"Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın" dediler.

قَالُوا يَاأَبَانَا اِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِنْدَ مَتَاعِنَا فَاَكَلَهُ الذِّئْبُ وَمَا اَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِقِينَ

ḳālū yā ebānā innā ƶehebnā nestebiḳu ve teraknā yūsufe ǐnde metāǐnā fe ekelehu ƶ-ƶi'bu ve mā ente bi mu'minin lenā ve lev kunnā Sādiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2يَاأَبَانَاyā ebānāا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekEY/HEY/AH babamız
3اِنَّاinnābiz
4ذَهَبْنَاƶehebnāذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermekgittik
5نَسْتَبِقُnestebiḳuس ب قGeçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmakyarışıyorduk
6وَتَرَكْنَاve teraknāت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.ve bırakmıştık
7يُوسُفَyūsufeيوسفYusuf'u
8عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.yanında
9مَتَاعِنَاmetāǐnāم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.yiyeceğimizin
10فَاَكَلَهُfe ekelehuا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleronu yemiş
11الذِّئْبُƶ-ƶi'buذ ا بToplamak/bir araya getirmek, kovmak, hor görmek/küçümsemek, teşvik etmek, korkutmakkurt
12وَمَاve māfakat değilsin
13اَنْتَentesen
14بِمُؤْمِنٍbi mu'mininا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanacak
15لَنَاlenābize
16وَلَوْve levşayet
17كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin(söylesek de)
18صَادِقِينَSādiḳīneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.dosdoğru

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Baba demişlerdi, biz yarışa gitmiştik, Yûsuf'u da elbiselerimizin başında bırakmıştık, bir kurt gelip yemiş onu, fakat biz doğru söylesek de sen inanmazsın bize.

Abdulkadir Gölpınarlı

Baba demişlerdi, biz yarışa gitmiştik, Yûsufʼu da elbiselerimizin başında bırakmıştık, bir kurt gelip yemiş onu, fakat biz doğru söylesek de sen inanmazsın bize.

Adem Uğur

Ey babamız! dediler, biz yarışmak üzere uzaklaştık; Yusufu eşyamızın yanında bırakmıştık. (Ne yazık ki) onu kurt yemiş! Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen bize inanmazsın.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Ey babamız! Doğrusu biz gittik, yarışıyorduk. . . Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. . . Onu o kurt yemiş. . . Her ne kadar doğruyu söylesek de, sen bize inanmazsın. "

Ahmet Tekin

'Ey babamız, biz yarış yaparken uzaklaştık. Yûsuf’u eşyalarımızın yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş. Biz doğru söylesek bile sen bize itimat etmeyeceksin.' dediler.

Ahmet Varol

'Ey babamız! Biz gittik yarışıyorduk. Yusuf'u da eşyalarımızın yanında bırakmıştık. Bu sırada onu kurt yemiş. Ama biz doğru söylesek de sen bize inanacak değilsin' dediler.

Ali Bulaç

Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin."

Ali Fikri Yavuz

Şöyle dediler: “- Ey babamız, biz gittik koşu yapıyorduk. Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakamıştık. Bir de gördük ki, onu kurt yemiş. Şimdi biz ne kadar doğru söylesek de, sen bize inanmazsın.”

Ali Rıza Safa

"Ey babamız!" dediler; "Yusuf'u, eşyamızın yanında bırakarak yarış yapmaya gittiğimizde, Onu kurt yemiş. Bize inanmayacaksın; oysa doğruyu söylüyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

"Ey babamız!" dediler, "Biz yarış yapmak üzere uzaklaşmış, Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Onu kurt yemiş! Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen bize inanmazsın."

Bekir Sadak

(16-17) Aksam ustu aglayarak babalarina geldiklerinde: «Ey babamiz! Inan olsun biz yaris yapiyorduk; Yusuf'u esyamizin yanina birakmistik; bir kurt onu yedi. Her ne kadar dogru soyluyorsak da sen bize inanmazsin» dediler.

Celal Yıldırım

(16-17) Onlar yatsı vakti ağlayarak babalarına geldiler ve: «Ey babamız ! Dediler, biz yarışmak üzere gittik; Yûsuf'u da eşyamızın yanına bıraktık, derken onu kurt yemiş; biz doğru (sözlü)ler de olsak sen bize inanacak değilsin.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Ey babamız! Biz yarış için uzaklaşmış, Yûsuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık; onu kurt yemiş! Ama doğru söylemiş olsak da sen bize inanmazsın” dediler.

Diyanet İşleri

"Ey babamız! Biz yarışa girmiştik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

(16-17) Akşam üstü ağlayarak babalarına geldiklerinde: 'Ey babamız! İnan olsun biz yarış yapıyorduk; Yusuf'u eşyamızın yanına bırakmıştık; bir kurt onu yedi. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen bize inanmazsın' dediler.

