(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنِيهِ وَصَاحِبَتِهِ وَاَخِيهِ وَفَصِيلَتِهِ الَّتِي تُـْٔوِيهِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنْجِيهِ
yubeSSarūnehum yeveddu l-mucrimu lev yeftedī min ǎƶābi yevmiiƶin bi benīhi / ve SāHibetihi ve eḣīhi / ve feSīletihi lletī tu'vīhi / ve men fī l-erDi cemīǎn ṧumme yuncīhi
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Birbirlerini görüp tanırlar da ve suçlu, o günün azâbına karşılık oğlunu da vermek ister.
Abdulkadir Gölpınarlı
Birbirlerini görüp tanırlar da ve suçlu, o günün azâbına karşılık oğlunu da vermek ister.
Adem Uğur
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını,
Ahmed Hulusi
Birbirlerine gösterilirken insanlar. . . Suçlular, o sürecin azabından kendini kurtarmak için oğullarını fidye olarak (ateşe) vermeyi düşünür. . .
Ahmet Tekin
Onlar, o gün, birbirlerinin gözleri önünde olacaklar. İslâm’a planlı cephe alan, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen, güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, o günün azâbından kurtulmak için fidye vermek isteyecek. Oğullarını vermek isteyecek.
Ahmet Varol
Onlar birbirlerine gösterilirler. Suçlu kişi o günün azabına karşılık oğullarını fidye vermek ister.
Ali Bulaç
Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;
Ali Fikri Yavuz
(O kıyamet gününde akraba ve hısımlar) birbirlerine gösterilirler; (fakat herkes kendi derdi ile meşgul olduğundan birbirlerini tanıyamazlar). Mücrim (müşrik), o günün azabından kurtulmak için ister ki, fidye (bedel) verse oğullarını,
Ali Rıza Safa
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün cezasına karşılık, kurtulmalık olarak oğullarını vermek ister.
Bayraktar Bayraklı
- Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.
Bekir Sadak
(11-14) Onlar birbirlerine yalniz gosterilirler. Suclu kimse o gunun azabindan kurtulmak icin ogullarini, ailesini, kardesini, kendisini barindirmis olan sulalesini ve yeryuzunde bulunan herkesi feda etmek ve boylece kendisini kurtarmak ister.
Celal Yıldırım
(11-12-13-14) Birbirlerine gösterilirler (ama) suçlu günahkârlar o günün azabına karşılık oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran kabile ve obasını ve yeryüzündeki her şeyi fidye verip kendini kurtarmak ister.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(11-12-13-14) Halbuki birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kişi, o günün azabı karşısında ister ki oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran bütün ailesini ve yeryüzünde kim varsa herkesi fidye olarak versin de kendisini kurtarsın!
Diyanet İşleri
(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.
Diyanet İşleri (eski)
(11-14) Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
Diyanet Vakfi
(11-14) Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Birbirlerine gösterilirlerken, suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,
Elmalılı Hamdi Yazır
Birbirlerine gösterilirlerken, mücrim ister ki fidye verse o günün azabından oğullarını
Erhan Aktaş
Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim olan, O Gün azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim olan, İzin Günü'nün azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim olan, İzin Günü'nün azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;
Fizilal-il Kuran
birbirlerine gösterirler. Suçlu ister ki o günün azabından kurtulmak için fidye versin: oğullarını,
Gültekin Onan
Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;
Hamdi Döndüren
Onlar birbirlerine gösterilirler (ama herkes kendi derdine düşmüştür). Suçlu ister ki o günün azabından kurtulmak için fidye versin: Oğullarını,
Hasan Basri Çantay
Onlar birbirine (sadece) gösterilirler. Günahkar o günün azabından (kurtulmak için şunları) feda etmeği arzu eder: Oğullarını,
Hasib Asutay
Birbirine gösterilirler. Suçlu o günün azabından (kurtulmak için) ister ki fidye versin; oğullarını,
Hayrat Neşriyat
Onlar birbirlerine gösterilirler (fakat konuşamazlar). Günahkâr (kâfir) olan kimsearzu eder ki, o günün azâbından (kurtulmak için) oğullarını fedâ etsin!
