Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.

قِيلَ لَهَا ادْخُلِي الصَّرْحَ فَلَمَّا رَاَتْهُ حَسِبَتْهُ لُجَّةً وَكَشَفَتْ عَنْ سَاقَيْهَا قَالَ اِنَّهُ صَرْحٌ مُمَرَّدٌ مِنْ قَوَارِيرَ قَالَتْ رَبِّ اِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي وَاَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمٰنَ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

ḳīle lehā dḣulī S-SarHa fe lemmā raethu Hasibethu lucceten ve keşefet ǎn sāḳayhā ḳāle innehu SarHun mumerradun min ḳavārīra ḳālet rabbi innī Zelemtu nefsī ve eslemtu meǎ suleymāne li (a)llahi rabbi l-ǎālemīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قِيلَḳīleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledendi
2لَهَاlehāona
3ادْخُلِيdḣulīد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgir
4الصَّرْحَS-SarHaص ر حAçığa çıkarmak, açıklamak, netleştirmek. Saray, yüksek kule, yüce yapı, kale.köşke
5فَلَمَّاfe lemmāne zaman ki
6رَاَتْهُraethuر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.(köşkü) görünce
7حَسِبَتْهُHasibethuح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.sandı
8لُجَّةًluccetenل ج جSınırı aşmak, inatla devam etmek, sebat etmek, bir şey üzerinde ısrar etmek, şikayetçi olmak, muhalefet/çekişme/dava/tartışma içinde devam etmek.derin bir su
9وَكَشَفَتْve keşefetك ش فÇekmek, uzaklaştırmak, çıkarmak, açmak, ortaya çıkarmak, temel oluşturmak, örtüsünü kaldırmak.ve sıvadı
10عَنْǎn
11سَاقَيْهَاsāḳayhāس و قPazara sürmek, sevk etmek, götürmek, yöneltmek, ayak diretmek, sürüklemek, arabayla gitmek, yönlendirmek, araç kullanmak, araba sürmekbacaklarını
12قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
13اِنَّهُinnehumuhakkak o
14صَرْحٌSarHunص ر حAçığa çıkarmak, açıklamak, netleştirmek. Saray, yüksek kule, yüce yapı, kale.köşk
15مُمَرَّدٌmumerradunم ر دEkmek (veya mısır) ıslatmak veya suya batırmak, ufalamak veya yumuşatmak, bir şeyi suda ovmak, bir şeyi yumuşatmak, bir şeyi parlatmak, sakalsız veya yüzünde kıl olmayan (genç veya delikanlı), kendini yüceltmek, küstah ve cüretkar/cesur olmak, aşırı gururlu veya yozlaşmış olmak, yanlış yapma ve itaatsizlikte aşırıya kaçmak, bir şeye alışmış/alıştırılmış/dayanıklı olmak, bir şeyi önemsememek, iyilikten yoksun olmak, bir şeyi soymak veya kabuğunu çıkarmak, yüksek veya yüce olmak, canlı/neşeli/dinç olmak.cilalı
16مِنْmin-dandır
17قَوَارِيرَḳavārīraق ر رSerin olmak veya serinlemek, sessiz kalmak, sebatlı olmak, sağlam olmak, ferahlamak, istikrarlı olmak, sağlam olmak, almak tatmin etmek, doğrulamak, kabul etmek, yerleşmek, sürmek. Karar - istikrar, sabit veya güvenli bir yer, emanet yeri, ilerideki yer. Kurratun - serinlik, keyif. Akarra (fiil 4) - onaylamak, dinlendirmek veya kalmaya sebep olmak. İstakarra (fiil 10) - sağlam kalmak. Müstakırrun - sağlam şekilde sabit kalan veya onaylanan, gizlenen, kalıcı olan, kesinlikle gerçekleşen, varlığında/hedefinde/amacında yerleşik olan. Müstakar - sağlam şekilde sabit/yerleşik, geçici ikamet, mesken. Kurratun - serinlik, ferahlık, neşe ve rahatlık kaynağı. Kawarir (karuratun'un çoğulu) - bardaklar, kristaller.şeffaf sırça-
18قَالَتْḳāletق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Kraliçe) dedi ki
19رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
20اِنِّيinnīben
21ظَلَمْتُZelemtuظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmetmişim
22نَفْسِيnefsīن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendime
23وَاَسْلَمْتُve eslemtuس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakve teslim oldum
24مَعَmeǎberaber
25سُلَيْمٰنَsuleymāneسليمنSüleyman'la
26لِلّٰهِli (a)llahiAllah'a
27رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbi
28الْعَالَمِينَl-ǎālemīneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamealemlerin

