Sizden önceki Nuh, Ad, ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, "Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz" dediler.
اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُ۬ا الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَالَّذِينَ مِنْ بَعْدِهِمْ لَا يَعْلَمُهُمْ اِلَّا اللّٰهُ جَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَرَدُّوا اَيْدِيَهُمْ فِي اَفْوَاهِهِمْ وَقَالُوا اِنَّا كَفَرْنَا بِمَا اُرْسِلْتُمْ بِهِ وَاِنَّا لَفِي شَكٍّ مِمَّا تَدْعُونَنَا اِلَيْهِ مُرِيبٍ
e lem ye'tikum nebeu (e)lleƶīne min ḳablikum ḳavmi nūHin ve ǎādin ve ṧemūde ve(e)lleƶīne min beǎ'dihim lā yeǎ'lemuhum illā (a)llahu cā'ethum rusuluhum bi l-beyyināti fe raddū eydiyehum fī efvāhihim ve ḳālū innā kefernā bimā ursiltum bihi ve innā le fī şekkin mimmā ted'ǔnenā ileyhi murībin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd ve Semûd kavimleriyle onlardan sonra gelip geçen ve ancak Allah'ın bildiği kavimlere âit olan haberler gelmedi mi size? Onlara peygamberleri, apaçık delillerle gelmişti de onlar, elleriyle peygamberlerinin ağızlarını örtmüşler ve biz demişlerdi, sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz ve gerçekten de bizi dâvet ettiğiniz şeyler hakkında şüphe ve tereddüt içindeyiz.
Abdulkadir Gölpınarlı
Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd ve Semûd kavimleriyle onlardan sonra gelip geçen ve ancak Allahʼın bildiği kavimlere âit olan haberler gelmedi mi size? Onlara peygamberleri, apaçık delillerle gelmişti de onlar, elleriyle peygamberlerinin ağızlarını örtmüşler ve biz demişlerdi, sizinle gönderilenleri inkâr ediyoruz ve gerçekten de bizi dâvet ettiğiniz şeyler hakkında şüphe ve tereddüt içindeyiz.
Adem Uğur
Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.
Ahmed Hulusi
Sizden öncekilerin, Nuh halkının, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin haberleri gelmedi mi size? (Ki) onları Allah'tan başkası bilmez! Onlara Rasulleri delillerle gelmişti de; onlar ellerini ağızlarına götürüp (Arap adetinde bir fikri ret jesti) şöyle dediler: "Doğrusu biz kendisiyle irsal olunduğunuzu inkar ediyoruz; gerçekten bizi kendisine davet ettiğine karşı, endişe verici bir kuşku içindeyiz. "
Ahmet Tekin
Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve kimliklerini yalnızca Allah’ın bildiği onlardan sonraki kavimlerin cezalandırılma haberleri sana gelmedi mi? Rasulleri, deliller ve mucizelerle hak dine davet için geldi de, onlar kendilerine uzatılan rahmet ve lütuf ellerini lafa boğarak geri çevirdiler: 'Biz, sizin özgürce tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini kabul etmiyoruz. Bizi davet ettiğiniz şeye karşı sû-i zannımızın beslediği şüpheler içindeyiz.' dediler.
Ahmet Varol
Size, sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin -ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiler de onlar ellerini ağızlarına götürüp şöyle dediler: 'Biz sizinle gönderileni inkar ettik ve doğrusu sizin bizi kendisine çağırdığın şeyden kuşkulu bir şüphe içindeyiz.'
Ali Bulaç
Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkar ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."
Ali Fikri Yavuz
Size, sizden önce gelip geçen Nûh kavminin, Âd kavminin, Semûd kavminin ve onlaradan sonra da tafsilâtını ancak Allah’ın bildiği kavimlerin haberleri gelmedi mi? Onlara, Peygamberleri mûcizelerle gelmişlerdi de ellerini (hayretlerinden kendi ağızlarına veya konuşturmamak için Peygamberlerin) ağızlarına itip şöyle demişlerdi: “- Biz, sizinle gönderilen şeyi tanımıyoruz, ona inanmıyoruz ve bizi davet ettiğiniz şeyden, kuşku veren bir şüphe içindeyiz.”
