Şu'ayb'ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız." Şu'ayb, "İstemesek de mi?" dedi.

قَالَ الْمَلَاُ الَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا مِنْ قَوْمِهِ لَنُخْرِجَنَّكَ يَاشُعَيْبُ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا مَعَكَ مِنْ قَرْيَتِنَا اَوْ لَتَعُودُنَّ فِي مِلَّتِنَا قَالَ اَوَلَوْ كُنَّا كَارِهِينَ

ḳāle l-meleu (e)lleƶīne stekberū min ḳavmihi le nuḣricenneke yā şuǎybu ve(e)lleƶīne āmenū meǎke min ḳaryetinā ev le teǔdunne fī milletinā ḳāle e ve lev kunnā kārihīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2الْمَلَاُl-meleuم ل اDoldurmak, tatmin etmek, yardım etmek. Gençliğin özsuyu veya canlılığı bir kişide daha dolu bir şekilde ortaya çıktı. Tatmin etmek/doymak. Yardım etmek, desteklemek, bir şeyi yapmak için uyum sağlamak. Toplantı. En üst seviye [bir yayı mümkün olduğunca geriye çekmek gibi]. Gücünün son noktasıileri gelenler
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
4اسْتَكْبَرُواstekberūك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslayan
5مِنْmin-nden
6قَوْمِهِḳavmihiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavmi-
7لَنُخْرِجَنَّكَle nuḣricennekeخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakmutlaka seni çıkarırız
8يَاشُعَيْبُyā şuǎybuياشعيبEY/HEY/AH Şu'ayb
9وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseleri
10اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan(ları)
11مَعَكَmeǎkeseninle beraber
12مِنْmin-den
13قَرْيَتِنَاḳaryetināق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kentimiz-
14اَوْevya da
15لَتَعُودُنَّle teǔdunneع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.dönersiniz
16فِي
17مِلَّتِنَاmilletināم ل لDikte etmek, bir din, inanç/inanış benimsemek.dinimize
18قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
19اَوَلَوْe ve levbile mi?
20كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbiz
21كَارِهِينَkārihīneك ر هZor bulmak, hoşlanmamak, onaylamamak, tiksinti duymak, isteksiz olmak, tiksinmek, nefret etmek, iğrenmek, nefret etmek, isteksiz olmakistemezsek

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kavminin ileri gelenlerinden olup iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler, ey Şuayb dediler, mutlaka seni de, sana inananları da hep berâber ya şehrimizden çıkaracağız, yahut da bizim dinimize dönersiniz. O da dedi ki: Biz istemesek de zorla mı yapacaksınız bunu?

Abdulkadir Gölpınarlı

Kavminin ileri gelenlerinden olup iman etmeyi kibirlerine yediremeyenler, ey Şuayb dediler, mutlaka seni de, sana inananları da hep berâber ya şehrimizden çıkaracağız, yahut da bizim dinimize dönersiniz. O da dedi ki: Biz istemesek de zorla mı yapacaksınız bunu?

Adem Uğur

Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları memleketimizden kesinlikle çıkaracağız veya dinimize döneceksiniz" (Şuayb): İstemesek de mi? dedi.

Ahmed Hulusi

(Şuayb'ın) halkından, kendilerini büyük gören ileri gelenler dediler ki: "Ey Şuayb! Kesinlikle, ya seni ve seninle beraber iman edenleri şehrimizden çıkaracağız ya da mutlaka bizim atalarımızın dinine döneceksiniz". . . (Şuayb da): "İstemesek de mi?" dedi.

Ahmet Tekin

Kavminin büyüklük taslayan serkeş zorba kodamanları: 'Yâ Şuayb, ya seni ve seninle beraber iman edenleri memleketimizden kesinlikle çıkaracağız, ya da geleneksel düzenimize döneceksin, bizim yaşadığımız hayatı benimseyeceksin' dediler. Şuayb: 'İstemesek de mi, baskıyla, zorla bunları yaptıracaksınız?' dedi.

Ahmet Varol

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri dediler ki: 'Ey Şu'ayb! Ya seni ve seninle birlikte iman edenleri kasabamızdan çıkaracağız, ya da dinimize döneceksiniz.' O da şöyle dedi: 'İstemesek de mi?

