Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.

وَلَا تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِمْ مِنْ شَيْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِمْ مِنْ شَيْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِمِينَ

ve lā teTrudi (e)lleƶīne yed'ǔne rabbehum bi l-ğadāti ve l-ǎşiyyi yurīdūne vechehu mā ǎleyke min Hisābihim min şey'in ve mā min Hisābike ǎleyhim min şey'in fe teTrudehum fe tekūne mine Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lā
2تَطْرُدِteTrudiط ر دSürmek, uzaklaştırmak, birini dışarı çıkarmak, kovmak, uzağa sürmek, uzaklaştıran kişi, sürgün etmek/kovmak, üzerine yüklenmek, saldırmak/hücum etmek, avlamak/takip etmek.kovma
3الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
4يَدْعُونَyed'ǔneد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmekyalvaranları
5رَبَّهُمْrabbehumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerine
6بِالْغَدٰوةِbi l-ğadātiغ د وSabahın erken vakti, yarın, sabah, sabah namazı ile güneşin doğuşu arasındaki zaman, günün ilk bölümüsabah
7وَالْعَشِيِّve l-ǎşiyyiع ش وGece boyunca gitmek, görüşü zayıf olmak, gece körlüğü olmak, geri çekilmek, terk etmek. isha - karanlığın başlangıcı, erken gece, alacakaranlık, akşam. ashiyyatan - gece yolu, akşam. ya'shu - yeryüzünden ürün toplamak veya almak, yardım etmek, destek olmak, kurtarmak, korumak, birine bir şey vermek, birine fayda sağlamak.ve akşam
8يُرِيدُونَyurīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).isteyerek
9وَجْهَهُvechehuو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.O'nun rızasını
10مَاyoktur
11عَلَيْكَǎleykesana
12مِنْmin-ndan
13حِسَابِهِمْHisābihimح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.onların hesabı-
14مِنْminhiçbir
15شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey (sorumluluk)
16وَمَاve māve yoktur
17مِنْmin-dan
18حِسَابِكَHisābikeح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.senin hesabın-
19عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
20مِنْminhiçbir
21شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey (sorumluk)
22فَتَطْرُدَهُمْfe teTrudehumط ر دSürmek, uzaklaştırmak, birini dışarı çıkarmak, kovmak, uzağa sürmek, uzaklaştıran kişi, sürgün etmek/kovmak, üzerine yüklenmek, saldırmak/hücum etmek, avlamak/takip etmek.onları kovup da
23فَتَكُونَfe tekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolasın
24مِنَmine-den
25الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimler-

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sabah, akşam, râzılığını dileyerek Rablerine duâ edenleri kovma; ne onlardan, herhangi bir hususta sen sorumlusun, ne de senin amelinden onlara bir şey sorulur, onun için onları kovup da haksızlık edenlerden olma.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sabah, akşam, râzılığını dileyerek Rablerine duâ edenleri kovma; ne onlardan, herhangi bir hususta sen sorumlusun, ne de senin amelinden onlara bir şey sorulur, onun için onları kovup da haksızlık edenlerden olma.

Adem Uğur

Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk; senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki onları kovup ta zalimlerden olasın!

Ahmed Hulusi

"HU"nun vechini dileyerek, sabah akşam Rablerine dua edenleri yanından uzaklaştırma. . . Onların yaptıklarının sonucundan sana bir sorumluluk düşmediği gibi, senin yaptıklarının sonucundan da onlara bir şey düşmez ki onları uzaklaştırasın. . . (Bunu yaparsan) o takdirde zulmetmiş olursun.

Ahmet Tekin

Sadece Allah’ın rızasını dileyerek, sabahları erken ve akşama doğru Rablerine kulluk, ibadet ve dua edenleri kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin. Onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde Allah’ın emirlerine âsi olan zâlimlerden olursun.

Ahmet Varol

Rabblerinin rızasını umarak sabah akşam O'na yalvaranları yanından kovma. Onların hesaplarından senin üzerine senin hesabından da onların üzerine bir sorumluluk yok ki, onları yanından kovup da zalimlerden olasın.

Ali Bulaç

Sabah akşam -O'nun yüzünü (rızasını) dileyerek- Rablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin üzerinde birşey (yükümlülük), senin hesabından da bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun.

