Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

اَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنْتُمْ مِنْ وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَارُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا عَلَيْهِنَّ وَاِنْ كُنَّ اُو۬لَاتِ حَمْلٍ فَاَنْفِقُوا عَلَيْهِنَّ حَتّٰى يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ فَاِنْ اَرْضَعْنَ لَكُمْ فَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ وَأْتَمِرُوا بَيْنَكُمْ بِمَعْرُوفٍ وَاِنْ تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُ اُخْرٰى

eskinūhunne min Hayṧu sekentum min vucdikum ve lā tuDārrūhunne li tuDeyyiḳū ǎleyhinne ve in kunne ūlāti Hamlin fe enfiḳū ǎleyhinne Hattā yeDeǎ'ne Hamlehunne fe in erDeǎ'ne lekum fe ātūhunne ucūrahunne ve te'mirū beynekum bi meǎ'rūfin ve in teǎāsertum fe se turDiǔ lehu uḣrā

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَسْكِنُوهُنَّeskinūhunneس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekonları oturtun
2مِنْmin
3حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredeyerde
4سَكَنْتُمْsekentumس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekoturduğunuz
5مِنْmin
6وُجْدِكُمْvucdikumو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakgücünüz ölçüsünde
7وَلَاve lāve
8تُضَارُّوهُنَّtuDārrūhunneض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmekonlara zarar vermeyin
9لِتُضَيِّقُواli tuDeyyiḳūض ي قDaraldı veya sıkıştı. Bir şeyle tıkandı, aşırı doldu veya taştı.sıkıntıya sokmak için
10عَلَيْهِنَّǎleyhinneonları
11وَاِنْve inve şayet
12كُنَّkunneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekviniseler
13اُو۬لَاتِūlātiا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçonlar
14حَمْلٍHamlinح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekgebe
15فَاَنْفِقُواfe enfiḳūن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.geçimini sağlayın
16عَلَيْهِنَّǎleyhinneonların
17حَتّٰىHattākadar
18يَضَعْنَyeDeǎ'neو ض عBir şeyi bir yere koymak veya yerleştirmek, elinden bırakmak veya atmak, Ra-Fa-Ayn'ın zıttı, bir şeyi aşağı koymak, ortaya çıkarmak, atamak, yüklemek/hafifletmek, devretmek, vazgeçmek, derecesini/rütbesini/durumunu düşürmek, zarar görmek, kazanç sağlayamamak, alçaltmak/tevazu göstermek, emanet yeri, bir şeyin uygun yeri.bırakıncaya
19حَمْلَهُنَّHamlehunneح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmekyüklerini
20فَاِنْfe ineğer
21اَرْضَعْنَerDeǎ'neر ض عAnne memesini emmek (çocuk için), emzirmek, süt anne / emziren kadın.(çocuğunuzu) emzirirlerse
22لَكُمْlekumsizin için
23فَاٰتُوهُنَّfe ātūhunneا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonlara verin
24اُجُورَهُنَّucūrahunneا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karücretlerini
25وَأْتَمِرُواve te'mirūا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakve konuşup anlaşın
26بَيْنَكُمْbeynekumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaranızda
27بِمَعْرُوفٍbi meǎ'rūfinع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıgüzellikle
28وَاِنْve ineğer
29تَعَاسَرْتُمْteǎāsertumع س رZor/güç olmak, birbirine karşı sert olmak, zorluk.güçlük çekerseniz
30فَسَتُرْضِعُfe se turDiǔر ض عAnne memesini emmek (çocuk için), emzirmek, süt anne / emziren kadın.o zaman emzirecektir
31لَهُlehuonu
32اُخْرٰىuḣrāا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımbaşka biri

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onları, gücünüz yeterse oturduğunuz yerin bir kısmında oturtun ve onları sıkıştırarak zararlandırmayın ve gebeyseler doğuruncaya dek doyurun onları ve çocuklarınızı emziriyorlarsa da artık ücretlerini verin ve karı koca; güzelce danışıp görüşerek yapın bu işleri ve bir güçlük çıkarsa çocuğu başka bir kadın emzirir artık.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onları, gücünüz yeterse oturduğunuz yerin bir kısmında oturtun ve onları sıkıştırarak zararlandırmayın ve gebeyseler doğuruncaya dek doyurun onları ve çocuklarınızı emziriyorlarsa da artık ücretlerini verin ve karı koca; güzelce danışıp görüşerek yapın bu işleri ve bir güçlük çıkarsa çocuğu başka bir kadın emzirir artık.

