(91-92) Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O'nunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen alemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

مَا اتَّخَذَ اللّٰهُ مِنْ وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُ مِنْ اِلٰهٍ اِذًا لَذَهَبَ كُلُّ اِلٰهٍ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَ عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ

mā tteḣaƶe (a)llahu min veledin ve mā kāne meǎhu min ilāhin iƶen le ƶehebe kullu ilāhin bimā ḣaleḳa ve le ǎlā beǎ'Duhum ǎlā beǎ'Din subHāne (a)llahi ǎmmā yeSifūne / ǎālimi l-ğaybi ve ş-şehādeti fe teǎālā ǎmmā yuşrikūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَا
2اتَّخَذَtteḣaƶeا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekedinmemiştir
3اللّٰهُ(a)llahuAllah
4مِنْminhiçbir
5وَلَدٍveledinو ل دdoğurmak, dünyaya getirmekçocuk
6وَمَاve māve
7كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinyoktur
8مَعَهُmeǎhuO'nunla beraber
9مِنْminhiçbir
10اِلٰهٍilāhinا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilah
11اِذًاiƶenöyle olsaydı
12لَذَهَبَle ƶehebeذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermekgötürürdü
13كُلُّkulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
14اِلٰهٍilāhinا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilah
15بِمَاbimā
16خَلَقَḣaleḳaخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.kendi yarattığını
17وَلَعَلَاve le ǎlāع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmakve üstün gelmeğe çalışırdı
18بَعْضُهُمْbeǎ'Duhumب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazonlardan biri
19عَلٰىǎlāüzerine
20بَعْضٍbeǎ'Dinب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazdiğeri
21سُبْحَانَsubHāneس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmekmünezehtir (uzaktır)
22اللّٰهِ(a)llahiAllah
23عَمَّاǎmmā-ndan
24يَصِفُونَyeSifūneو ص فBir şeyi iyi veya kötü olarak tanımlamak, bir şeyi gerçek olarak ileri sürmek, başarmak, atfetmek, belirtmek.onların tanımlamaları-
1عَالِمِǎālimiع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname(O) bilir
2الْغَيْبِl-ğaybiغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigörünmeyeni
3وَالشَّهَادَةِve ş-şehādetiش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.ve görüneni
4فَتَعَالٰىfe teǎālāع ل وYüksek olmak, yükseltilmiş olmak, yüce olmak, yüceltilmek, yükselmek, üstesinden gelmek, gururlu olmak, üstünde olmak, yukarı çıkmak, yükselmek, rütbe veya onurda yükselmek, kaldırmak, yukarı almak, binmek, üstüne çıkmakve yücedir
5عَمَّاǎmmāşeylerden
6يُشْرِكُونَyuşrikūneش ر كyoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip edildiğinde üç çekim alır: şüreka, şürekai, şürekaa. şarek (fiil 3) - paylaşmak. eşreke (fiil 4) - ortak/eş koşmak, (Allah'a) ortak vermek, çok tanrıcı veya putperest olmak. eşrektumuni - beni ortak koştunuz. müşrik - Allah'a ortak koşan, çok tanrıcı. müşterik (fiil 8) - katılan veya paylaşan kişi.onların ortak koştukları

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gizliyi de bilir, görüneni de; gerçekten de yücedir şirk koşanların ona eş tanıdıkları şeylerden.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gizliyi de bilir, görüneni de; gerçekten de yücedir şirk koşanların ona eş tanıdıkları şeylerden.

Adem Uğur

Allah, gaybı da şehâdeti de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.

Ahmed Hulusi

Gaybı da şehadeti de Bilen'dir. . . Onların ortak koşmalarından yücedir!

Ahmet Tekin

Allah duyu ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini ve görülen âlemi bilir. O, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında kendisine ortak koşan müşriklerin, ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.

Ahmet Varol

Gaybı da görüneni de bilendir. Onların ortak koştuklarından yücedir.

Ali Bulaç

Gaybı ve müşahede edilebileni bilendir; onların ortak koştuklarından yücedir.

Ali Fikri Yavuz

Allah, gaybın ve hazırın âlimidir; O, müşriklerin koştukları şirklerden çok yücedir.

Ali Rıza Safa

Gizli gerçekleri ve görünenleri Bilendir; onların ortaklar koştuklarından çok yücedir.

