Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

اِنَّ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

inne (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti ve eḳāmū S-Salāte ve ātevu z-zekāte lehum ecruhum ǐnde rabbihim ve lā ḣavfun ǎleyhim ve lā hum yeHzenūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman eden
4وَعَمِلُواve ǎmilūع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatve işler yapanlar
5الصَّالِحَاتِS-SāliHātiص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.salih (güzel)
6وَاَقَامُواve eḳāmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve -doğrulmak
7الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
8وَاٰتَوُاve ātevuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve vermek
9الزَّكٰوةَz-zekāteز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekatı
10لَهُمْlehumişte onların
11اَجْرُهُمْecruhumا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karödülleri
12عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.yanındadır
13رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRableri
14وَلَاve lāyoktur
15خَوْفٌḣavfunخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorku
16عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
17وَلَاve lā
18هُمْhumve onlar
19يَحْزَنُونَyeHzenūneح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülmeyeceklerdir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İnananlara, iyi işler yapanlara, namaz kılanlara, zekât verenlere gelince: Onların ecirleri Rableri katındadır, onlara ne korku vardır, ne hüzün.

Abdulkadir Gölpınarlı

İnananlara, iyi işler yapanlara, namaz kılanlara, zekât verenlere gelince: Onların ecirleri Rableri katındadır, onlara ne korku vardır, ne hüzün.

Adem Uğur

İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.

Ahmed Hulusi

İman edip bunun gereği olan yararlı fiilleri uygulayan, salatı ikame eden ve zekatı verenlerin Rableri indinde özel karşılıkları vardır. Korku yoktur onlar için ve onları hüzünlendirecek bir şey de olmaz.

Ahmet Tekin

İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, namazları âdâbına riayet ederek, aksatmadan âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenlerin Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.

Ahmet Varol

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı kılan, zekatı veren kimselerin karşılıkları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.

Ali Bulaç

İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

Ali Fikri Yavuz

İman edip iyi ameller işleyen, namazı kılan ve zekâtı veren kimselerin, Rableri katında muhakkak mükâfatları (ecirleri) vardır; ve onlara hiç bir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.

Ali Rıza Safa

İnanmış olarak erdemli edimler yapanların, namazı dosdoğru kılanların ve zekatı verenlerin ödülleri, Efendilerinin katındadır. Üstelik onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler.

Bayraktar Bayraklı

İman edenlerin, iyi işler yapanların, namazlarını doğru kılanların, zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlar için ne korku vardır ne de üzülürler.

Bekir Sadak

Inanip yararli isler isleyenlerin, namaz kilip, zekat verenlerin Rab'leri katinda ecirleri vardir. Onlara korku yoktur ve onlar uzulmeyeceklerdir.

Celal Yıldırım

Şüphesiz ki imân edip yararlı işlerde bulunan, namazı kılıp zekâtı verenlerin mükâfat ve sevapları Rabları katındadır. Hem onlara hiçbir korku da yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şüphe yok ki iman edip dünya ve âhiret için yararlı şeyler yapanlar, namaz kılanlar ve zekât verenlerin rableri katında ecirleri vardır; onlara ne korku vardır ne de üzüleceklerdir.

Diyanet İşleri

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Diyanet İşleri (eski)

İnanıp yararlı işler işleyenlerin, namaz kılıp, zekat verenlerin Rab'leri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Diyanet Vakfi

İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabbleri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edip iyi işler yapan ve namaz kılıp, zekat verenlerin, Rabblerinin yanında, şüphesiz kendilerine ait mükafatları vardır. Onlara bir korku yoktur ve hiç üzülmeyeceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İman edib eyi işler yapan ve namaz kılıb zekat veren kimselerin Rabları ındinde ecirleri şüphesiz kendilerinindir ve onlara bir korku yoktur ve mahzun olacak değildir onlar

Erhan Aktaş

İman edip, salihatı yapanların, salatı ikame edenlerin ve zekatı yapanların ödülleri kuşkusuz Rabb'lerinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman edip, salihatı yapanların, salatı ikame edenlerin ve zekatı yapanların ödülleri kuşkusuz Rabb'lerinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman edip, salihatı yapanların, salatı ikame edenlerin ve zekatı verenlerin ödülleri kuşkusuz Rabb'lerinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Fizilal-il Kuran

Onlar ki inandılar, iyi işler yaptılar, namazı kıldılar ve zekatı verdiler. Rabbleri katında mükafatları kendilerine mutlaka verilecektir. Onlar için artık korku sözkonusu değildir, onlar hiç üzülmeyeceklerdir

Gültekin Onan

İnanıp güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; kuşkusuz onların ecirleri rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

Hamdi Döndüren

İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekât verenlere gelince; onların ecirleri Rableri katındadır. Onlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.

