İçlerinden, "Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz" diye Allah'a söz verenler de vardır.

وَمِنْهُمْ مَنْ عَاهَدَ اللّٰهَ لَئِنْ اٰتٰينَا مِنْ فَضْلِهِ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ الصَّالِحِينَ

ve minhum men ǎāhede (a)llahe le in ātānā min feDlihi le neSSaddeḳanne ve le nekūnenne mine S-SāliHīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمِنْهُمْve minhumve onlardan
2مَنْmenkimileri
3عَاهَدَǎāhedeع ه دYükümlü kılmak/görev vermek/dayatmak/yemin ettirmek. Ahit - antlaşma/sözleşme/söz/anlaşma/pakt/yemin, bağ, koşul, vasiyet, sorumluluk, garanti, zaman, çağ, tanıdık, doğru, dostluk, sevgi, güvenlik.and içtiler
4اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
5لَئِنْle ineğer
6اٰتٰينَاātānāا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbize verirse
7مِنْmin
8فَضْلِهِfeDlihiف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeklutfundan
9لَنَصَّدَّقَنَّle neSSaddeḳanneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.elbette sadaka vereceğiz
10وَلَنَكُونَنَّve le nekūnenneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve olacağız
11مِنَmine-dan
12الصَّالِحِينَS-SāliHīneص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.yararlı insanlar-

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlardan, bize lûtfuyla, keremiyle ihsanda bulunursa biz de yoksullara tasadduk ederiz ve mutlaka iyi kişilerden oluruz diye Allah'la ahdedenler de var.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlardan, bize lûtfuyla, keremiyle ihsanda bulunursa biz de yoksullara tasadduk ederiz ve mutlaka iyi kişilerden oluruz diye Allahʼla ahdedenler de var.

Adem Uğur

Onlardan kimi de, Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz sâlihlerden olacağız! diye Allah'a and içti.

Ahmed Hulusi

Onlardan kimi de Allah'a vaatte bulundu: "Eğer bize fazlından verirse, andolsun ki kesinlikle sadaka vereceğiz ve elbette salihlerden olacağız. "

Ahmet Tekin

Onların içlerinde taahhütte bulunanlar da vardı: 'Allah bize lütfundan, ihsanından verirse, mutlaka imanda sadâkatin ve kemalin ifadesi olan sadakayı, vicdanımızı, servetimizi, sosyal bünyemizi arındıran berekete vesile olan zekâtı veririz, malî mükellefiyetleri yerine getiririz, kesinlikle dindar, ahlâklı, hayır-hasenat sahibi müslümanlardan, sâlihlerden oluruz' diyorlardı.

Ahmet Varol

Onlardan: 'Eğer Allah bize kendi lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız' diye Allah'a kesin söz verenler var.

Ali Bulaç

Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Allah'a ahdetmiştir.

Ali Fikri Yavuz

Onlardan kimi de Allah’a şöyle kesin söz (ahd) vermişti: Eğer (Allah) bize lütuf ve kereminden ihsan ederse, muhakkak zekâtını vereceğiz, gerçekten sâlihlerden olacağız.

Ali Rıza Safa

Oysa onlardan kimisi, Allah'a, şöyle söz vermişlerdi: "Kendi lütfundan bize verirse, kesinlikle karşılıksız yardımda bulunuruz ve kesinlikle erdemli olanlar arasında oluruz!"

Bayraktar Bayraklı

Onlardan kimi de, "Eğer Allah, lütfundan bize de verirse elbette sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız" diye Allah'a and içti.

Bekir Sadak

Aralarinda: «Allah bize bol nimetinden verecek olursa, and olsun ki sadaka verecegiz ve iyilerden olacagiz» diye O'na and verenler vardir.

Celal Yıldırım

Onlardan kimi de, «eğer Allah bize kendi geniş nimetinden verirse, herhalde zekât ve sadaka verir ve sâlihler (iyi-yararlı kişiler)den oluruz» diyerek Allah'a karşı .söz vermişlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onların içinde öyleleri var ki, “Allah bize lütuf ve kereminden bahşederse biz de elbette hayır yolunda harcar ve iyi kimselerden oluruz” diye Allah’a söz vermişlerdi.

