Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ

fe eḳbele beǎ'Duhum ǎlā beǎ'Din yetelāvemūne

Tefsirler

Kelimeler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Birbirlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Birbirlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar.

Adem Uğur

Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

Ahmed Hulusi

Ardından birbirlerine dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar!

Ahmet Tekin

Suçu, kabahati birbirlerinin üstüne atmaya, birbirlerini kınamaya başladılar.

Ahmet Varol

Bu kez birbirlerine dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.

Ali Bulaç

Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.

Ali Fikri Yavuz

Sonra da döndüler, birbirlerine kabahat yüklemeye başladılar:

Ali Rıza Safa

Sonunda, birbirlerini suçlamaya başladılar.

Bayraktar Bayraklı

- Onlar, "Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik" dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz."

Bekir Sadak

Birbirlerini yermeye basladilar.

Celal Yıldırım

Sonra birbirlerine dönüp kendilerini kınamaya başladılar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ardından, birbirlerini kınamaya başladılar:

Diyanet İşleri

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

Diyanet İşleri (eski)

Birbirlerini yermeye başladılar.

Diyanet Vakfi

Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra döndüler, kendilerini kınıyorlardı:

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra döndüler kendilerine levm ediyorlardı

Erhan Aktaş

Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ardından birbirlerini suçlamaya başladılar.

Fizilal-il Kuran

Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

Gültekin Onan

Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.

Hamdi Döndüren

Sonra da, birbirlerini suçlamaya başladılar.

Hasan Basri Çantay

Şimdi kabahati birbirlerine yüklemiye başladı (lar).

Hasib Asutay

Dönüp birbirini kınamaya başladılar;

Hayrat Neşriyat

Sonra bazıları bazılarına dönüp birbirlerini kınamaya başladılar.

İbni Kesir

Şimdi birbirlerini yermeye başladılar.

Mehmet Okuyan

Birbirlerini kınamaya başlamışlardı.

Muhammed Esed

ve sonra dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar.

Mustafa İslamoğlu

Ardından birbirlerine yönelerek, karşılıklı özeleştiri yaptılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

(29-30) Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Seni tesbih (tenzih) ederiz, muhakkak ki, biz zalim kimseler olduk.» Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.

Ömer Öngüt

Dönüp kabahati birbirine yüklemeye başladılar.

Suat Yıldırım

(29-30) Bunun üzerine "Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!" deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.

Süleyman Ateş

Dönüp birbirlerini kınamağa başladılar:

Süleymaniye Vakfı

Sonra da kendi kendilerini kınar bir halde birbirlerine döndüler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dönüp birbirlerini suçlamaya başladılar:

Şaban Piriş

Başladılar birbirlerini kınamaya..

Tefhim-ul Kuran

Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamağa başladılar:

Ümit Şimşek

Dönüp birbirlerini suçladılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dönüb bir-birlərini qınamağa başladılar

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar bir-birini danlamağa başladılar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie gingen aufeinander zu und machten sich gegenseitig Vorwürfe.

Almanca — Der Edle Quran

Da wandten sie sich einander zu, sich gegenseitig tadelnd.

Almanca — M. A. Rassoul

Dann wandten sich einige von ihnen an die anderen, indem sie sich gegenseitig Vorwürfe machten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann wandten sich die einen von ihnen den anderen zu, sie machten sich gegenseitig Vorwürfe,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then they turned round on each other in reproach for the ingratitude to Allah and for the idea of evading benevolence to the poor.

Abdul Haleem

and then they turned to each other in mutual reproach.

Abdullah Yusuf Ali

Then they turned, one against another, in reproach.

Abul A'la Maududi

Then they began to reproach one another.

Aisha Bewley

They turned to face each other in mutual accusation.

Al-Hilali & Khan

Then they turned one against another, blaming.

Ali Quli Qarai

Then they turned to one another, blaming each other.

Amatul Rahman Omar

Then some of them turned their faces to the others, reproaching one another.

Arthur John Arberry

And they advanced one upon another, blaming each other.

Bijan Moeinian

Then they started to blame each other.

E. Henry Palmer

And they approached each other with mutual blame.

Edip-Layth

Then they started to blame each other.

George Sale

And they began to blame one another,

Hamid S. Aziz

Then some of them advanced against others, blaming each other.

Mahmoud Ghali

Then some of them came forward to others, blaming each other.

Marmaduke Pickthall

Then some of them drew near unto others, self-reproaching.

Mohamed Ahmed - Samira

Then they started blaming one another,

Muhammad Asad

- and then they turned upon one another with mutual reproaches.

Mustafa Khattab

Then they turned on each other, throwing blame.

Progressive Muslims

Then they started to blame each other.

Sahih International

Then they approached one another, blaming each other.

Sam Gerrans

Then they approached one other, blaming one another.

Shabbir Ahmed

And then they confronted one another, blaming.

Syed Vickar Ahamed

Then they turned, one against another, in blame.

Taqi Usmani

Then, (at the beginning,) they started reproaching one another;

The Monotheist Group

Then they started to blame each other.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis ils sʹadressèrent les uns aux autres, se faisant des reproches.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Paşê berê xwe dane hev, gazin ji hev kirin û sûc xistin stûyên hev.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen gingen zij elkaar verwijten maken.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij begonnen elkander te laken.

Hollandaca — Siregar

Toen keerde de ene groep zich tegen de andere, elkaar verwijten makend.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И стали они упрекать друг-друга;

Rusça — Osmanov

И стали они попрекать друг друга.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de överföll varandra med förebråelser.