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ona, saraya gir dendi. Billûr döşemeyi görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. Süleyman, bu dedi, billûr döşenmiş düz bir sâha. Bunun üzerine o da Rabbim dedi, ben kendime zulmettim ve teslîm oldum Süleyman'la berâber âlemlerin Rabbi Allah'a.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ona, saraya gir dendi. Billûr döşemeyi görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. Süleyman, bu dedi, billûr döşenmiş düz bir sâha. Bunun üzerine o da Rabbim dedi, ben kendime zulmettim ve teslîm oldum Süleymanʼla berâber âlemlerin Rabbi Allahʼa.

Adem Uğur

Ona: Köşke gir! dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman: Bu, billûrdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi. Melike dedi ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleymanla beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.

Ahmed Hulusi

Ona: "Köşke gir" denildi. . . (Melike) onu görünce derin bir su sandı ve eteklerini sıvadı. . . (Süleyman) dedi ki: "O iyice cilalı billur camdan bir köşktür". . . (Melike) dedi ki: "Rabbim, ben (dışsal bir güce - güneşe tapmakla) nefsime zulmettim ve (artık) Süleyman ile birlikte Rabb-ül alemin olan Allah'a teslim oldum!"

Ahmet Tekin

Ona: 'Köşke, içeri buyur.' denildi. Kraliçe köşkün billur döşemesini görünce, derin bir su sanarak eteğini yukarı çekti, bacaklarını açtı. Süleyman: 'Bu, billurdan döşenmiş bir sahanlıktır' dedi. Kraliçe: 'Rabbim, ben senden başkasına kulluk ve ibadet ederek kendime yazık etmişim. Süleyman’la beraber, bütün varlıkların, âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim olarak hükmüne rıza gösterdim, müslüman oldum.' dedi.

Ahmet Varol

Ona: 'Köşke gir' denildi. (Hükümdar kadın) onu görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. (Süleyman): 'O, camdan yapılmış dümdüz bir zemindir' dedi. (Hükümdar kadın): 'Rabbim! Gerçekten ben kendime zulmetmişim. (Artık) Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum' dedi.

Ali Bulaç

Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk / zemindir." Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."

Ali Fikri Yavuz

Ona (Belkıs’a şöyle) denildi: “- Saray’a gir.” (Süleyman tarafından yaptırılan sarayın giriş yerine, daha önce cam konulmuş olup altından su akıtılmakta olduğundan Belkıs) bunu görünce derin bir su zannetti ve (ıslanmasın diye) elbiselerini kaldırarak bacaklarından (bir miktar) açtı. Süleyman dedi ki:(Ey Belkıs bacaklarını ört) o, camdan yapılmış şeffaf bir saraydır. (Belkıs şöyle) dedi: “- Ey Rabbim, gerçekten ben (önceden) nefsime zulmetmişim. Şimdi Süleyman’ın beraberliğinde âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim olup müslüman oldum.”

Ali Rıza Safa

Ona, "Saraya gir!" denildiğinde, gördüğünü derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. "Aslında, bu saray kristalden yapıldı!" dedi. Dedi ki: "Efendim! Kuşkusuz, kendime yazık ettim. Süleyman'ın yanında, Evrenlerin Efendisi Allah'a teslim oldum!"

Bayraktar Bayraklı

Ona, "Köşke gir!" denildi. Melike köşkü görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. Süleyman, "O sırçadan cilalı, şeffaftır" dedi. Melike, "Rabbim, ben kendime zulmetmişim. Artık Süleyman ile beraber alemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum" dedi.

Bekir Sadak

Ona: «Koske gir» dendi; salonu gorunce, onu derin bir su zannetti, etegini cekti. Suleyman: «Dogrusu bu camdan yapilmis mucella bir salondur» dedi. Melike: «Rabbim! suphesiz ben kendime yazik etmisim. Suleyman'la beraber, alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum» dedi. *

Celal Yıldırım

Ona, «köşke gir!» denildi. Melike köşkün (selâmlık kısmını) görünce onu derince büyük bir su (havuzu) sandı ve bacaklarını sıvadı. Süleyman, «o camdan kaplı bir salondur» dedi. Melike «Rabbim!» dedi, «doğrusu ben kendime haksızlık ettim ve artık Süleyman'la beraber âlemlerin Rabbı Allah'a teslîm oldum.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ona, “Köşke gir” denildi. Kraliçe salonu görünce, onu oraya toplanmış su sandı ve eteğini topladı. Süleyman, “Bu, billûrdan yapılmış bir köşkün şeffaf zeminidir” diye uyardı. Kraliçe, “Rabbim, ben gerçekten kendime zulmetmişim! Artık Süleyman’la beraber âlemlerin rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.

