Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.

قَدْ كَانَ لَكُمْ اٰيَةٌ فِي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَا فِئَةٌ تُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَاُخْرٰى كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُمْ مِثْلَيْهِمْ رَأْيَ الْعَيْنِ وَاللّٰهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِ مَنْ يَشَاءُ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِاُو۬لِي الْاَبْصَارِ

ḳad kāne lekum āyetun fī fieteyni lteḳatā fietun tuḳātilu fī sebīli (a)llahi ve uḣrā kāfiratun yeravnehum miṧleyhim ra'ye l-ǎyni ve(a)llahu yu'eyyidu bi neSrihi men yeşā'u inne fī ƶālike le ǐbraten li ūlī l-ebSāri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَدْḳadmuhakak
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3لَكُمْlekumsizin için vardır
4اٰيَةٌāyetunا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir ibret
5فِي
6فِئَتَيْنِfieteyniف ا يGölgelik, Örtü, Koruyucu tente, Korunacak yer, Sığınılacak yer, Barınakşu iki toplulukta
7الْتَقَتَاlteḳatāل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.karşılaşan
8فِئَةٌfietunف ا يGölgelik, Örtü, Koruyucu tente, Korunacak yer, Sığınılacak yer, Barınakbir topluluk
9تُقَاتِلُtuḳātiluق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakçarpışıyordu
10فِي
11سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolunda
12اللّٰهِ(a)llahiAllah
13وَاُخْرٰىve uḣrāا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımöteki de
14كَافِرَةٌkāfiratunك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretnankördü
15يَرَوْنَهُمْyeravnehumر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.onları görüyorlardı
16مِثْلَيْهِمْmiṧleyhimم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.kendilerinin iki katı
17رَأْيَra'yeر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görüşüyle
18الْعَيْنِl-ǎyniع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.gözlerinin
19وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
20يُؤَيِّدُyu'eyyiduا ي دEl, kol, güç, kuvvet, kudret, yardım, destek, arka çıkma, malik olmadestekler
21بِنَصْرِهِbi neSrihiن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakyardımıyle
22مَنْmenkimseyi
23يَشَاءُyeşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediği
24اِنَّinneelbette
25فِي
26ذٰلِكَƶālikebunda
27لَعِبْرَةًle ǐbratenع ب رGeçmek, yorumlamak, açıkça belirtmek, üzerinden geçmek. i'tabara - düşünmek, üzerinde kafa yormak, hesaba katmak, deneyim kazanmak, uyarı almak. abratun (çoğul i'bar) - saygı/düşünce, öğüt, uyarı, örnek, öğretici uyarı. aabir (çoğul aabiriina) - üzerinden geçen kişi. i'tabara - uyarı almak, ders almak.bir ibret vardır
28لِاُو۬لِيli ūlīا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçolanlar için
29الْاَبْصَارِl-ebSāriب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgözleri

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İbretti size birbirleriyle karşılaşan o iki bölüğün hali. Bir bölük, Allah yolunda savaşmadaydı, öbürüyse kâfirdi ve inananları, gözleriyle iki misli görmedeydiler. Allah, dilediğini yardımıyla kuvvetlendirir ve şüphe yok ki bunda, görenlere kesin bir ibret var.

Abdulkadir Gölpınarlı

İbretti size birbirleriyle karşılaşan o iki bölüğün hali. Bir bölük, Allah yolunda savaşmadaydı, öbürüyse kâfirdi ve inananları, gözleriyle iki misli görmedeydiler. Allah, dilediğini yardımıyla kuvvetlendirir ve şüphe yok ki bunda, görenlere kesin bir ibret var.

Adem Uğur

(Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki gurubun halinde sizin için büyük bir ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışan bir gurup, diğeri ise bunları apaçık kendilerinin iki misli gören kâfir bir gurup. Allah dilediğini yardımı ile destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.

Ahmed Hulusi

Hakikat ki; sizin için, karşı karşıya gelmiş iki topluluğun halinde bir işaret - ibret vardı; bir topluluk Allah için vuruşurken, diğerleri kafirdi ve onları gözleriyle kendilerinin iki misli olarak görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Muhakkak bunda basiret sahipleri için büyük ibret vardır.

