Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."

قُلْ اَنْفِقُوا طَوْعًا اَوْ كَرْهًا لَنْ يُتَقَبَّلَ مِنْكُمْ اِنَّكُمْ كُنْتُمْ قَوْمًا فَاسِقِينَ

ḳul enfiḳū Tav'ǎn ev kerhen len yuteḳabbele minkum innekum kuntum ḳavmen fāsiḳīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
2اَنْفِقُواenfiḳūن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.sadaka verin
3طَوْعًاTav'ǎnط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.gönüllü
4اَوْevveya
5كَرْهًاkerhenك ر هZor bulmak, hoşlanmamak, onaylamamak, tiksinti duymak, isteksiz olmak, tiksinmek, nefret etmek, iğrenmek, nefret etmek, isteksiz olmakgönülsüz
6لَنْlen
7يُتَقَبَّلَyuteḳabbeleق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekkabul edilmeyecektir
8مِنْكُمْminkumsizden
9اِنَّكُمْinnekumçünkü siz
10كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldunuz
11قَوْمًاḳavmenق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir kavim
12فَاسِقِينَfāsiḳīneف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.yoldan çıkan

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: İster gönül rızâsiyle, ister zorla ve istemeyerek Tanrı uğrunda mal harcedin, kesin olarak bu harcayışınız kabûl edilmeyecek, şüphe yok ki siz, buyruktan çıkmış kötü bir topluluksunuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

De ki: İster gönül rızâsiyle, ister zorla ve istemeyerek Tanrı uğrunda mal harcedin, kesin olarak bu harcayışınız kabûl edilmeyecek, şüphe yok ki siz, buyruktan çıkmış kötü bir topluluksunuz.

Adem Uğur

De ki: İster gönüllü verin ister gönülsüz, sizden (sadaka) asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz yoldan çıkan bir topluluk oldunuz.

Ahmed Hulusi

De ki: "Kendi arzunuzla veya isteksizce, Allah uğruna, diyerek bağış yapın, sizden asla kabul olunmayacaktır. . . Çünkü siz fasık (inanç sistemi bozulmuş) bir grup oldunuz!"

Ahmet Tekin

'İster gönüllü harcayın, ister gönülsüz. Sizin infakınız, harcamalarınız asla kabul edilmeyecek. Çünkü siz hak dinin, doğru ve mantıklı düşünmenin dışına çıkan fâsık, âsi, bozguncu bir kavimsiniz.' de.

Ahmet Varol

De ki: 'İster gönüllü olarak isterse gönülsüz bir şekilde sadaka verin, verdikleriniz kabul edilmeyecektir. Şüphesiz siz fasık bir topluluk oldunuz.'

Ali Bulaç

De ki: "İsteyerek veya istemiyerek infak edin; sizden kesin olarak kabul edilmeyecektir. Çünkü siz bir fasıklar topluluğu oldunuz."

Ali Fikri Yavuz

Ey Rasûlüm, münafıklara de ki: “- İster gönül rızası ile ve ister rıza göstermiyerek harcayın, sizden asla harcadıklarınız kabul edilmiyecektir. Çünkü siz, bir fasıklar toplulğu oldunuz.

Ali Rıza Safa

De ki: "Yardımlaşmak amacıyla isteyerek de istemeyerek de harcasanız, sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, yoldan çıkmış bir toplumsunuz!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "İster gönüllü, ister zorla veriniz; nasıl olsa sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkmış bir topluluksunuz."

Bekir Sadak

De ki: «Istekli yahut isteksiz olarak verin, nasil olsa kabul edilmeyecektir. Siz suphesiz fasik bir topluluksunuz.»

Celal Yıldırım

De ki: Gerek isteyerek, gerek istemiyerek harcayın, elbetteki sizden kabul edilmiyecektir. Çünkü siz (ilâhî emri dinlemeyen) hak yolundan çıkmış bir topluluksunuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

De ki: “İster gönüllü harcayın ister gönülsüz, sizden asla kabul edilmeyecek! Zira siz günaha gömülmüş kimseler oldunuz.”

Diyanet İşleri

Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."

Diyanet İşleri (eski)

De ki: 'İstekli yahut isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz şüphesiz fasık bir topluluksunuz.'

Diyanet Vakfi

De ki: İster gönüllü verin ister gönülsüz, sizden (sadaka) asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz yoldan çıkan bir topluluk oldunuz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O münafıklara şunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "İster gönüllü, ister zoraki verin, verdikleriniz hiçbir zaman kabul edilmeyecektir, çünkü siz yoldan çıkmış bir güruh oldunuz."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: gerek tav'an infak edin gerek kerhen sizden hiç bir zaman nefakalarınız kabul edilmiyecek, çünkü siz fasık bir kavm oldunuz

Erhan Aktaş

De ki: "İster istekli, ister isteksiz infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir toplum oldunuz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "İster istekli, ister isteksiz infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir toplum oldunuz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "İster istekli ister isteksiz infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir toplum oldunuz."

