrusu, biz, taptıklarımızın bir hiç olduğunu, şimdi anladık. Meğerse bizim taptıklarımız, bir hiçten ibaretmiş."İşte Allah, kâfirleri böyle şaşırtır.

Süleyman Ateş

Sonra onlara denilecektir: "Ortak koştuklarınız nerede?

Süleymaniye Vakfı

Sonra onlara şöyle denilecek: "Ortak koştuklarınız nerede,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra onlara şöyle denecek: "(Allah'ın yetkilerine) ortak saydıklarınız nerede?"

Şaban Piriş

Sonra onlara denilecek ki: Ortak koştuklarınız nerede?

Tefhim-ul Kuran

Sonra onlara denilecek: «Sizin şirk koştuklarınız nerede?»

Ümit Şimşek

Sonra da sorulur onlara: Nerede ortak koştuklarınız?

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra onlara şöyle denecek: "Ortak koştuklarınız nerede?"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sonra da onlara deyiləcəkdir: “Haradadır şərik qoşduqlarınız –

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra da onlara belə deyiləcəkdir: ″Haradadır şərik qoşub ibadət etdikləriniz –

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihnen wird gesagt: ʺWo sind die Gott beigesellten Gefährten,

Almanca — Der Edle Quran

Dann wird zu ihnen gesagt werden: ʺWo ist das, was ihr (Allah) beigesellt habt (, und dem ihr gedient habt)

Almanca — M. A. Rassoul

Dann wird zu ihnen gesprochen: ʺWo sind nun jene, die ihr anzubeten pflegtet

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann wird zu ihnen gesagt: ʺWo ist das, was ihr an Schirk betrieben habt

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There and then they shall be asked: "Where are those whom you incorporated with Allah and invoked in accession To Him?"

Abdul Haleem

and asked, ‘Where now are those you called upon

Abdullah Yusuf Ali

Then shall it be said to them: "Where are the (deities) to which ye gave part-worship-

Abul A'la Maududi

It will then be said to them: "Where are those whom you

Aisha Bewley

Then they will be asked, ‘Where are those besides Allah you associated with Him?’

Al-Hilali & Khan

Then it will be said to them: "Where are (all) those whom you used to join in worship as partners[1]

Ali Quli Qarai

Then they will be told, ‘Where are those you used to take as partners

Amatul Rahman Omar

It will be said to them then, `Where are those (false deities) whom you associated (with Him),

Arthur John Arberry

then it is said to them, 'Where are those you associated, apart from God?'

Bijan Moeinian

They will be asked: "Where are what you were worshipping beside God?" They will say: “They have abandoned us…. .

E. Henry Palmer

Then it shall be said to them, 'Where is what ye did associate

Edip-Layth

Then it will be said to them: "Where are those that you have set up as partners—

George Sale

And it shall be said unto them, where are the gods which ye associated,

Hamid S. Aziz

Then shall it be said to them, "Where is that which you used to set up (for worship)

Mahmoud Ghali

Thereafter it is said to them, "Where are the ones you used to associate.

Marmaduke Pickthall

Then it is said unto them: Where are (all) that ye used to make partners (in the Sovereignty)

Mohamed Ahmed - Samira

They will then be asked: "Where are they you took as partners

Muhammad Asad

And then they will be asked: "Where now are those [powers] to which you were wont to ascribe divinity

Mustafa Khattab

Then they will be asked, "Where are those ˹idols˺ you used to associate

Progressive Muslims

Then it will be said to them: "Where are those that you have set up as partners"

Sahih International

Then it will be said to them, "Where is that which you used to associate [with Him in worship]

Sam Gerrans

Then will it be said to them: “Where is that to which you ascribed a partnership

Shabbir Ahmed

And now, they will be asked, "Where are those whom you made partners -

Syed Vickar Ahamed

Then it shall be said to them: "Where are the (false gods) to which you gave part (of your) worship—

Taqi Usmani

Then, it will be said to them, "Where are those whom you used to associate (in worship)

The Monotheist Group

Then it will be said to them: "Where are those that you have set up as partners"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis on leur dira: ʺOù sont ceux que vous associez

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Piştre ji wan re dê were gotin: Li ku ne ew ên ku we ji Xwedê re dikirin hevpişk…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dan wordt er tot hen gezegd: ʺWaar zijn zij dan die jullie als (zogenaamd goddelijke) metgezellen vereren

Hollandaca — Salomo Keyzer

En er zal tot hen worden gezegd: Waar zijn de goden, welke gij met God hebt vereenigd?

Hollandaca — Siregar

Daarna wordt tot hen gezegd: ʺWAAr zijn (de afgoden) die jullie toegekend hebben?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Потом скажут им: «Где те, которых вы приобщали в сотоварищи [божества, которым вы поклонялись],

Rusça — Osmanov

Затем им скажут: ʺГде те, кому вы поклонялись

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de skall tillfrågas: ʺVar är nu de som ni (betraktade som gudomligheter med plats)