Diyanet Vakfi

Ey babamız! dediler, biz yarışmak üzere uzaklaştık; Yusuf'u eşyamızın yanında bırakmıştık. (Ne yazık ki) onu kurt yemiş! Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen bize inanmazsın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dediler ki: «Ey babamız! Biz gittik, aramızda yarış yapıyorduk. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Bir de baktık ki, onu kurt yemiş, şu anda biz doğru da söylesek, yine de sen bize inanacak değilsin.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey babamız, biz gittik yarışıyorduk, Yusuf'u eşyamızın yanında bırakmıştık; bir de baktık ki, onu kurt yemiş. Şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmazsın! dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dediler: ey pederimiz, biz gittik yarış ediyorduk, Yusüfü eşyamızın yanında bırakmıştık bir de baktık ki onu kurt yemiş, şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmazsın

Erhan Aktaş

"Ey babamız! Yarışmaya gittik. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Kurt onu yemiş. Sen bize inanmayacaksın ama doğru söylüyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ey babamız! Yarışmaya gittik. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Kurt onu yemiş. Sen bize inanmayacaksın ama doğru söylüyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ey babamız! Yarışmaya gittik. Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Kurt onu yemiş. Sen bize inanmayacaksın ama doğru söylüyoruz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Dediler ki; «Ey babamız, Yusuf'u eşyalarımızın yanında bırakarak yarış yapmaya gitmiştik, o sırada onu kurt kapıverdi; her ne kadar söylediğimiz doğru ise de, bize inanmayacaksın.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin."

Hamdi Döndüren

“Ey babamız! dediler. Biz gittik yarışıyorduk, Yusuf’u da eşyamızın yanında bırakmıştık. O sırada onu kurt kapmış! Gerçi söylediklerimiz doğru olsa da sen bize inanmayacaksın!”

Hasan Basri Çantay

"Ey babamız, dediler, hakıykaten biz gitdik. Yarış edecekdik. Yuusufu da eşyamızın yanına bırakmışdık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş! Biz doğru söyleyenler olsak da (biliyoruz ki) sen bize inanıcı değilsin".

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Ey babamız! Biz gittik yarışıyorduk; Yusufʼu eşyamızın yanında bırakmıştık. Ne yazık ki (onu) kurt yemiş! Fakat biz doğru söyleyenler olsak da sen bize inanmazsın.'

Hayrat Neşriyat

Dediler ki: 'Ey babamız! Doğrusu biz gittik, yarış ediyorduk; Yûsuf’u da eşyâmızın yanında bırakmıştık (bir de baktık) ki onu kurt yemiş! Şimdi (biz), ne kadar doğru söyleyen kimseler olsak da, sen bize inanıcı değilsin!'

İbni Kesir

Dediler ki: Ey babamız; gerçekten biz gitmiştik ki yarış yapalım. Yusuf'u da eşyaların yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen, bize inanacak değilsin.

Mehmet Okuyan

“Ey babamız! Biz Yusuf’u eşyamızın yanında bırakmış bir şekilde yarışmak üzere (yanından) uzaklaşmıştık. (Ne yazık ki) kurt onu yemiş! Biz doğru söyleyenler olsaydık da sen asla bize inanacak değilsin.” demişlerdi.

Muhammed Esed

"Ey babamız!" dediler, "Yarış yapmak için bulunduğumuz yerden (biraz) uzaklaşmış ve Yusuf'u azıklarımızın yanında bırakmıştık... Meğer kurt kapmış o'nu! Ama (biliyoruz ki,) biz böylece doğruyu söylüyor olsak da sen bize inanmayacaksın!"

Mustafa İslamoğlu

"Ey babamız!" dediler, "Yarış yapma amacıyla uzaklaşmıştık. Yusuf'u da eşyalarımızın başında bırakmıştık. Bir de baktık ki onu kurt yemiş. Ama biz ne kadar doğruyu söylersek söyleyelim, yine de sen bize inanmayacaksın!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Ey bizim pederimiz! Biz hakikaten bir yarış ederek gittik. Yusuf'u da eşyamızın yanında bıraktık, hemen O'nu kurt yemiş ve sen bize velev ki doğru sözlü kimseler olmuş isek de inanır değilsin.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Ey babamız! Biz yarış yapmak için gitmiştik, Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Ne yazık ki onu kurt yemiş! Şimdi biz ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın. ”

Suat Yıldırım

(16-17) Yatsı vakti, ağlayarak babalarının yanına dönüp dediler ki: "Sevgili babamız, biz yarışmak üzere bulunduğumuz yerden ayrılırken Yusuf’u da eşyalarımızın yanında bıraktık. Bir de döndük ki onu kurt yemiş! Şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmayacaksın!"

