Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَا اِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ

ḳālū subHāne rabbinā innā kunnā Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
2سُبْحَانَsubHāneس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmektesbih ederiz
3رَبِّنَاrabbināر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimizi
4اِنَّاinnādoğrusu biz
5كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
6ظَالِمِينَZālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmedenlermişiz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Dediler ki: Şanı yücedir Rabbimizin, gerçekten de zâlimlerden olduk biz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Dediler ki: Şanı yücedir Rabbimizin, gerçekten de zâlimlerden olduk biz.

Adem Uğur

Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Subhan'dır Rabbimiz! Muhakkak ki biz işin hakkını veremeyenler olduk!"

Ahmet Tekin

'Rabbimizi tesbih ve tenzih ederiz. Biz gerçekten hakka riayet etmeyen zâlim, müşrik bir milletmişiz.' dediler.

Ahmet Varol

'Rabbimizi tesbih ederiz! Doğrusu biz zalimlerdenmişiz' dediler.

Ali Bulaç

ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."

Ali Fikri Yavuz

Onlar: “- Seni tenzîh ederiz, Rabbimiz! Doğrusu biz zalimlermişiz.” dediler.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Efendimiz, tüm yakıştırmalardan ayrıktır!" "Belli ki, haksızlık yapanlardan olmuşuz!"

Bayraktar Bayraklı

- Onlar, "Ey Rabbimiz! Seni noksan sıfatlardan uzak tutarız. Gerçekten biz, kendimize yazık ettik" dediler. Birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize, biz azgın kimseleriz. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz de ümitle O'na yöneleceğiz."

Bekir Sadak

«ORabbimizi tenzih ederiz; dogrusu biz yazik etmistik» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar da: «Rabbimiz! Seni tesbîh ve tenzîh ederiz. Şüphesiz ki, biz zalimlermişiz» dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şöyle cevap verdiler: “Rabbimizin şanı yücedir; doğrusu biz haksızlık etmişiz.”

Diyanet İşleri

Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

'Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik' dediler.

Diyanet Vakfi

Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz.» (dediler).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Rabbimiz Seni tenzih ederiz, doğrusu bizler zalimlermişiz!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sübhansın ya rabbena! Dediler: bizler doğrusu zalimlermişiz

Erhan Aktaş

Onlar: "Rabb'imizi tesbih ederiz. Doğrusu bizler haksızlık edenlermişiz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar: "Rabb'imizi tesbih ederiz. Doğrusu bizler haksızlık edenlermişiz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar: Rabb'imizi tesbih ederiz. Doğrusu bizler haksızlık edenlermişiz." dediler.

Fizilal-il Kuran

«Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz kendi kendimize zulüm etmişiz» dediler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine, “Ey Rabbimiz! Seni tenzih ederiz, biz doğrusu zâlimler imişiz!” dediler.

Hasan Basri Çantay

"Seni (tesbih ve) tenzih ederiz ey Rabbimiz. Hakıykaten biz zaalimlermişiz" dediler.

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendimize) yazık etmişiz.' (7) (7. Fakirlerin hakkını men etmek suretiyle zulmetmişiz.)

Hayrat Neşriyat

(Onlar:) 'Rabbimizi tenzîh ederiz; doğrusu biz zâlim kimselermişiz!' dediler.

İbni Kesir

Dediler ki: Tesbih ederiz Seni Rabbımız, gerçekten biz, zalimlerden olmuşuz.

Mehmet Okuyan

(Onlar) “Rabbimiz yücedir! Doğrusu biz (kendimize) yazık etmişiz!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Onlar: "Rabbimizin şanı yücedir! Doğrusu biz zulüm işliyorduk!" diye cevap verdiler;

Mustafa İslamoğlu

Onlar "Varlığın kendisi adına hareket ettiği Rabbimizin şanı ne yücedir" dediler; "Meğer biz zalimlerden olup çıkmışız."

Ömer Nasuhi Bilmen

(29-30) Dediler ki: «Ey Rabbimiz! Seni tesbih (tenzih) ederiz, muhakkak ki, biz zalim kimseler olduk.» Artık birbirlerine dönerek birbirlerini levme başladılar.

Ömer Öngüt

"Rabbimizi tesbih ederiz. Doğrusu biz zâlimlermişiz. " dediler.

Suat Yıldırım

(29-30) Bunun üzerine "Sübhansın ya Rabbenâ, her türlü noksandan uzaksın! Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!" deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.

Süleyman Ateş

"Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zulmedenlermişiz!" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Şöyle dediler: "Rabbimize boyun eğeriz! Biz gerçekten yanlış yapan kimselermişiz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hep bir ağızdan, "Rabbimiz! Sana boyun eğeriz. Biz yanlışlar içindeyiz!" dediler.