İbni Kesir
Yalnız birbirine gösterilirler. Suçlu kişi; o günün azabından kurtulmak için oğullarını feda etmek ister.
Mehmet Okuyan
Birbirlerine gösterileceklerdir. O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir.
Muhammed Esed
ama onların birbirlerinin gözü önünde olacaklar(ı gün): (çünkü,) her suçlu, o Gün çocuklarını feda ederek kendisini kurtarmak ister,
Mustafa İslamoğlu
Onlar birbirlerinin görüş alanında olacakları (halde böyle olacak). O gün günahı tabiat edinmiş kişi, azaptan kurtulmak için fidye vermek isteyecek öz evladını,
Ömer Nasuhi Bilmen
(11-12) Onlar birbirlerine gösterilirler. Günahkar olan temenni eder ki, o günün azabından dolayı oğullarını feda etsin. Ve refikasını ve kardeşini feda etsin.
Ömer Öngüt
Yalnız birbirine gösterilirler. Suçlu kişi o günün azabından kurtulmak için oğullarını fedâ etmek ister.
Suat Yıldırım
(10-14) Birbirlerine gösterildikleri halde hiçbir candan dost, dostunun hâlini sormaz. Her mücrim o günkü azaptan kurtulmak için fidye olarak oğullarını, eşini, kardeşini, kendisine sahip çıkan sülalesini, hatta dünyada olanların tamamını verip de kurtulmak ister.
Süleyman Ateş
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını,
Süleymaniye Vakfı
halbuki birbirlerine de gösterilecekler. Suçlu kişi şunu çok arzu edecek: Keşke o günün azabına karşılık fidye olarak çocuklarını verebilse,
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu olan: "Keşke oğullarımı versem de bugünün azabından kurtulsam!" diye derin bir istek duyar.
Şaban Piriş
Onlar birbirlerine gösterilirler. Suçlular o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye olarak vermek ister.
Tefhim-ul Kuran
Onlar birbirlerine gösterirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabını karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;
Ümit Şimşek
Oysa onlar birbirlerine de gösterilirler. Fakat mücrim o günün azabından kurtulmak için oğullarını bile feda etmek ister.
Yaşar Nuri Öztürk
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye vermeyi bile ister.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Halbuki onlar bir-birini görəcəklər. Günahkar o günün əzabından qurtarmaq üçün fidyə vermək istəyər – öz oğullarını,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar bir-birinə göstəriləcəklər (lakin bir-birini tanısalar da, özlərini tanımamazlığa vurub bir-birindən qaçacaqlar). O günün əzabından qurtarmaq üçün günahkar istərdi ki, fəda etsin (fidyə versin) öz oğullarını;
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie werden aber einander solange sehen, bis sie sich kennen. Der Schuldige möchte sich gern von der qualvollen Strafe dieses Tages freikaufen und seine Kinder dafür geben,
Almanca — Der Edle Quran
obwohl sie ihrem Anblick ausgesetzt sein werden. Der Übeltäter hätte es gern, wenn er sich von der Strafe jenes Tages loskaufte mit seinen Söhnen
Almanca — M. A. Rassoul
werden sie in Sichtweite zueinander gebracht werden, und der Schuldige würde sich wohl (gern) loskaufen von der Strafe jenes Tages mit seinen Kindern
Almanca — Muhammad Zaidan
Und sie werden ihnen gezeigt. Der schwer Verfehlende wünscht sich, er könnte sich von der Peinigung an diesem Tag freikaufen mit seinen Söhnen,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
All of them -the infidels- will see each other but they are dumbfounded, then and there shall the wicked wish he could be redeemed from that endless and severe punishment with the lives of his own children.