Ali Rıza Safa
Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semud toplumlarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Allah'tan başkası onları bilmez. Elçiler onlara açık kanıtlarla gelmişlerdi. Fakat onlar, ellerini ağızlarına götürüp, şöyle dediler: "Aslında, sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Aslında, bizi çağırdığınız şeyden derin bir kuşku duyuyoruz!"
Bayraktar Bayraklı
Sizden öncekilerin, Nuh, 'Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilemez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar, ellerini/güçlerini kullanarak peygamberlerin ifade özgürlüğünü engellediler ve dediler ki: "Biz, size gönderileni inkar ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz."
Bekir Sadak
Sizden once gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onlari Allah'tan baskasi bilmez size ulasmadi mi? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini agizlarina goturup: «Biz sizinle gonderilene inanmiyoruz. Bizi cagirdiginiz seyden de suphe ve endise icindeyiz» dediler.
Celal Yıldırım
Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd, Semûd'un ve onlardan sonra gelip (ismini, sayısını, kıssalarını) Allah' tan başkasının bilmediği kavimlerin (ve milletlerin) haberleri size gelmedi mi ? Peygamberleri onlara açık belgelerle, mu'cizelerle geldiler; onlar ise (peygamberleri konuşturmamak için) ellerini (onların) ağızlarına doğru uzatıp, «doğrusu biz sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz; bizi davet ettiğiniz şeyden de iyice şüphe içindeyiz!» dediler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Sizden öncekiler, Nûh, Âd ve Semûd kavimleriyle onlardan sonra gelenler hakkındaki bilgiler size ulaşmadı mı? Onları (tam olarak) ancak Allah bilir. Peygamberleri onlara mûcizeler getirdi de ellerini ağızlarına götürüp getirerek, “Biz size gönderilene inanmıyoruz, bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz” dediler.
Diyanet İşleri
Sizden önceki Nuh, Ad, ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, "Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz" dediler.
Diyanet İşleri (eski)
Sizden önce gecen Nuh, Ad, Semud milletlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri ki onları Allah'tan başkası bilmez size ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: 'Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz' dediler.
Diyanet Vakfi
Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Onları, Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara mucizeler getirdi de onlar ellerini ağızlarına koydular ve dediler ki: «Biz sizinle gönderileni inkâr ettik ve bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Size, sizden önce gelip geçenlerin haberleri gelmedi mi? Nuh, Ad ve Semud kavminin ve onlardan sonrakilerin ki, ayrıntılarını ancak Allah bilir! Onlara peygamberleri açık delillerle geldiler de onlar, ellerini ağızlarına ittiler ve: "Biz, sizinle gönderilen şeyi tanımıyoruz ve biz, bizi davet ettiğiniz şeyden kuşkulu bir şüphe içindeyiz." dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Size önünüzden geçenlerin haberleri gelmedi mi? Kavmi Nuhun, Adın ve Semudun ve daha onlardan sonrakilerin ki tafsıllerini ancak Allah bilir, onlara resulleri beyyinelerle geldiler de ellerini ağızlarına ittiler ve biz dediler: sizin gönderildiğiniz şey'i tanımıyoruz ve biz, sizin bizi da'vet ettiğiniz şeyden bir şekk içindeyiz
Erhan Aktaş
Sizden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Allah'tan başkası onları bilmez. Resulleri onlara beyyinelerle geldiği halde onlar zorla susturmaya çalışarak: "Biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi küfrediyoruz; bizi çağırdığınız şey konusunda kaygı verici ikilem içindeyiz." dediler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Sizden öncekilerin; Nuh, Âd, Semud halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Allah'tan başkası onları bilmez. Resulleri onlara beyyinelerle geldiği halde onlar zorla susturmaya çalışarak: "Biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi küfrediyoruz; bizi çağırdığınız şey konusunda kaygı verici ikilem içindeyiz." dediler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Sizden öncekilerin; Nuh toplumunun, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Allah'tan başkası onları bilmez. Rasulleri onlara beyyinelerle geldiği halde onlar zorla susturmaya çalışarak: "Biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi küfrediyoruz; bizi çağırdığınız şeyden kesinlikle kuşku içindeyiz." dediler, endişeli bir halde.
