De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.

قُلْ اِنَّمَٓا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ

ḳul innemā unƶirukum bi l-veHyi ve lā yesmeǔ S-Summu d-duǎā'e iƶā mā yunƶerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اِنَّمَٓاinnemāben ancak
3اُنْذِرُكُمْunƶirukumن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.sizi uyarıyorum
4بِالْوَحْيِbi l-veHyiو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahiyle
5وَلَاve lāama
6يَسْمَعُyesmeǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişitmez(ler)
7الصُّمُّS-Summuص م مsağır olmak, bir şişeyi tıkamak, bir kapağı kapatmak, (kulak deliğinin) tıkanmış olmasısağır(lar)
8الدُّعَاءَd-duǎā'eد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekçağırıyı
9اِذَاiƶāzaman
10مَا
11يُنْذَرُونَyunƶerūneن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarıldıkları

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ben sizi vahiyle korkutup duruyorum ancak, fakat sağırlar, korkutuldukları zaman da kendilerini dâvet edenin sözünü duymazlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: Ben sizi vahiyle korkutup duruyorum ancak, fakat sağırlar, korkutuldukları zaman da kendilerini dâvet edenin sözünü duymazlar.

Adem Uğur

De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.

Ahmed Hulusi

De ki: "Ben sizi sadece vahiy ile uyarıyorum". . . (Ne var ki) sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler!

Ahmet Tekin

'Ben, sizi kesinlikle vahy ile uyarı-yorum' de. Hak ve hakikate, çevresindeki olup bitenlere karşı sağır kesilenler, uyarıl-maya devam edilirken de hakka daveti duymazlıktan gelirler.

Ahmet Varol

De ki: 'Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı duymazlar.'

Ali Bulaç

De ki: "Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler."

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Ben sizi ancak vahy ile (Kur’an’la) korkutuyorum.” Amma onlar ne kadar korkutulsalar (faydası yok, çünkü) sağırlar daveti işitmezler.

Ali Rıza Safa

De ki: "Sizi, yalnızca Tanrısal bildirim ile uyarıyorum. Ancak sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı duymazlar!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Fakat manen sağır olanlar, uyarıldıkları zaman, bu çağrıyı duymazlar.

Bekir Sadak

De ki: «Ben ancak sizi vahy ile uyariyorum» Uyarildiklari zaman, sagirlar cagriyi duymazlar.

Celal Yıldırım

De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Ama ne kadar uyarılsalar da sağırlar uyarı davetini işitmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Fakat (vicdanı) sağır olanlar, uyarılsalar da bu çağrıyı duymazlar.

Diyanet İşleri

De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum' Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.

Diyanet Vakfi

De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

De ki: «Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum,» uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum; ama sağırlar ne kadar uyarılsalar çağrıyı işitmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki ben sizi ancak vahyile inzar ediyorum, amma ne kadar inzar edilseler sağırlar da'veti işitmezler

Erhan Aktaş

De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum." Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.

Fizilal-il Kuran

De ki; «Ben vahyin mesajına dayanarak sizi uyarıyorum.» Fakat sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitemezler.

Gültekin Onan

De ki: "Ben sizi yalnızca vahiy ile uyarıp korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler."

Hamdi Döndüren

De ki: “Ben, sizi ancak vahiyle uyarıyorum. Ne var ki sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Ben ancak vahy ile sizin başınıza gelecek tehlikeleri haber veriyorum". (Fakat) sağırlar inzar (ve tehdid) edilecekleri zaman duymazlar.

Hasib Asutay

(Resulüm!) De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Fakat sağırlar, uyarıldıkları zaman bu çağrıyı duymazlar.

Hayrat Neşriyat

De ki: 'Sizi ancak vahiy ile korkutuyorum. Fakat sağırlar, korkutulmakta oldukları zaman çağrıyı işitmez!'

İbni Kesir

De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Sağırlar uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler.

Mehmet Okuyan

De ki: “Ben sizi sadece vahiy ile uyarıyorum.” Sağır(lar), uyarıldıkları zaman bu çağrıyı duymaz.

Muhammed Esed

De ki: "Ben yalnızca vahye dayanarak sizi uyarıyorum!" Ne var ki, (kalbi) sağır olan kimseler bu çağrıyı işitmeyecek(ler)dir, defalarca uyarılsalar da.

Mustafa İslamoğlu

(Ey Muhammed!) "Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum!" de. Ama, ne kadar uyarılsalar da (kalbi) sağır olanlar bu çağrıyı işitmeyecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Ben sizi ancak vahy ile korkutuyorum. Sağır olanlar ise korkutuldukları zaman dâveti işitmezler.»

Ömer Öngüt

Resulüm! De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile korkutuyorum. Fakat sağır olanlar, uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler. ”

Suat Yıldırım

De ki: "Ben Sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Fakat belli ki sağırlar ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duyamazlar."

Süleyman Ateş

De ki: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama sağır(lar) uyarıldıkları zaman çağırıyı işitmez(ler)."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Ben sadece sizi vahiyle uyarıyorum." Ama o sağırlar, uyarıldıklarında çağrıya kulak vermezler ki!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıkları sırada yapılan çağrıyı işitmezler."

Şaban Piriş

De ki: -Sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Uyarıldıkları zaman ancak sağırlar çağrıyı işitmez.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp korkutmaktayım. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.»