Diyanet İşleri

Ona "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onu (zeminini) derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman, ona "Bu, (zemini) billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Ona: 'Köşke gir' dendi; salonu görünce, onu derin bir su zannetti, eteğini çekti. Süleyman: 'Doğrusu bu camdan yapılmış mücella bir salondur' dedi. Melike: 'Rabbim! Şüphesiz ben kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber, Alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum' dedi.

Diyanet Vakfi

Ona: Köşke gir! dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman: Bu, billûrdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi. Melike dedi ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ona «köşke gir!» dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini çekti. Süleyman «Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir» dedi. Melike dedi ki: «Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmiştim. Süleyman'ın maiyyetinde, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ona: "Köşke gir!" denildi. Derken (Melike) onu görünce derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman: "O parlak bir köşk, sırçadan!" dedi. Kadın: "Ey Rabbim, gerçekten ben önce nefsime zulmetmişim, şimdi Süleyman'ın maiyyetinde, alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Köşke gir denildi ona, derken onu görünce derin bir su sandı ve paçalarından çemrendi, Süleyman, o dedi: mücella bir köşk, sırçadan, kadın ya rabb! dedi: hakıkaten ben evvel nefsime zulmetmişim, şimdi Süleymanın maıyyetinde teslim oldum Allaha, o rabbül'alemine

Erhan Aktaş

Ona, "Köşke gir!" denildi. Köşkü görünce, onu derin su sanarak bacaklarını sıvadı. Süleyman, "Bu billurdan döşenmiş şeffaf bir zemindir." dedi. Melike, "Rabb'im, ben kendime haksızlık ettim. Süleyman ile birlikte alemlerin Rabb'i olan Allah'a teslim oldum." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ona, "Köşke gir!" denildi. Köşkü görünce, onu derin su sanarak bacaklarını sıvadı. Süleyman, "Bu billurdan döşenmiş şeffaf bir zemindir." dedi. Melike, "Rabb'im, ben kendime haksızlık ettim. Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ona, "Köşke gir!" denildi. Billur zemini görünce, onu derin su sanarak elbisesini topladı. Süleyman, "Bu billurdan yapılmış şeffaf bir zemindir." dedi. Melike, "Rabb'im, ben kendime haksızlık ettim. Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum." dedi.

Fizilal-il Kuran

Ona “Köşke gir” denildi. Salonu görünce onu derin bir su sandı. Ve iki ayağını açtı. Süleyman da “Doğrusu bu camdan yapılmış mücella bir salondur” dedi. Kadın “Rabbim şüphesiz ben kendime zulmetmiştim. Süleyman’la beraber alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” dedi.

Gültekin Onan

Ona: "Köşke gir" denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: "Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk / zemindir." Dedi ki: "Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin rabbi olan Tanrı'ya teslim oldum."

Hamdi Döndüren

Ona, “Köşke gir!” denildi. Köşkü görünce, zeminini su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman dedi: “Bu, zemini şeffaf billurla döşenmiş bir köşktür.” Kraliçe, “Ey Rabbim! Gerçekten ben, kendime yazık etmişim. Artık Süleyman ile birlikte, âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum!” dedi.

Hasan Basri Çantay

Ona denildi ki: "Köşke gir". (Kadın) onu görünce, derin bir su sandı, iki ayağını aç (ıb sıva) dı. (Süleyman): "O, dedi, Hakıykaten sırçadan ma'mul, düzeltilmiş (ve şeffaf) bir açıklıkdır". (Kadın): "Ey Rabbim, hakıykat ben kendime yazık etmişim. Süleymanın maiyyetinde aalemlerin Rabbi olan Allaha teslim oldum (müslüman oldum.)" dedi.

Hasib Asutay

Ona, 'Köşke gir' dendi. (Melike) onu görünce derin bir su sandı ve bacaklarını sıvadı. (15) (Süleyman) dedi: 'Bu (zemini), billurdan yapılmış saydam bir köşktür'. (Melike) dedi: 'Ey Rabbim! Gerçekten ben kendime yazık etmişim. Süleyman'la birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.' (15. Hz. Süleyman, Belkıs gelmeden önce bir köşk yaptırmış, giriş kısmına su renginde billur camla kaplamış altı su havuzu ve çeşitli balıkların bulunduğu bir açık alan inşa etmiştir. Geçiş yerini su sanan Belkıs ıslanmamak için eteklerini toplamıştır.)