Fizilal-il Kuran
Daha önce yaşamış Nuh, Ad, Semud kavimlerine, ayrıca bunlardan sonra gelen ve haklarında Allah'dan başka hiç kimsenin bir şey bilmediği toplumlara ilişkin bilgi size ulaşmadı mı? Peygamberleri, bu toplumlara açık belgeler ile geldiler. Fakat onlar (sesleri yankılanarak gürleşsin diye) ellerini ağızlarına tutarak sizin bize getirdiğiniz mesajı reddediyoruz, bizi benimsemeye çağırdığınız ilkeler konusunda koyu bir kuşku içindeyiz» dediler.
Gültekin Onan
Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Tanrı'dan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeylere küfrettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."
Hamdi Döndüren
Sizden öncekilerin; Nuh, Ad ve Semud kavimleri ile onlardan sonra gelenlerin haberi size ulaşmadı mı? Onları Allah’tan başkası bilmez. Elçileri onlara kanıtlar getirdiler de onlar, ellerini ağızlarına götürerek, “Biz size gönderileni inkâr ettik; çünkü bizi çağırdığınız konuda derin bir kuşku içindeyiz!” dediler.
Hasan Basri Çantay
Sizden evvelkilerin, Nur, Ad ve Semud kavmlerinin ve onlardan sonra (gelib sayılarını) Allahdan başkasının bilmediği (kavmlerin) haberi size gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık bürhanlar getirmişdi de onlar ellerini ağızlarına itib: "Biz size gönderileni inkar etdik ve biz sizin da'vet eder olduğunuz (din) den kat'i ve kocundurucu bir şek ve şübhe içindeyiz" demişlerdi.
Hasib Asutay
Sizden öncekilerin, Nuh, Hud ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. (4) Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de (hayretlerinden) onlar ellerini ağızlarına götürdüler ve dediler ki: 'Biz size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir şüphe içindeyiz. ' (4. Buna göre Kur'an'da zikredilmeyen ve tarih belgeleri içinde de yer almayan birçok topluluklar da geçmiştir. Bu yüzden nesep ilminin iz sürerek Hz. Âdem'e kadar ulaştırılması mümkün değildir. Nitekim İbn Abbas Hz. Peygamberin soyu için 'Adnan ile İsmail (a. s) arasında isimleri bilinmeyen otuz baba (batın) vardır' demiştir.)
Hayrat Neşriyat
Sizden öncekilerin, Nûh, Âd ve Semûd kavminin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Ki onları(n gerçek mâhiyetini) ancak Allah bilir. Peygamberleri onlara apaçık delillerle geldi de (onlar) ellerini (peygamberlerin) ağızlarına götürüp (onların teblîğine dahi karşı çıkarak): 'Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve gerçekten biz, bizi kendisine da'vet etmekte olduğunuz şeyden kuşku veren kesin bir şübhe içindeyiz' dediler.
İbni Kesir
Sizden önce geçenlerin Nuh, Ad, Semud kavimlerinin ve onlardan sonra Allah'tan başka kimsenin bilmediği kavimlerin haberi size gelmedi mi? Peygamberleri onlara ayetlerle geldiler de onlar, ellerini ağızlarına koyup: Biz, sizin gönderilmiş olduğunuz şeyi inkar ettik, bizi çağırdığınız şeyden şüphe ve endişe içindeyiz, dediler.
Mehmet Okuyan
Sizden öncekilerin yani Nuh, Âd ve Semûd kavimleri ile onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah’tan başkası bilemez. Elçileri kendilerine deliller getirmişti de onlar ellerini onların (peygamberlerin) ağızlarına koyup tıkamışlar ve demişlerdi ki: “Biz size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir şüphe içindeyiz.”
Muhammed Esed
Sizden önce gelip geçen (inkarcı toplum)ların başına gelenlerden hiç haberiniz olmadı mı; Nuh kavminin, 'Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelip geçen daha nicelerinin? Onlar(ın başına gelenleri) Allah'tan başka kimse bilmez. Onlara da kendileri için görevlendirilmiş olan elçiler, hakkı bütün açıklığıyla gösteren delillerle gelmişlerdi; fakat onlar, ellerini şaşkınlıkla ağızlarına götürüp "Biz, sizinle gönderildiğini iddia ettiğiniz mesajın hak olduğuna inanmıyoruz" dediler, "ve doğrusu bizi çağırdığınız şey(in mahiyetin)den yana ciddi bir şüphe ve şaşkınlık içindeyiz".