Adem Uğur

Onları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hâmile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

Ahmed Hulusi

Onları (boşadığınız kadınları) şartlarınız elverdiğince yaşadığınız mekanın bir kısmında iskan edin. Onları sıkıntıya sokmak için onlara zarar vermeye kalkışmayın. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğum yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin (çocuklarınızı) emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda (bu meseleleri) güzel örf ile istişare edin. Eğer anlaşamazsanız, onun (çocuğun babası) için başka bir kadın (çocuğu) emzirir.

Ahmet Tekin

İddetlerini bekleyen hanımlarınızı imkânlarınızın elverdiği ölçüde ikamet ettiğiniz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıştırıp, gitmelerini sağlamak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hâmile iseler, doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Sizin adınıza çocuğunuzu emziriyorlarsa, onlara ücretlerini ödeyin. Çocuk konusunda, birbirinize danışarak, Kur’ân ve sünnetin hükümlerine, meşrû, İslamî kurallarla örtüşen örfe, ilmî verilere, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü konulara, hakkaniyete uygun bir şekilde, karşılıklı anlayış göstererek birlikte karar verin. Eğer birbirinize güçlük çıkarırsanız, anlaşamazsanız, çocuğu babanın hesabına bir sütanne emzirecektir.

Ahmet Varol

O kadınları [3] gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeğe kalkmayın. Eğer hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Sizin için (çocuklarınızı) emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda güzellikle danışın. Eğer güçlük içine düşerseniz o zaman (çocuğu) onun (babanın) hesabına bir başka kadın emzirir.

Ali Bulaç

(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz) üzere görüşüp konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

Ali Fikri Yavuz

(Boşamış olduğunuz) o kadınları, (iddetleri zarfında) gücünüzün yettiği kadar oturduğunuz yerin bir kısmında oturtun. Bir de üzerlerine tazyik yapmak için onlara zarar vermeye kalkışmayın; ve eğer gebe iseler, çocuklarını doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Sonra (boşadığınız kadınlarla ilginiz kesilince) sizin hesabınıza (çocuklarınızı) emzirirlerse, o vakit de ücretlerini verin ve aranızda iyilikle (ücret işini) müşavere edin; anlaşın. Eğer (anne çocuğa süt vermemekle) güçlüğe uğrarsanız, bu takdirde baba hesabına (çocuğu) başka bir kadın emzirecektir.

Ali Rıza Safa

Gücünüz ölçüsünde kendinizin oturduğu yerde onları da oturtun ve sıkıntıya düşürmek için onlara dokunca vermeyin. Eğer onlar gebe ise doğum yapıncaya dek geçimlerini sağlayın. Sizin için emzirirlerse, onlara karşılığını verin ve kendi aranızda uygun bir biçimde uzlaşın. Zorluk çekerseniz, bir başkası emzirsin.

Bayraktar Bayraklı

O kadınları imkanınıza göre kendi oturduğunuz yerde oturtunuz ve onları baskı altına almak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayınız. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını karşılayınız. Sizin hesabınıza çocuğunuzu emzirirlerse onlara karşılığını ödeyiniz ve aranızda güzelce konuşup anlaşınız. Anlaşmakta zorlanırsanız bu durumda çocuğu, o erkeğin hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Bekir Sadak

Bosadigniz, fakat iddeti dolmamis kadinlari gucunuz nisbetinde, kendi oturdugunuz yerde oturtun. Onlari sikintiya sokmak icin zarar vermeye kalkismayin. Eger hamile iseler, dogurmalarina kadar nafakalarini verin. Cocugu sizin icin emzirirlerse, onlara ucretlerini deyin; aranizda uygun bir sekilde anlasin; eger guclukle karsilasirsaniz cocugu baska bir kadin emzirebilir.

Celal Yıldırım

(Boşayıp da henüz iddeti sona ermemiş) kadınları, gücünüz ve imkânınız elverdiği nisbette oturduğunuz yerde oturtun. Sıkıntıya uğratmak için kendilerine sakın zarar vermeyin. Eğer o (boşadığınız) kadınlar gebe iseler, doğumlarını yapıncaya kadar nafakalarını verin. Size ait çocuğu emzirirse ücretlerini verin. (Bu hususları) aranızda güzellikle örfe uygun şekilde görüşün. Eğer aranızda sıkıntıya sebep bir anlaşmazlık çıkarsa, çocuğu başka bir kadın emzirecek (şekilde karar alabilirsiniz).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O kadınları, durumunuza uygun olarak kendi oturduğunuz yerde oturtun ve onların imkânlarını daraltmak yoluyla kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer gebe iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını karşılayın. Sizin hesabınıza (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara karşılığını ödeyin ve aranızda güzelce konuşup anlaşın. Anlaşmakta zorlanırsanız bu durumda o erkeğin hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Diyanet İşleri

Onları (iddetleri süresince) gücünüz nispetinde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için (çocuğu) emzirirlerse (emzirme) ücretlerini de verin ve aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Diyanet İşleri (eski)

Boşadığınız, fakat iddeti dolmamış kadınları gücünüz nispetinde, kendi oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğurmalarına kadar nafakalarını verin. Çocuğu sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin; aranızda uygun bir şekilde anlaşın; eğer güçlükle karşılaşırsanız çocuğu başka bir kadın emzirebilir.

