Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."

قَالَ هٰذَا فِرَاقُ بَيْنِي وَبَيْنِكَ سَاُنَبِّئُكَ بِتَأْوِيلِ مَا لَمْ تَسْتَطِعْ عَلَيْهِ صَبْرًا

ḳāle hāƶā firāḳu beynī ve beynike se unebbiuke bi te'vīli mā lem testeTiǎ' ǎleyhi Sabran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi
2هٰذَاhāƶāişte bu
3فِرَاقُfirāḳuف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.ayrılmasıdır
4بَيْنِيbeynīب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinbenimle
5وَبَيْنِكَve beynikeب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinsenin arasının
6سَاُنَبِّئُكَse unebbiukeن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygambersana haber vereceğim
7بِتَأْوِيلِbi te'vīliا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçiçyüzünü
8مَاşeylerin
9لَمْlem
10تَسْتَطِعْtesteTiǎ'ط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.güç yetiremediğin
11عَلَيْهِǎleyhiüzerine
12صَبْرًاSabranص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabırla

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O zât, işte dedi, seninle benim aramda artık ayrılık bu. Sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereyim sana.

Abdulkadir Gölpınarlı

O zât, işte dedi, seninle benim aramda artık ayrılık bu. Sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereyim sana.

Adem Uğur

(Hızır) şöyle dedi: "İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."

Ahmed Hulusi

(Hızır) dedi: "İşte bu (üçüncü itirazınla) beraberliğimiz sona ermiştir! Sana, katlanamadığın o şeylerin TEVİLİNİ (içyüzünü) haber vereceğim. "

Ahmet Tekin

Hızır: 'Bu, benimle senin aranda yolumuzun ayrılma sebebidir. Senin sabredemediğin şeylerin iç yüzünü sana haber vereceğim.' dedi.

Ahmet Varol

Dedi ki: 'İşte bu benimle senin aranda ayrılma (vakti)dir. Haklarında sabır gösteremediğin şeylerin yorumlarını sana bildireceğim.

Ali Bulaç

Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.

Ali Fikri Yavuz

Hızır şöyle dedi: “-İşte bu itiraz, seninle benim aramın ayrılmasına sebep olmuştur. Sana, o sabredemeğin şeylerin iç yüzünü haber vereyim:

Ali Rıza Safa

"İşte bu, birlikteliğimizin sonudur!" dedi; "Dirençli olamadığın şeylerin açıklamasını sana bildireceğim!"

Bayraktar Bayraklı

O kul şöyle dedi: "İşte bu, artık ayrılmamızın sebebidir. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereceğim."

Bekir Sadak

O soyle soyledi: «Iste bu, seninle benim ayrilmamizi gerektiriyor; dayanamadigin islerin yorumunu sana anlatacagim»

Celal Yıldırım

O kul: «İşte bu benimle senin ayrılmamız! O sabredemediğin şeylerin yorumunu sana anlatacağım :

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O cevap verdi: “İşte bu, beraberliğimizin sona ermesidir. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereceğim” dedi.

Diyanet İşleri

Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."

Diyanet İşleri (eski)

O şöyle söyledi: 'İşte bu, seninle benim ayrılmamızı gerektiriyor; dayanamadığın işlerin yorumunu sana anlatacağım'

Diyanet Vakfi

(Hızır) şöyle dedi: «İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hızır dedi ki: «İşte bu, seninle benim aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O: "İşte bu, seninle benim ayrılmamız olacak! Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereyim.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte dedi: bu, seninle benim aramın ayrılması. Sana o sabredemediğin şeylerin te'vilini haber vereyim.

Erhan Aktaş

"İşte bu yollarımızın ayrılma vaktidir. Sabırlı olmaya güç yetiremediğin şeylerin içyüzünü sana açıklayacağım." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"İşte bu yollarımızın ayrılma vaktidir. Sabırlı olmaya güç yetiremediğin şeylerin içyüzünü sana açıklayacağım." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"İşte bu yollarımızın ayrılma vaktidir. Sabırlı olmaya güç yetiremediğin şeylerin içyüzünü sana açıklayacağım." dedi.

Fizilal-il Kuran

O kulumuz, Musa'ya dedi ki; «Bu olay, birbirimizden ayrılmamızın sebebidir. Şimdi sana sabırla karşılayamadığın olayların nedenlerini açıklayacağım.

Gültekin Onan

Dedi ki: "İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.

Hamdi Döndüren

(Hızır) dedi ki: “İşte bu, benimle senin aranda yol ayırımıdır. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim.”