Mustafa İslamoğlu
Sizden öncekilerin haberi size gelmedi mi? Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin (uğradıkları felaketin gerçek mahiyetini) Allah'tan başka kimse bilmez. Elçileri onlara hakikatin apaçık delilleriyle gelmiş, onlar ise nimeti teperek (sözlerini) ağızlarına tıkmışlar ve "Şunu aklınıza koyun ki biz sizinle gönderilenleri reddediyoruz; zira biz, davet ettiğiniz şeye dair şüphe içindeyiz" demişlerdi; mütereddit bir halde...
Ömer Nasuhi Bilmen
Size sizden evvelkilerin, Nûh, Âd ve Semûd kavminin ve onlardan sonrakilerin (ki onları Allah'tan başkası bilmez) haberleri gelmedi mi? Onlara peygamberleri mûcizelerle gelmişlerdi. Onlar ellerini ağızlarına itmişler ve demişlerdi ki: «Biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyi inkar ettik ve biz kendisine bizi dâvet ettiğiniz şey hakkında şüphe yok ki, kuşkulandırıcı bir şey içindeyiz.
Ömer Öngüt
Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi de, ellerini ağızlarına koydular. “Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi dâvet ettiğiniz şeyden de kuşkulu bir şüphe içindeyiz. ” dediler.
Suat Yıldırım
Sizden önce gelip geçmiş ümmetlerin, Nuh, Âd ve Semûd halklarının ve onlardan sonra gelip de Allah’tan başkasının tamtamına bilemeyeceği halkların başlarından geçen olaylardan haberdar olmadınız mı? Elçileri kendilerine delil ve mûcizeler getirdiler de onlar ellerini ağızlarına götürüp: "Biz, dediler, sizinle gönderilen talimatları kabul etmiyoruz. Çünkü biz, bize yaptığınız dâvetin mahiyetinden derin bir kuşku içindeyiz."
Süleyman Ateş
Sizden öncekilerin: Nuh, 'Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin -ki onları(n sayısını) Allah'tan başka kimse bilmez- haberi size gelmedi mi? Elçileri onlara kanıtlar getirdi de onlar, ellerini ağızlarına koydu (öfkelerinden parmaklarını ısırdı)lar (yahut: peygamberlerin ağızlarını tuttular): "Biz sizinle gönderilen mesajı tanımadık ve biz sizin bizi çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz!" dediler.
Süleymaniye Vakfı
Sizden öncekilerden Nuh halkının, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin haberi size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara açık belgelerle gelmişlerdi ama onlar, ellerini elçilerinin ağızlarına tıkayarak şöyle demişlerdi: "Biz sizinle gönderilen mesajı tanımıyoruz! Biz sizin bizi davet ettiğiniz şey konusunda tam bir ikilemde bırakan şüphe içindeyiz."
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sizden önceki Nuh, Ad ve Semud halklarının haberi size ulaşmadı mı? Onlardan sonrakilerin haberlerini ise Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara da açık belgelerle (ayetlerle) gelmişlerdi ama onlar, lafı ağızlarına tıkayarak şöyle demişlerdi: "Sizin elçi olarak gönderilmeniz bizi hiç ilgilendirmiyor, bizi çağırdığınız şeyden dolayı da kuşku veren bir şüphe içindeyiz."
Şaban Piriş
Sizden önce geçen Nuh, Ad, Semud halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size ulaşmadı mı? -ki onları Allah'tan başkası bilmez-. Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat elleriyle ağızlarını kapatıp: -Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz, dediler.
Tefhim-ul Kuran
Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: «Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkâr ettik ve bizi kendisine çağırmakta olduğunuz şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz.»