Ali Fikri Yavuz

Rablerinin rızasını dileyerek sabah ve akşam O’na dua edenleri (fakirleri), fakirlerle bir arada bulunmak istemiyen müşriklerin arzusuna uyarak, yanından kovma. Onların (o fakirlerin görünüşte iyi olan halleri hakikatte fena olsa bile) hesabından sana hiç bir şey gerekmez ve senin hesabından da onlara bir şey yoktur. Bunun için, onları kovarsan, zulmedenlerden olursun.

Ali Rıza Safa

Efendilerinin hoşnutluğunu dileyerek, sabah ve akşam O'na yakarışlarda bulunanları kovma. Onların hesabından senin üzerine, senin hesabından da onların üzerine bir şey yoktur. Onları kovarsan, haksızlık yapanlar arasında olursun.

Bayraktar Bayraklı

Rabblerinin rızasını isteyerek sabahakşam O'na yalvaranları yanından kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki, onları kovup da zalimlerden olasın.

Bekir Sadak

Sabah aksam, Rabblerinin rizasini isteyerek O'na yalvaranlari kovma. Onlarin hesabindan sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabindan da onlara bir sorumluluk yoktur ki onlari kovarak zulmedenlerden olasin.

Celal Yıldırım

Allah'ın hoşnutluğunu dileyerek sabah-akşam Rablarına duâ edip (kulluk görevlerini yerine getirmeye) çalışanları (huzurundan ya da meclisinde bulunmaktan) kovma ; onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovup haksızlıkta bulunanlardan olasın.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rablerinin rızâsını isteyerek sabah akşam O’na yalvaranları kovma! Onların hesaplarından sana sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara sorumluluk yoktur ki onları yanından uzaklaştırıp da zalimlerden olasın.

Diyanet İşleri

Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.

Diyanet İşleri (eski)

Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.

Diyanet Vakfi

Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk; senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki bunları kovup da zalimlerden olasın!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sırf Allah'ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursun.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rablerinin rızasını isteyerek, sabah-akşam O'na dua edenleri yanından kovayım deme! Sen onların hesabından sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değildirler ki, biçareleri kovup da zalimlerden olasın.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve öyle rablarının cemalini istiyerek sabah, akşam ona dua edenleri yanından koğayım deme, sana onların hisabından bir şey yok, senin hisabından da onlara bir şey yok ki biçareleri koğub da zalimlerden olacaksın

Erhan Aktaş

Rabb'lerinin vechini dileyerek sabah akşam O'na yönelenleri uzaklaştırma. Onların hesabından sen, senin hesabından da onlar sorumlu değil. Eğer onları kendinden uzaklaştırırsan zalimlerden olursun!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'lerinin vechini dileyerek sabah akşam O'na yönelenleri uzaklaştırma. Onların hesabından sen, senin hesabından da onlar sorumlu değil. Eğer onları kendinden uzaklaştırırsan zalimlerden olursun!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'lerinin vechini dileyerek sabah akşam O'na yönelenleri uzaklaştırma. Onların hesabından sen, senin hesabından da onlar sorumlu değil. Eğer onları kendinden uzaklaştırırsan zalimlerden olursun!

Fizilal-il Kuran

Sırf Rabblerinin rızasını dileyerek sabah, akşam O'na yalvaranları yanından kovma, onların hesabından sana ve senin hesabından onlara bir şey düşmez ki, bu yüzden onları kovarak zalimlerden olasın.

Gültekin Onan

Sabah akşam -O'nun yüzünü (rızasını)- dileyerek rablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin üzerinde birşey (yükümlülük), senin hesabından da birşey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun.

Hamdi Döndüren

Sabah akşam, Rablerinin hoşnutluğunu isteyerek ibadet edenleri yanından kovma. Onların (amellerinin) hesabından sana bir şey düşmez. Senin hesabından da onlara hiçbir şey düşmez. Eğer onları yanından kovarsan zâlimlerden olursun!