Ali Bulaç

Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki: "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz." (Şuayb:) "Biz istemesek de mi?" dedi.

Ali Fikri Yavuz

Şuayb’ın kavminden iman etmeyi kibirlerine yediremiyen ileri gelenler: “- Yâ Şuayb; Seni ve beraberindeki iman edenleri muhakkak memleketimizden çıkaracağız, veyahut bizim dinimize döneceksiniz.” dediler. Şuayb şöyle dedi: “- dininizi, istemediğimiz ve hoşlanmadığımız halde mi, (bizi geri çevireceksiniz?).

Ali Rıza Safa

Toplumu arasındaki büyüklük taslayanların ileri gelenleri, şöyle dediler: "Ey Şuayb! Seni ve seninle birlikte inananları, ya kesinlikle kentimizden çıkarırız ya da kesinlikle bizim dinimize dönersiniz!" Dedi ki: "Ya istemiyorsak?"

Bayraktar Bayraklı

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb, ya mutlaka seni ve seninle beraber inananları şehrimizden çıkartırız, ya da dinimize dönersiniz!" Şu'ayb dedi ki: "İstemesek de mi?"

Bekir Sadak

(88-89) Milletinin buyukluk taslayan ileri gelenleri, «Ey suayb! Ya dinimize donersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananlari seninle beraber kasabamizdan cikaririz» dediler. suayb, onlara: «Istemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardiktan sonra ona donecek olursak, dogrusu Allah'a karsi yalan uydurmus oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize donmek bize yakismaz. Rabbimizin ilmi her seyi kusatmistir. Biz yalniz Allah'a guvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasinda hak ile Sen hukum ver, Sen hukmedenlerin en hayirlisisin» dedi.

Celal Yıldırım

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: «Ey Şuâyb ! Ya milletimize (dinimize) dönersiniz, ya da and olsun ki seni de seninle beraber imân edenleri de kasabamızdan çıkarırız.» O da: «İstemesek de mi?» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kavminden büyüklük taslayan önderler kesimi şöyle dediler: “Ey Şuayb! Ya seni ve seninle beraber inananları kesinlikle şehrimizden çıkaracağız veya mutlaka dinimize döneceksiniz!” Şuayb dedi ki: “İstemesek de mi?”

Diyanet İşleri

Şu'ayb'ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız." Şu'ayb, "İstemesek de mi?" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

(88-89) Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, 'Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız' dediler. Şuayb, onlara: 'İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın' dedi.

Diyanet Vakfi

Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: «Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları memleketimizden kesinlikle çıkaracağız veya dinimize döneceksiniz» (Şuayb): İstemesek de mi? dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: «Ey Şu'ayb! Ya mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkarırız, ya da dinimize dönersiniz!» Dedi ki; «İstemesek de mi (bizi yurdumuzdan çıkaracak veya dinimizden döndüreceksiniz?)»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kavminden büyüklenmek isteyen cumhur cemaat dediler ki: "Ey Şuayb, mutlaka seni ve seninle birlikte iman edenleri memleketimizden çıkaracağız, ya da muhakkak dinimize döneceksiniz." Dedi ki: "İstemesek de mi?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Kavminden büyüklenmek isteyen cumhur cemaat, ya Şuayb! kat'iyyen, dediler: Seni de seninle beraber iyman edenleri de memleketimizden çıkarırız, yahud ki sureti kat'iyede milletimize dönersiniz; ya, dedi, istemezsek de mi?

Erhan Aktaş

Halkının büyüklük taslayan meleleri dediler ki: "Ey Şu'ayb! Seni ve seninle birlikte iman edenleri ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da bizim milletimize döneceksiniz." O da: "Kerih görsek de mi?" dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Halkının büyüklük taslayan meleleri dediler ki: "Ey Şu'ayb! Seni ve seninle birlikte iman edenleri ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da bizim milletimize döneceksiniz." O da: "Kerih görsek de mi?" dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Halkından büyüklük taslayan ileri gelenler, dediler ki: "Ey Şu'ayb! Seni ve seninle birlikte iman edenleri ya yurdumuzdan çıkaracağız ya da bizim milletimize döneceksiniz." O da: "Kerih görsek de mi?" dedi.