Ahmet Tekin

Bedir’de karşı karşıya gelen iki orduda sizin için ibretler vardır. Biri Allah yolunda, İslâm uğrunda çarpışan bir ordu, diğeri de kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfir bir ordu. Kâfirler, (üçte birleri kadar olan) Allah yolunda savaşanları, göz kararıyla, kendilerinin iki misli olduğunu görüyorlardı. Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri yardımıyla destekler. Elbette bunda, basiret sahipleri için büyük bir ibret, bir uyarı vardır.

Ahmet Varol

Birbirleriyle karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için ibret vardır. Bir topluluk Allah yolunda çarpışmaktaydı, diğer topluluk ise kâfirdi. Allah yolunda çarpışanlar ötekileri gözleriyle açıkça kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah dilediğini kendi yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda görebilenler için ibret vardır.

Ali Bulaç

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet (ibret) vardır. Bir topluluk, Allah yolunda çarpışıyordu, diğeri ise kafirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.

Ali Fikri Yavuz

(Bedir savaşında) karşılaşan iki birlik hakkında, size muhakkak bir alâmet (Peygamberin doğruluğuna bir nişâne) olmuştur. Bir birlik (ki mü’minler), Allah yolunda çarpışıyordu; diğeri de kâfirdi. Mü’minler kâfirleri gözgöre kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah, dilediğine yardımı ile zafer verir. Şüphesiz bunda (azı çoğa üstün getirmekte) anlayış sahibi olanlar için kesin bir ibret vardır.

Ali Rıza Safa

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir gösterge vardır: Bir topluluk, Allah'ın yolunda çarpışanlardı. Nankörlük eden diğerleri ise onları kendilerinin iki katı gibi görüyorlardı. Çünkü Allah, dilediğine yardımıyla destek verir. Aslında, işte bunda, görüş yetisi olanlar için kesinlikle bir ders vardır.

Bayraktar Bayraklı

Savaşta/Bedir'de karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir işaret vardır. Ordunun biri Allah için savaşırken, diğeri O'nu inkar ediyordu. Gözleriyle diğer tarafı kendilerinin iki misli gördüler. Ama Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Elbette bunda basiret/aydınlık sahipleri için bir ibret vardır.

Bekir Sadak

Karsi karsiya gelen iki toplulugun durumlarinda sizin icin ibret vardir; biri Allah yolunda savasanlardir, digeri, inkarcilardir ki, bunlar karsi tarafi gozleriyle kendilerinin iki misli goruyorlardi. Allah diledigini yardimiyla destekler. Bunda gorebilenler icin ibret vardir.

Celal Yıldırım

(Bedir Savaşında) karşılaşan iki topluluk hakkında sizin için herhalde açık belge ve bir ibret (tablosu) vardır: Biri Allah yolunda savaşıyor, diğeri küfür içinde bulunuyordu. Allah yolunda savaşanları kendilerine oranla gözleriyle iki kat görüyorlardı (Veya Allah yolunda savaşanlar karşı tarafı kendilerine nisbetle iki misli görüyorlardı). Allah dilediğini yardımıyla destekler; şüphesiz ki, bunda görebilenler için ibret ve öğüt vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Bedir’de) karşı karşıya gelen şu iki grupta sizin için büyük bir ibret vardır: Biri Allah yolunda çarpışan (mümin) grup, diğeri ise gözleriyle bunları kendilerinin iki misli imiş gibi gören kâfir grup. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.

Diyanet İşleri

Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.