Fizilal-il Kuran

Onlara de ki, «İster gönüllü, ister gönülsüz olarak sadaka veriniz, verdiğiniz sadakalar kabul edilmeyecektir, sizler yoldan çıkmışlar güruhusunuz.»

Gültekin Onan

De ki: "İsteyerek veya istemiyerek infak edin; sizden kesin olarak kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasıklar kavmi oldunuz."

Hamdi Döndüren

De ki: “İster gönüllü, ister gönülsüz olarak bağışta bulunun, bu, sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü sizler (savaştan geri kalmakla) fâsık kimseler oldunuz.”

Hasan Basri Çantay

De ki: "Gerek gönül rızaasıyla harcedin, gerek istemeyerek (verin). Sizden (çıkan) hiç bir (nafaka) kat'iyyen kabul olunmayacakdır. Çünkü siz (Allah yolunda cihaddan geri kalmak suretiyle) faasıklar güruhu (na iltihak etmiş) oldunuz".

Hasib Asutay

De ki: İster gönüllü verin ister gönülsüz, sizden (sadaka) asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkan bir topluluk oldunuz.

Hayrat Neşriyat

De ki: '(Allah yolunda) ister gönüllü ister gönülsüz harcayın, (verdikleriniz)sizden (aslâ) kabûl edilmeyecektir. Çünki siz, bir fâsıklar topluluğu oldunuz!'

İbni Kesir

De ki: Gerek istekli, gerek isteksiz olarak infak edin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, gerçekten fasıklık eden bir kavim oldunuz.

Mehmet Okuyan

De ki: “İster gönüllü, isterse zorla verin; (yaptığınız infak) sizden asla kabul edilmeyecektir. Şüphesiz ki siz yoldan çıkan bir topluluk oldunuz.”

Muhammed Esed

De ki: "(Allah uğruna olduğu görüntüsü altında) ister gönüllü harcayın, ister gönülsüzce: bu sizden asla kabul edilmeyecektir; çünkü siz kötülüğe gömülüp gitmeye niyetli bir topluluksunuz!"

Mustafa İslamoğlu

De ki: "İster gönüllü infak edin ister gönülsüz; sizden asla kabul edilmeyecektir: çünkü siz, hepten sapık bir güruh haline geldiniz."

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «İster gönül rızasıyla ve ister kerhen infakta bulunun, elbette sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü siz şüphe yok fâsıklar olan bir kavim olmuş oldunuz.»

Ömer Öngüt

De ki: “İster gönüllü ister gönülsüz infak edip durun, sizden aslâ kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkan bir topluluk oldunuz. ”

Suat Yıldırım

De ki: "Allah yolunda, ister gönül rızasıyla verin, ister gönülsüz infak edin, verdikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir.Çünkü siz, hak yoldan çıkmış fâsıklar güruhusunuz."

Süleyman Ateş

De ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz sadaka verin: sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkan bir kavimsiniz!"

Süleymaniye Vakfı

De ki: "İster gönüllü ister gönülsüz harcama yapın; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, yoldan çıkmış bir topluluksunuz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Yaptığınız harcama ister gönüllü isterse gönülsüz olsun; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü yoldan çıkmış bir topluluk oldunuz."

Şaban Piriş

De ki: -İstekli veya isteksiz olarak infak edin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz, şüphesiz fasık bir topluluksunuz.

Tefhim-ul Kuran

De ki: «İsteyerek ya da istemiyerek infak edin; sizden kesin olarak kabul edilmeyecektir. Çünkü siz bir fasıklar topluluğu oldunuz.»

Ümit Şimşek

De ki: Allah yolunda gönülden de harcasanız, gönülsüzce de harcasanız, bu sizden kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkmış bir güruhsunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

Şunu da söyle: "İster kendi arzunuzla ister baskı ve zorla infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, yoldan çıkan bir topluluk oldunuz."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

De: “İstər könüllü, istərsəniz də könülsüz xərcləyin, onsuz da sizdən qəbul olunmayacaq. Çünki siz fasiq bir qövm oldunuz!”

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sprich: ʺSpendet freiwillig oder widerwillig! Es wird sowieso von euch nicht angenommen, denn ihr seid Frevler.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sag: Gebt freiwillig oder widerwillig aus, es wird von euch (doch) nicht angenommen werden! Ihr seid ja frevlerische Leute.

Almanca — M. A. Rassoul

Sprich: ʺSpendet willig oder unwillig, es wird doch nicht von euch angenommen. Denn wahrlich, ihr seid frevelhafte Leute.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sag: ʺSpendet freiwillig oder widerwillig, dies wird von euch nie angenommen. Gewiß, ihr wart fisq-betreibende Leute.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Say to these hypocrites: "You may spend as much as you like, willingly or unwillingly, making great pretences to religion, but never shall your contributions be acknowledged nor be entered on the credit side of your account. You are a people whose wickedness has reached beyond your reach; it has reached the sky".

Abdul Haleem

Say, ‘Whether you give willingly or unwillingly, what you give will not be accepted, for you are disobedient people.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "Spend (for the cause) willingly or unwillingly: not from you will it be accepted: for ye are indeed a people rebellious and wicked."