Diyanet Vakfi

Onları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hâmile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştırmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onları besleyin. Sonra sizin için emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup danışın. Güçlük çekerseniz çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O kadınların, gücünüze göre oturduğunuz meskenin bir bölümünde oturmalarını sağlayın ve onlara baskı yapmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın! Eğer yüklü iseler, doğumlarını yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için çocuğu emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzelce anlaşın. Eğer zorlaşıyorsanız, bu durumda çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O kadınları gücünüzün yettiğinden sakin olduğunuz yerin bir kısmında iskan ediniz ve üzerlerine tazyık yapmak için onları ızrara kalkışmayınız ve eğer yüklü iseler hamillerini vaz' edinciye kadar nefakalarını verin, sonra sizin hisabınıza emzirirlerse o vakit de ecirlerini verin ve aranızda iyilikle emr edin ve eğer zorlaşıyorsanız o halde baba hisabına diğer bir emzikli emzirecektir.

Erhan Aktaş

Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak en iyi ve uygun olacak bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak ma'ruf bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oturduğunuz yerin bir bölümünde gücünüz yettiğince onları oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için, onlara zarar verecek bir şey yapmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar onlara karşılıksız yardımda bulunun. Sonra emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda konuşarak ma'ruf bir şekilde anlaşın. Eğer bir zorlukla karşılaşırsanız o zaman emzirme işini başkasına yaptırın.

Fizilal-il Kuran

Boşadığınız kadınları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp, gitmelerini sağlamak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer güçlüğe uğrarsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

Gültekin Onan

(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve islama uygun bir tarz) üzere görüşüp konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

Hamdi Döndüren

(Boşadığınız) o kadınları, gücünüz ölçüsünde, oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın! Eğer hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin. Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız, çocuğu başka bir kadın emzirecektir.

Hasan Basri Çantay

(Boşanan) o kadınları, gücünüzün yetdiği kadar, ikaamet etdiğiniz yerin bir kısmında oturtun. (Evleri) başlarına dar etmek (onları çıkmıya mecbur kılmak) için kendilerine zarar yapmayın. Eğer onlar yüklü iseler yüklerini koyuncuya kadar nafakalarını verin. Eğer (kendilerinden olan evladlarınızı) sizin faidenize emzirirlerse onlara ücretlerini verin. Aranızda (bu hususda) güzelce müşavere edin. Eğer güçlüğe uğrarsanız o halde (çocuğu) onun (nisabına) bir başka (kadın) emzirecekdir.

Hasib Asutay

Onları gücünüz ölçüsünde (4) oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştır (ıp evden çıkarmaya zorla) mak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer (anlaşmakta) güçlüğe uğrarsanız o halde (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirecektir. (5) (4. Daha aşağı derecede değil.) (5. Ana çocuğunu emzirmeye zorlanmaz.)

Hayrat Neşriyat

(Boşadığınız) o kadınları gücünüz nisbetinde kendi oturduğunuz ye rin bir bölümünde oturtun; on ları sıkış tırmak (ve bir an önce çıkmalarını sağ lamak) için kendilerine zarar verme(ye kalkışma)yın!Eğer hâmile iseler, artık yüklerini bıra kıncaya kadar onlara nafaka verin! Sonra sizin için(çocuğunuzu) emzirirlerse, onlara ücretlerini de verin! (Bu hu sus ta) aranızda güzel bir şekilde an laşın! Eğer (anlaşmakta) zorluk çekerse niz, o zaman (çocuğu) onun (babanın) hesâbına baş ka sı emzirecektir.

İbni Kesir

Onları, gücünüzün yettiği kadar ikamet ettiğiniz yerin bir kısmında oturtun. Onları, sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, yüklerini koyuncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için emzirirlerse; onlara, ücretlerini verin. Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer güçlüğe uğrarsanız; çocuğu bir başka kadın emzirir.

Mehmet Okuyan

Gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin (evinizin) bir bölümünde onları (da) oturtun! Onları (gitmeleri için) sıkıştırıp kendilerine zarar vermeyin! (Boşandığınız kadınlar) hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin; aranızda uygun bir şekilde istişare edin! (Emzirtme konusunda) zorluk çekerseniz, onu başka bir (kadın) emzirecektir.