Diyanet Vakfi

(Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki gurubun halinde sizin için büyük bir ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışan bir gurup, diğeri ise bunları apaçık kendilerinin iki misli gören kâfir bir gurup. Allah dilediğini yardımı ile destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şüphesiz çarpışan iki topluluğun durumunda size bir ibret vardı. Bir topluluk Allah yolunda vuruşuyordu, diğeri de kafirdi ve onları göz göre göre kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da yardımıyla dilediğini kuvvetlendiriyordu. Elbette gören göze sahip olanlara bunda şüphesiz bir ders vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Muhakkak bir ayet oldu size: çarpışan iki cemi'yette: Bir cem'iyet Allah yolunda vuruşuyordu, diğeri de kafir: Onları göz göre göre kendilerinin iki misli görüyorlardı, Allah da nusratiyle dilediğini te'yid buyuruyordu, görecek gözleri olanlar için elbette bunda şüphesiz bir ibret var.

Erhan Aktaş

İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir gösterge vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşan, diğeri de Kafirlerdendi. Kafirler, onları kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret sahipleri için bunda bir ders vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir gösterge vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşanlardan, diğeri de Kafirdi. Kafirler, onları kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret sahipleri için bunda bir ders vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir ayet vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşanlardan, diğeri de gerçeği yalanlayan nankörlerdendi. Gerçeği yalanlayan nankörler, onları kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret sahipleri için bunda bir ders vardır.

Fizilal-il Kuran

(Bedir savaşında) karşılaşan iki grubun durumunda sizin için ibret dersi vardır. Taraflardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü ise kafirdi ve karşı tarafı gözleri ile kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Hiç kuşkusuz Allah dilediğini yardımı ile destekler. Bu olayda basiret sahipleri hesabına ibret dersi vardır.

Gültekin Onan

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet vardır. Bir topluluk, Tanrı yolunda çarpışıyordu, diğeri ise kafirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Tanrı, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.

Hamdi Döndüren

(Bedir savaşında) karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır. Biri Allah yolunda savaşmaktadır, diğeri ise, onları gözleriyle kendilerinin iki katı olarak gören inkârcı topluluktur. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda basiret sahibi olanlar için bir ibret vardır.

Hasan Basri Çantay

(Bedir muhaarebesinde) karşılaşan iki cem'iyyet hakkında sizin için muhakkak bir ibret vardı. (Onlardan) bir cem'iyyet Allah yolunda döğüşüyordu, diğeri ise kafirdi. Onlar öbürlerini (müslümanları) dış gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, kimi dilerse onu yardımıyle destekler. Şübhesiz bunda kalb gözleri açık olanlar için kat'i bir ibret vardır.

Hasib Asutay

(Bedir'de) karşılaşan iki grupta sizin için bir ibret vardır. Bir grup Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir grup olup, onları göz görmesiyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için bir ibret vardır. (4) (4. Bu âyette, müminlerin kendilerinin sayıca üç katı olan müşriklere karşı Bedir'de kazandıkları zafere işaret edilerek kendilerine moral verilmiştir.)

Hayrat Neşriyat

(Bedir’de) karşılaşan iki cemâatte elbette sizin için bir delil vardır. Bir cemâat Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi ki, (kendi) göz görüş(ler)iyle onları (o mü’minleri, karşılarında) kendilerinin iki misli olarak görüyorlardı. Çünki Allah, dilediği kimseye yardımı ile kuvvet verir. Muhakkak ki bunda, basîret sâhibleri için gerçekten bir ibret vardır.

İbni Kesir

Karşılaşan iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır. Biri, Allah yolunda döğüşüyordu. Diğeri ise, kafirdi. Onlar, öbürlerinin kendilerinin iki katı olduklarını gözleriyle görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Görebilenler için bunda ibret vardır.

Mehmet Okuyan

(Bedir’de) karşı karşıya gelen (şu) iki grupta sizin için elbette bir ibret vardır: (Biri) Allah yolunda savaşan bir grup, diğeri ise onları apaçık bir şekilde kendilerinin iki katı gören kâfir (bir grup). Allah dilediğini (layık olanı) yardımı ile destekler. Şüphesiz ki görenler için bunda ibret vardır.

Muhammed Esed

Savaşta karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir işaret vardı: bir ordu Allah için savaşırken diğeri O'nu inkar ediyordu. (Öncekiler,) kendi gözleriyle diğer tarafı kendilerinin iki misli (kalabalık) gördüler: Ama Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bakın, bunda görecek gözleri olan herkes için muhakkak bir ders vardır.