Ümit Şimşek
Sizden önce geçen Nuh kavminin, Âd ve Semud'un ve daha sonra gelenlerin-ki bunların hepsini birden ancak Allah bilir-haberi size ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık deliller getirmiş, onlar ise öfkelerinden ellerini dişleyerek 'Sizinle gönderileni biz inkâr ediyoruz; bizi davet ettiğiniz şey hakkında da derin bir kuşku içindeyiz' demişlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad'ın, Semud'un ve onlardan sonrakilerin haberleri ulaşmadı mı size? Allah'tan başkası bilmez onları. Peygamberleri onlara açık deliller getirmişti de onlar ellerini ağızlarına itip şöyle demişlerdi: "Biz size gönderileni kesinlikle tanımıyoruz ve biz sizin çağırdığınız şey konusunda karmaşa ve çıkmaza iten bir kuşku içindeyiz."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sizdən əvvəlkilərin – Nuh qövmünün, Ad və Səmud tayfalarının, onlardan sonrakıların xəbərləri sizə gəlib çatmadımı? Bu haqda Allahdan başqa heç kəs heç nə bilmir. Elçiləri onlara açıq-aydın dəlillər gətirdilər. Onlar isə əllərini ağızlarının üstünə qoyub dedilər: “Biz sizinlə göndərilənlərə inanmırıq və bizləri dəvət etdiyiniz tövhid barəsində şübhə doğuran şəkk içindəyik!”
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Məgər sizdən əvvəlki Nuh, Ad, Səmud tayfalarının və onlardan sonra gəlib getmiş, (saylarını və təfsilatını) ancaq Allahın bildiyi ümmətlərin xəbərləri sizə gəlib çatmadımı? Peyğəmbərləri onlara açıq-aşkar möʼcüzələrlə gəlmişdilər. Onlar əllərini (heyrətlərindən, qəzəblərindən özlərinin, yaxud danışmağa imkan verməmək üçün peyğəmbərlərin) ağızlarına qoyub: ″Biz sizinlə göndərilənlərə (möʼcüzələrə və peyğəmbərliyinizə) inanmırıq və bizi dəʼvət etdiyiniz (din) barəsində də möhkəm bir şəkk-şübhə içindəyik!″ – demişdilər.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Sind nicht zu euch die Nachrichten über die früheren Völker gekommen, das Volk von Noah, die ʹÂd, die Thamûd und die anderen nach ihnen - um die Gott allein weiß?ʺ Ihre Gesandten haben ihnen die Beweise übermittelt, da haben sie verwundert die Hand auf den Mund gelegt und gesagt: ʺWir verleugnen eure Botschaft, und wir sind im Zweifel über den Glauben, zu dem ihr uns einladet und haben Bedenken.ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Ist zu euch nicht die Kunde von denjenigen vor euch gekommen, des Volkes Nuhs, der ʹAd und der Tamud und derjenigen nach ihnen? Nur Allah kennt sie. Ihre Gesandten kamen zu ihnen mit den klaren Beweisen; sie aber steckten (vor Grimm) ihre Hände in den Mund und sagten: ʺWir verleugnen das, womit ihr gesandt seid, und wir sind über das, wozu ihr uns aufruft, fürwahr in einem starken Zweifel.ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Kam zu euch (denn) nicht die Kunde von jenen, die vor euch waren - von dem Volk Noahs, den Ads und Tamuds - und von denen, die nach ihnen (kamen)? Niemand kennt sie außer Allah. Ihre Gesandten kamen mit deutlichen Zeichen zu ihnen, jedoch sie hielten ihnen die Hände vor den Mund und sagten: ʺWir glauben nicht an das, womit ihr gesandt worden seid, und wir befinden uns wahrlich in bedenklichem Zweifel über das, wozu ihr uns auffordert.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Have you people not been informed of what became of your predecessors: the people of Nuh (Noah) and those of 'Ad and the people of Thamud and their successors whom no one knows but Allah! Their Messengers brought them clear and plain revelations guiding out of darkness and superstitions of later times and out of want of spiritual and intellectual sight into illumination and enlightenment but they drew their hands across their lips to menace with their mouths their refusal to accept the divine message and said: "We flatly deny the truth of your mission and we are in doubt of the system of faith which you invite us to follow. It excites suspicion."
Abdul Haleem
Have you not heard about those who went before you, the people of Noah, Ad, Thamud, and those who lived after them, known only to God? Their messengers came to them with clear proof, but they tried to silence them, saying, ‘We do not believe the message with which you were sent. We have disturbing doubts about what you are asking us to do.’
Abdullah Yusuf Ali
Has not the story reached you, (O people!), of those who (went) before you? - of the people of Noah, and 'Ad, and Thamud? - And of those who (came) after them? None knows them but Allah. To them came messengers with Clear (Signs); but they put their hands up to their mouths, and said: "We do deny (the mission) on which ye have been sent, and we are really in suspicious (disquieting) doubt as to that to which ye invite us."