Fizilal-il Kuran

O'nun kendini beğenmiş soydaşları dediler ki, 'Ya seni ve seninle birlikte inananları kentimizden süreriz, ya da dinimize dönersiniz Şuayb onlara dedi ki; 'İstemesek de mi?'

Gültekin Onan

Kavminin önde gelenlerinden büyüklenenler dediler ki: "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte inananları ya ülkemizden sürüp çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz." (Şuayb) "Biz istemesek de mi?" dedi.

Hamdi Döndüren

Onun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, “Ey Şuayb, dediler. Ya seni ve seninle birlikte iman edenleri kasabamızdan çıkaracağız, ya da dinimize dönersiniz!” Şuayb dedi: “İstemesek de mi (dininize döneceğiz?)”

Hasan Basri Çantay

Onun kavminden (iman etmeyi) kibirlerine yediremeyen kodamanlar şöyle dedi: "Ey Şuayb, seni ve beraberindeki iman edenleri ya muhakkak memleketimizden çıkaracağız, yahud mutlaka bizim dinimize döneceksiniz". O: "Ya istemesek de mi?" dedi.

Hasib Asutay

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri, dediler ki: 'Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları kentimizden kesinlikle çıkaracağız ya da dinimize döneceksiniz. ' (Şuayb), 'İstemesek de mi?' dedi.

Hayrat Neşriyat

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dedi ki: 'Ey Şuayb! (Ya) mutlaka seni ve berâberindeki îmân edenleri memleketimizden çıkaracağız veya kesinlikle dînimizedönersiniz!' (Şuayb) dedi ki: '(Biz bu teklîfinizi) çirkin bulan kimseler olsak da mı?'

İbni Kesir

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: Ey Şuayb; seni ve beraberindeki inanmış olanları, ya memleketimizden çıkarırız veya mutlaka bizim dinimize dönersiniz. Dedi ki: İstemezsek de mi?

Mehmet Okuyan

(Şuayb’ın) kavminden kibirli yöneticiler demişti ki: “Ey Şuayb! Ya mutlaka seni ve seninle birlikte inananları şehrimizden çıkaracağız ya da dinimize döneceksiniz!” (Şuayb şu) cevabı vermişti: “İstememiş olsak da mı?

Muhammed Esed

Kavmi içinde ileri gelen, kendini beğenmiş o kurumlu kimseler: "Ey Şuayb!" dediler, "Hiç şüphen olmasın ki, seni ve inanan yoldaşlarını ülkemizden sürgün edeceğiz, meğer ki, kesin bir biçimde bizim yolumuza dönersiniz!" (Şuayb): "Peki, ya bunu yürekten istemiyorsak?" dedi,

Mustafa İslamoğlu

Kavminin büyüklük taslayan seçkinleri "Ey Şuayb!" dediler, "Ya seni ve beraberindeki mü'minleri yurdumuzdan sürüp çıkarırız, ya da bizim inanç sistemimize geri dönersin!" (Şuayb) dedi ki: "Peki, ya razı olmazsak?

Ömer Nasuhi Bilmen

Onun kavminden tekebbürde bulunmuş olan bir cemaat demişti ki: «Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber imân edenleri elbette yurdumuzdan çıkarırız veyahut kat'i sûrette bizim milletimize dönüverirsiniz.» O da demişti ki: «Ya biz onu kerih görenler olduğumuz halde de mi?

Ömer Öngüt

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri dediler ki: “Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları memleketimizden çıkaracağız, yahut dinimize dönersiniz. ” O da: “Biz istemesek de mi?” dedi.

Suat Yıldırım

Halkından kibirlenen eşraf grubu: "Bak Şuayb!" dediler, "yeminle söylüyoruz:Ya tekrar dinimize dönersiniz. Ya da seni de, sana inanan taraftarlarını da ülkemizden süreriz!"Şuayb şöyle cevap verdi: "Peki, istemesek de mi dinimizden döndürüp süreceksiniz (Ya istemezsek ne olacakmış!)