Hasan Basri Çantay

Sabah, akşam Rablerine, sırf Onun cemalini dileyerek, düa edenleri (huzurundan) koğma. Onların (kafirlerin) hesabından hiç bir şey sana, senin hesabından hiç bir şey de onlara aid değildir. Onları (fakirleri) koğarsın (amma) zaalimlerden olursun.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Rablerinin rızasını dileyerek sabah akşam ona dua edenleri yanından kovma! (13) Onların hesabından sana bir sorumluluk; senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki, bunları kovup da zalimlerden olasın. (13. Kureyş ileri gelenleri Peygamber Efendimizin yanına geldikleri zaman fakir müminlerin yanında bulunmasını istemiyorlardı. Resulullah da bu kişilerin bu sayede Müslüman olabileceklerini düşünerek bu müminleri yanından çıkarmak istedi. Âyet bunun üzerine indi.)

Hayrat Neşriyat

Ve O’nun rızâsını isteyerek sabah akşam Rablerine duâ edenleri kovma! Onların(fakir mü’minleri senin yanında görmek istemeyen o müşriklerin) hesâbından sana bir şey yok, senin hesâbından da onlara bir şey yok ki onları (o mü’minleri) kovup da zâlimlerden olasın!

İbni Kesir

Sabah, akşam Rabblarına, rızasını dileyerek dua edenleri kovma. Onların hesabından sana bir şey yoktur, senin hesabından onlara bir şey yoktur ki onları kovasın da zalimlerden olasın.

Mehmet Okuyan

O’nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenleri kovma! Onların hesabından sana herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur; senin hesabından da onlara herhangi bir şey (sorumluluk) yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın.

Muhammed Esed

O halde, Rablerinizin rızasını isteyerek sabah akşam Ona yalvaranları(n hiç birini) yanından kovma. Sen onlardan hiçbir şekilde sorumlu değilsin -tıpkı onların da hiçbir şekilde senden sorumlu olmadıkları gibi- bu nedenle onları kovma hakkına sahip değilsin: yoksa zalimlerden olurdun.

Mustafa İslamoğlu

Ve Rablerinin rızası uğruna sabah akşam O'na kulluk eden (hiç) kimseyi huzurundan kovma! Ne onların yaptıkları şeyden dolayı sen hesaba çekilirsin, ne de senin yaptıklarından dolayı onlar hesaba çekilirler. Sözün özü: onları kovarsan zalimlerden olursun.

Ömer Nasuhi Bilmen

O zâtları yanından kovma ki, sabah ve akşam Rablerine O'nun cemalini dileyerek dua ederler. Senin aleyhine onların hesabından birşey yoktur, ve senin hesabından da onların üzerine birşey yoktur ki, onları kovup da zalimlerden olasın.

Ömer Öngüt

Sabah akşam Rablerinin cemâlini dileyerek O'na yalvaranları kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovasın ve zâlimlerden olasın.

Suat Yıldırım

Sabah akşam Rab’lerine, sırf O’nun cemaline ve rızasına müştak olarak niyaz edenleri yanından kovma. Ne sen onlardan, ne de onlar senden sorumlu değilsiniz ki onları kovup da zalimlerden olasın.

Süleyman Ateş

Sabah akşam Rablerinin rızasını isteyerek, O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın!

Süleymaniye Vakfı

Sabah akşam dua edip Rablerinin rızasını kazanmaya odaklananları yanından kovma! Onların hesabı senden sorulmaz. Senin hesabın da onlardan sorulmaz. Onları kovarsan yanlış yapanlardan olursun.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sabah, akşam dua edip Rablerinin yüz göstermesini isteyenleri uzaklaştırma. Onların hesabı senden sorulmaz. Senin hesabın da onlardan sorulmaz. Onları uzaklaştırırsan yanlış yapanlardan olursun.

Şaban Piriş

Hoşnutluğunu isteyerek sabah akşam Rab'lerine dua edenleri kovma. Onların hesabından sana bir şey ve senin hesabından onlara bir şey yoktur ki onları kovup da zalimlerden olasın.

Tefhim-ul Kuran

Sabah akşam -O'nun yüzünü (rızasını) dileyerek- Rablerine dua edenleri kovma. Onların hesabından senin üzerinde birşey (yükümlülük), senin hesabından da bir şey (yükümlülük) yoktur ki onları kovman gereksin. Yoksa zalimlerden olursun.

Ümit Şimşek

Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek Ona dua edenleri yanından kovma. Ne onların hesabından sana bir sorumluluk vardır, ne senin hesabından onlara. Sakın onları kovup da zalimlerden olma.