Hayrat Neşriyat

Ona: 'Köşke gir!' denildi. Bunun üzerine (melîke) onu görünce, onu (o köşkün, altından su akıtılan ve üstü billûrla kaplanan zemînini) derin bir su zannetti ve (eteğini)inciklerinden açtı (yukarı çekti). (Süleymân ona:) 'Doğrusu bu, billûrdan (yapılmış) şeffafbir köşktür!' dedi. (Melîke:) 'Rabbim! Gerçekten ben nefsime zulmetmişim! ArtıkSüleymân’la berâber âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslîm oldum!' dedi.

İbni Kesir

Ona: Köşke gir, dendi. Onu görünce; derin bir su sandı ve iki ayağını açtı. Doğrusu bu, camdan yapılmış düzeltilmiş mücella bir açıklıktır, dedi. O: Rabbım; şüphesiz ben, kendime zulmetmişim. Süleyman'la beraber alemlerin Rabbı olan Allah'a teslim oldum, dedi.

Mehmet Okuyan

(Belkıs’a) “Saraya gir!” denmişti. O, (zemini) görünce derin bir su var sanmış ve ayaklarını açmıştı (eteğinin ucunu sıvamıştı). (Süleyman) “Bu, billurdan yapılmış bir köşk (zemini)dir” deyince, (Belkıs) şunu söylemişti: “Rabbim! Şüphesiz ki ben (Güneş'e tapmakla) kendime yazık etmişim. Süleyman’la birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum.”

Muhammed Esed

(Az sonra) ona: "Girin bu saraya!" dendi. Fakat sarayı görünce, (önünde) engin, duru bir su (var) sandı ve eteğini yukarı çekti. (Süleyman:) "Bu, zemini camla döşenmiş bir saraydır!" dedi. (Sebe Melikesi:) "Rabbim!" dedi, "(Senden başkasına kulluk etmekle) ben kendime yazık etmişim; fakat (şimdi) Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi olan Allah'a yürekten boyun eğiyorum!"

Mustafa İslamoğlu

(Sebe kraliçesine); "Saraya buyurun!" denildi. Fakat sarayı görünce, onun (önünde) derin bir su var sandı ve eteğini kaldırdı.(Süleyman) dedi ki: "Bu, tabanı kristalle kaplı bir saraydır."Kadın "Rabbim!" dedi, "Ben kendime kötülük etmişim! Artık ben de Süleyman'la beraber Alemlerin Rabbine gönülden teslim oldum."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ona denildi ki: «Saraya gir.» Vaktâ ki onu gördü, onu derin bir su sandı, iki baldırını açıverdi. (Hazreti Süleyman) Dedi ki: «O hakikaten sırçalardan döşenmiş düz, açık bir yerdir.» Kadın da dedi ki: Yarabbi! ben nefsime zulmettim ve Süleyman ile beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.

Ömer Öngüt

Ona: “Köşke gir!” denildi. Köşkü görünce zeminini derin bir su sandı ve eteğini çekti. (Süleyman): “Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir. ” dedi.

Suat Yıldırım

Kraliçeye: "Buyurun, saraya girin" denildi. Sarayın eyvanını görünce, zemininde engin ve duru su olduğunu zannedip eteğini yukarı çekti. Süleyman: "Bu, sırçadan yapılmış şeffaf bir saraydır." Kraliçe:"Ya Rabbî, dedi, Ben (Sen’den başkasına ibadet etmekle) kendime zulmetmişim, şimdi ise Süleyman’la birlikte alemlerin Rabbine teslim oluyorum."

Süleyman Ateş

Ona: "Köşke gir!" dendi. Köşkü görünce zemini su sandı ve bacaklarını sıvadı. (Süleyman) "O, cilalı, şeffaf sırçadandır" dedi. (Kraliçe): "Rabbim, ben kendime zulmetmişim. (Artık) Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi Allah'a teslim oldum," dedi.

Süleymaniye Vakfı

Ona: "Saraya gir!" denildi. Saraya girince orayı dalgalı bir su sandı ve (eteklerini toplayarak) ayaklarını açtı. Süleyman: "Burası billur döşeli bir saraydır." dedi. Kadın: "Rabbim, ben kendime yanlış yapmışım. Süleyman'la beraber ben de bütün varlıkların Rabbine teslim oldum." dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona, "Avluya girer misin" denildi. Avluya girince derince bir su sandı. Eteklerini topladı. Süleyman; "Burası billur döşeli bir avludur" dedi. Kadın (kendi kendine); "Ya Sahip, ben kendime kötülük etmişim. Süleyman ile birlikte varlıkların Sahibine teslim oldum" dedi.