Süleyman Ateş

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb, mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkarırız, ya da dinimize dönersiniz!" Dedi ki: "İstemesek de mi (bizi yurdumuzdan çıkaracak veya dinimizden döndüreceksiniz)?

Süleymaniye Vakfı

Halkının büyüklük taslayan ileri gelenleri şöyle dediler: "Bak Şuayb! Ya kayıtsız şartsız bizim dini yaşama biçimimize dönersiniz ya da seni ve beraberindeki inananları kesinlikle ülkemizden çıkarırız!" Şuayb dedi ki: "Biz istemesek de mi?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halkı içinden büyüklük taslayan itibarlı kişiler şöyle dediler: "Bak Şuayb! Ne pahasına olursa olsun seni bu ülkeden çıkaracağız, seninle birlikte inananları da öyle. Tek çare bizim düzenimize dönmenizdir." Şuayb dedi ki "Biz istemesek de mi?"

Şaban Piriş

O'nun kavminden büyüklük taslayan ileri gelenleri, dediler ki: -Ey Şuayb! Elbette seni ve seninle birlikte iman edenleri ülkemizden çıkaracağız. Ya da siz bizim yolumuza geri döneceksiniz!

Tefhim-ul Kuran

Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler), dediler ki: «Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz.» (Şuayb:) «Biz istemesek de mi?» dedi.

Ümit Şimşek

Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, 'Ey Şuayb,' dediler, 'ya bizim dinimize dönersin, ya da seni ve beraberindeki iman edenleri ülkeden çıkarırız.' Şuayb dedi ki: 'Biz istemesek de mi?

Yaşar Nuri Öztürk

Toplumunun büyüklük taslayan kodamanları dediler ki: "Ey Şuayb! Ya kesinlikle milletimize dönersiniz yahutta seni ve seninle birlikte inananları kentimizden çıkarırız." Dedi ki: "Ya istemiyorsak; zor ve baskıyla mı?"

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Onun qövmünün təkəbbürlü zadəganları dedilər: “Ey Şueyb! Ya biz hökmən səni də, səninlə birlikdə iman gətirənləri də yurdumuzdan çıxaracaq, ya da siz bizim dinimizə dönəcəksiniz”. Şueyb dedi: “Hətta nifrət etmiş olsaq belə?”

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die überheblichen Notabeln seines Volkes aber erklärten: ʺSchuʹaib, wir werden dich und deine Anhänger aus unserer Stadt vertreiben, wenn ihr nicht zu unserem Glauben zurückkehrt. ʺ Er sagte: ʺAuch wenn das uns zuwiderläuft?

Almanca — Der Edle Quran

Die führende Schar, die sich hochmütig verhielt, aus seinem Volk, sagte: ʺWir werden dich, o Suʹaib, und diejenigen, die mit dir glauben, ganz gewiß aus unserer Stadt vertreiben, oder aber ihr kehrt zu unserem Glaubensbekenntnis zurück!ʺ Er sagte: ʺWas denn, auch wenn es uns zuwider ist?

Almanca — M. A. Rassoul

Da sagten die Vornehmen seines Volkes, die hochmütig waren: ʺO Suaib, wir wollen dich und mit dir die Gläubigen aus unserer Stadt hinaustreiben, wenn ihr nicht zu unserer Religion zurückkehrt.ʺ Er sagte: ʺAuch wenn wir (dazu) nicht willens sind?

Almanca — Muhammad Zaidan

Die Entscheidungsträger seiner Leute, die sich in Arroganz erhoben haben, sagten: ʺGewiß, wir werden dich, Schuʹaib, und diejenigen, die den Iman mit dir verinnerlicht haben, aus unserem Ort hinaustreiben, oder ihr kehrt zurück zu unserer Gemeinschaft!ʺ Er sagte: ʺSelbst dann (wollt ihr dies tun), sollten wir demgegenüber abgeneigt sein?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But the extravagant in their accounts of themselves among his people in whose hearts reigned vices, follies and falsehood said to him: "We will oust you of our town together with those who have followed you, and drive all of you away unless you desert your system of faith and worship in favour of ours". There, Shu'aib said: "Even though, with execrations, do we detest your system and shrink from it with horror! "

Abdul Haleem

His people’s arrogant leaders said, ‘Shuayb, we will expel you and your fellow believers from our town unless you return to our religion.’ He said, ‘What! Even if we detest it?