Abul A'la Maududi

[9:53] Tell them: "Whether you spend your money willingly or unwillingly, it shall not find acceptance (with Allah) for you are an evil-doing folk."

Aisha Bewley

Say: ‘Whether you give readily or reluctantly, it will not be accepted from you. You are people who are deviators.’

Al-Hilali & Khan

Say: "Spend (in Allâh’s Cause) willingly or unwillingly, it will not be accepted from you. Verily, you are ever a people who are Fâsiqûn (rebellious, disobedient to Allâh)."

Ali Quli Qarai

Say, ‘Spend willingly or unwillingly, it shall never be accepted from you; for you are indeed a transgressing lot. ’

Amatul Rahman Omar

Say, `Whether you spend willingly or unwillingly, this (- your charity) shall never be accepted from you, for you are indeed a people ever disobedient. '

Arthur John Arberry

Say: 'Expend willingly, or unwillingly, it shall not be accepted from you; you are surely a people ungodly. '

Bijan Moeinian

Tell them: "Whether you (willingly or unwillingly) spend money in the cause of God, it does not matter: God will not accept the offerings of corrupt people like you. "

E. Henry Palmer

Say, 'Expend ye in alms, whether ye will or no, it shall not be accepted from you; verily, ye are a people who do work abomination. '

Edip-Layth

Say, "Spend willingly or unwillingly, it will not be accepted from you. You are a wicked people."

George Sale

Say, expend your money in pious uses, either voluntarily, or by constraint, it shall not be accepted of you; because ye are wicked people.

Hamid S. Aziz

Say, "Spend (for the Cause), willingly or unwillingly, it shall not be accepted from you; for verily, you are a people who are rebellious and wicked. "

Mahmoud Ghali

Say, "Expend, willingly or unwillingly, it will never be (graciously) accepted from you; surely you have been an immoral people. ".

Marmaduke Pickthall

Say: Pay (your contribution), willingly or unwillingly, it will not be accepted from you. Lo! ye were ever froward folk.

Mohamed Ahmed - Samira

Tell them: "You may spend (in the way of God), whether willingly or with reluctance, it will not be accepted from you, for you are reprobates. "

Muhammad Asad

Say: "You may spend [anything], willingly-or unwillingly, [pretending that you do it for the sake of God:] it shall never be accepted from you -for, verily, you are people bent on iniquity!"

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "˹Whether you˺ donate willingly or unwillingly, it will never be accepted from you, for you have been a rebellious people."

Progressive Muslims

Say: "Spend willingly or unwillingly, it will not be accepted from you. You are a wicked people."

Sahih International

Say, "Spend willingly or unwillingly; never will it be accepted from you. Indeed, you have been a defiantly disobedient people."

Sam Gerrans

Say thou: “Spend willingly or unwillingly, it will not be accepted from you; you are perfidious people.”

Shabbir Ahmed

(Some hypocrites want to make financial contributions. ) Tell them, "Your contribution is not accepted whether you pay willingly or unwillingly. You are a people who drift away from the System at the first opportune time."

Syed Vickar Ahamed

Say; "Spend (in Allah’s Cause), willingly or unwillingly: It will not be accepted from you: Verily, you are a people rebellious and wicked. "

Taqi Usmani

Say, "Spend, willingly or unwillingly, it will never be accepted from you. You have been a sinning people."

The Monotheist Group

Say: "Spend willingly or unwillingly, it will not be accepted from you. You are a wicked people."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Dis: ʺDépensez bon gré, mal gré: jamais cela ne sera accepté de vous, car vous êtes des gens perversʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bibêje: Hûn çi bi dilê xwe û çi bêyî dilê xwe malê xwe bidin her ji we nayê qebûlkirin. Bêguman hûn civateke jirêderketî ne.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zeg: ʺJullie kunnen willens of onwillens bijdragen geven, het zal toch niet van jullie aangenomen worden. Jullie zijn verdorven mensen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zeg: Besteedt uw geld, zoowel vrijwillig als gedwongen, voor vrome doeleinden; het zal niet van u worden aangenomen daar gij goddeloozen zijt.

Hollandaca — Siregar

Zeg: ʺGeeft bijdragen, willig of onwillig, het zal nimmer van jullie worden aanvaard: voorwaar, jullie zijn een zwaar zondig volk.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажи (о, Пророк) (этим лицемерам): «Расходуйте (свои имущества) добровольно или по принуждению, – не будет принято [Аллах не примет] от вас, так как вы являетесь непокорными людьми [вышедшими из веры и повиновения Аллаху]».

Rusça — Osmanov

Скажи: ʺБудете ли вы тратить по доброй воле или по принуждению - вам не зачтется, ибо вы были грешникамиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Säg (till hycklarna): ʺVad ni än skänker (av det ni äger), frivilligt eller av tvång, skall det inte tas emot (och inte räknas er till godo), eftersom ni har förhärdat er i trots och olydnad mot Gud!ʺ