Süleyman Ateş

"Ey babamız, dediler, biz gittik, yarışıyorduk; Yusuf'u yiyeceğimizin yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş! Ama biz doğru söylesek de sen bize inanmazsın!"

Süleymaniye Vakfı

"Baba!" dediler. "Biz, yarış yapmaya gitmiş, Yusuf'u da eşyalarımızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş! Gerçi biz ne kadar doğru sözlü olsak da sen bize inanacak değilsin."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki: "Baba! Baba! Gittik… Yarışacaktık… Yusuf'u eşyalarımızın yanında bıraktık. Sonra onu kurt yemiş. Gerçi ne kadar doğruyu söylesek de bize inanacak değilsin."

Şaban Piriş

- Babamız, inan ki biz yarış yapıyorduk. Yusuf'u eşyalarımızın yanına bırakmıştık, o sırada kurt onu yemiş. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen yine bize inanmazsın, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ama biz doğruyu söyleyenler olsak bile sen bize inanacak değilsin.»

Ümit Şimşek

Dediler ki: 'Baba, biz yarışa çıkmış, Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık. Onu kurt yemiş! Artık biz doğruyu söylesek de sen bize inanmazsın.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Ey babamız, dediler, gittik, yarışıyorduk; Yusuf'u eşyamızın yanında bırakmıştık, kurt onu yemiş. Şimdi biz doğru da söylesek sen bize inanmayacaksın."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

dedilər: “Ey atamız! Biz Yusufu əşyalarımızın yanında qoyub yarışmaq üçün getmişdik. Canavar da onu yedi. Əlbəttə, biz doğru danışsaq da, sən bizə inanan deyilsən”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və dedilər: ″Ata! Biz (at çapmaq, yaxud qaçışıb-ötüşmək və ya ox atmaqda) bir-birimizlə yarışmaq üçün (səhraya) getmişdik və Yusifi şeylərimizin (libaslarımızın) yanında qoymuşduq. Bir də xəbər tutduq ki, qurd onu yemişdir. İndi biz doğru danışsaq da, sən bizə inanmayacaqsan!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sprachen: ʺVater, wir sind um die Wette gelaufen und haben Joseph allein bei unseren Sachen gelassen, und da fraß ihn der Wolf. Du wirst uns nicht glauben, auch wenn wir die Wahrheit sagen.

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺO unser Vater, wir gingen, um einen Wettlauf zu machen, und ließen Yusuf bei unseren Sachen zurück. Da fraß ihn der Wolf. Aber du glaubst uns wohl nicht, auch wenn wir die Wahrheit sagen.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺO unser Vater, wir liefen miteinander um die Wette und ließen Yusuf bei unseren Sachen zurück, und da hat ihn der Wolf gefressen; du wirst uns doch nicht glauben, auch wenn wir die Wahrheit ;aussprechen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

sie sagten: ʺUnser Vater! Wir gingen Wettrennen machen und ließen Yusuf bei unseren Sachen zurück, dann hat ihn der Wolf gefressen. Und du wirst uns sowieso keinen Glauben schenken, egal wie wahrhaftig wir sind.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They said to him: "O father, we went racing to compete with each other leaving Yusuf to take care of our things and there, standing alone, he was devoured by the wolf". "But you do not seem to believe us albeit we are telling the truth."

Abdul Haleem

They said, ‘We went off racing one another, leaving Joseph behind with our things, and a wolf ate him. You will not believe us, though we are telling the truth!’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "O our father! We went racing with one another, and left Joseph with our things; and the wolf devoured him.... But thou wilt never believe us even though we tell the truth."

Abul A'la Maududi

and said: "Father! We went racing with one another and left Joseph behind with our things, and then a wolf came and ate him up. We know that you will not believe us howsoever truthful we might be."

Aisha Bewley

saying, ‘Father, we went out to run a race and left Yusuf together with our things and then a wolf appeared and ate him up but you are never going to believe us now, not even though we really tell the truth. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "O our father! We went racing with one another, and left Yûsuf (Joseph) by our belongings and a wolf devoured him; but you will never believe us even when we speak the truth."

Ali Quli Qarai

They said, ‘Father! We had gone racing and left Joseph with our things, whereat the wolf ate him. But you will not believe us even if we spoke truly.’

Amatul Rahman Omar

They said, `Our father! we went forth racing one with another and left Joseph (behind) with our belongings and the wolf devoured him. But you would never believe us though we be the truthful ones.'

Arthur John Arberry

They said, 'Father, we went running races, and left Joseph behind with our things; so the wolf ate him. But thou wouldst never believe us, though we spoke truly.'