Abul A'la Maududi
Have the accounts of your predecessors not reached you: the people of Noah, the Ad, the Thamud, and those who came after them - they whose number is not known to any except Allah? Their Messengers came to them with Clear Signs, but they thrust their hands in their mouths, and said: "We do surely reject the Message you have brought, and we are in disquieting doubt about what you are summoning us to."
Aisha Bewley
Has news not reached you of those who came before you, the peoples of Nuh and ‘Ad and Thamud, and those who came after them who are known to no one but Allah? Their Messengers came to them with Clear Signs, but they put their hands to their mouths, saying, ‘We reject what you have been sent with. We have grave doubts about what you are calling us to.’
Al-Hilali & Khan
Has not the news reached you, of those before you, the people of Nûh (Noah), and ‘Âd, and Thamûd? And those after them? None knows them but Allâh. To them came their Messengers with clear proofs, but they put their hands in their mouths (biting them from anger) and said: "Verily, we disbelieve in that with which you have been sent, and we are really in grave doubt as to that to which you invite us (i.e. Islâmic Monotheism)."
Ali Quli Qarai
Has there not come to you the account of those who were before you —the people of Noah, ‘Ād and Thamūd, and those who were after them, whom no one knows [well] except Allah? Their apostles brought them manifest proofs, but they did not respond to them, and said, ‘We disbelieve in what you have been sent with. Indeed we have grave doubts concerning that to which you invite us.’
Amatul Rahman Omar
Has not the important news come to you of your predecessors, the people of Noah, (the tribes of) `Âd and Thamûd and those who came after them. None knows them (now) but Allâh. Their Messengers (of God) came to them with clear proofs, but they put their hands again and again on their mouths (showing great resentment and out of rage) saying, `We have already rejected that (revelation) you have been sent with and infact we are in disquieting doubt as to that (faith) you call us to.'
Arthur John Arberry
Has there not come to you the tidings of those who were before you -- the people of Noah, Ad, Thamood, and of those after them whom none knows but God? Their Messengers came to them with the clear signs; but they thrust their hands into their mouths, saying, 'We certainly disbelieve in the Message you have been sent with, and we are in doubt, concerning that you call us unto, disquieting. '
Bijan Moeinian
Have you not heard about the previous nations (such as the people of Noah, Aad, Thamood, and the others who followed them?) There were also other nations (such as Mayas, Incas, etc. ) that only God knows their full history. All those nations were blessed with Prophets who had undeniable miracles in support of their prophet hood. But when they conveyed the Message, people put their fingers in their mouth (the utmost sign of disrespect, as though they were vomiting) and said: "We disbelieve in your miracles and doubt about the way of life that you are inviting us to."
E. Henry Palmer
Has not the story come to you of those who were before you, of the people of Noah, and 'Ad, and Thamud, and those who came after them? none knows them save God. Apostles came unto them with manifest signs; but they thrust their hands into their mouths and said, 'Verily, we disbelieve in that which ye are sent with, and we are in hesitating doubt concerning that to which ye call us!'
Edip-Layth
Did not news come to you of those before you: the people of Noah, and Aad, and Thamud. Those after them, whom none know but God? Their messengers came to them with proof, but they placed their hands to their mouths and said, "We are rejecting what you have been sent with, and we are in grave doubt as to what you are inviting us to."
George Sale
Hath not the history of the nations your predecessors reached you; namely, of the people of Noah, and of Ad, and of Thamud, and of those who succeeded them; whose number none knoweth except God? Their apostles came unto them with evident miracles; but they clapped their hands to their mouths out of indignation, and said, we do not believe the message with which ye pretend to be sent; and we are in a doubt concerning the religion to which ye invite us, as justly to be suspected.
Hamid S. Aziz
Has not the history come to you of those who were before you, of the people of Noah, and A'ad, and Thamud, and those who came after them? None knows them save Allah. Their Messengers came unto them with manifest signs; but they thrust their hands into their mouths and said, "Verily, we disbelieve in that with which you are sent, and we are in grave doubt concerning that to which you call us!"