Diyanet İşleri

İçlerinden, "Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz" diye Allah'a söz verenler de vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Aralarında: 'Allah bize bol nimetinden verecek olursa, and olsun ki sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız' diye O'na and verenler vardır.

Diyanet Vakfi

Onlardan kimi de, eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz sâlihlerden olacağız! diye Allah'a and içti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yine onlardan kimi de Allah'a şöyle ahdetmişlerdi: «Eğer bize lütuf ve kereminden ihsan ederse biz de elbette zekâtı veririz ve kesinlikle salihlerden oluruz.» diye söz vermişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine onlardan bir takımı "Allah bize bol lütufta bulunursa mutlaka zekatını veririz ve dürüstlerden oluruz!" diye söz vermişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yine onlardan kimi de Allaha şöyle ahdetmişlerdi: "eğer bize fadlından ihsan ederse her halde zekatını veririz ve her halde salihinden oluruz"

Erhan Aktaş

Onlardan kimi de "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan kimi de "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan kimi de, "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.

Fizilal-il Kuran

Onlardan bazıları «eğer Allah bize lütfundan bol mal verirse, sadaka verenlerden ve iyi amel işleyenlerden olacağımıza yemin ederiz» diye Allah'a kesin söz verirler.

Gültekin Onan

Onlardan kimi de: "Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diye Tanrı'ya ahdetmiştir.

Hamdi Döndüren

Onlardan öyleleri var ki, “Eğer Allah, lütfundan bize mal verirse, mutlaka bağışta bulunacağız ve iyilerden olacağız.” diyerek Allah’a söz verirler.

Hasan Basri Çantay

İçlerinden kimi de Allaha (şöyle) ahdetmişdi: "eğer bize lütf-ü, kereminden ihsan ederse, andolsun, zekatını vereceğiz, muhakkak saalihlerden olacağız".

Hasib Asutay

Onlardan kimi de 'Eğer Allah lütfundan bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve gerçekten iyilerden olacağız' diye Allah'a and içti.

Hayrat Neşriyat

Onlardan kimisi de: 'Yemîn olsun ki, eğer (Allah) fazlından bize verirse, mutlaka sadaka (ve zekâtını) vereceğiz ve mutlaka sâlihlerden olacağız' diye Allah’a söz verdi.

İbni Kesir

İçlerinden kimi de: Eğer bize lütuf ve kereminden ihsan ederse; andolsun ki, muhakkak tasadduk edeceğiz ve muhakkak salihlerden olacağız, diye Allah'a ahdetmişlerdi.

Mehmet Okuyan

Onlardan kimi de “(Allah) lütfundan bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve (özü sözü bir) iyilerden olacağız!” diye Allah’a söz vermişti.

Muhammed Esed

Ve onlar arasında, "Doğrusu, eğer Allah bize cömertliğinden (bir şeyler) bahşederse, kuşkusuz biz de hayır için harcar (sadaka verir) ve hiç kuşkusuz dürüst ve erdemli kimselerden oluruz!" diye Allaha yemin edenler var.

Mustafa İslamoğlu

Hem, onlar arasında "Eğer O'nun bağışladıklarından bize de bir şeyler düşerse, elbet biz de hayır hasenat için harcar, böylece biz de iyiler arasına karışmış oluruz!" diye Allah'a yemin edenler var.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlardan bazıları da Allah Teâlâ'ya ahdetmişti ki: «Eğer fazlından bize verir ise elbette tasaddukta bulunacağız ve elbette sâlih kimselerden olacağız.»

Ömer Öngüt

Onlardan kimi de: “Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, andolsun ki sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız. ” diye O'na kesin söz verdiler.

Suat Yıldırım

Onlardan kimi de Allah’a şöyle kesin söz vermişlerdi:"Eğer Allah bize lütfundan verirse, biz de mutlaka zekât ve teberrûda bulunacak ve elbette iyi insanlardan olacağız."

Süleyman Ateş

Kimileri de: "Eğer Allah, lutfundan bize verirse elbette sadaka vereceğiz ve yararlı insanlardan olacağız!" diye Allah'a and içtiler.