Bayraktar Bayraklı

Allah, gaybı/görünmeyeni ve görüneni de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

Bekir Sadak

O, gorulmeyeni de, goruleni de bilir. Kostuklari ortaklardan yucedir. *

Celal Yıldırım

Gaybı da, hazır olanı da bilendir; onların ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah görünmez âlemi de duyularla algılanan âlemi de bilmektedir. O, putperestlerin kendisine ortak saydığı şeylerden çok uzaktır.

Diyanet İşleri

(91-92) Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O'nunla birlikte başka hiçbir ilah yoktur. Öyle olsaydı, her ilah kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen alemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

Diyanet İşleri (eski)

O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.

Diyanet Vakfi

Allah, gaybı da şehâdeti de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah, gaybı da aşikar olanı da bilendir. O, onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gayb-ü şehadetin alimi, binaenaleyh onların koştukları çok yüksek

Erhan Aktaş

O, gizliyi de açığı da bilir. Onların şirk koştuklarından çok yücedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O, gizliyi de açığı da bilir. Onların şirk koştuklarından çok yücedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O, gizliyi de açığı da bilir. Onların şirk koştuklarından çok yücedir.

Fizilal-il Kuran

O görünmeyeni de görüneni de bilir. O onların koştukları ortaklardan münezzehtir.

Gültekin Onan

Gaybı ve müşahede edilebileni bilendir; onların ortak koştuklarından yücedir.

Hamdi Döndüren

Allah görünmeyeni ve görüneni bilir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir!

Hasan Basri Çantay

(Öyle Allah ki) gizliyi de, aşikarı da bilendir O. İşte O, (kafirlerin kendisine) katdıkları eşlerden (münezzehdir), çok yücedir.

Hasib Asutay

(Allah) gaybı da aşikâr olanı da bilendir. Ortak koştuklarından yücedir.

Hayrat Neşriyat

Görünmeyeni ve görüneni hakkıyla bilendir; şirk koştukları şeylerden pek yücedir.

İbni Kesir

O, görüleni de, görülmeyeni de bilir. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir.

Mehmet Okuyan

Görünmeyeni ve görüneni bilendir. (Müşriklerin) ortak koştuklarından yücedir.

Muhammed Esed

O kullarının algı ve tasavvurlarının erişemediği şeyleri de, onların akıl ve duyu yoluyla tanıklık edebildikleri şeyleri de künhüyle bilir; ve bunun içindir ki, onların Kendisine yakıştırdıkları her türlü eşten ve ortaktan mutlak olarak yücedir!

Mustafa İslamoğlu

O, insan idrakinin algılamaktan aciz olduğu şeylerin de, algılayabildiği şeylerin de sırrına vakıftır: nitekim O, onların Zatına yakıştırdıkları her türlü ortaktan beridir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Gaib olanı da, âşikâre bulunanı da bilendir. İşte onların şerik koştuklarından müteâlidir.

Ömer Öngüt

Allah görünmeyeni de görüneni de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.

Suat Yıldırım

Görünmeyen ve görünen, gizli ve âşikâr her şeyi bilen Allah, onların iddia ettikleri şerikleri olmaktan yücedir.

Süleyman Ateş

(O), görünmeyeni ve görüneni bilir; onların ortak koştukları şeylerden yücedir.

Süleymaniye Vakfı

Gaybı /algılanamayanı ve şehadeti /algılanabileni bilir. Onların ortak saydıklarıyla da bir ilgisi yoktur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Görünmeyeni de, görüneni de bilen odur. Allah, onların oluşturdukları ortaklardan uzaktır.

Şaban Piriş

O, gizliyi de açığı da bilendir, onların koştukları şirklerden çok yücedir.

Tefhim-ul Kuran

Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir; onların ortak koştuklarından yücedir.

Ümit Şimşek

O, görünen ve görünmeyen âlemleri bilir; onların ortak koştuğu şeylerden de yücedir.

Yaşar Nuri Öztürk

Gözle görülmeyeni de görüleni de bilendir O. Uzaktır onların ortak koştuklarından.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O, qeybi və aşkarı Biləndir. Allah müşriklərin Ona qoşduqları şəriklərdən çox ucadır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O, qeybi də, aşkarı da bilir. Allah (müşriklərin) Ona qoşduğu şəriklərdən çox ucadır!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Dem Kenner des Verborgenen und des Offenbaren! Erhaben ist Er über das, was sie (Ihm) beigesellen.