Şaban Piriş

Hemen akılları başlarına geldi ve: -Rabbimiz'in şanı yücedir. Biz, zalimlerden olduk, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Rabbimiz, seni tesbih eder yüceltiriz; gerçekten bizler zalim olanlarmışız.»

Ümit Şimşek

'Rabbimizi tesbih ederiz,' dediler. 'Doğrusu biz kendimize yazık etmişiz.'

Yaşar Nuri Öztürk

O zaman dediler ki: "Tespih ederiz seni, ey Rabbimiz! Gerçekten biz zalimler olduk."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Rəbbimiz pakdır, müqəddəsdir! Həqiqətən də, biz özümüzə zülm etmişik!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar: ″Rəbbimiz pakdır, müqəddəsdir! Həqiqətən, biz zalım idik!″ – dedilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sagten: ʺGepriesen sei unser Herr! Wir waren wirklich ungerecht.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺPreis sei unserem Herrn! Wir waren gewiß ungerecht.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

(Nun) sagten sie: ʺPreis sei unserem Herrn! Gewiß, wir sind ungerecht gewesen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺGepriesen-erhaben ist unser HERR! Gewiß, wir waren Unrecht-Begehende.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Now, they said, "Glory to You, our Creator; we have been wrongful of the actions we harmfully performed yet we knew they are utterly forbidden".

Abdul Haleem

they said, ‘Glory be to God, Our Lord! Truly, we were doing wrong!’-

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Glory to our Lord! Verily we have been doing wrong!"

Abul A'la Maududi

They cried out: "Glory be to our Lord! Certainly we were sinners."

Aisha Bewley

They said, ‘Glory be to our Lord! Truly we have been wrongdoers. ’

Al-Hilali & Khan

They said: "Glory to Our Lord! Verily, we have been Zâlimûn (wrong-doers)."

Ali Quli Qarai

They said, ‘Immaculate is our Lord! We have indeed been wrongdoers!’

Amatul Rahman Omar

(Thereupon) they said, `Glory be to our Lord. Certainly we have been wrongdoers.'

Arthur John Arberry

They said, 'Glory be to God, our Lord; truly, we were evildoers. '

Bijan Moeinian

Then they said: "Glory to our Lord, we were wrong. "

E. Henry Palmer

Said they, 'Celebrated be the praises of our Lord! verily, we were unjust!'

Edip-Layth

They said, "Glory be to our Lord. We have transgressed."

George Sale

They answered, praise be unto our Lord! Verily we have been unjust doers.

Hamid S. Aziz

They said, "Glory be to our Lord, surely we were unjust. "

Mahmoud Ghali

They said, All Extolment be to our Lord! Surely we were unjust. "

Marmaduke Pickthall

They said: Glorified be our Lord! Lo! we have been wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

"Glory to our Lord, " they said; we were really in the wrong. "

Muhammad Asad

They answered: "Limitless in His glory is our Sustainer! Verily, we were doing wrong!"

Mustafa Khattab

They replied, "Glory be to our Lord! We have truly been wrongdoers."

Progressive Muslims

They said: "Glory be to our Lord. We have transgressed."

Sahih International

They said, "Exalted is our Lord! Indeed, we were wrongdoers. "

Sam Gerrans

They said: “Glory be to our Lord! We were wrongdoers!”

Shabbir Ahmed

They said, "Glorified is our Lord! Verily, it is we who have been offenders. " (Refusing the Divine Right of the needy).

Syed Vickar Ahamed

They said: "Glory to our Lord! Surely, we have been doing wrong!"

Taqi Usmani

They said, "We pronounce the purity of our Lord. No doubt, we were wrongdoers."

The Monotheist Group

They said: "Glory be to our Lord. We have transgressed."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺGloire à notre Seigneur! Oui, nous avons été des injustesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gotin: Xwedêyo! Tu ji her kêmasiyê pak û paqij î. Birastî em her sitemkar bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺOnze Heer zij geprezen, wij waren onrechtplegers.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij antwoordden: Geloofd zij onze Heer! Waarlijk, wij waren zondaren.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺHeilig is onze Heer: voorwaar, wij waren onrechtvaardig.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(После осознания своего поступка) сказали они: «Преславен Господь наш! Поистине, Мы обидели (самих себя) (не восславляя Аллаха и имея плохое намерение)!»

Rusça — Osmanov

Они воскликнули: ʺСлава нашему Господу! Воистину, мы - нечестивцыʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de svarade: ʺStor är vår Herre i Sin härlighet! Vi har sannerligen gjort orätt!ʺ