Mahmoud Ghali
Has there not come up to you the tidings of the ones who were even before you, the people of Nûh (Literally: Renderer; i. e., creator) and c?d and Thamûd and of the ones even after them? None knows them except Allah. Their Messengers came to them with the Supreme evidences; yet they turned back their hands in their mouths (i.e., put their hands in their mouths "biting them in anger") and said, "Surely we disbelieve in what you have been sent with, and surely we are indeed in doubt concerning that to which you call us, causing suspicion."
Marmaduke Pickthall
Hath not the history of those before you reached you: the folk of Noah, and (the tribes of) A'ad and Thamud, and those after them? None save Allah knoweth them. Their messengers came unto them with clear proofs, but they thrust their hands into their mouths, and said: Lo! we disbelieve in that wherewith ye have been sent, and lo! we are in grave doubt concerning that to which ye call us.
Mohamed Ahmed - Samira
Has not the news of those before you, the people of Noah and 'Ad and Thamud, and those who came after them, come to you? None knows (about) them except God. Their apostles came to them with clear proofs, but they tried to silence them and said: "We do not believe in what you have been sent with, and we are in doubt of what you call us to, about which we are in disquiet.'
Muhammad Asad
HAVE THE STORIES of those [deniers of the truth] who lived before you never yet come within your ken - [the stories of] the people of Noah, and of [the tribes of] `Ad and Thamud, and of those who came after them? None knows them [now] save God. There came unto them their apostles with all evidence of the truth -but they covered their mouths with their hands and answered: "Behold, we refuse to regard as true the message with which you [claim to] have been entrusted; and, behold, we are in grave doubt, amounting to suspicion, about [the meaning of] your call to us!"
Mustafa Khattab
Have you not ˹already˺ received the stories of those who were before you: the people of Noah, ’Âd, Thamûd, and those after them? Only Allah knows how many they were. Their messengers came to them with clear proofs, but they put their hands over their mouths[1] and said, "We totally reject what you have been sent with, and we are certainly in alarming doubt about what you are inviting us to."
Progressive Muslims
Did not news come to you of those before you: the people of Noah, and 'Aad, and Thamud, and those after them whom none know but God Their messengers came to them with clarity, but they placed their hands to their mouths and said: "We are rejecting what you have been sent with, and we are in grave doubt as to what you are inviting us to. "
Sahih International
Has there not reached you the news of those before you - the people of Noah and 'Aad and Thamud and those after them? No one knows them but Allah. Their messengers brought them clear proofs, but they returned their hands to their mouths and said, "Indeed, we disbelieve in that with which you have been sent, and indeed we are, about that to which you invite us, in disquieting doubt."
Sam Gerrans
Has not the report reached you of those before you: — the people of Noah, and ʿĀd, and Thamūd, and those after them? None knows them save God. Their messengers came to them with clear signs, but they returned their hands to their mouths, and said: “We deny that wherewith you have been sent, and we are in sceptical doubt about that to which you invite us.”
Shabbir Ahmed
"Has not the history of the previous nations reached you? Of Noah and Aad and Thamud, and others who came after them, known only to Allah? (Their histories not known to people). Their Messengers came to them with clear evidence of the Truth, but the people tried to smother their voice, saying, "We reject what you have been sent with. We are in great doubt concerning your call."
Syed Vickar Ahamed
Has the story of those before you not reached you? Of the people of Nuh (Noah), and ‘Ad and Samood (Thamud) and of those who were after them? No one knows them but Allah. The messengers (from Allah) came to them with Clear (Signs): But they put their hands to their mouths, and said: "Verily, we reject (the very purpose) for which you have been sent, and we are really in distrustful (uneasy) doubt about that to which you invite us."
Taqi Usmani
Has there not come to you the news of those before you, the people of NūH, ‘Ād and Thamūd and of those after them. No one knows them except Allah. Their prophets came to them with clear signs, but they put their hands into their mouths and said, "We reject what you are sent with, and indeed we are in confounding doubt about what you are calling us to believe."