Abdul Haleem
even when they are within sight of one another. The guilty person will wish he could save himself from the suffering of that Day by sacrificing his sons,
Abdullah Yusuf Ali
Though they will be put in sight of each other,- the sinner's desire will be: Would that he could redeem himself from the Penalty of that Day by (sacrificing) his children,
Abul A'la Maududi
although they shall be within sight of one another. The guilty one would fain ransom himself from the torment of that Day by offering his children,
Aisha Bewley
even though they can see each other. An evildoer will wish he could ransom himself from the punishment of that Day, by means of his sons,
Al-Hilali & Khan
Though they shall be made to see one another [(i.e. on the Day of Resurrection), there will be none but see his father, children and relatives, but he will neither speak to them nor will ask them for any help]. The Mujrim, (criminal, sinner, disbeliever) would desire to ransom himself from the punishment of that Day by his children,
Ali Quli Qarai
[though] they will be placed within each other’s sight. The guilty one will wish he could ransom himself from the punishment of that day at the price of his children,
Amatul Rahman Omar
(Though) they will be placed in sight of one another. The guilty person would wish to redeem himself from the punishment of that day (even) by (offering) his children (as ransom);
Arthur John Arberry
as they are given sight of them. The sinner will wish that he might ransom himself from the chastisement of that day even by his sons,
Bijan Moeinian
Although the eyes will see each other….
E. Henry Palmer
they shall gaze on each other, and the sinner would fain give as a ransom from the torment of that day his sons
Edip-Layth
When they see it, the criminal will wish he can ransom his children against the retribution.
George Sale
they see one another. The wicked shall wish to redeem himself from the punishment of that day, by giving up his children,
Hamid S. Aziz
Though they shall be given sight of each other. The guilty one would fain redeem himself from the chastisement of that day by sacrificing his children,
Mahmoud Ghali
(As) they are made to behold them (i. e., each other). The criminal would like that he might ransom himself of the torment upon that Day (even) by his seeds,
Marmaduke Pickthall
Though they will be given sight of them. The guilty man will long to be able to ransom himself from the punishment of that day at the price of his children
Mohamed Ahmed - Samira
Though within sight of one another. The sinner would like to ransom himself from the torment of that Day by offering his sons,
Muhammad Asad
though they may be in one another's sight: [for, ] everyone who was lost in sin will on that Day but desire to ransom himself from suffering at the price of his own children,
Mustafa Khattab
˹although˺ they will be made to see each other. The wicked will wish to ransom themselves from the punishment of that Day by their children,
Progressive Muslims
When they see it, the criminal will wish he can ransom his children against the retribution.
Sahih International
They will be shown each other. The criminal will wish that he could be ransomed from the punishment of that Day by his children
Sam Gerrans
They will be given sight of them: — the lawbreaker will wish that should he be ransomed from the punishment of that day by his sons,
Shabbir Ahmed
Even though they will be within sight of one another. The guilty will desire to give his own children to ransom himself from suffering of the Day.
Syed Vickar Ahamed
Though they will be put in sight of each other— The sinners (only) wish will be that he could save himself from the penalty of that Day by (even offering) his children.
Taqi Usmani
(though) they will be made to see each other. A guilty person will desire that he may be able to ransom himself from the torment of that day even by his sons,
The Monotheist Group
When they see it, the criminal will wish he can ransom his children against the retribution.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
bien quʹils se voient lʹun lʹautre. Le criminel aimerait pouvoir se racheter du châtiment de ce jour, en livrant ses enfants,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew dê nîşanî hev bêne dayîn. Kesê gunehkar ji ber ezabê roja qiyametê dixwaze ku zarokên xwe…
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij zullen elkaar te zien krijgen. De boosdoener zou zich op die dag graag van de bestraffing willen loskopen, met zijn zonen,
Hollandaca — Salomo Keyzer
Hoewel zij elkander zien. De zondaar zal trachten, zich van de straf van dien dag los te koopen, door zijne kinderen op te offeren
Hollandaca — Siregar
Zij kijken naar elkaar. De misdadiger zal wensen dat hij zich van de bestraffing van die Dag kan vrijkopen met zijn kinderen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
хотя и будут они (друг другу) показаны [увидят и узнают один другого, но убегут друг от друга]. Пожелает бунтарь [неверующий] откупиться от наказания того дня своими сынами,
Rusça — Osmanov
хотя они и будут видеть [один другого]. Грешник захочет откупиться от наказания своими сыновьями,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(ändå) får de se varandra. För att köpa sig fri från straffet kommer den obotfärdige syndaren den Dagen att vilja offra (till och med) sina barn,