Hasan Basri Çantay

"İşte, dedi, bu benimle senin ayrılışımızdır. Sana üzerinde asla sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereceğim":

Hasib Asutay

(Hızır) dedi: 'İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana, sabretmediğin şeylerin iç yüzünü haber vereceğim.'

Hayrat Neşriyat

(Hızır) şöyle dedi: 'İşte bu (soruyu sorman) benimle senin aramızın ayrılmasıdır.(Şimdi) kendisine sabretmeye dayanamadığın şeylerin içyüzünü sana haber vereceğim.'

İbni Kesir

O dedi ki: İşte bu; seninle benim ayrılışımızdır. Dayanamadığın işlerin içyüzünü sana anlatacağım.

Mehmet Okuyan

(Bunun üzerine melek): “İşte bu (durum) benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin açıklamasını bildireceğim.” demişti.

Muhammed Esed

(Bilge:) "İşte böylece seninle yol ayrımına gelmiş olduk." dedi, "Şimdi sana, sabır göstermediğin (bütün o olayların) iç yüzünü açıklayacağım:

Mustafa İslamoğlu

O (kişi) "İşte böylece seninle yol ayrımına gelmiş bulunuyoruz" dedi; "şimdi sana, hakkında bir türlü sabır gösteremediğin olayların arkasında yatan gerçeği bir bir açıklayacağım:

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «İşte bu, benimle senin aramızın ayrılışıdır. Üzerine sabra muktedir olamadığın şeylerin izahını sana haber vereceğim.»

Ömer Öngüt

(Hızır) dedi ki: “İşte bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana dayanamadığın işlerin içyüzünü haber vereyim. ”

Suat Yıldırım

Hızır: "İşte" dedi, "seninle ayrılmamızın vakti gelmiş bulunuyor.Şimdi sana hakkında sabırsızlık gösterdiğin o meselelerin içyüzlerini tek tek bildireceğim:

Süleyman Ateş

"İşte, dedi bu, benimle senin aramızın ayrılmasıdır. Şimdi sana sabredemeğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."

Süleymaniye Vakfı

O da şöyle dedi: "İşte bu söz, benimle seni ayırır. Sabredemediğin şeylerin içyüzünü sana anlatacağım:

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedi ki "İşte bu, benimle seni ayırır. Ama ben, dayanamadığın şeylerin içyüzünü sana bildireceğim.

Şaban Piriş

-Bu aramızdaki ayrılık noktasıdır. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin gerçek yüzünü haber vereceğim.

Tefhim-ul Kuran

Dedi ki: «İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim.

Ümit Şimşek

Hızır 'İşte bu seninle ayrılışımızdır,' dedi. 'Şimdi sana, benim beraberliğimde tahammül edemediğin şeylerin yorumunu bildireceğim.

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi ki: "İşte bu, seninle benim aramın ayrılmasıdır. Şimdi sana tahammül edemediğin şeylerin içyüzünü haber vereceğim."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Xızır dedi: “Bu, mənimlə sənin aranda ayrılıqdır. Səbir edə bilmədiyin şeylərin yozumunu sənə xəbər verəcəyəm.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Xızır) dedi: ″Bu artıq mənimlə sənin aranda ayrılıq vaxtıdır. (Zahirən naməqbul olduğunu gördüyün üçün) dözə bilmədiyin şeylərin yozumunu (batinini, iç üzünü) sənə xəbər verəcəyəm!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er antwortete: ʺDas ist die Trennung zwischen dir und mir. Aber ich deute dir vorher alles, wofür du keine Geduld aufbringen konntest.

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺDas ist die Trennung zwischen mir und dir. Ich werde dir jetzt die Deutung dessen kundtun, was du nicht aushalten konntest.

Almanca — M. A. Rassoul

Er sagte: ʺDies führt zur Trennung zwischen mir und dir. Doch will ich dir die Bedeutung von dem sagen, was du nicht in Geduld zu ertragen vermöchtest.

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺDies ist das Trennende zwischen mir und dir! Ich werde dir jedoch die Deutung dessen mitteilen, wofür du keine Geduld aufbringen konntest.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Now", said the teacher, "is the turning-point; we break off and separate from each other, and now", he added, "I will give you the interpretation of all the events you were unable to forbear".

Abdul Haleem

He said, ‘This is where you and I part company. I will tell you the meaning of the things you could not bear with patiently:

Abdullah Yusuf Ali

He answered: "This is the parting between me and thee: now will I tell thee the interpretation of (those things) over which thou wast unable to hold patience.

Abul A'la Maududi

He said: "This brings me and you to a parting of ways. Now I shall explain to you the true meaning of things about which you could not remain patient.