Süleymaniye Vakfı

Onların içinde "Eğer bize lütfundan verirse elbette biz de sadaka verir, iyilerden oluruz." diye Allah'a söz verenler de vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İçlerinden bir kısmı da Allah'a şöyle söz vermişlerdi: "Bize cömertçe verirsen elbette zekat(sadaka) vereceğiz ve iyilerden olacağız."

Şaban Piriş

İçlerinde 'Allah bize bol nimetinden verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve doğru kimselerden olacağız.' diye O'na and verenler vardır.

Tefhim-ul Kuran

Onlardan kimi de: «Andolsun, eğer bize bol ihsanından verirse gerçekten sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız» diye Allah'a ahdetmişti.

Ümit Şimşek

Onlardan, 'Eğer Allah bize lütfundan birşey verecek olursa biz de bağışta bulunur ve iyi insanlardan oluruz' diye Allah'a söz verenler vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

İçlerinden bazıları da Allah'a şöyle ant içti: "Eğer Allah, lütfundan bize verirse, elbette sadaka dağıtacağız ve elbette iyilik ve barış için çalışanlardan olacağız."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlardan: “Əgər Allah Öz lütfündən bizə bəxş etsə, əlbəttə, biz sədəqə verər və əməlisalehlərdən olarıq!”– deyə Allaha əhd edənləri də vardır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Münafiqlərin) bəʼzisi də Allahla belə əhd etmişdir: ″Əgər Allah bizə Öz neʼmətindən (mal-dövlət) bəxş etsə, biz mütləq sədəqə (həmin malın zəkatını) verəcək və sözsüz ki, əməlisalehlərdən olacağıq″.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Manche unter ihnen gelobten Gott: ʺWenn Er uns aus Seiner Gabenfülle gibt, werden wir spenden und zu den Rechtschaffenen gehören.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Unter ihnen gibt es manche, die gegenüber Allah eine Verpflichtung eingegangen sind: Wenn Er uns etwas von Seiner Huld gewährt, werden wir ganz gewiß Almosen geben und ganz gewiß zu den Rechtschaffenen gehören.

Almanca — M. A. Rassoul

Und unter ihnen sind so manche, die Allah versprachen: ʺWenn Er uns aus Seiner Fülle gibt, dann wollen wir bestimmt Almosen geben und rechtschaffen sein.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und manche von ihnen versprachen ALLAH: ʺLieße ER uns von Seiner Gunst zuteil werden, so würden wir gewiß spenden und doch von den gottgefällig Guttuenden sein!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Among them were some whose vows were pledged to Allah that if His grace abounded in them, they would give in benevolence and spend in divine service and be of those whose deeds are printed with wisdom and Piety!

Abdul Haleem

There are some among them who pledged themselves to God, saying, ‘If God gives us some of His bounty, we shall certainly give alms and be righteous,’

Abdullah Yusuf Ali

Amongst them are men who made a covenant with Allah, that if He bestowed on them of His bounty, they would give (largely) in charity, and be truly amongst those who are righteous.

Abul A'la Maududi

[9:75] Some of them made a covenant with Allah: "If Allah gives us out of His bounty, we will give alms and act righteously."

Aisha Bewley

Among them there were some who made an agreement with Allah: ‘If He gives us of His bounty we will definitely give sadaqa and be among the righteous. ’

Al-Hilali & Khan

And of them are some who made a covenant with Allâh (saying): "If He bestowed on us of His Bounty, we will verily give Sadaqâh (Zakât and voluntary charity in Allâh’s Cause) and will be certainly among those who are righteous."

Ali Quli Qarai

Among them are those who made a pledge with Allah: ‘If He gives us out of His grace, we will surely give the zakāt and we will surely be among the righteous. ’

Amatul Rahman Omar

Some among them are those who made a covenant with Allâh (saying), `If He grants us of His bounty we would most assuredly give alms and be certainly of the righteous (after reforming ourselves).