Mustafa İslamoğlu

Karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir mesaj vardı: Bir ordu Allah yolunda savaşıyor, diğeri ise inkarında direniyordu. Onlar ötekilerin iki misli olduğunu kendi gözleriyle görüyorlardı: Ama Allah dilediğini yardımıyla güçlendirir. İşte bu olayda basiret sahipleri için elbette ibretler vardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok ki sizin için iki fırkada bir alâmet vardır. Bir fırka Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi. Onları göz göre göre kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah Teâlâ ise dilediğini nusretiyle teyid buyurur. Şüphe yok ki bunda basiret sahipleri için bir ibret vardır.

Ömer Öngüt

(Bedir'de) karşı karşıya gelen bu iki topluluğun durumlarında sizin için mühim bir ibret vardır. Biri Allah yolunda savaşıyor, diğeri küfür içinde bulunuyordu. Onlar öbürlerinin kendilerinin iki katı olduklarını gözleriyle görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.

Suat Yıldırım

Birbiriyle karşılaşan iki toplulukta size büyük bir ibret vardı: Bunlardan biri Allah yolunda vuruşuyordu. Diğeri ise kâfir idi. O kâfirler Müslümanları, bizzat gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah, dilediği kimseleri nusratıyla destekler. Elbette bunda görecek gözleri olanlar için alınacak ibret vardır.

Süleyman Ateş

Karşılaşan şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu, öteki de nankördü, onları, gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyle destekler. Elbette (bunda) gözleri olanlar için bir ibret vardı.

Süleymaniye Vakfı

(Bedir'de) Karşı karşıya gelen iki birlikte sizin için bir ayet / bir gösterge vardır. Birliklerden biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kafirdi. (Müminler) baktıklarında onları kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah, gereğini yapanı yardımıyla destekler. İleri görüşlüler için bunda tam bir ibret vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Bedir'de) Karşı karşıya gelen o iki orduda, sizin için bir belge vardır. Biri Allah yolunda savaşanlar, diğeri ise ayetleri görmezlikte direnenler topluluğuydu. (Müminler) onları göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyordu. Allah, doğru tercihte bulunanı kendi yardımı ile destekler. İleri görüşlüler için bunda bir ibret vardır.

Şaban Piriş

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kafir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bunda, gören göze sahip olanlar için gerçekten ibret vardır.

Tefhim-ul Kuran

Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet (ibret) vardır. Bir topluluk, Allah yolunda vuruşuyordu, diğeri ise kâfirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.

Ümit Şimşek

Birbiriyle karşılaşan iki orduda sizin için bir âyet vardı. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfirdi. Kâfirler, mü'minleri kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğine nusretiyle böyle kuvvet verir. Bunda da gören göz sahipleri için elbette bir ibret vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yüz yüze gelen şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Biri Allah yolunda çarpışıyordu; ötekisi küfre batmıştı. Allah yolunda çarpışanları, kafa gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah, öz yardımıyla dilediğini destekler. İşte bunda, gözleri olanlar için gerçek bir ibret vardır.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Qarşı-qarşıya gələn iki dəstədə sizin üçün bir ibrət var idi. Dəstələrdən biri Allah yolunda vuruşurdu, digəri isə kafirlər idi. Onlar kafirlərin sayca iki qat artıq olduqlarını öz gözləri ilə görürdülər. Allah istədiyi kəsi Öz köməyi ilə qüvvətləndirir. Həqiqətən, bunda bəsirət sahibləri üçün bir ibrət vardır.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr habt ein lehrreiches göttliches Zeichen im Fall der zwei Gruppen, die sich (bei Badr) eine Schlacht lieferten. Die eine Gruppe kämpfte für Gottes Sache, und die andere bestand aus Ungläubigen, die sie mit ihren Augen für doppelt so zahlreich hielten. Doch Gott verhilft zum Sieg, wem Er will. Darin liegt eine Lehre für die Einsichtigen.