Muhammed Esed

(O halde, iddetlerinin içinde bulunan) kadınların, sizinle aynı yerde, aynı imkanları kullanarak geçinmelerini sağlayın ve onları rahatsız edip hayatlarını çekilmez hale getirmeyin. Eğer hamile kalırlarsa, doğumlarını yapıncaya kadar onlar için her türlü harcamayı yapın; (boşanma kesinleştikten sonra) çocuğunuzu emzirirlerse onlara (hak ettikleri) karşılığı verin ve kendi aranızda (çocuğun geleceğini) uygun bir şekilde konuşun. Eğer ikiniz de (annenin çocuğu emzirmesi ihtimalini) zor görürseniz onu (babasının) adına başka bir kadın emzirsin.

Mustafa İslamoğlu

(İddet bekleyen kadınlarınızı), imkanlarınız nisbetinde barındığınız şartlara uygun olarak barındırın; onlar üzerinde baskı kurup hayatlarını çekilmez hale getirmeyin; eğer hamileyseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını üstlenin; eğer (çocuğunuzu) sizin hesabınıza emzirirlerse, onlara hak ettikleri karşılığı verin ve (çocuğun geleceğini) kendi aranızda ortak değerler çerçevesinde istişare edin; eğer (emzirme konusunda) karşılıklı zorlanırsanız, bu takdirde (baba) hesabına bir başkasının emzirmesi gerekecektir.

Ömer Nasuhi Bilmen

O (boşanan) kadınları gücünüzün yettiği kadar ikamet ettiğiniz yerin bir kısmında oturtun ve üzerlerine tazyikte bulunmanız için kendilerine zarar vermeyin ve eğer yüklü bulunmakta iseler yüklerini koyuncaya değin onlara nafakalarını verin. Eğer sizin için (çocuklarınızı) emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve aranızda maruf bir veçhile müşaverede bulunun ve eğer müşkilata uğrar iseniz onun için başkası emzirecektir.

Ömer Öngüt

Boşadığınız o kadınları (iddetleri müddetince) gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. Onları sıkıştırıp evden çıkarmaya zorlamak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer onlar hamile iseler, çocuklarını doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Sonra doğan çocuğu sizin faidenize emzirirlerse, emzirme ücretlerini verin. Aranızda bu hususta güzelce istişare edin. Anlaşmakta güçlük çekerseniz, bu takdirde çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Suat Yıldırım

Boşadığınız eşlerinizi, imkânlarınız nisbetinde oturduğunuz meskenlerin bir bölümünde iddetlerini tamamlayıncaya kadar oturtun! Onlar üzerinde çıkıp gitmelerini sağlamak için bir baskı kurmak niyetiyle onlara zarar vermeye kalkışmayın. Eğer onlar hamile iseler, çocuklarını doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Sonra boşadığınız eşlerle ilginiz kesilince sizin hesabınıza çocuklarınızı emzirirlerse, ücretlerini verin. Aranızda ücret işini meşrû çerçevede, örfe uygun olarak güzellikle görüşüp sonuçlandırın! Eğer annesinin çocuğu emzirmemesi sebebiyle sıkıntıya düşerseniz, bu takdirde baba, ücret vererek bir başka emziren kadın bulacaktır.

Süleyman Ateş

(Boşadığınız) O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştır(ıp evden çıkmağa zorla)mak için kendilerine zarar vermeğe kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimini sağlayın. Sonra sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup anlaşın. Eğer (anlaşmakta) güçlük çekerseniz (o zaman) çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

Süleymaniye Vakfı

Boşadığınız kadınları (iddetleri süresince) imkanlarınız ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun. (Evi) dar etmek için onlara zarar vermeye kalkmayın. Hamile iseler hamilelikleri sonlanıncaya kadar nafakalarını karşılayın. Çocuğu sizin için emzirirlerse ücretlerini verin. İşleri aranızda marufa göre karşılıklı görüşme ile yürütün. Eğer karşılıklı olarak zorlanırsanız babası için çocuğu, bir başkası emzirecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Boşadığınız kadınları (iddetleri esnasında) gücünüze göre oturduğunuz yerin bir kısmında oturtun. Onlara baskı yapmak için zarar vermeye kalkmayın. Hamile iseler, doğum yapıncaya kadar ihtiyaçlarını karşılayın. Çocuğu sizin için emzirirlerse ücretlerini verin. İşleri aranızda güzelce yürütün. Karşılıklı olarak zorlanırsanız çocuğu bir başkası emzirir.

Şaban Piriş

Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya düşürmek için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer bir güçlükle karşılaşırsanız, çocuğu bir başkası emzirir.

Tefhim-ul Kuran

(Boşandığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onları 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' kendilerine zarar vermeyin. Eğer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doğumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Şayet sizler için (çocuğu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslâm'a uygun bir tarz) üzere görüşüp konuşun. Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.