Ümit Şimşek

De ki: Ben sizi vahye dayanarak uyarıyorum. Fakat sağırlar, bir uyarıya muhatap olduklarında çağrıyı işitmiyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

De: “Mən sizi ancaq vəhy ilə qabaqcadan xəbərdar edirəm”. Karlar, xəbərdar edilsələr də, çağırışı eşitməzlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) De: ″Mən sizi ancaq vəhy ilə qorxuduram″. Karlar qorxudulduğu zaman çağırışı eşitməzlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sage: ʺIch warne euch nur mit dem mir von Gott Offenbarten.ʺ Sie hören, den Tauben gleich, jedoch nicht, was ihnen zugerufen wird, wenn sie gewarnt werden.

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Ich warne euch nur mit der Eingebung. Aber die Tauben hören nicht den Ruf, wenn sie gewarnt werden.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺlch warne euch nur mit der Offenbarung.ʺ Jedoch die Tauben hören den Ruf nicht, wenn sie gewarnt werden.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺIch warne euch ausschließlich mit dem Wahy.ʺ Doch die Tauben vernehmen keinen Ruf, wenn sie gewarnt werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to them O Muhammad: "I only warn you of the promised punishment of which I have been informed by the inspired revelation. But those who counsel deaf are oblivious of Allah's warning). Their hearts' ears are closed to the cautionary advice.

Abdul Haleem

Say, ‘I warn you only through the Revelation.’ The deaf will not hear the warning call,

Abdullah Yusuf Ali

Say, "I do but warn you according to revelation": But the deaf will not hear the call, (even) when they are warned!

Abul A'la Maududi

Tell them: "I only warn you by the Revelation." But the deaf do not hear the cry when they are warned.

Aisha Bewley

Say: ‘I can only warn you through the Revelation. ’ But the deaf cannot hear the call when they are warned.

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I warn you only by the revelation (from Allâh and not by the opinion of the religious scholars and others). But the deaf (who follow the religious scholars and others blindly) will not hear the call, (even) when they are warned [i.e. one should follow only the Qur’ân and the Sunnah (legal ways, orders, acts of worship, and the statements of Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم, as the companions of the Prophet صلى الله عليه وسلم did)][1].

Ali Quli Qarai

Say, ‘I indeed warn you by the means of revelation. ’ But the deaf do not hear the call when they are warned.

Amatul Rahman Omar

Say, `It is on the basis of (divine) revelation that I warn you. ' But the deaf do not hear the call when they are warned.

Arthur John Arberry

Say: 'I warn you only by the Revelation'; but they that are deaf do not hear the call when they are warned.

Bijan Moeinian

Say: "I am warning you with the Revelations of God. " What a shame that the deaf cannot hear when the warnings are loudly shouted at him.

E. Henry Palmer

Say, 'I only warn you by inspiration;' but the deaf hear not the call when they are warned.

Edip-Layth

Say, "I am merely warning you with the inspiration." But the deaf do not hear the call when they are being warned.

George Sale

Say, I only preach unto you the revelation of God: But the deaf will not hear thy call, whenever they are preached unto.

Hamid S. Aziz

Nay, but We have granted enjoyment to these men and to their fathers until the period grew long for them. Do they not see that We come to the land and shorten its borders? Shall they then prevail?

Mahmoud Ghali

Say, "Surely I am only warning you by the Revelation. " And (yet) they that are deaf do not hear the call (even) when they are warned.

Marmaduke Pickthall

Say (O Muhammad, unto mankind): I warn you only by the Inspiration. But the deaf hear not the call when they are warned.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "I am warning you by God's command. " But the deaf do not hear the call when they are warned.

Muhammad Asad

SAY [unto all men]: "1 but warn you on the strength of divine revelation!" But the deaf [of heart] will not hearken to this call, however often they are warned.

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "I warn you only by revelation." But the deaf cannot hear the call when they are warned!

Progressive Muslims

Say: "I am merely warning you with the inspiration. " But the deaf do not hear the call when they are being warned.

Sahih International

Say, "I only warn you by revelation. " But the deaf do not hear the call when they are warned.

Sam Gerrans

Say thou: “I but warn you by revelation.” But the deaf hear not the call when they are warned.

Shabbir Ahmed

Say, "I warn you on the strength of Divine Revelation!" But the deaf to reason cannot hear the call, however often they are warned.

Syed Vickar Ahamed

Say: "I only warn you by the Revelation:" But the deaf will not hear the call, (even) when they are warned!

Taqi Usmani

Say, "I warn you only by revelation, but the deaf do not listen to the call when they are warned."

The Monotheist Group

Say: "I am merely warning you with the inspiration." But the deaf do not hear the call when they are being warned.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺJe vous avertis par ce qui mʹest révéléʺ. Les sourds, cependant, nʹentendent pas lʹappel quand on les avertit.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Ez bes bi wehyê we hişyar dikim. Lê belê ew ên ker dema ku ew têne hişyarkirin, dengê vê bangê nabihîzin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Ik predik u alleen de openbaring van God; de dooven willen uwe roepstem niet hooren, als gij onder hen predikt.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺVoorwaar, ik waarschuw jullie slechts met de Openbaring.ʺ Maar de doven luisteren niet naar de oproep, zelfs (niet) wanneer zij gewaarschuwd worden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Посланник) (тем, к которым Аллах послал тебя): «Я всего лишь предостерегаю [предупреждаю] вас (о наказании) откровением (от Аллаха) [от себя ничего не говорю]». И не слышат зова [призыва] глухие [те, которые не задумываются после того, как услышат истину], когда их предостерегают.

Rusça — Osmanov

Скажи [, Мухаммад]: ʺМоя [обязанность] - только увещевать вас откровениемʺ. Но глухие не слышат зова, когда их увещевают.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

SÄG (Muhammad): ʺJag varnar er inte med andra ord än de som uppenbaras (för mig)!ʺ Men de som (låtsas) döva kan inte uppfatta varningen.