Almanca — Der Edle Quran

Ihr hattet ja ein Zeichen in zwei Scharen, die aufeinandertrafen: Die eine kämpfte auf Allahs Weg und eine andere, ungläubige. Sie sahen sie dem Augenschein nach zweimal so viel, wie sie (selbst waren). Und Allah stärkt mit Seiner Hilfe, wen Er will. Darin ist wahrlich eine Lehre für diejenigen, die Einsicht besitzen.

Almanca — M. A. Rassoul

Es war euch ein Zeichen zuteil geworden in den beiden Scharen, die aufeinandertrafen: Die eine Schar kämpfte auf dem Weg Allahs, die andere war ungläubig. Sie sahen mit eigenen Augen (ihre Gegner) doppelt (so zahlreich) Und Allah stärkt mit Seinem Beistand, wen Er will. Wahrlich, darin liegt eine Lehre für die, die Einsicht haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Bereits war es eine Aya für euch in zwei Gruppierungen, die aufeinander trafen, eine Gruppe kämpfte fi-sabilillah, und eine andere war kufr-betreibend. (Die Mumin) sahen sie augenscheinlich in doppelter Anzahl. Aber ALLAH läßt mit Seinem Sieg mächtiger werden, wen ER will. Gewiß, darin ist zweifelsohne eine Lehre für die sich Besinnenden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

There is an intellectual and spiritual lesson to comprehend. Two forces met, one fighting in favour of Allah and the other against Allah. The pursuit of an end and the unwavering and positive stand merited the Muslims aid at the hands of Allah to the end that the enemy of faith was divinely induced to form witness a mirage of the Muslims portraying them to be twice as the enemy. Allah confirms whom He will and gives them supremacy and superiority and bestows victory. This is indeed an instructive example to those who have opened their minds’ eyes.

Abdul Haleem

You have already seen a sign in the two armies that met in battle, one fighting for God’s cause and the other made up of disbelievers. With their own eyes [the former] saw [the latter] to be twice their number, but God helps whoever He will. There truly is a lesson in this for all with eyes to see.’

Abdullah Yusuf Ali

"There has already been for you a Sign in the two armies that met (in combat): One was fighting in the cause of Allah, the other resisting Allah; these saw with their own eyes Twice their number. But Allah doth support with His aid whom He pleaseth. In this is a warning for such as have eyes to see."

Abul A'la Maududi

You have already come across an instructive sign in the two hosts that encountered each other in battle (at Badr): one host fighting in the way of Allah, and the other that of unbelievers. They saw with their own eyes that one host was twice the number of the other. But (the result of the battle has proved that) Allah succours with His victory whomsoever He wills. In this there is surely a lesson for all who have eyes to see.

Aisha Bewley

There was a sign for you in the two parties which met face to face, one party fighting in the Way of Allah and the other kafirun. You saw them as twice their number with your own eyes. Allah reinforces with His help whoever He wills. There is instruction in that for people of insight.

Al-Hilali & Khan

There has already been a sign for you (O Jews) in the two armies that met (in combat i.e. the battle of Badr). One was fighting in the Cause of Allâh, and as for the other, (they) were disbelievers. They (the believers) saw them (the disbelievers) with their own eyes twice their number (although they were thrice their number). And Allâh supports with His Victory whom He wills. Verily, in this is a lesson for those who understand. (See Verse 8:44). (Tafsir At-Tabarî)

Ali Quli Qarai

There was certainly a sign for you in the two hosts that met: one host fighting in the way of Allah and the other faithless, who saw them visibly twice as many. Allah strengthens with His help whomever He wishes. There is indeed a moral in that for those who have insight.

Amatul Rahman Omar

There has already been for you a remarkable sign in the two armies that encountered each other (- in the Battle of Badr). (Behold!) one army is fighting in the cause of Allâh and the other is (an army of) disbelievers, whom they (- the Muslims) saw with their naked eyes twice as many (and not thrice as the actual figure was so that the believers did not lose their hearts). And Allâh strengthens with His help whomsoever He will. Verily, in this is a lesson for those who have eyes.