Ümit Şimşek

Boşadığınız hanımları, gücünüz ölçüsünde, evinizin bir bölümünde oturtun. Sıkıştırıp da çıkmaya zorlamak için onlara zarar vermeyin. Hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için çocuğu emzirirlerse ücretlerini verin. Aranızda güzellikle anlaşın. Bu size zor gelecek olursa, çocuğu başka biri emzirsin.

Yaşar Nuri Öztürk

O kadınları, imkanlarınız ölçüsünde, barındığınız yerin bir kısmında barındırın. Onları baskı altında tutmak için onlara zarar verme yönüne gitmeyin. Eğer hamile iseler yüklerini bırakıncaya kadar onlara nafaka verin. Eğer sizin için çocuk emziriyorlarsa, ücretlerini de verin. Aranızda örfe uygun biçimde konuşup tartışın. Eğer anlaşmakta zorluk çekerseniz o zaman, doğmuş olan çocuğu baba hesabına başka bir kadın emzirecektir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlara gözləmə müddətləri başa çatanadək imkanınız daxilində öz yaşadığınız yerdə qalmağa yer verin. Sıxışdırmaq məqsədilə onlara zərər yetirməyin. Əgər onlar hamilədirlərsə, hamiləlikdən azad olana qədər onlara malınızdan xərcləyin. Sizin üçün uşaq əmizdirirlərsə, onların haqqını verin. Öz aranızda xoşluqla razılığa gəlin. Bir-birinizi çətinliyə salsanız, uşağı əmizdirməyi başqa bir qadına həvalə edin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onları (boşadığınız, lakin gözləmə müddətləri sona yetməmiş qadınları) imkanınız çatdığı qədər öz yaşadığınız yerdə sakin edin. (Bu qadınları) sıxışdırmaq (evdən çıxıb getməyə məcbur etmək) məqsədilə onlara zərər (əziyyət) verməyə cəhd göstərməyin. Əgər onlar hamilədirlərsə, bari-həmləni yerə qoyana qədər xərclərini verin. (Həmin qadınlar gözləmə müddətləri qurtarandan sonra) sizin üçün uşaq əmizdirirlərsə, onların (süd) haqqını verin (çünki onlar artıq sizin uşaqlarınıza süd verməyə borclu deyillər). Öz aranızda yaxşılıqla (şəriətə müvafiq şəkildə) sazişə gəlin. Əgər (bu məsələdə) çətinliyə düşsəniz (bir-birinizlə razılığa gələ bilməsəniz), onu (uşağı) başqa bir qadın əmizdirə bilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Laßt sie, euren Möglichkeiten entsprechend, in einem Teil eurer Wohnstätten wohnen. Ihr sollt sie nicht belästigen, um sie in der Wohnstätte zu beengen. Wenn sie schwanger sind, kommt ihr für ihren Unterhalt auf, bis sie gebären. Wenn sie eure Kinder stillen, habt ihr ihnen ihre Aufwendungen zu entrichten. Beratet darüber miteinander auf würdige Weise, wie es Brauch ist. Wenn ihr euch aber nicht einigen könnt, so soll eine andere Frau das Kind stillen.

Almanca — Der Edle Quran

Laßt sie dort wohnen, wo ihr (selbst) wohnt, von dem, was ihr euch leisten könnt. Und fügt ihnen keinen Schaden zu, um sie in die Enge zu treiben. Und wenn sie schwanger sind, dann gebt für sie (das Nötige) aus, bis sie mit dem niederkommen, was sie (in ihren Leibern) tragen. Wenn sie für euch (das Kind) stillen, dann gebt ihnen ihren Lohn, und beratet untereinander (darüber) in rechtlicher Weise. Wenn ihr aber einander Schwierigkeiten bereitet, dann wird (das Kind) für ihn eine andere stillen.

Almanca — M. A. Rassoul

Laßt sie wohnen, wo ihr wohnt, gemäß euren Mitteln; und tut ihnen nichts zuleide in der Absicht, es ihnen schwer zu machen. Und wenn sie schwanger sind, so bestreitet ihren Unterhalt, bis sie zur Welt bringen, was sie getragen haben. Und wenn sie (das Kind) für euch stillen, (dann) gebt ihnen ihren Lohn und geht gütig miteinander um; wenn ihr aber Schwierigkeiten miteinander habt, dann soll eine andere (das Kind) für den (Vater) stillen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Lasst sie wohnen, wo ihr wohnt, eurem Vermögen nach! Und tut ihnen nichts Schädigendes an, um sie zu bedrängen. Und sollten sie schwanger sein, dann gewährt ihnen Unterhalt, bis sie entbunden haben. Und wenn sie für euch stillen, dann gebt ihnen ihren Lohn. Und ruft euch gegenseitig zum Gebilligten auf. Und wenn ihr Schwierigkeiten miteinander habt, so wird für ihn eine andere stillen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Let them live where you live or else in the equivalent thereof in accordance with your means and do not treat them contemptuously nor restrain them nor restrict them in order to force them into a course of action that is profitable to you. If they are carrying your seed in their wombs, you must support their state in life by expenditure until they are disburdened of what they carry in their wombs. If they suckle and nurse your child at the breast, then you must pay them for the service rendered, and counsel together in each other's regard crowned with equity. If you should encounter difficulties, financial or organic, then the child may be nursed at the breast of another.