Şaban Piriş

Ona, "köşke gir!" denildi. Orayı görünce derin su sandı ve eteğini topladı. Süleyman: -Bu camdan yapılmış bir köşktür, dedi. Kadın da: -Rabbim, ben kendime zulmetmişim. Süleyman'la beraber evrenin sahibi Allah'a teslim oldum, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Ona: «Köşke gir» denildi. Onu görünce derin bir su sandı ve (eteğini çekerek) ayaklarını açtı. (Süleyman:) Dedi ki: «Gerçekte bu, saydam camdan olma düzeltilmiş bir köşk zeminidir.» Dedi ki: «Rabbim, gerçekten ben kendime zulmettim; (artık) ben Süleyman'la birlikte alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.»

Ümit Şimşek

Kendisine 'Saraya gir' dendi. Sarayın zeminini görünce, onu duru bir su zannetti ve eteklerini topladı. Süleyman 'Bu billurdan yapılmış saydam bir saraydır' dedi. Belkıs 'Rabbim, ben gerçekten kendime yazık etmişim,' dedi. 'Şimdi Süleyman ile beraber Âlemlerin Rabbine teslim oldum.'

Yaşar Nuri Öztürk

Ona denildi: "Köşke gir!" Melike onu görünce su sandı ve baldırlarını açtı. Süleyman dedi ki: "O, cilalı sırçadan yapılmış bir parlak avlu/zemindir." Melike dedi: "Rabbim, doğrusu ben öz benliğime zulmetmişim. Artık Süleyman'la birlikte, alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oluyorum."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qadına: “Saraya daxil ol!”– deyildi. O, sarayı gördükdə onu dərin bir gölməçə hesab etdi və baldırlarını açdı. Süleyman dedi: “Bu, büllurdan hamarlanıb düzəldilmiş bir saraydır!” Qadın dedi: “Ey Rəbbim! Mən özümə zülm etmişdim. İndi isə Süleymana tabe olub aləmlərin Rəbbi olan Allaha təslim oldum!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Bəlqəsin əqlini, zəkasını yoxlamaq məqsədilə) ona belə deyildi: ″Saraya daxil ol!″ (Süleymanın sarayı büllurdan tikildiyi və altına su buraxıldığı üçün Bəlqis) sarayı gördükdə onu dərin bir gölməçə hesab etdi və (paltarı islanmasın deyə) atəyini qaldırdı (baldırlarını açdı). O (Süleyman): ″Bu (su deyil) büllurdan tikilmiş (şəffaf) bir saraydır!″ – dedi. (Bəlqis) dedi: ″Ey Rəbbim! Mən (günəşə sitayiş etməklə) özümə zülm etmişdim. Mən artıq Süleymanla (Süleymanın sayəsində) aləmlərin Rəbbi olan Allaha təslim oldum!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr wurde gesagt: ʺTritt ein in das Schloß (mit dem Glasboden)!ʺ Als sie ihn sah, hielt sie ihn für ein tiefes Wasser und entblößte ihre Beine. Er sprach: ʺDas ist ein Schloß, ausgelegt mit Glas.ʺ Da sagte sie: ʺIch habe mir selbst unrecht getan. Ich glaube mit Salomo an Gott, den Herrn der Welten.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Es wurde zu ihr gesagt: ʺTritt in den Prachtbau ein.ʺ Als sie ihn sah, hielt sie ihn für ein tiefes Wasser und entblößte ihre Unterschenkel. Er sagte: ʺEs ist ein mit Glas ausgelegter Prachtbau.ʺ Sie sagte: ʺMein Herr, ich habe mir selbst Unrecht zugefügt, aber ich ergebe mich (nun), zusammen mit Sulaiman, Allah, dem Herrn der Weltenbewohner.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Es wurde zu ihr gesprochen: ʺTritt ein in den Palast.ʺ Und da sie ihn sah, hielt sie ihn für einen Wasserspiegel und entblößte ihre Beine. Er (Salomo) sagte: ʺEs ist ein Palast, getäfelt und gepflastert mit geglättetem Glas.ʺ Sie sagte: ʺMein Herr, ich habe wahrlich gegen meine eigene Seele gesündigt; und ich ergebe mich mit Salomo Allah, dem Herrn der Welten.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr wurde dann gesagt: ʺTritt ein in den Innenhof!ʺ Und als sie ihn sah, vermutete sie ihn als Gewässer und enthüllte ihre Beine. Er sagte: ʺEs ist ein aus Glas geglätteter Innenhof.ʺ Sie sagte: ʺMein HERR! Gewiß, ich fügte mir selbst Unrecht zu. Und ich nahm den Islam an mit Sulaiman ALLAH gegenüber, Dem HERRN aller Schöpfung.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