Almanca — M. A. Rassoul

(Er ist) der Kenner des Verborgenen und des Offenbaren! Erhaben ist Er darum über das, was sie Ihm beigesellen.

Almanca — Muhammad Zaidan

ER ist Der Allwissende über das Verborgene und das Sichtbare. Also erhaben ist ER über das, was sie an Schirk betreiben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The Omniscient of all the unseen, the hidden and the unknown and the Omniscient of all that is perceived by sight and all that is evidently known, Praise be to Him and extolled are His glorious attributes. He is infinitely far beyond all those whom they incorporate with Him.

Abdul Haleem

He knows what is not seen as well as what is seen; He is far above any partner they claim for Him.

Abdullah Yusuf Ali

He knows what is hidden and what is open: too high is He for the partners they attribute to Him!

Abul A'la Maududi

He knows both what is visible and what is not visible. Exalted is Allah above all that they associate with Him.

Aisha Bewley

Knower of the Unseen and the Visible! May He be exalted above all they associate with Him!

Al-Hilali & Khan

All-Knower of the unseen and the seen! Exalted be He over all that they associate as partners to Him!

Ali Quli Qarai

The Knower of the sensible and the Unseen, He is above having any partners that they ascribe [to Him].

Amatul Rahman Omar

He has knowledge of (both) the hidden and the manifest realities. He is Highly-Exalted above (all the things) they associate (with Him).

Arthur John Arberry

who has knowledge of the Unseen and the Visible; high exalted be He, above that they associate!

Bijan Moeinian

He has absolute knowledge about what you see and what you do not see.

E. Henry Palmer

He who knows the unseen and the visible, exalted be He above what they join with Him!

Edip-Layth

The knower of the unseen and the seen. Be He exalted above what they set up.

George Sale

He knoweth that which is concealed, and that which is made public: Wherefore far be it from Him to have those sharers in his honour, which they attribute to Him!

Hamid S. Aziz

Allah never took a son, nor was there ever any God with Him; else would each God have assuredly gone off with (or championed, controlled) that which he had created, and some would assuredly have exalted themselves over (or overcome) others. Glorified be Allah above all that they attribute (to Him)!

Mahmoud Ghali

The Knower of the Unseen and the Witnessed; so Supremely Exalted be He above whatever they associate (with Him)!.

Marmaduke Pickthall

Knower of the Invisible and the Visible! and Exalted be He over all that they ascribe as partners (unto Him)!

Mohamed Ahmed - Samira

The knower of the absent and the present, too exalted is He for what they associate (with Him)!

Muhammad Asad

knowing all that is beyond the reach of a created being’s perception as well as all that can be witnessed by a creature’s senses or mind and, hence, sublimely exalted is He above anything to which they may ascribe a share in His divinity!

Mustafa Khattab

˹He is the˺ Knower of the seen and unseen. Exalted is He above what they associate ˹with Him˺.

Progressive Muslims

The knower of the unseen and the seen. Be He exalted above what they set up.

Sahih International

[He is] Knower of the unseen and the witnessed, so high is He above what they associate [with Him].

Sam Gerrans

The Knower of the Unseen and the Seen — and exalted above that to which they ascribe a partnership!

Shabbir Ahmed

Knower of the Invisible and the Visible! And Exalted He is above the partners they attribute to Him.

Syed Vickar Ahamed

He knows what is hidden and what is open: Very high above is He for the partners they attribute to Him!

Taqi Usmani

He is the Knower of the hidden and the manifest. So, He is far higher than their ascribing of partners to Him.

The Monotheist Group

Theknower of the unseen and the seen. Be He exalted above what they set up.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Il est) Connaisseur de toute chose visible et invisible! Il est bien au-dessus de ce quʹils (Lui) associent!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedê, zanayê nepenî û aşkerayan e, vêca ji ya ku jê re dikin şirîk ew pir bilind e.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

de kenner van het verborgene en het waarneembare; ver verheven is Hij boven wat zij aan Hem als metgezellen toeschrijven!

Hollandaca — Siregar

De Kenner van het onwaarneembare en het waarneembare: verheven is Hij boven wat zij (Hem) toekennen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Знающий сокровенное и явное; превыше же Он того, что они придают в соучастники (Ему)!

Rusça — Osmanov

ведающему сокровенное и явное. Превыше Он тех, кому поклоняются наряду с Ним!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han känner allt det som är dolt för människor och det som de kan bevittna och Han är höjd högt över allt vad de vill sätta vid Hans sida.