Abdul Haleem

House the wives you are divorcing according to your means, wherever you house yourselves, and do not harass them so as to make their lives difficult. If they are pregnant, maintain them until they are delivered of their burdens; if they suckle your infants, pay them for it. Consult together in a good way- if you make difficulties for one another, another woman may suckle the child for the father––

Abdullah Yusuf Ali

Let the women live (in 'iddat) in the same style as ye live, according to your means: Annoy them not, so as to restrict them. And if they carry (life in their wombs), then spend (your substance) on them until they deliver their burden: and if they suckle your (offspring), give them their recompense: and take mutual counsel together, according to what is just and reasonable. And if ye find yourselves in difficulties, let another woman suckle (the child) on the (father's) behalf.

Abul A'la Maududi

(During the waiting period) lodge them according to your means wherever you dwell, and do not harass them to make them miserable. And if they are pregnant, provide for them maintenance until they have delivered their burden. And if they suckle your offspring whom they bore you, then give them due recompense, and graciously settle the question of compensation between yourselves by mutual understanding. But if you experience difficulty (in determining the compensation for suckling) then let another woman suckle the child.

Aisha Bewley

Let them live where you live, according to your means. Do not put pressure on them, so as to harass them. If they are pregnant, maintain them until they give birth. If they are suckling for you, give them their wages and consult together with correctness and courtesy. But if you make things difficult for one another, another woman should do the suckling for you.

Al-Hilali & Khan

Lodge them (the divorced women) where you dwell, according to your means, and do not harm them so as to straiten them (that they be obliged to leave your house). And if they are pregnant, then spend on them till they lay down their burden. Then if they give suck to the children for you, give them their due payment, and let each of you accept the advice of the other in a just way. But if you make difficulties for one another, then some other woman may give suck for him (the father of the child).

Ali Quli Qarai

House them where you live, in accordance with your means, and do not harass them to put them in straits, and should they be pregnant, maintain them until they deliver. Then, if they suckle [the baby] for you, give them their wages and consult together honourably; but if you make things difficult for each other, then another woman will suckle [the baby] for him.

Amatul Rahman Omar

Lodge (the divorced) women (during the prescribed period in some part of the house) where you are lodging, according to (the best of) your means. Do not harass them so as to make (their stay) hard for them. If they be pregnant, bear their expanses until they are delivered of the child. And if they suckle (the child) for you (as the period of waiting is over with delivery) pay them their dues (for suckling), and (in order to settle it) consult together in all fairness (making only reasonable demands on one another). But if you find it mutually difficult (to come to a settled agreement) then let another woman suckle (the child) for him (- the father).

Arthur John Arberry

Lodge them where you are lodging, according to your means, and do not press them, so as to straiten their circumstances. If they are with child, expend upon them until they bring forth their burden. If they suckle for you, give them their wages, and consult together honourably. If you both make difficulties, another woman shall suckle for him.

Bijan Moeinian

While in their waiting period, let your wives live where you live and support them according to your means and do not harass them so that they would have no choice but to leave. If they are pregnant, you have to support them until they give birth to their child.

E. Henry Palmer

Let them dwell where ye dwell, according to your means, and do not harm them, to reduce them to straits; and if they be heavy with child, then pay for them until they lay down their burdens; and if they suckle (the child) for you, then give them their hire, and consult among yourselves in reason; but if ye be in difficulties, and another woman shall suckle the child for him,

Edip-Layth

You shall let them reside in the home you were in when you were together, and do not coerce them to make them leave. If they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. Then, if they nurse the infant for you, you shall pay them their due for such. You shall maintain the amicable relations between you. If you disagree, then another woman may nurse the child.

George Sale

Suffer the women whom ye divorce to dwell in some part of the houses wherein ye dwell; according to the room and conveniences of the habitations which ye possess: And make them not uneasy, that ye may reduce them to straits. And if they be with child, expend on them what shall be needful, until they be delivered of their burden. And if they suckle their children for you, give them their hire; and consult among yourselves, according to what shall be just and reasonable. And if ye be put to a difficulty herein, and another woman shall suckle the child for him,

Hamid S. Aziz

Lodge them where you lodge according to your means, and do not injure them in order that you may harass (or distress) them; and if they are pregnant, spend on them until they lay down their burden (give birth); then if they suckle for you, give them their recompense and consult together in kindness according to what is just and reasonable; and if you find (or make) difficulties, let another (woman) suckle (the child) on his (the father's) behalf.