Arthur John Arberry

There has already been a sign for you in the two companies that encountered, one company fighting in the way of God and another unbelieving; they saw them twice the like of them, as the eye sees, but God confirms with His help whom He will. Surely in that is a lesson for men possessed of eyes.

Bijan Moeinian

You recently witnessed how your troop [in the first battle of Islam] defeated the disbelievers in spite of the fact that as you saw with your own eyes they were twice as big as your troop! Indeed God strengthens with his aid whom he pleases. Here there is an important lesson for those who are open-minded thinkers.

E. Henry Palmer

'Ye have had a sign in the two parties who met; one party fighting in the way of God, the other misbelieving; these saw twice the same number as themselves to the eye-sight, for God aids with His help those whom He pleases. ' Verily, in that is a lesson for those who have perception.

Edip-Layth

There was a sign for you in the two groups that met. One was fighting in the cause of God, and the other was ingrate. They thus saw them as twice their number with their eyes. God supports with His victory whomever He wills. In this is a lesson for those with vision.

George Sale

Ye have already had a miracle shewn you in two armies which attacked each other: One army fought for God's true religion, but the other were infidels; they saw the faithful twice as many as themselves in their eye-sight; for God strengtheneth with his help whom he pleaseth. Surely herein was an example unto men of understanding.

Hamid S. Aziz

"You already have had a sign in the two parties who met (at the battle of Badr); one party fighting in the way of Allah, the other disbelieving; these saw, with their very eyes, twice the number as themselves. Thus Allah strengthens with His help those whom He pleases." Verily, in that is a lesson for those who have perception.

Mahmoud Ghali

There has already been a sign for you in the two communities that encountered, (The reference is to the Battle of Badr) one community fighting in the way of Allah and another disbelieving. They saw them twice the like of them, as the eye sees, (Literally: as the sight of the eye) and Allah aids with His victory whomever He decides. Surely in that is indeed a lesson for the ones endowed with beholdings. (Literally: eyesights).

Marmaduke Pickthall

There was a token for you in two hosts which met: one army fighting in the way of Allah, and another disbelieving, whom they saw as twice their number, clearly, with their very eyes. Thus Allah strengtheneth with His succour whom He will. Lo! herein verily is a lesson for those who have eyes.

Mohamed Ahmed - Samira

There was a token for you in the two armies which clashed (in the battle of Badr), one fighting for God, the other of unbelievers who saw with their own eyes the faithful to be two times as many as they, for God reinforces with His help whomsoever He will. In this is a lesson for those who have eyes.

Muhammad Asad

You have already had a sign in the two hosts that met in battle, one host fighting in God's cause and the other denying Him; with their own eyes [the former] saw the others as twice their own number: but God strengthens with His succour whom He wills. In this, behold, there is indeed a lesson for all who have eyes to see.

Mustafa Khattab

Indeed, there was a sign for you in the two armies that met in battle—one fighting for the cause of Allah and the other in denial. The believers saw their enemy twice their number.[1] But Allah supports with His victory whoever He wills. Surely in this is a lesson for people of insight.

Progressive Muslims

There was a sign for you in the two groups that met. One was fighting in the cause of God, and the other was rejecting. They thus saw them as twice their number with their eyes. And God supports with His victory whom He wills. In this is a lesson for those with vision.

Sahih International

Already there has been for you a sign in the two armies which met - one fighting in the cause of Allah and another of disbelievers. They saw them [to be] twice their [own] number by [their] eyesight. But Allah supports with His victory whom He wills. Indeed in that is a lesson for those of vision.

Sam Gerrans

There had been a proof for you in the two hosts which met: one host fighting in the cause of God, and another denying; they saw them as twice their like by the sight of the eye. But God strengthens with His help whom He wills; in that is a lesson for those of vision.

Shabbir Ahmed

(Only recently at Badr), there was a Sign for you in the two armies that met in combat. One was fighting in the Cause of Allah, the other denying Him. With their own eyes the two armies saw each other as twice their number. (The believers in their motivation saw the manifold enemy just twice their own numbers, while the deniers saw the smaller opponents twice the size they actually were). But Allah strengthens people with His support according to His Laws. (Allah helps those who help themselves). This must be a lesson for people of vision for all times.

