Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.

اَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِ اَهْلِهَٓا اَنْ لَوْ نَشَاءُ اَصَبْنَاهُمْ بِذُنُوبِهِمْ وَنَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

e ve lem yehdi li(e)lleƶīne yeriṧūne l-erDe min beǎ'di ehlihā en lev neşā'u eSabnāhum bi ƶunūbihim ve neTbeǔ ǎlā ḳulūbihim fe hum lā yesmeǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَوَلَمْe ve lem
2يَهْدِyehdiه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yola getirmedi mi?
3لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimseleri
4يَرِثُونَyeriṧūneو ر ثBirine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmakvaris olanları
5الْاَرْضَl-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeşu toprağa
6مِنْmin
7بَعْدِbeǎ'diب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmesonra
8اَهْلِهَٓاehlihāا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarsahiplerinden
9اَنْen
10لَوْleveğer
11نَشَاءُneşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişbiz dilesek
12اَصَبْنَاهُمْeSabnāhumص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.kendilerini de cezalandırırız
13بِذُنُوبِهِمْbi ƶunūbihimذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçlarıyla
14وَنَطْبَعُve neTbeǔط ب عMühürlemek/damgalamak/basmak/kazımak/baskı yapmak/damgalamak/şekillendirmek, kirletmek, paslandırmak, bir şeyin üzerini örtmek ve bir şeyin girmesini engellemek, bir şeye uyum sağlama/eğilim, uyuşuk/tembel/miskin olmak, utandırmak/onurunu kırmak, keskin zihin gücü olmamak, yani çok paslı kılıç gibi keskinliği olmamak, iyice/ağırca yüklemek, güçlü bir şekilde etki bırakmak.ve mühürleriz
15عَلٰىǎlāüzerini
16قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerinin
17فَهُمْfe humartık onlar
18لَا
19يَسْمَعُونَyesmeǔneس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakhiç işitmezler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Oralarda yaşayanların helâkinden sonra mîraslarına konarak yurtlarını elde edenler, hâlâ anlamazlar mı ki dilersek, suçları yüzünden onları da musîbetlere uğratırız ve kalplerini mühürleriz de işitmezler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Oralarda yaşayanların helâkinden sonra mîraslarına konarak yurtlarını elde edenler, hâlâ anlamazlar mı ki dilersek, suçları yüzünden onları da musîbetlere uğratırız ve kalplerini mühürleriz de işitmezler.

Adem Uğur

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâla şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.

Ahmed Hulusi

Helak olan toplumun mirasçısı olan halk (hala) şu gerçeği fark etmedi mi: Eğer dilesek onların suçları yüzünden onlara musibetler isabet ettirir, kalplerini mühürleriz (bilinçlerini kilitleriz) de artık onlar algılayamazlar!

Ahmet Tekin

Önceki sahiplerinin helâkinden sonra yeryüzüne vâris olanlara, yaşadıkları ülkelerin ibretlerle dolu tarihleri, kâfi derecede aydınlatıcı bilgiler vermedi mi? Eğer bizimsünnetimiz, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olursa, onları da günahlarından dolayı musibetlere, belâlara uğratırdık. Biz onların kafalarını, kalplerini anlayışsız hale getiririz de, onlar bu tür bilgiler için duyma kabiliyetlerini bile kullanamazlar.

Ahmet Varol

Eski halkından sonra yeryüzüne varis olanlarca şu husus anlaşılmadı mı ki, biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibete uğratırdık ve kalplerine mühür vururduk da, artık bir şey duymazlardı.

Ali Bulaç

(Bütün bunlar,) Sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik; ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı.

Ali Fikri Yavuz

Yeryüzünün eski sahipleri azabla helâk olduktan sonra, yeryüzüne varis olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki, eğer biz dilemiş olsaydık, öncekiler gibi, bunlara da günahlarının cezasını verirdik. Fakat biz kalblerinin üzerlerini mühürleriz de, onlar, gerçeği işitmezler.