As the honoured guest of Sulayman she was invited to enter the palace and as she did she thought the brilliant floor was a lake and she drew up the hem of her clothes, but there she was told that that was not water but a floor paved with slabs of glass. There and then she paused and declared: O Allah my Creator, she said, "I have wronged my own soul and here and as of now I exercise with Sulayman low submissive reverence in Islam for Allah the Creator, of the worlds.

Abdul Haleem

Then it was said to her, ‘Enter the hall,’ but when she saw it, she thought it was a deep pool of water, and bared her legs. Solomon explained, ‘It is just a hall paved with glass,’ and she said, ‘My Lord, I have wronged myself: I devote myself, with Solomon, to God, the Lord of the Worlds.’

Abdullah Yusuf Ali

She was asked to enter the lofty Palace: but when she saw it, she thought it was a lake of water, and she (tucked up her skirts), uncovering her legs. He said: "This is but a palace paved smooth with slabs of glass." She said: "O my Lord! I have indeed wronged my soul: I do (now) submit (in Islam), with Solomon, to the Lord of the Worlds."

Abul A'la Maududi

She was told: "Enter the palace." But when she saw it, she thought it was a pool of water and she bared both her calves (to enter into it). Solomon said: "This is a slippery floor of crystal." Thereupon she cried out: "My Lord, I have been inflicting much wrong on myself. Now I submit myself with Solomon to Allah, the Lord of the whole Universe."

Aisha Bewley

She was told: ‘Enter the courtyard, ’ but when she saw it she supposed it to be a pool and bared her legs. He said, ‘It is a courtyard paved with glass.’ She said, ‘My Lord, I have wronged myself but I have submitted with Sulayman to the Lord of all the worlds.’

Al-Hilali & Khan

It was said to her: "Enter As-Sarh" (a glass surface with water underneath it or a palace): but when she saw it, she thought it was a pool, and she (tucked up her clothes) uncovering her legs. (Sulaimân (Solomon)) said: "Verily, it is a Sarh (a glass surface with water underneath it or a palace)." She said: "My Lord! Verily, I have wronged myself, and I submit [in Islâm, together with Sulaimân (Solomon)] to Allâh, the Lord of the ‘Âlamîn (mankind, jinn and all that exists)."

Ali Quli Qarai

It was said to her, ‘Enter the palace. ’ So when she saw it, she supposed it to be a pool of water, and she bared her shanks. He said, ‘It is a palace paved with crystal.’ She said, ‘My Lord! Indeed I have wronged myself, and I submit with Solomon to Allah, the Lord of all the worlds.’

Amatul Rahman Omar

It was said to her, `Enter the palace. ' And when she saw it she took it for a great expanse of water. She was greatly perturbed. (Solomon) said, `It is a palace paved smooth with slabs of glass.' She (realizing the truth that she worshipped outward objects like the sun in place of Reality, the true God,) said, `My Lord! I have done injustice to myself and (now) I submit myself through Solomon to Allâh, the Lord of the worlds.'

Arthur John Arberry

It was said to her, 'Enter the pavilion. ' But when she saw it, she supposed it was a spreading water, and she bared her legs. He said, 'It is a pavilion smoothed of crystal. She said, 'My Lord, indeed I have wronged myself, and I surrender with Solomon to God, the Lord of all Being.'

Bijan Moeinian

Solomon then invited her to enter to her palace. When she saw the interior, she thought it was a pool of water; so she tucked up her skirt to enter it. Solomon said: "It is [not water but is] paved with crystals. This last strike [removed any remaining doubt from her heart and] made her to say: “ O My Lord, I have been unjust to myself; now I join to Solomon in submitting myself to the Lord of the universe."

E. Henry Palmer

And it was said to her, 'Enter the court;' and when she saw it, she reckoned it to be an abyss of water, and she uncovered her legs. Said he, 'Verily, it is a court paved with glass!' Said she, 'My Lord! verily, I have wronged myself, but I am resigned with Solomon to God the Lord of the worlds!'