Syed Vickar Ahamed

"There has already been for you a Sign in the two armies that met (in battle): One was fighting in the Cause of Allah, and another resisting Allah; Whom they saw with their own eyes as twice their number. But Allah does support with His help whom He pleases. Surely, in this is a warning for those who have eyes to see."

Taqi Usmani

"There was a sign for you in the two groups who confronted each other: One group fighting in the way of Allah, and the other disbelieving, seeing themselves as twice their number, with open eyes. And Allah gives strength with His help to whomsoever He wills. Indeed, there is a lesson therein for those who have eyes."

The Monotheist Group

There was a sign for you in the two groups that met. One was fighting in the cause of God, and the other was rejecting. They thus saw them as twice their number with their eyes. And God supports with His victory whom He wills. In this is a lesson for those with vision.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il y eut déjà pour vous un signe dans ces deux troupes qui sʹaffrontèrent: lʹune combattait dans le sentier dʹAllah; et lʹautre, était mécréante. Ces derniers voyaient (les croyants) de leurs propres yeux, deux fois plus nombreux quʹeux-mêmes. Or Allah secourt qui Il veut de Son aide. Voilà bien là un exemple pour les doués de clairvoyance!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ji bo we, di du komên ku ew (roja Cenga Bedrê) hatin hemberî hev de îbreteke girîng heye; komekê, di riya Xwedê de şer dikir û ya din jî kafir bûn ku bi dîtina çavan bawermend du qatî xwe didîtin. Xwedê kê bivê bi arîkariya xwe piştgiriya wî dike. Helbet di vê de ji xweyaqilan re îbretek heye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Er was een teken voor jullie in twee troepenmachten die elkaar ontmoetten. Een troepenmacht die streed op Gods weg en een andere die ongelovig was. Zij zagen met eigen ogen dat zij tweemaal zo talrijk waren als zijzelf. Maar God steunt met Zijn hulp wie Hij wil. Daarin is een les voor hen die inzicht hebben.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gij hebt reeds een wonder gezien in deze twee legers, die op elkander stieten; de eene schaar kampte voor des Heeren godsdienst, de andere was ongeloovig. De eene hield de andere voor twee malen zoo sterk als zich zelve; want God sterkt met zijne hulp wien Hij wil. Waarlijk, daarin was een voorbeeld voor verstandige menschen.

Hollandaca — Siregar

Er is waarlijk reeds vóór jullie een Teken geweest in de twee groepen (legers) die elkaar entmoetten. Het ene vocht op de Weg van Allah, en het andere was een ongelovige (groep). Zij (de ongelovigen) zagen hen (de gelovigen) met hun ogen twee maal En Allah steunt met Zijn hulp wie Hij wil. Voorwaar, daarin is zeker een lering voor de bezitters van inzicht.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Было для вас (о, высокомерные и упрямые мединские иудеи) знамение в двух войсках, которые встретились (у колодца Бадр): одно войско сражается на пути Аллаха [пророк Мухаммад и его сподвижники], а другое (войско) – неверующее. И увидели они [неверующие] их [верующих] вдвойне большими на взгляд, (чем они были на самом деле). И ведь Аллах подкрепляет Своей помощью, кого пожелает [Он сделал так, чтобы помочь верующим]. Поистине, в этом [в том, что произошло] – назидание для проницательных [тех, кто правильно видит и понимает события и вещи]!

Rusça — Osmanov

Знамением для вас было столкновение двух отрядов: один отряд сражался во имя Аллаха, а другой не веровал [в Него]. Верующие увидели, что неверные вдвое превышают их числом. Но ведь Аллах помогает тому, кому пожелает. Воистину, в этом [событии] - назидание тем, кто обладает зрением.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ni har redan fått ett tecken i de två härarna, som möttes (på slagfältet), varav en stred för Guds sak och den andra (bestod av) dem som förnekade sanningen. De (troende) såg med egna ögon att de andra var två gånger så talrika som de. Men Gud ger Sin hjälp åt den Han vill. I detta ligger helt visst en lärdom för de klarsynta.