Ali Rıza Safa

Önceki yöneticilerinden sonra, yeryüzünün son yöneticisi olanlara, doğru yolu göstermedi mi? Eğer dilersek, suçları yüzünden onları cezalandırırız ve yüreklerine damga vururuz; artık duymazlar.

Bayraktar Bayraklı

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara hala şu gerçek belli olmadı mı ki, eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibete uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar gerçekleri işitmezler/anlamazlar.

Bekir Sadak

Kalblerini kapatip muhurleriz de birsey duymazlar.

Celal Yıldırım

Önceki yerlilerinden sonra yeryüzüne vâris olanlar şu gerçeği hâlâ anlayamadılar mı ? Dilemiş olsaydık onları da günahları karşılığında felâkete uğratır ve kalbleri üzerine mühür basardık. (Böylece) işitmez ve anlamaz duruma gelirlerdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Eski) sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı! Biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitemezler.

Diyanet İşleri

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.

Diyanet İşleri (eski)

Kalblerini kapatıp mühürleriz de birşey duymazlar.

Diyanet Vakfi

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâla şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eski sahiplerinden sonra bu toprağa varis olanlara hala şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer dilemiş olsaydık onların da günahlarını başlarına çarpardık! Kalplerinin üzerini mühürleriz de onlar gerçeği işitmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hala irşad etmedimi o, eski sahiblerinden sonra bu arza varis olan kimseleri, şu hakıkat ki eğer dilemiş olsak onların da günahlarını başlarına çarpardık? Fakat kalblerinin üzerini tabı' eder mühürleriz de onlar hakkı işitmezler

Erhan Aktaş

Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da suçlarından dolayı cezalandırırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Önceki halklardan sonra yeryüzüne mirasçı olanların, doğru yolu bulmaları gerekmez miydi? Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı belalara uğratırdık. Kalplerini mühürlerdik de duymaz olurlardı.

Fizilal-il Kuran

Üzerinde yaşadıkları toprakları eski yerlilerinden miras alanlar, istesek kendilerini günahları yüzünden musibetlere çarptırabileceğimizi, kalplerini mühürleyebileceğimizi ve kulaklarının işitemez olabileceğini, bu tarihi sürecin ışığında halâ kavrayamadılar mı?

Gültekin Onan

(Bütün bunlar) Ehlinden sonra yeryüzünde mirasçı olanları doğruya erdirme(ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı.

Hamdi Döndüren

Önceki sahiplerinden sonra, yeryüzünde ona vâris olanlara, hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki biz dilesek, onları günahları yüzünden cezalandırırız ve kalplerini mühürleriz, artık hiç işitmezler.

Hasan Basri Çantay

(Evvelki) saahiblerinden sonra yer yüzüne varis olanlara haala şu (hakıykat) belli olmadı mı ki eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musıybetlere uğratırdık. Biz onların kalbleri üzerine mühür basarız. Binaen'aleyh (hakıykatı) işitmezler.

Hasib Asutay

(Önceki) halkından sonra yeryüzünde mirasçı olanlara hâlâ (şu gerçek) belli olmadı mı ki: 'Eğer biz dileseydik onları da günâhlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (hakkı) işitmezler.'

Hayrat Neşriyat

(Eski) sâhiblerinden sonra yeryüzüne vâris olanları hâlâ (şu hakikat) yola getirmedi mi ki; eğer dileseydik, kendilerini günahları yüzünden musîbete uğratırdık. Hem(biz) onların kalblerini mühürleriz de onlar (nasîhati) işitmezler!

İbni Kesir

Sahiplerinden sonra, yeryüzüne varis olanlara besbelli değilmidir ki; eğer Biz, dileseydik onları da günahlarından dolayı cezalandırırdık. Ve onların kalbleri üzerine mühür basarız da bir şey duymazlar.

Mehmet Okuyan

Önceki sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şu gerçek yol göstermedi mi: Dileseydik günahlarından dolayı onlara da (sıkıntılar) isabet ettirirdik. Kalplerini mühürleriz de (gerçekleri) duyamazlar.