Edip-Layth

It was said to her: "Enter the palace." So when she saw it she thought there was a pool, and she uncovered her legs. He said, "It is a palace paved with crystal." She said, "My Lord, I have wronged myself; and I peacefully surrender with Solomon to God, the Lord of the worlds."

George Sale

It was said unto her, enter the palace. And when she saw it, she imagined it to be a great water; and she discovered her legs, by lifting up her robe to pass through it. Whereupon Solomon said unto her, verily this is a palace evenly floored with glass. Then said the queen, O Lord, verily I have dealt unjustly with my own soul; and I resign my self, together with Solomon, unto God, the Lord of all creatures.

Hamid S. Aziz

"But that which she worshipped beside Allah diverted her; for she came of people who had no faith. "

Mahmoud Ghali

It was said to her, "Enter the tower. " Then as soon as she saw it, she reckoned it a pool, and she uncovered both her shanks. He said, "Surely it is a tower smoothed of crystal." She said, "Lord! Surely I have done injustice to myself, and I (now) surrender (i.e., I am a Muslim) with Sulayman to Allah, The Lord of the worlds."

Marmaduke Pickthall

It was said unto her: Enter the hall. And when she saw it she deemed it a pool and bared her legs. (Solomon) said: Lo! it is a hall, made smooth, of glass. She said: My Lord! Lo! I have wronged myself, and I surrender with Solomon unto Allah, the Lord of the Worlds.

Mohamed Ahmed - Samira

She was invited to enter the court. When she saw it, she took it for a sheet of water, and (pulling up her skirts) uncovered her legs. (Solomon) told her: "This is paved with tiles of glass." "O Lord," she said, "I have wronged myself, and I submit to the Lord of all the worlds with Solomon."

Muhammad Asad

[After a while] she was told: "Enter this court!" - but when she saw it, she thought that it was a fathomless expanse of water, and she bared her legs. Said he: “Behold, it is [but] a court smoothly paved with glass!” Cried she: “O my Sustainer! I have been sinning against myself thy worshipping aught but Thee]: but [now] I have surrendered myself, with Solomon, unto the Sustainer of all the worlds!”

Mustafa Khattab

Then she was told, "Enter the palace." But when she saw the hall, she thought it was a body of water, so she bared her legs. Solomon said. “It is just a palace paved with crystal.” ˹At last˺ she declared, “My Lord! I have certainly wronged my soul. Now I ˹fully˺ submit myself along with Solomon to Allah, the Lord of all worlds.”

Progressive Muslims

It was said to her: "Enter the palace. " So when she saw it she thought there was a pool, and she uncovered her legs. He said: "It is a palace paved with crystal." She said: "My Lord, I have wronged myself and I surrender with Solomon to God, the Lord of the worlds."

Sahih International

She was told, "Enter the palace. " But when she saw it, she thought it was a body of water and uncovered her shins [to wade through]. He said, "Indeed, it is a palace [whose floor is] made smooth with glass." She said, "My Lord, indeed I have wronged myself, and I submit with Solomon to Allah, Lord of the worlds."

Sam Gerrans

(It was said to her: “Enter thou the palace.” But when she saw it, she thought it a body of water and uncovered her legs. He said: “It is a palace made smooth with glass.”) She said, “My Lord: I have wronged my soul, and I submit with Solomon to God, the Lord of All Creation.”

Shabbir Ahmed

She was escorted to the palace. It was said, "Enter the hall." When she saw the smooth polished glass floor, she thought that it was a pool of water and she was spellbound. ('Kashafat 'an saqaiha' idiomatically means that she was spellbound, and not that she bared her calves; a common error of many translators. For example, tying one's hand to the neck means miserliness). Solomon said, "This is a palace paved smooth with slabs of glass." She said, "I have been doing wrong to myself, and now I submit with Solomon to Allah, the Lord of the Worlds." (She realized that following the Divine Laws ensures the best bounties in this life as well. There are some historical accounts that Solomon and Bilqis got married. But the Rabbinical Talmudic traditions propose that they committed adultery then and there, out of which Nimrod Nebuchadnezzar, the tyrant emperor of Babylon was born! That is of course inconceivable of a Prophet of God).

Syed Vickar Ahamed

She was asked to enter the high palace: but when she saw it, she thought it was a pool (lake) of water, and (pulled up her skirts), showing her legs. He (Sulaiman) said: "This is only a palace smoothly covered with sheets of glass." She said: "O my Lord! Truly, I have wronged my soul: And I submit with Sulaiman (Solomon) to Allah and to the Lord of the Worlds (Rab-ul-'Ala'meen)."

