(3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.

وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا اَبَابِيلَ تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجِّيلٍ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ

ve ersele ǎleyhim Tayran ebābīle / termīhim bi Hicāratin min siccīlin / fe ceǎlehum ke ǎSfin me'kūlin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَرْسَلَve erseleر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve gönderdi
2عَلَيْهِمْǎleyhimüzerlerine
3طَيْرًاTayranط ي رUçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şanskuşlar
4اَبَابِيلَebābīleا ب لDini ibadetlere kendini adamak, mürit olmak, üstesinden gelmek/direnmek/dayanmak, develer, deve edinmek, develerin sayısı çoğalmak, deve yönetiminde becerikli olmak, deve sürüsü, sürüler, bir demet (örn. odun), dağınık haldeki bir topluluk.sürü sürü
1تَرْمِيهِمْtermīhimر م يatmak, fırlatmak, atarak vurmak, suçlamak, yüklemek, suç atmakonlara atıyorlardı
2بِحِجَارَةٍbi Hicāratinح ج رMahrum bırakmak, sertleştirmek, gizlemek, direnmek, yasaklamak, engellemek, önlemek, (bir yere) erişimi yasaklamak. Bir kişi veya şeyden alıkoymak/engellemek/men etmek/esirgemek/kısıtlamak, yasaklamak/yasak koymak/ketlemek/yasaklamak, bir şeyin sınırını çizmek veya kapamak, deve veya hayvanın gözü etrafına yanık bir işaret koymak, kuşatmak, bir şeyi bir kişi için yasak veya izin verilmez kılmak, cesaret bulmak veya cesaretlendirilmek, boğazını keserek kesmek. hajar - bir kaya/taş veya kaya kütlesi.sertleşmiş taşlar
3مِنْmin-dan
4سِجِّيلٍsiccīlinس ج لKaydetmek, yazmak, tescil etmek, sicile geçirmek, not almak, deftere yazmak, rapor tutmak, belgelemek, teybe almakçamur-
1فَجَعَلَهُمْfe ceǎlehumج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamaknihayet onları yaptı
2كَعَصْفٍke ǎSfinع ص فŞiddetli esmek (rüzgar), fırtına gibi esmek, hızlı olmak, çabucak yırtmak. Asfun - yapraklar ve saplar, saman, yeşil, mahsul, mesane, anız, kabuk. Asafa - yeşilken mısırı kesmek, AAasafa - yok olmak. Asifatun - fırtına, kasırga, tayfun. Asifun - şiddetli rüzgar, fırtınalı, şiddetli.ekin yaprağı gibi
3مَأْكُولٍme'kūlinا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryenmiş

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları, balçıktan taşlarla taşladılar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onları, balçıktan taşlarla taşladılar.

Adem Uğur

O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

Ahmed Hulusi

Atıyorlardı onlara, kurumuş çamurdan taşlarını.

Ahmet Tekin

Kuşlar, onlara, belirlenmiş cezanın infazı için balçıktan dökülerek pişirilmiş taş mermiler atıyorlardı.

Ahmet Varol

O (kuş)lar onların üzerlerine pişirilmiş balçıktan taşlar atıyorlardı.

Ali Bulaç

Onlara 'pişirilip sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı;

Ali Fikri Yavuz

Onlara siccîl’den (pişmiş çamurdan) taşlar atıyorlardı.

Ali Rıza Safa

Katılaşmış çamurdan taşlar attılar.

Bayraktar Bayraklı

O kuşlar, onlara kurumuş çamurdan taşlar atıyordu.

Bekir Sadak

(3-4) Onlarin uzerine, sert taslar atan surulerle kuslar gonderdi.

Celal Yıldırım

Üzerlerine balçıktan yapılan sert taşlar atan Ebabil kuşlarını gönderdi de,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(3-4) Onların üzerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar yağdıran sürü sürü kuşlar salmadı mı?

Diyanet İşleri

(3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.

Diyanet İşleri (eski)

(3-4) Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.

Diyanet Vakfi

O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Atıyorlardı onlara "siccil" den taşlar

Erhan Aktaş

Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan.

Fizilal-il Kuran

Onların üzerine pişkin tuğladan taşlar atıyorlardı.

Gültekin Onan

Onlara 'pişirilip sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı;

Hamdi Döndüren

O kuşlar, onların üzerlerine pişmiş tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.

Hasan Basri Çantay

ki bunlar onlara pişkin tuğladan (yapılmış) taş (lar) atıyorlar) dı.

Hasib Asutay

(O kuşlar) onlara pişkin tuğladan (yapılmış) taşlar atıyordu.