Muhammed Esed

Öyleyse, önceki kuşakların izinden yeryüzüne varis olanlar için (şu gerçek) hala ortaya çıkmadı mı, eğer dileseydik kendi günahları yüzünden onları (da) pekala çarpabilirdik; hem de (hakikati) işitmesinler diye kalplerine mühür basarak!

Mustafa İslamoğlu

Artık önce gelip geçmiş (uygarlıkların) ardından yeryüzünün (medeniyet) mirasına konanlar için şu gerçek ortaya çıkmış olmuyor mu: Eğer istersek, günahları yüzünden onları da hedefe koyabiliriz; üstelik kalplerine mühür basarız da, onlar artık (gerçeği) işitmez olurlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Yere kadim ahalisinden sonra varis olacaklar için tebeyyün etmedi mi ki, eğer Biz dilemiş olsak onları da günahları sebebiyle musibetlere uğratırdık ve kalblerini mühürlerdik de artık onlar işitemezlerdi.

Ömer Öngüt

Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki; eğer biz dileseydik, onları da günahlarından dolayı cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de, artık hiç işitmezler.

Suat Yıldırım

Önceki sahiplerinden sonra dünya mülküne vâris olanlar hâlâ şu gerçeği anlamadılar mı ki, eğer dilemiş olsaydık kendilerini de günahları sebebiyle musîbetlere uğratırdık?Fakat biz kalplerini mühürleriz de onlar işitmez, anlamaz hâle gelirler.

Süleyman Ateş

(Geçmiştekilerin başlarına gelenler), sahiplerinden sonra şu toprağa varis olanları yola getirmedi mi (hala anlamadılar mı) ki biz dilesek, kendilerini de günahlarıyle cezalandırırız ve kalblerini mühürleriz, artık hiç işitmezler.

Süleymaniye Vakfı

Eski sahiplerinden sonra o yere mirasçı olanları şu da mı yola getirmez? Gerekli görürsek günahları yüzünden onları da sıkıntıya sokarız. Kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluştururuz da artık bir şey dinlemez olurlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eski sahiplerinden sonra o yerlere mirasçı olanlar şunu göremediler mi ki zorlayıcı düzen kursaydık onları günahları yüzünden yakalardık ve kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluştururduk. Artık onlar dinleyemezlerdi.

Şaban Piriş

Oranın halkından sonra yeryüzüne varis olanlara belli olmadı mı? Ki eğer istersek günahlarıyla birlikte yakalarız, yok ederiz, kalplerini de damgalarız da işitmezler.

Tefhim-ul Kuran

(Bütün bunlar,) Sakinlerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanları doğruya erdirme (ye veya ortaya çıkarmaya yetmez) mi? Eğer biz dilemiş olsaydık onlara günahları nedeniyle bir musibet isabet ettirirdik; ve kalplerine damgalar vururduk da onlar böylelikle işitmeyenler olurlardı.

Ümit Şimşek

Daha önceki ahalisinden sonra yeryüzüne vâris olanlara Allah şunu bildirmedi mi ki, Biz dilersek onları da günahları yüzünden felâketlere uğratırız? Fakat Biz onların kalplerini mühürlüyoruz da onlar işitmez oluyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Tüm bu olanlar, eski sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olanlara şunu göstermedi mi: Dilersek onları günahları yüzünden belaya çarptırırz, kalpleri üzerine mühür basarız da artık söz dinleyemez olurlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər yer üzünün keçmiş sakinlərindən sonra ona varis olanlara bəyan olmadımı ki, əgər Biz istəsəydik, onları da günahları üzündən müsibətə düçar edər, qəlblərinə möhür vurardıq və onlar da eşitməzdilər?

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yer üzünün (qədim) sakinlərindən sonra ona varis olanlara (onların yerinə gələnlərə) aydın olmadımı ki, əgər Biz istəsəydik, onları da günahlarına görə müsibətlərə düçar edər, ürəklərini möhürləyərdik (düşüncə və təfəkkür qabiliyyətindən məhrum edərdik) və onlar da (öyüd-nəsihət) eşıtməzdilər?