Arthur John Arberry

And some of them have made covenant with God: 'If He gives us of His bounty, we will make offerings and be of the righteous. '

Bijan Moeinian

Some of them pledged: "If the Lord increases our income, we will gladly contribute to the charity and lead a righteous life. "

E. Henry Palmer

And of them are some who make a treaty with God, that 'If He bring us of His grace, we will give alms and we will surely be among the righteous. '

Edip-Layth

Some of them pledged to God: "If He gives us from His bounty, then we will acknowledge and we will be amongst the reformed."

George Sale

There are some of them who made a covenant with God, saying, verily if He give us of his abundance, we will give alms, and become righteous people.

Hamid S. Aziz

And of them are some who make a treaty with Allah, saying, "If He give us of His bounty, we will give alms and become of the righteous. "

Mahmoud Ghali

And of them are the ones who covenanted with Allah, "If He bring us of His Grace, indeed we will definitely donate (i. e., give alms) and indeed we will definitely be of the righteous.".

Marmaduke Pickthall

And of them is he who made a covenant with Allah (saying): If He give us of His bounty we will give alms and become of the righteous.

Mohamed Ahmed - Samira

Some of them made a covenant with God: "If You give us in Your bounty we shall give alms and be upright. "

Muhammad Asad

And among them are such as vow unto God, "If indeed He grant us [something] out of His bounty, we shall most certainly spend in charity, and shall most certainly be among the righteous!"

Mustafa Khattab

And there are some who had made a vow to Allah: "If He gives us from His bounty, we will surely spend in charity and be of the righteous."

Progressive Muslims

And from them are those who pledged to God: "If He gives us from His bounty, then we will believe and we will be amongst the upright. "

Sahih International

And among them are those who made a covenant with Allah, [saying], "If He should give us from His bounty, we will surely spend in charity, and we will surely be among the righteous. "

Sam Gerrans

And among them is he who made a covenant with God: “If He gives us of His bounty, we will give charity and be among the righteous.”

Shabbir Ahmed

And among them are those who promise Allah, "If He gives us of His Bounty we will certainly spend in charity and will certainly become of the righteous, the ones who help others. "

Syed Vickar Ahamed

And among them are men who made a promise with Allah, that if He granted to them from His bounty, they would give (substantially) in charity, and be truly from those who are righteous.

Taqi Usmani

And among them there are those who made a pledge with Allah: "If He gives us (wealth) out of His grace, then, surely we shall give alms and shall be among the righteous."

The Monotheist Group

And from them are those who pledged to God: "If He gives us from His bounty, then we will believe and we will be among the upright."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et parmi eux il en est qui avaient pris lʹengagement envers Allah: ʺSʹIl nous donne de Sa grâce, nous payerons, certes, la Zakât, et serons du nombre des gens de bienʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji munafiqan hin hene ku peyman bi Xwedê re dan (û gotin): Eger Xwedê, ji xweşdayîn û kerema xwe (mal) bide me, teqez em ê sedeqa (heqê Xwedê) bidin û bi sond em ê bibin ji yên qencîkar!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Onder hen zijn er die met God een verbond gesloten hadden: ʺAls Hij ons van Zijn goedgunstigheid geeft zullen wij aalmoezen geven en behoren tot de rechtschapenen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Er zijn sommigen van hen die een verbond met God hebben aangegaan, zeggende: Waarlijk, indien hij ons van zijnen overvloed geeft, zullen wij aalmoezen schenken en rechtvaardigen worden.

Hollandaca — Siregar

En onder hen zijn er die aan Allah beloofden: ʺAls Hij ons van Zijn gunst schenkt, dan zullen wij bijdragen geven en dan zullen wij zeker tot de rechtschapenen behoren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И среди них [лицемеров] есть такие [бедные], что заключили договор с Аллахом [обещали в своей душе]: «Если Он дарует нам (богатства) от Своей щедрости, то мы, конечно же, будем давать милостыню, и, мы непременно станем из (числа) праведных».

Rusça — Osmanov

Среди мунафиков есть и такие, которые клялись Аллаху: ʺЕсли Он одарит нас по щедрости Своей, то мы всенепременно будем раздавать милостыню и вести праведный образ жизниʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och det finns sådana bland dem som ger Gud detta löfte: ʺOm Han skänker oss något av Sitt goda skall vi sannerligen ge till de fattiga och vi skall leva ett rättskaffens liv.ʺ