The Monotheist Group
Did not news come to you of those before you: the people of Noah, and 'Aad, and Thamud, and those after them whom none know except God? Their messengers came to them with clarity, but they placed their hands onto their mouths and said: "We are rejecting what you have been sent with, and we are in doubt as to what you are inviting us to."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ne vous est-il pas parvenu le récit de ceux dʹavant vous, du peuple de Noé, des `Aad, des Thamud et de ceux qui vécurent après eux, et que seul Allah connaît? Leurs messagers vinrent à eux avec des preuves, mais ils dirent, ramenant leurs mains à leurs bouches: ʺNous ne croyons pas (au message) avec lequel vous avez été envoyés et nous sommes, au sujet de ce à quoi vous nous appelez, dans un doute vraiment troublantʺ.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Erê ma xeberên wan (umet)ên beriya we ji bo we nehatine; gelê Nûh, gelê Ad û Semûd û wan (umet) ên ku li pey wan (hatin û çûne) ku ji Xwedê pê ve kes bi (hejmara) wan nizane. Pêxemberên wan ji wan re mucîze anîn û wan destên xwe ji kerban gez dikirin û digotin: Em bi wê ya ku hûn pê hatine şandin bawerî nayînin û em ji ya ku hûn me vedixwîninê gumandar in.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Is tot jullie niet de mededeling gekomen over hen die er voor jullie tijd waren, het volk van Noeh en de ʹAad en de Thamoed en hen die er na hen waren die alleen God kent. Tot hen kwamen hun gezanten met de duidelijke bewijzen, maar zij stopten hun handen in hun monden en zeiden: ʺWaarmee jullie gezonden zijn daaraan hechten wij geen geloof. Wij verkeren namelijk in hevige twijfel over dat waartoe jij ons oproept.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hebt gij de geschiedenis der volkeren, uwe voorgangers, niet gehoord? namelijk van het volk van Noach, en van Ad en van Thamoed en van degenen die hen opvolgden. Wier getal niemand kent, behalve God? Hunne gezanten kwamen tot hem met duidelijke wonderen; maar zij brachten hunne handen aan hunne monden uit verontwaardiging, en zeiden: Wij gelooven de boodschap niet, waarmede gij voorgeeft belast te zijn, en wij verkeeren in twijfel nopens den godsdienst waartoe gij ons uitnoodigt.
Hollandaca — Siregar
Is de geschiedenis van degenen voor jullie nog niet tot jullie gekomen, (over) het volk van Nôeh, en de ʹAd en de Tsamoed en degenen na hen? Niemand kent hen behalve Allah. Hun Boodschappers kwamen tot hen met de duidelijke bewijzen, vervolgens bedekten zij met hun handen hun mond (vanwege hun verachting) en zeiden: ʺVoorwaar, wij geloven niet in dat, waarmee jullie gezonden zijn. En voorwaar, wij verkeren in ernstige twijfel over dat waar jullie ons toe oproepen.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Разве не дошли до вас (о, община Мухаммада) вести [истории] о тех, которые были до вас, – (о) народе (пророка) Нуха, (об) адитах (к которым был послан пророк Худ) и (о) самудянах (к которым был послан пророк Салих), и (о) тех, которые были после них? Не знает их [их количество] никто, кроме Аллаха. Приходили к ним [к тем народам] их посланники с ясными знамениями [с откровением и доказательствами от Аллаха], а они вложили руки свои в уста свои (чтобы кусать их от злости и ненависти к Истинной Вере) и сказали (своим посланникам): «Поистине, Мы не веруем в то, с чем вы посланы, и (ведь) поистине, Мы, однозначно, (пребываем) во ввергающем в растерянность сомнении от того, к чему вы нас призываете [от призыва поклоняться только одному Аллаху]».
Rusça — Osmanov
Разве вы не слышали вести о народе Нуха, о племенах ʹад и самуд и тех, кто жил раньше вас? Никто, кроме Аллаха, и не ведает [о том, что с ними случилось]. К ним приходили посланники с явными знамениями, но они прикладывали ладони к устам и говорили: ʺМы отвергаем то, с чем вы посланы, и мы, воистину, в сомнении и колебании относительно того, к чему вы призываетеʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
HAR NI inte hört berättas om dem som levde före er, Noas folk och stammarna Aad och Thamud och de som kom efter dem? Ingen känner dem (nu) utom Gud. Sändebuden kom till dem med klara bevis, men med händerna för munnen svarade de: ʺVi tror inte på det (budskap) som ni (säger att ni) har blivit anförtrodda, och vi oroas av starka misstankar om (det verkliga syftet bakom) era maningar till oss!ʺ