Hayrat Neşriyat

(Bu kuşlar,) onlara pişmiş çamurdan taşlar atıyorlardı.

İbni Kesir

Ki, onların üzerine pişkin tuğladan taşlar atıyorlardı.

Mehmet Okuyan

Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atıyorlar(dı).

Muhammed Esed

onlara önceden tesbit edilmiş taş gibi sert azap darbeleri vurdular,

Mustafa İslamoğlu

onlara taş kesilmiş balçık türü tanımlanamayan (şeyler) atıyorlardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara (o kuşlar) siccîlden (katı, sert çamurlardan) taşlar atıyorlardı.

Ömer Öngüt

O kuşlar onlara ateşte pişirilmiş (sert) taşlar atıyorlardı.

Suat Yıldırım

Bunlar onlara pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyorlardı.

Süleyman Ateş

Onlara çamurdan sertleşmiş taşlar atan (kuşlar).

Süleymaniye Vakfı

(O bulutlar) onlara katılaşmış çamurdan taşlar atıyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Pişmiş çamurdan taş boşaltan bulutları!

Şaban Piriş

(3-4) Onların üzerine damgalanmış taşlar atan ebabil kuşlarını gönderdi.

Tefhim-ul Kuran

Onlara 'pişirilip sertleştirilmiş balçık taşları' atıyorlardı;

Ümit Şimşek

Onlara pişmiş balçıktan taşlar attılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Atıyorlardı onlara kurumuş çamurdan damgalı taş.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O quşlar ki, onların üstünə odda bişmiş bərk gildən daşlar yağdırdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(O quşlar) onlara bişmiş gildən düzəlmiş (möhkəm xırda) daşlar atırdı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

die sie mit höllischen Steinen bewarfen.

Almanca — Der Edle Quran

die sie mit Steinen aus gebranntem Lehm bewarfen,

Almanca — M. A. Rassoul

die sie mit brennenden Steinen bewarfen

Almanca — Muhammad Zaidan

die sie mit Ton-Steinen bewarfen,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Striking them with clay stones, spreading among them an epidemic.

Abdul Haleem

pelting them with pellets of hard-baked clay:

Abdullah Yusuf Ali

Striking them with stones of baked clay.

Abul A'la Maududi

which smote them with stones of baked clay,

Aisha Bewley

bombarding them with stones of hard-baked clay,

Al-Hilali & Khan

Striking them with stones of Sijjîl (baked clay).

Ali Quli Qarai

pelting them with stones of shale,

Amatul Rahman Omar

(Which tore off flesh from their bodies to eat by) striking them against stones of hardened and petrified clay.

Arthur John Arberry

hurling against them stones of baked clay

Bijan Moeinian

… the stones on their beck to stone them.

E. Henry Palmer

to throw down on them stones of baked clay,

Edip-Layth

Striking them with fiery projectiles.

George Sale

which cast down upon them stones of baked clay;

Hamid S. Aziz

To pelt them with stones of baked clay,

Mahmoud Ghali

Throwing against them stones of baked clay;

Marmaduke Pickthall

Which pelted them with stones of baked clay,

Mohamed Ahmed - Samira

(While) you were pelting them with stones of porphyritic lava,

Muhammad Asad

which smote them with stone-hard blows of chastisement pre-ordained,

Mustafa Khattab

that pelted them with stones of baked clay,

Progressive Muslims

Striking them with rocks made from hardened clay.

Sahih International

Striking them with stones of hard clay,

Sam Gerrans

Striking them with stones of baked clay.

Shabbir Ahmed

Then you showered them with hard stones earmarked with requital. ('Sijjil' = Inscribed = Marked out).

Syed Vickar Ahamed

Striking them (the companions of the elephant) with stones of baked clay,

Taqi Usmani

throwing upon them stones of baked clay,

The Monotheist Group

Striking them with fiery projectiles.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

qui leur lançaient des pierres dʹargile?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wan, kevirên ji heriya pehtî di wan werkirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

die bakstenen op hen wierpen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Die steenen van gebakken klei op hen nederwierpen,

Hollandaca — Siregar

Die stenen van klei op hen wierpen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Бросали они [птицы] в них [в воинов] камни из обожженной глины [[Каждый камушек был больше чечевицы и меньше горошины и представлял собой глину, которая была обожжена в Аду, и на нем было написано имя того, на кого он попадет.]].

Rusça — Osmanov

Они осыпали их осколками обожженной глины

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

som lät (ett regn av) stenar hagla över dem - Hans förutbestämda straff! -