Hasan Basri Çantay

İman eden, iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunan, namazı (nı) dosdoğru kılan, bir de zekatı (nı) veren kimseler (in, evet), onların Rableri indinde mükafatları vardır. Onlara hiç bir korku yokdur, onlar mahzun da olacak değillerdir.

Hasib Asutay

Şüphesiz iman edip, Salih amel işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekât verenler var ya, onların ödülleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki îmân edip sâlih ameller işleyenler, namazı hakkıyla edâ edenler ve zekâtı verenler var ya, onların Rableri katında mükâfâtları vardır. Hem onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.

İbni Kesir

İman edip salih amel işleyenlerin, namaz kılıp zekat verenlerin Rabbları katında mükafaatları vardır. Onlar için korku yoktur ve üzülecek de değillerdir.

Mehmet Okuyan

İman edip iyi işler yapanlar, namazı kılanlar ve zekât verenler var ya, Rableri katında onlar için ödül(ler)i vardır. Onlara herhangi bir korku yoktur; onlar üzülmeyecektir de.

Muhammed Esed

İmana ermiş olanlar, doğru ve yararlı işler yapanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar ve karşılıksız yardımda bulunanlar; işte onlar mükafatlarını Rablerinden alacaklardır ve onlara ne korku vardır, ne de üzülürler.

Mustafa İslamoğlu

Buna mukabil, bir de iman edip güvenen, ıslah edici iyi işler yapan, namazı istikametle kılan, zekatı gönlünden gelerek veren kimseler var; işte onlar, ödüllerini Rablerinden alacaklar: ve onlar geleceğe dair kaygı, geçmişe dair hüzün duymayacaklar.

Ömer Nasuhi Bilmen

O kimseler ki, imân ettiler ve iyi amellerde bulundular ve namazlarını doğruca kıldılar, zekâtlarını da verdiler. İşte onlar için Rableri nezdinde mükâfaatları vardır ve onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

Ömer Öngüt

İman edip sâlih amel işleyenlerin, namaz kılıp zekât verenlerin, Rableri katında mükâfatları vardır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklar.

Suat Yıldırım

İman eden, makbul ve güzel işler yapanların, namazı hakkıyla ifa eden, zekât verenlerin... İşte onların, Rab’leri nezdinde mükâfatları vardır. Onlar için hiçbir endişe yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir.

Süleyman Ateş

Onlar ki, inandılar, güzel işler yaptılar, namazı kıldılar, zekatı verdiler; işte onların ödülleri, Rableri yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenen, iyi işler yapan, namazı düzgün ve sürekli kılan ve zekatı verenlerin ödülleri, Rableri katındadır. Onların üzerinde ne bir korku olur ne de üzülürler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenen, iyi işler yapan, namazı düzgün ve sürekli kılan ve zekatı verenler, Sahipleri (Rableri) katında ödülü hak ederler. Onların üzerinde bir korku olmaz, üzüntü de çekmezler.

Şaban Piriş

Şüphesiz, iman edenler, doğruları yapanlar, namazı hakkıyla kılanlar ve zekatı verenler için Rab'leri katında mükafatları vardır; onlara korku yoktur; onlar, mahzun da olmayacaklardır.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz iman edip güzel amellerde bulunanlar, dosdoğru namazı kılanlar ve zekâtı verenler; onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır.

Ümit Şimşek

İman eden, güzel işler yapan, namazlarını dosdoğru kılan ve zekâtlarını veren kimselerin ise Rableri katında ödülleri vardır. Ne bir korku olur onlar için, ne de mahzun olurlar.