Abdullah Yusuf Ali

The leaders, the arrogant party among his people, said: "O Shu'aib! we shall certainly drive thee out of our city - (thee) and those who believe with thee; or else ye (thou and they) shall have to return to our ways and religion." He said: "What! even though we do detest (them)?

Abul A'la Maududi

The haughty elders of his people said: 'O Shu'ayb! We shall certainly banish you and your companions-in-faith from our town, or else you shall return to our faith.' Shu'ayb said: 'What! Even though we abhor [your faith]?

Aisha Bewley

The ruling circle of those of his people who were arrogant said, ‘We will drive you out of our city, Shu‘ayb, you and those who have iman along with you, unless you return to our religion. ’ He said, ‘What, even though we detest it?

Al-Hilali & Khan

The chiefs of those who were arrogant among his people said: "We shall certainly drive you out, O Shu‘aib, and those who have believed with you from our town, or else you (all) shall return to our religion." He said: "Even though we hate it!?"

Ali Quli Qarai

The elite of his people who were arrogant said, ‘O Shu‘ayb, we will surely expel you and the faithful who are with you from our town, or else you shall revert to our creed. ’ He said, ‘What! Even if we should be unwilling?!

Amatul Rahman Omar

The chiefs who considered themselves strong and great among his people said, `We will certainly turn you O Shu`aib! and also those who believe with you, out of our township or else you (all) shall have to revert to our creed. ' He said, `What! (shall we be forced to accept your creed) even though we are unwilling (at heart)?

Arthur John Arberry

Said the Council of those of his people who waxed proud, 'We will surely expel thee, O Shuaib, and those who believe with thee, from our city, unless you return into our creed. ' He said, 'What, even though we detest it?

Bijan Moeinian

The arrogant leaders of his people said: "Be careful Shu, aib! If you and your followers do not return to our way of life, we will kick you all out of this country. " Shu'aib said: "Even if we resent your way of life?"

E. Henry Palmer

Said the crowd of those who were big with pride amongst His people, 'We will of a surety turn thee out, O Shohaib! and those who believe with thee, from our village; or else thou shalt return unto our faith. ' Said he, 'What even if we be averse therefrom?

Edip-Layth

The leaders who became arrogant from among his people said, "We will evict you Shuayb, along with those who acknowledged, or else you will return to our creed!" He said, "Even though we detest?"

George Sale

The chief men of his people who were arrogant said, 'Assuredly we will drive thee out, O Shu'aib, and the believers that are with thee from our town, or you shall return to our religion. ' He said, 'Even though we be unwilling?

Hamid S. Aziz

The chieftains of his people, inflated with arrogance said, "We will of a surety turn you out, O Shu'heyb, and those who believe with you, from our communities, unless you return unto our faith. " Said he, "What! Even if we be averse to it?"

Mahmoud Ghali

The chiefs who waxed proud among his people said, "Indeed we will definitely drive you out, O Shuaayb, and the ones who have believed with you, from our town, or (else) you indeed will definitely go back to our creed. " Said he, "Even if we hate (Literally: and even if we are hating "that") it?

Marmaduke Pickthall

The chieftains of his people, who were scornful, said: Surely we will drive thee out, O Shu'eyb, and those who believe with thee, from our township, unless ye return to our religion. He said: Even though we hate it?

Mohamed Ahmed - Samira

The arrogant leaders of the people replied: "We shall drive you away from our land, O Shu'aib, and those who are with you, unless you come back to your faith. " But he remarked: "Even if we are disgusted with it?

Muhammad Asad

Said the great ones among his people, who gloried in their arrogance: "Most certainly, O Shu'ayb, we shall expel thee and thy fellow-believers from our land, unless you indeed return to our ways!" Said [Shu'ayb]: "Why, even though we abhor [them]?

Mustafa Khattab

The arrogant chiefs of his people threatened, "O Shu’aib! We will certainly expel you and your fellow believers from our land, unless you return to our faith." He replied, “Even if we hate it?