Aisha Bewley

He said, ‘This is where you and I part company. I will let you know the explanation of those things about which you were not able to restrain yourself.

Al-Hilali & Khan

(Khidr) said: "This is the parting between me and you, I will tell you the interpretation of (those) things over which you were unable to hold patience.

Ali Quli Qarai

He said, ‘This is where you and I shall part. I will inform you about the interpretation of that over which you could not maintain patience.

Amatul Rahman Omar

(The divine being thereupon) said, `This is the parting (of the ways) between me and you. Now I shall tell you the significance of that with which you could not have patience:

Arthur John Arberry

Said he, 'This is the parting between me and thee. Now I will tell thee the interpretation of that thou couldst not bear patiently.

Bijan Moeinian

The wise man said: "Enough is enough. We have to separate our ways here. But let me explain to you why I did what I did."

E. Henry Palmer

Said he, 'This is the parting between me and thee. I will give thee the interpretation of that with which thou couldst not have patience.

Edip-Layth

He said, "For this, we will now part ways. I will inform you of the meanings of those things that you could not have patience over."

George Sale

He answered, this shall be a separation between me and thee: But I will first declare unto thee the signification of that which thou couldest not bear with patience.

Hamid S. Aziz

So they set out until when they came to the people of a city; and they asked the people thereof for food; but they refused to entertain them. And they found therein a wall which was about to fall into ruins, and he repaired it. Said Moses, "Had you pleased you could certainly have had payment for this."

Mahmoud Ghali

Said he, "This is the parting between me and you. I will soon (fully) inform you regarding the interpretation of what you were unable to (endure) patiently.

Marmaduke Pickthall

He said: This is the parting between thee and me! I will announce unto thee the interpretation of that thou couldst not bear with patience.

Mohamed Ahmed - Samira

"This is the parting of our "ways, " he said. "But I will now explain the things you could not bear:

Muhammad Asad

[The sage] replied: "This is the parting of ways between me and thee. [And now] I shall let thee know the real meaning of all [those events] that thou wert unable to bear with patience:,

Mustafa Khattab

He replied, "This is the parting of our ways. I will explain to you what you could not bear patiently.

Progressive Muslims

He said: "For this, we will now part ways. I will inform you of the meanings of those things that you could not have patience over."

Sahih International

[Al-Khidh r] said, "This is parting between me and you. I will inform you of the interpretation of that about which you could not have patience.

Sam Gerrans

Said he: “This is the parting between me and thee. I will inform thee of the interpretation of that with which thou couldst not be patient:

Shabbir Ahmed

He replied, "This is the parting between you and me! But I will explain to you the real meaning of things you could not bear with patience. "

Syed Vickar Ahamed

(Khidr) answered: "This is the separation between me and you: Now I tell you the meanings of (those things) over which you were not able to have patience.

Taqi Usmani

He said, "Here is the point of parting ways between me and you. I shall now explain to you the reality of things about which you could not remain patient.

The Monotheist Group

He said: "For this, we will now part ways. I will inform you of the meanings of those things that you could not have patience over."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

ʺCeci (marque) la séparation entre toi et moi, dit (lʹhomme,) Je vais tʹapprendre lʹinterprétation de ce que tu nʹas pu supporter avec patience.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Evdê salih) got: Ha ev, jihevcudabûna min û te ye. Vêga ezê şîroveya wan tiştên ku te nikarîbû li hemberî wan xwe ragirta ji te re bibêjim.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺDit is dan de scheiding tussen jou en mij. Ik zal je de uitleg meedelen van wat jij niet kon uithouden.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij antwoordde: Dit zal eene scheiding tusschen mij en u zijn, maar ik zal u eerst de beteekenis verklaren van datgene, wat gij niet met geduld hebt kunnen afwachten.

Hollandaca — Siregar

Hij zei: ʺDit is de scheiding tussen mij en jou. Ik zal jou op de hoogte brengen van de uitleg van hetgeen waarmee jij niet in staat was geduld te hebben.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Хадир) сказал (Мусе): «Это – разлука [время расставания] между мной и тобой. Я сообщу тебе толкование того, чего ты не мог утерпеть (и спрашивал и порицал меня).

Rusça — Osmanov

Тот ответил: ʺНастала пора нам расстаться. А теперь я растолкую тебе [мои поступки], к которым ты не смог отнестись с терпением.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Den vise mannen) sade: ʺHär skiljs våra vägar. Men jag skall låta dig veta den rätta innebörden av det som du inte kunde bevittna (stillatigande).