Mahmoud Ghali

Make them dwell (in some part of the housing) where you are dwelling, according to your means, and do not try to hurt them, so as to straiten (their circumstances). And in case they are with burden, (i.e., pregnant) then expend upon them until they bring forth their burden. So in case they suckle for you, then bring them their rewards, and deliberate among yourselves beneficently; and in case you (both) encounter) difficulties, then another (woman shall suckle for him).

Marmaduke Pickthall

Lodge them where ye dwell, according to your wealth, and harass them not so as to straiten life for them. And if they are with child, then spend for them till they bring forth their burden. Then, if they give suck for you, give them their due payment and consult together in kindness; but if ye make difficulties for one another, then let some other woman give suck for him (the father of the child).

Mohamed Ahmed - Samira

House the (divorced) women where you live, according to your means; but do not harass them so as to reduce them to straitened circumstances. If they are pregnant, then spend on them until they give birth to the child. And if they suckle the child for you, then make the due payment to them, and consult each other appropriately. But if you find this difficult, let some other woman suckle (the child) for her.

Muhammad Asad

[Hence, ] let the women [who are undergoing a waiting-period] live in the same manner as you live yourselves, In accordance with your means; and do not harass them with a view to making their lives a misery. And if they happen to be with child, spend freely on them until they deliver their burden; and if they nurse your offspring [after the divorce has become final], give them their [due] recompense; and take counsel with one another in a fair manner [about the child's future]. And if both of you find it difficult [that the mother should nurse the child], let another woman nurse it on behalf of him [who has begotten it].

Mustafa Khattab

Let them live where you live ˹during their waiting period˺, according to your means. And do not harass them to make their stay unbearable. If they are pregnant, then maintain them until they deliver. And if they nurse your child,[1] compensate them, and consult together courteously. But if you fail to reach an agreement, then another woman will nurse ˹the child˺ for the father.

Progressive Muslims

You shall let them reside in the home you were in when you were together, and do not coerce them to make them leave. And if they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. Then, if they nurse the infant, you shall pay them their due for such. And you shall maintain the amicable relations between you. If you disagree, then another woman may nurse the child.

Sahih International

Lodge them [in a section] of where you dwell out of your means and do not harm them in order to oppress them. And if they should be pregnant, then spend on them until they give birth. And if they breastfeed for you, then give them their payment and confer among yourselves in the acceptable way; but if you are in discord, then there may breastfeed for the father another woman.

Sam Gerrans

Let them dwell in what manner you dwell, out of your means, and harm them not so as to straiten them. And if they be bearing, then spend on them until they lay down their burden. Then if they suckle for you, then give them their reward, and take counsel among you according to what is fitting. And if there be difficulties between you, another shall suckle for him.

Shabbir Ahmed

Let them (the divorced women) live where you live with the same standard of living that you have, and according to your best means. Harass them not to make life difficult for them. And if they are pregnant, spend on them freely until they deliver their burden. Then, if they nurse your baby, give them their due recompense. And frequently consult together amicably. And if both of you find it difficult, let another woman suckle the baby on his behalf. (The father shall pay for the services of a foster mother).

Syed Vickar Ahamed

Let the women live (during waiting) in the same style as you live, according to your means: Do not annoy them, so as to restrict them. And if they carry (life in their wombs), then spend (your sustenance) on them until they deliver their burden: And if they suckle your (offspring) for you, give them their recompense: And mutually consult together, according to what is just and reasonable. And if you find yourselves in difficulties for one another, let another woman suckle (the child) on the (fathers) behalf.

Taqi Usmani

Provide to them (the divorced women) residence where you reside according to your means, and do not hurt them to straiten (life) for them. And if they are pregnant, spend on them till they give birth to their child. Then if they suckle the child for you, give them their fees, and consult each other (for determining the fee) with fairness, and if you create a deadlock between you, then another woman will suckle him.