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Erkennen die Menschen, die die Erde von vorherigen Bewohnern geerbt haben, nicht, daß Wir, wenn Wir wollen, sie wegen ihrer Sünden heimsuchen und ihre Herzen so versiegeln, daß sie Gottes Weisungen nicht verstehen, ja, gar nicht hören?

Almanca — Der Edle Quran

Ist denjenigen, die die Erde nach ihren (vorherigen) Bewohnern erben, nicht deutlich geworden, daß, wenn Wir wollten, Wir sie für ihre Sünden treffen würden? Und Wir versiegeln ihre Herzen, so daß sie nicht hören.

Almanca — M. A. Rassoul

Leuchtet das jenen nicht ein, die die Erde von ihren (früheren) Bewohnern ererbt haben, daß Wir, wenn Wir wollen, sie für ihre Sünden treffen können und ihre Herzen versiegeln, so daß sie nicht hören können?

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Can those people who have inherited the earth not perceive the signal instances of punishment which befell their predecessors and served as a deterrent! Do they not realize that We control their fate and that if We willed, We could requite them as and when We please for their iniquities and imprint their hearts with dullness of comprehension that they counsel deaf, unwilling to hear admonition!

Abdul Haleem

Is it not clear to those who inherit the land from former generations that We can punish them too for their sins if We will? And seal up their hearts so that they cannot hear?

Abdullah Yusuf Ali

To those who inherit the earth in succession to its (previous) possessors, is it not a guiding, (lesson) that, if We so willed, We could punish them (too) for their sins, and seal up their hearts so that they could not hear?

Abul A'la Maududi

Has it not, then, become plain to those who have inherited the earth in the wake of the former generations that, had We so willed, We could have afflicted them for their sins, (they, however, are heedless to basic facts and so) We seal their hearts so that they hear nothing.

Aisha Bewley

Is it not clear to those who have inherited the earth after these people that, if We wanted to, We could strike them for their wrong actions, sealing up their hearts so that they cannot hear?

Al-Hilali & Khan

Is it not clear to those who inherit the earth in succession from its (previous) possessors, that had We willed, We would have punished them for their sins. And We seal up their hearts so that they hear not?

Ali Quli Qarai

Does it not dawn upon those who inherited the earth after its [former] inhabitants that if We wish We will punish them for their sins, and set a seal on their hearts so they would not hear?

Amatul Rahman Omar

Does it not serve as guidance to those who have inherited the earth from its (previous) occupants that, if We will, We can afflict them (with some punishment) for their sins and put a seal upon their hearts, so that they will not be able to listen (to some guiding advice).

Arthur John Arberry

Is it not a guidance to those who inherit the earth after those who inhabited it that, did We will, We would smite them because of their sins, sealing their hearts so they do not hear?

Bijan Moeinian

Does it ever occur to those who inherit the land [from the previous generations who earned the Lord's punishment] that, if I will, I can punish them too for their sins? I seal their heart [for their carelessness] so that they do not hear [and become insensitive to the truth and earn a higher degree of punishment for the continuation of their sinful acts. ]

E. Henry Palmer

Is it not shown to those who inherit the earth after its (former) people, that, did we please, we would smite them in their sins, and would set a stamp upon their hearts, and then they should not hear?

Edip-Layth

Is it not clear for those who inherited the land after them, that if We wished, We could have punished them immediately for their sins and We could have stamped on their hearts, so they would not hear.

George Sale

Does it not lead those, who have inherited the earth in succession to its former inhabitants, to realize that if We please, We can smite them also for their sins and seal up their hearts, so that they would not listen to words of guidance.

Hamid S. Aziz

Is it not a guidance (lesson) shown to those who inherit the earth after its (former) people, that, did We please, We would smite them in their sins, and would set a stamp upon their heart that they should not hear?

Mahmoud Ghali

And is it not a guidance (Literally: Does it not guide them) to the ones who inherit the earth after its population that, if We (so) decide, We will afflict them for their guilty deeds, and We stamp upon their hearts so they do not hear?

Marmaduke Pickthall

Is it not an indication to those who inherit the land after its people (who thus reaped the consequence of evil-doing) that, if We will, We can smite them for their sins and print upon their hearts so that they hear not?