Yaşar Nuri Öztürk

İman edip hayra ve barışa yönelik değerler üreten, namazı kılan, zekatı verenler için Rableri katında kendilerine özgü ödülleri vardır. Korku yoktur onlar için. Tasalanmayacaklardır onlar...

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, iman gətirib saleh əməllər edən, namaz qılan və zəkat verənləri Rəbbinin yanında mükafatlar gözləyir. Onlara heç bir qorxu yoxdur və onlar kədərlənməyəcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

İman gətirən, xeyirli işlər görən, namaz qılan, zəkat verən şəxslərin Rəbbi yanında mükafatları vardır. Onların (axirətdə) heç bir qorxusu yoxdur və onlar qəm-qüssə görməzlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen, die an Gott glauben, die gute Werke vollbringen, die Gebete verrichten und die Zakat-Abgaben entrichten, werden von Gott belohnt. Sie haben nichts zu befürchten und sollen nicht traurig sein.

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, diejenigen, die glauben und rechtschaffene Werke tun, das Gebet verrichten und die Abgabe entrichten, die haben ihren Lohn bei ihrem Herrn, und keine Furcht soll sie überkommen, noch werden sie traurig sein.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, denjenigen, die gläubig sind und gute Werke tun und das Gebet verrichten und die Zakah entrichten, ist ihr Lohn von ihrem Herrn (gewiß,) und sie brauchen keine Angst haben noch werden sie traurig sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, diejenigen, die den Iman verinnerlicht, gottgefällig Gutes getan, das rituelle Gebet ordnungsgemäß verrichtet und die Zakat entrichtet haben, diese haben ihre Belohnung bei ihrem HERRN und um sie gibt es weder Angst, noch werden sie traurig sein.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those who truly believe and mark their deeds with wisdom and piety and faithfully observe their act of worship and give zakat, for zakat is but the vehicle of prayer, shall be rewarded by Heaven and no fear or dread shall fall upon them nor shall they grieve.

Abdul Haleem

Those who believe, do good deeds, keep up the prayer, and pay the prescribed alms will have their reward with their Lord: no fear for them, nor will they grieve.

Abdullah Yusuf Ali

Those who believe, and do deeds of righteousness, and establish regular prayers and regular charity, will have their reward with their Lord: on them shall be no fear, nor shall they grieve.

Abul A'la Maududi

Truly the reward of those who believe and do righteous deeds and establish Prayer and pay Zakah is with their Lord; they have no reason to entertain any fear or grief.

Aisha Bewley

Those who have iman and do right actions and establish salat and pay zakat, will have their reward with their Lord. They will feel no fear and will know no sorrow.

Al-Hilali & Khan

Truly those who believe, and do deeds of righteousness, and perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and give Zakât they will have their reward with their Lord. On them shall be no fear, nor shall they grieve.

Ali Quli Qarai

Indeed those who have faith, do righteous deeds, maintain the prayer and give the zakat, they shall have their reward near their Lord, and they will have no fear, nor will they grieve.

Amatul Rahman Omar

Verily, those who believe and do deeds of righteousness and regularly observe the Prayer and go on presenting the Zakât shall have their reward from their Lord; they shall have no cause of fear, nor shall they ever grieve.

Arthur John Arberry

Those who believe and do deeds of righteousness, and perform the prayer, and pay the alms -- their wage awaits them with their Lord, and no fear shall be on them, neither shall they sorrow.

Bijan Moeinian

Know that those who choose to believe, do good, worship the Lord on regular basis and engage in charity have a reward reserved for them with God. They will not end up in sorrow and grief.

E. Henry Palmer

Verily, those who believe, and act righteously, and are steadfast in prayer, and give alms, theirs is their hire with their Lord; there is no fear on them, nor shall they grieve.

Edip-Layth

Those who acknowledge and reform, and observe the Contact prayer, and contribute towards betterment, they will have their rewards at their Lord and there is no fear over them nor will they grieve.

George Sale

But they who believe and do that which is right, and observe the stated times of prayer, and pay their legal alms, they shall have their reward with their Lord: There shall come no fear on them, neither shall they be grieved.

Hamid S. Aziz

Verily, those who believe, and act righteously, and are steadfast in prayer, and pay the poor due, their reward is with their Lord; there shall no fear come on them, nor shall they grieve.