Progressive Muslims

And the leaders who became arrogant form among his people said: "We will drive you out of our town Shu'ayb, along with those who believed with you, or else you will return to our creed!" He said: "Would you force us"

Sahih International

Said the eminent ones who were arrogant among his people, "We will surely evict you, O Shu'ayb, and those who have believed with you from our city, or you must return to our religion. " He said, "Even if we were unwilling?"

Sam Gerrans

Said the eminent ones who had waxed proud among his people: “We will turn thee, O Shuʿayb, and those who heed warning with thee, out of our city if you return not to our creed.” He said: “Even though we be unwilling?

Shabbir Ahmed

The arrogant leaders of his community said, "O Shoaib! We will certainly drive you and those who believe with you out of our town unless you return to our ways. " Shoaib said, "Why, even though we detest your ways?"

Syed Vickar Ahamed

The leaders, the proud group from among his people said: "O Shu’aib! We shall really drive you out of our city— (You) and those who believe with you; Or else you (both) will have to return to our ways and religion. " He said: "What! Even though we (strongly) dislike (them)?

Taqi Usmani

The chiefs of his people, who were arrogant, said, "O Shu‘aib, we will expel you and those who believe with you from our town, or you shall have to turn to our faith." He said, “Even if we hate it?

The Monotheist Group

And the leaders who became arrogant from among his people said: "We will drive you out of our town Shu'ayb, along with those who have believed with you, or you shall return to our creed!" He said: "Will you force us?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Les notables de son peuple qui sʹenflaient dʹorgueil, dirent: ʺNous tʹexpulserons certes de notre cité, ô Chuʹaïb, toi et ceux qui ont cru avec toi. Ou que vous reveniez à notre religion.ʺ - Il dit: ʺEst-ce même quand cela nous répugne?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji gelê wî giregirên ku xwe ji baweriya bi Xwedê mezin didêran, gotin: Ey Şu‘eyb! Sond be em ê te û ên ku wan digel te bawerî anî ji welatê xwe derînin an jî hûn ê vegerin ser dînê me. (Şu‘eyb bi sosretmayî) Got: Ma eger em ji dînê we bêzar bin jî?

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De voornaamsten, zij die uit zijn volk hoogmoedig waren, zeiden: ʺWij zullen jou, Sjoeʹaib en hen die met jou geloven uit onze stad verdrijven, of je moet tot ons geloof terugkeren.ʺ Hij zei: ʺOok dan, als dat ons tegenstaat?

Hollandaca — Salomo Keyzer

De opperhoofden van zijn volk, die door hoogmoed waren opgeblazen, antwoordden: wij zullen u, o Shoaïb! en zij die met u gelooven, uit onze stad verdrijven, of gij moet tot onzen godsdienst terugkeeren. Hij zeide: Hoe! ofschoon wij er een afkeer van hebben?

Hollandaca — Siregar

De vooraanstaanden, van degenen die hoogmoedig waren van zijn volk, zeiden: ʺWij zullen jou, O Sjoeʹaib, en degenen die met jou geloven zeker uit onze stad verdrijven, of jullie moeten terugkeren tot onze godsdienst.ʺ Hij zei: ʺEn als wij er een afkeer van zouden hebben?ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказали знатные люди из его народа, которые высокомерно превозносились: «Обязательно мы изгоним тебя, о Шуайб, и тех, которые уверовали вместе с тобой, из нашего селения, или же ты вернешься к нашему толку [к вере]». Он [Шуайб] сказал: «(Неужели мы последуем за вашей ложной верой), если мы ненавидим ее (за ее ложность)?

Rusça — Osmanov

Предводители его народа, обуреваемые гордыней, сказали: ʺМы изгоним тебя, о Шуʹайб, и тех, кто уверовал вместе с тобой, из нашего города, если ты не вернешься к [вере] нашей общиныʺ. Шуʹайб спросил: ʺДаже если мы питаем отвращение к ней?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Folkets högmodiga äldste sade: ʺVi skall sannerligen driva bort dig, Shu`ayb, och dina anhängare från vårt land om ni inte återvänder till vår tro.ʺ Han svarade: ʺTrots vår avsky (för den)