Mohamed Ahmed - Samira

Do not the people who inherited the earth from the (earlier) inhabitants perceive that We could afflict them too for their sins if We pleased, and put seals on their hearts that they may not hear (the voice of truth)?

Muhammad Asad

Has it, then, not become obvious unto those who have inherited the earth in the wake of former generations that, if We so willed, We could smite them [too] by means of their sins, sealing their hearts so that they cannot hear [the truth]?

Mustafa Khattab

Is it not clear to those who take over the land after ˹the destruction of˺ its former residents that—if We will—We can punish them ˹too˺ for their sins and seal their hearts so they will not hear ˹the truth˺?

Progressive Muslims

Is it not a guide for those who inherited the land after them, that if We wished We could have punished them immediately for their sins And We stamp on their hearts, so they do not hear.

Sahih International

Has it not become clear to those who inherited the earth after its [previous] people that if We willed, We could afflict them for their sins? But We seal over their hearts so they do not hear.

Sam Gerrans

Is it not guidance to those who inherit the land after its people that, if We willed, We would strike them for their transgressions, and seal their hearts so they hear not?

Shabbir Ahmed

Is it not a lesson for those who inherit the earth from previous generations that they could suffer similar consequences? Trailing behind in the community of nations is a tribulation in itself. And Our Law can cause their intellectual and perceptual faculties to be sealed and blunted for their failings.

Syed Vickar Ahamed

To those (people) who take over the earth after its (previous) owners, is it not a guiding (lesson) that, if We so wanted, We could (also) punish them for their sins, and close their hearts so that they could not hear?

Taqi Usmani

Have all these events still not taught a lesson to those who inherit the land after its (former) inhabitants, that if We so willed, We could afflict them for their sins? But We seal their hearts, so that they do not listen.

The Monotheist Group

Is it not a guide for those who inherited the land after them, that if We wished We could have punished them immediately for their sins? And We stamp on their hearts, so they do not hear.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nʹest-il pas prouvé à ceux qui reçoivent la terre en héritage des peuples précédents que, si Nous voulions, Nous les frapperions pour leurs péchés et scellerions leurs cœurs, et ils nʹentendraient plus rien?

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Qey hê jî ji bo wan ên ku bûne wêrtê erdê piştî helakbûna xelkê wê ku eger em bivên, em dikarin bi sedema gunehên wan, wan ceza bikin û ser dilê wan mor bikin, êdî ew dê (rastiyê) nebihîzin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Is het dan aan hen die de aarde na de (vorige) bewoners beërven niet duidelijk dat Wij hen voor hun zonden getroffen hadden, als Wij gewild hadden? Maar Wij verzegelen hun harten zodat zij niet horen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En is het niet duidelijk bewezen voor hen die de aarde van hare vroegere bewoners hebben geërfd, dat, indien het ons behaagde, wij hen om hunne zonden kunnen kastijden? Doch wij zullen hunne harten verzegelen en zij zullen niets hooren.

Hollandaca — Siregar

Is het degenen die de aarde beërven na (de ondergang van) haar bewoners niet duidelijk geworden dat, als Wij zouden willen, Wij hen zouden treffen vanwcge hun zonden, en Wij hun harten zouden vergrendelen zodat zij niet zouden kunnen luisteren?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве Он не показал (разъяснив) тем, которые унаследовали землю после ее (прежних) обитателей (которых погубили наказанием), что если бы Мы желали, то могли бы поразить их за грехи (как это сделали Мы с теми, кто был до них) и запечатать их сердца (чтобы они не понимали истину), и так что они не будут слышать (наставлений)?

Rusça — Osmanov

Разве не объяснил Он тем, которые унаследовали землю от ее прежних жителей, что если бы Мы пожелали, то наказали бы их за их грехи и запечатали бы их сердца, так что они стали бы глухи?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Är det inte uppenbart för dem som har tagit jorden i arv efter dess (tidigare) inbyggare att Vi, om Vi så ville, kunde straffa dem för deras synder och försegla deras hjärtan så att de inte (längre) kan höra (rösten som varnar och förmanar)?