Taqi Usmani

It was said to her, "Enter the palace." Then once she saw it, she thought it was flowing water, and uncovered her legs. He (Sulaimān) said, “This is a palace made of glasses.” She said, “My Lord, I had surely wronged myself, and now I submit, along with Sulaimān, to Allah, the Lord of all the worlds.”

The Monotheist Group

It was said to her: "Enter the palace." So when she saw it she thought there was a pool, and she uncovered her legs. He said: "It is a palace paved with crystal." She said: "My Lord, I have wronged myself; and I submit with Solomon to God, Lord of the worlds."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

On lui dit: ʺEntre dans le palaisʺ. Puis, quand elle le vit, elle le prit pour de lʹeau profonde et elle se découvrit les jambes. Alors, (Salomon) lui dit: ʺCeci est un palais pavé de cristalʺ. - Elle dit: ʺSeigneur, je me suis fait du tort à moi-même: Je me soumets avec Salomon à Allah, Seigneur de lʹuniversʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Jê re gotin: Kerem bike here koşkê. Dema Belqîsê koşk dît, wê ew aveke kûr guman kir û daw û delingên xwe hildan (da ku tê re derbas bibe). Suleyman got: Ev, koşkeke hilû ye ji şûşan hatiye çêkirin. Belqîsê got: Xwedayê min! Bêguman min (bi rojperestiyê) zilm li xwe kiriye. Ez digel Suleyman ji Xwedê re berdest bûm ku ew perwerdegarê alemê ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Men zei tot haar: ʺTreed het paleis binnen.ʺ En toen zij het zag dacht zij dat het diep water was en zij ontblootte haar benen. Hij zei: ʺHet is een met glasplaten bekleed paleis.ʺ Zij zei: ʺMijn Heer, ik heb mijzelf onrecht aangedaan en ik geef mij samen met Soelaimaan over aan God, de Heer van de wereldbewoners.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Men zeide tot haar: Treed het paleis binnen, en toen zij het zag, dacht zij dat het een groot water was, en zij ontblootte hare beenen, door haar kleed op te lichten, om het te doorwaden. Daarop zeide Salomo tot haar: Waarlijk, dit is een paleis met glas geplaveid. Daarop zeide de koningin: O Heer! waarlijk, ik heb onrechtvaardig met mijne eigene ziel gehandeld en ik onderwerp mij met Salomo aan God, den Heer van alle schepselen.

Hollandaca — Siregar

Er werd tegen haar gezegd: ʺTreed het paleis binnen.ʺ Toen zij het zag, dacht zij dat het een waterplas was en zij trok (haar gewaad) op van haar benen. Hij zei: ʺHet is een paleis dat betegeld is met glas. Zij zei: ʺMijn Heer, voorwaar, ik heb mijzelf onrecht aangedaan en ik geef mij met Soelaimân over aan Allah, de Heer der Werelden.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказано было ей: «Войди во дворец!» [Пророк Сулайман этим хотел показать превосходство своей власти над ее властью.] Когда же она увидела его, приняла за водяную пучину [пол перед дворцом был сделан из стекла, под которым текла вода] и открыла свои голени (чтобы перейти по воде) (к Сулайману). (Пророк Сулайман) сказал (ей): «Ведь это дворец гладкий из хрусталя (а не из воды)». Она (поняла величие власти Сулаймана и) сказала: «Господи! Поистине, я причинила зло самой себе (совершая многобожие) и (сейчас) предалась вместе с Сулайманом [следуя ему] Аллаху, Господу миров!»

Rusça — Osmanov

Ей сказали: ʺВойди во дворецʺ. Когда она взглянула, ей показалось, что [перед ней] водная пучина, и она обнажила ноги до колен, [приподняв платье]. [Сулайман] сказал: ʺЭто высокий дворец, вымощенный стекломʺ. [Царица Сабы] воскликнула: ʺГосподи! Воистину, я нанесла урон самой себе, [ныне] же вместе с Сулайманом предаюсь Аллаху, Господу [обитателей] мировʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Då) man bjöd henne att stiga in på palatsets gård trodde hon att det var (en bassäng med) djupt vatten och blottade benen (för att fästa upp sina kjolar). (Men Salomo) sade: ʺDet är en gård belagd med glas.ʺ Hon utbrast: ʺHerre! Jag har gjort orätt mot mig själv (genom att tillbe solen)! Men nu, tillsammans med Salomo, underkastar jag mig Guds, världarnas Herres, vilja!ʺ