Mahmoud Ghali

Surely, (the ones) who have believed and done deeds of righteousness and kept up the prayer and brought (forth) the Zakat, (i. e. paid the poor-dues) they have their reward from the Providence of their Lord, and no fear will be on them, neither will they grieve.

Marmaduke Pickthall

Lo! those who believe and do good works and establish worship and pay the poor-due, their reward is with their Lord and there shall no fear come upon them neither shall they grieve.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who believe and do good deeds, and fulfil their devotional obligations and pay the zakat, have their reward with their Lord, and will have neither fear nor regret.

Muhammad Asad

Verily, those who have attained to faith and do good works, and are constant in prayer, and dispense charity - they shall have their reward with their Sustainer, and no fear need they have, and neither shall they grieve.

Mustafa Khattab

Indeed, those who believe, do good, establish prayer, and pay alms-tax will receive their reward from their Lord, and there will be no fear for them, nor will they grieve.

Progressive Muslims

Those who believe and do good works, and hold the contact-method, and contribute towards betterment; they will have their rewards with their Lord and there is no fear over them nor will they grieve.

Sahih International

Indeed, those who believe and do righteous deeds and establish prayer and give zakah will have their reward with their Lord, and there will be no fear concerning them, nor will they grieve.

Sam Gerrans

Those who heed warning and do righteous deeds, and uphold the duty, and render the purity: they have their reward with their Lord; and no fear will be upon them, nor will they grieve.

Shabbir Ahmed

Those who believe in Allah's Laws, do works beneficial to the society, strive to establish the Divine Order and the Equitable Economic System of Zakat, have their reward with their Lord. They will have nothing to fear and no reason to be despondent. (Zakat, where everyone spends on others more than he needs (2:219), and the government is responsible for setting up this System).

Syed Vickar Ahamed

Truly, those who believe and do righteous deeds and establish regular prayers and regular charity, (they) will have their reward with their Lord: On them shall be no fear, and they shall not grieve.

Taqi Usmani

Surely those who believe and do good deeds, and establish Salāh (prayer) and pay Zakāh will have their reward with their Lord, and there is no fear for them, nor shall they grieve.

The Monotheist Group

Those who believe and do good works, and hold the contact prayer, and contribute towards purification; they will have their recompense with their Lord and there is no fear over them nor will they grieve.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui ont la foi, ont fait de bonnes œuvres, accompli la Salât et acquitté la Zakât auront certes leur récompense auprès de leur Seigneur. Pas de crainte pour eux, et ils ne seront point affligés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ew ên ku bawerî anîn û karên rind kirin, bi awayê pêdivî nimêj kirin û zekat dane, ji wan re, li nik perwerdegarê wan xelata wan heye û ne tirs li ser wan heye, ne jî ew xemgîn dibin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die geloven en de deugdelijke daden doen, de salaat verrichten en de zakaat geven, zij hebben hun loon bij hun Heer en zij hebben niets te vrezen noch zullen zij bedroefd zijn.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij die gelooven, goed doen, het gebed verrichten en aalmoezen geven, hebben loon van hunnen Heer te verwachten, en vrees noch droefheid zal hen bereiken.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, degenen die geloven en goede daden verrichten en de shalât onderhouden en de zakât geven, voor hen zal de beloning bij hun Heer zijn. En zij zullen niet angstig zijn en zij zullen niet treuren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, те, которые уверовали, и совершали праведные деяния [совершали только ради Аллаха то, что повелел Аллах Сам непосредственно и через Своего Посланника], и [в том числе] исполняли (пятикратную обязательную) молитву, и давали обязательную милостыню [закят] (тем людям, у которых есть право на получение закята), – им [таким людям] (будет дана) их награда у Господа их, и не будет страха над ними (в Вечной жизни), и не будут они печальны (за то, что было в прошлом)!

Rusça — Osmanov

Воистину, тем, которые уверовали и творили добрые дела, совершали салат, раздавали закат, уготована награда у Господа. Им нечего страшиться, и они не будут опечалены.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De som tror och lever ett rättskaffens liv och förrättar bönen och hjälper de behövande skall helt visst få sin lön av sin Herre och de skall inte känna fruktan och ingen sorg skall tynga dem.