Bijan Moeinian

They said: "Father, we left Joseph alone with our belongings to race with each other; then the wolf took advantage of our absence and devoured him. You will never believe us in spite of the fact that we are telling you the truth."

E. Henry Palmer

said, 'O our father! verily, we went forth to race and left Joseph by our goods, and the wolf devoured him,- but thou wilt not believe us, truth tellers though we be. '

Edip-Layth

They said, "Our father, we went to race and left Joseph by our things, and the wolf ate him! But you would not trust us even if we are truthful."

George Sale

and said, father, we went and ran races with one another, and we left Joseph with our baggage, and the wolf hath devoured him; but thou wilt not believe us, although we speak the truth.

Hamid S. Aziz

And they came to their father in the evening weeping.

Mahmoud Ghali

They said, "O our father, surely we went racing with one another and left Yûsuf by (Literally: at) our belongings; so the wolf ate him. And in no way would you be believing us, even if we are sincere."

Marmaduke Pickthall

Saying: O our father! We went racing one with another, and left Joseph by our things, and the wolf devoured him, and thou believest not our saying even when we speak the truth.

Mohamed Ahmed - Samira

And said: "We went racing with one another and left Joseph to guard our things when a wolf devoured him. But you will not believe us even though we tell the truth."

Muhammad Asad

[and] said: "O our father! Behold, we went off racing with one another, and left Joseph behind with our things; and thereupon the wolf devoured him! But [we know that] thou wouldst not believe us even though we speak the truth" -

Mustafa Khattab

They cried, "Our father! We went racing and left Joseph with our belongings, and a wolf devoured him! But you will not believe us, no matter how truthful we are."

Progressive Muslims

They said: "Our father, we went to race and left Joseph by our things, and the wolf ate him! But you would not believe us even if we are truthful. "

Sahih International

They said, "O our father, indeed we went racing each other and left Joseph with our possessions, and a wolf ate him. But you would not believe us, even if we were truthful."

Sam Gerrans

They said: “O our father: we went to run races, and left Joseph with our goods — and the wolf ate him; and thou wouldst not believe us, though we were truthful.”

Shabbir Ahmed

Saying, "O Our father! We went racing among us, and left Joseph by our belongings. A wolf did eat him up. We fear that you will not believe us even if we are telling the truth."

Syed Vickar Ahamed

They said: "O our father! We went racing with one another, and left Yusuf (Joseph) with our things; And the wolf ate (devoured) him. .. But you will never believe us even though we tell the truth."

Taqi Usmani

They said, "Father, we went racing with one another, and left Yūsuf with our belongings, and the wolf ate him up. You will never believe us, howsoever truthful we may be."

The Monotheist Group

They said: "Our father, we went to race and left Joseph by our things, and the wolf ate him! But you would not believe us even if we were truthful."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺO notre père, nous sommes allés faire une course, et nous avons laissé Joseph auprès de nos effets; et le loup lʹa dévoré. Tu ne nous croiras pas, même si nous disons la véritéʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gotin: Bavo! Em çûbûn çolê me bi hev re pêşbazî dikir. Me Yûsuf jî li cem tiştên xwe hiştibû, (mixabin) guran ew xwar! Lê belê çiqas em rastgo bin jî tu ji me bawer nakî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺO onze vader, wij gingen weg om tegen elkaar te rennen en wij lieten Joesoef bij onze spullen achter en toen heeft een wolf hem opgegeten. Maar jij zult ons toch niet geloven, ook al spreken wij de waarheid.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij zeiden: Vader! wij hebben ons verwijderd en hebben een wedloop gehouden; wij hebben Jozef met onze reisgoederen verlaten, en de wolf heeft hem verscheurd; doch gij wilt ons niet gelooven, hoewel wij de waarheid spreken.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺO onze vader, voorwaar, wij gingen weg om een wedloop te houden en lieten Yôesoef achter bij onze goederen. Toen heeft de wolf hem verslonden, maar u zult ons niet geloven, ook al spreken wij de waarheid.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они сказали: «О, отец наш! Поистине, Мы пустились бегать вперегонки и оставили Йусуфа у наших вещей. (Мы были заняты игрой, не уследили за ним,) и съел его волк; но ты не поверишь нам, если бы мы даже и говорили правду».

Rusça — Osmanov

и воскликнули: ʺО отец наш! Мы бегали наперегонки, а Йусуфа оставили стеречь наши вещи, [вот тут-то] волк и задрал его. Ты не поверишь нам, но мы говорим правдуʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och sade: ʺFader! Vi ställde till med kapplöpning och lämnade Josef med det som vi hade fört med oss ut, och då kom vargen och bet ihjäl honom! Kanske tror du oss inte fastän vi säger sanningen.ʺ