The Monotheist Group

You shall let them reside in the dwelling you were in when you were together, and do not coerce them to make them leave. And if they are pregnant, you shall spend on them until they give birth. Then, if they nurse the infant, you shall give them their due payment. And you shall maintain the amicable relations between you. If you disagree, then another woman may nurse the child.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et faites que ces femmes habitent où vous habitez, et suivant vos moyens. Et ne cherchez pas à leur nuire en les contraignant à vivre à lʹétroit. Et si elles sont enceintes, pourvoyez à leurs besoins jusquʹà ce quʹelles aient accouché. Puis, si elles allaitent (lʹenfant né) de vous, donnez-leur leurs salaires. Et concertez vous (à ce sujet) de façon convenable. Et si vous rencontrez des difficultés réciproques, alors, une autre allaitera pour lui.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Jinên berdayî li gorî taqeta xwe li cihê ku hûn lê bi cih bin (wan jî) bi cih bikin. Der barê wan de destengiyê mekin, da ku bi vî awayî (bi derketin û gerewdayînê) tengezar bibin. Eger ew li halekî bin (ducanî bin), heta barê xwe deynin nefeqên wan bidin. Heke ew ji we re zarok şîrdayî bikin ucreta wan bidin û di neqeba xwe de bi rindî (û awayekî munasib) li hev bên. Eger we li hev nekir, bila bavê (zarokî) ji zarokî re şîrdayiyeke din bi bigire.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Laat haar wonen waar jullie wonen, naar jullie vermogen. Brengt haar geen schade toe om haar in het nauw te brengen. Als zij zwanger zijn geeft haar dan bijdragen totdat zij baren waarvan zij zwanger zijn. En als zij (jullie kinderen) voor jullie zogen, geeft haar dan haar loon. En doet elkaar redelijke aanbevelingen. Maar als jullie het moeilijk met elkaar eens worden, dan zal een andere vrouw (het kind) voor hem moeten zogen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Vergun de vrouwen, van welke gij scheidt in een gedeelte der huizen te wonen, waarin gij woont, overeenkomstig de ruimte en de gemakken der woningen, welke gij bezit, en maakt het haar niet ongemakkelijk, door haar te zeer te beperken. Indien zij zwanger zijn, schenkt haar dan het noodige, tot zij van haren last zijn verlost. Indien zij hare kinderen voor u zoogen, geeft haar dan het loon, en raadpleegt elkander, nopens hetgeen rechtvaardig en billijk zal zijn. Indien gij hierin op eene moeilijkheid stoot, laat dan eene andere vrouw het kind voor haar zoogen.

Hollandaca — Siregar

Laat hen (gedurende de wachttijd) wonen zoals jullie zelf wonen, naar jullie vermogens, en kwelt hen niet om hen in het nauw te drijven. En als zij zwanger zijn, voorziet hun dan tot zij gebaard hebben wat zij dragen. En als zij (de kinderen) voor jullie zogen, geeft hun dan hun vergoeding en pleegt onderling overleg op een redelijke wijze. En als jullie moeilijkheden ondervinden, laat dan een andere (vrouw het kind) voor hem zogen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поселяйте их [ваших разводимых женщин] там, где вы сами поселились [живете] по вашему достатку [[Обеспечение жильем является одной из обязанностей мужчины.]] [по возможности]: и не причиняйте им [разводимым женщинам] вреда, притесняя их [не вынуждайте их в разводный срок покидать жилье [[Не занимайте ее помещение, и не поселяйте с ней тех, которые ей не по душе, чтобы вынудить ее покинуть свое жилье.]]]. А если они с ношей [беременны], то расходуйте на них, пока они не сложат своей ноши [пока не родят] [[Беременную должен обеспечивать отец ребенка или же ее опекун.]]. А если они [разведенные женщины] выкармливают для вас (вашего ребенка), то (вы) давайте им их плату (за кормление) и советуйтесь (об оплате) между собой согласно принятого [оно должно быть в разумных пределах: ни меньше и ни больше]. А если вы находитесь в затруднении [[Если мать ребенка, после завершения разводного срока, отказывается кормить, или же отец ребенка не может заплатить ей за кормление, или же она не согласна на предлагаемую им сумму, то он должен будет нанять другую кормилицу. Но все же, если мать и кормилица согласны на одну и ту же сумму, то у матери в данном случае больше прав кормить своего ребенка.]], то будет кормить (ребенка) для него [для отца] другая (кормилица).

Rusça — Osmanov

Поселяйте их там, где вы сами поселились - по вашему достатку. Не причиняйте им вреда, дабы не поставить в трудное положение. А если они беременны, то содержите их, пока не разрешатся от бремени. Если они кормят [грудью] ваших [детей], то платите им и ведите между собой переговоры по-доброму. Если же вы не договоритесь по-доброму, то приглашайте [для кормления] кормилицу.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Låt (den hustru som inväntar skilsmässa) leva under samma villkor som ni själva inom ramen för era möjligheter, och gör inte livet svårt för henne med inskränkningar (av olika slag). Om hon är havande, sörj då för hennes uppehälle tills barnet har fötts, och ge henne skälig ersättning om hon ammar ert (barn); och samråd med henne i godo (om barnets bästa) på brukligt sätt. Men uppstår svårigheter, anställ då någon som ammar (barnet) åt er.