Yaşar Nuri Öztürk

Sabah akşam, yüzünü isteyerek Rablerine yalvarıp yakaranları kovma! Onların hesabından bir şey sana ait olmadığı gibi, senin hesabından bir şey de onlara ait değildir. O halde onları kovarsan zalimlerden olursun.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Rəbbinin Üzünü diləyərək səhər və axşam çağı Ona dua edənləri yanından qovma. Nə sən onların verəcəkləri hesabata azca da olsa cavabdehsən, nə də onlar sənin verəcəyin hesabatında azca da olsa cavabdehdirlər. Onları qovsan zalımlardan olarsan.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Weise nicht die bescheidenen Menschen ab, die ihren Herrn Tag und Nacht anbeten und nichts anderes im Sinn haben, als Ihm zu gefallen; du wirst nicht für ihre Taten belangt, und sie werden nicht für deine Taten zur Rechenschaft gezogen. Wenn du (auf die hochmütigen Ungläubigen hören und) die bescheidenen Gläubigen abweisen würdest, wärest du einer der Ungerechten.

Almanca — Der Edle Quran

Und weise nicht diejenigen ab, die morgens und abends ihren Herrn anrufen im Begehren nach Seinem Angesicht! Dir obliegt in keiner Weise, sie zur Rechenschaft zu ziehen, und ihnen obliegt in keiner Weise, dich zur Rechenschaft zu ziehen. Wenn du sie abwiesest, dann würdest du zu den Ungerechten gehören.

Almanca — M. A. Rassoul

Und treibe nicht jene fort, die ihren Herrn am Morgen und am Abend im Trachten nach Seinem Angesicht anrufen. Du bist nicht verantwortlich für sie, und sie sind nicht verantwortlich für dich. Treibst du sie fort, so wirst du einer der Ungerechten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And do not oblige the rich infidels who suffer from inordinate self-esteem, by dismissing those who are humble in rank or station before they listen to your discourse on Islam. Poor as they are, they uplift their hands and their inward sight to Allah in their devotional exercise morning and evening seeking only the illumination proceeding from Him, featured in the language spoken by His countenance. You are not accountable O Muhammad to Allah for their deeds or actions, nor are they accountable to Allah for your deeds or actions to induce you to dismiss them and be wrongful of action.

Abdul Haleem

Do not drive away those who call upon their Lord morning and evening, seeking nothing but His Face. You are in no way accountable for them, nor they for you; if you drove the believers away, you would become one of the evildoers.

Abdullah Yusuf Ali

Send not away those who call on their Lord morning and evening, seeking His face. In naught art thou accountable for them, and in naught are they accountable for thee, that thou shouldst turn them away, and thus be (one) of the unjust.

Abul A'la Maududi

And do not drive away those who invoke their Lord in the morning and the evening, seeking His pleasure all the time. You are by no means accountable for them just as they are by no means accountable for you. If you still drive them away, you will become among the wrong-doers.

Aisha Bewley

Do not chase away those who call on their Lord morning and evening, seeking His Face. Their reckoning is in no way your responsibility and your reckoning is in no way their responsibility. Indeed if you did chase them away, you would be among the wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

And turn not away those who invoke their Lord, morning and afternoon seeking His Face. You are accountable for them in nothing, and they are accountable for you in nothing, that you may turn them away, and thus become of the Zâlimûn (unjust).

Ali Quli Qarai

Do not drive away those who supplicate their Lord morning and evening desiring His face. Neither are you accountable for them in any way, nor are they accountable for you in any way, so that you may drive them away and thus become one of the wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

And do not drive away those who call upon their Lord morning and evening seeking His pleasure. No responsibility lies on you on their account and no responsibility whatsoever lies on them on your account that you should drive them away. In case (you do it) you would be counted as the unjust.

Arthur John Arberry

And do not drive away those who call upon their Lord at morning and evening desiring His countenance; nothing of their account falls upon thee, and nothing of thy account falls upon them, that thou shouldst drive them away, and so become one of the evildoers.

Bijan Moeinian

Do not dismiss those who [come to you to] worship God early in the morning as well as in the evening. By doing so, they simply seek to please the Lord. You will not be questioned for their deeds, neither they will be responsible for your deeds. If you dismiss them [in order to avoid the disbelievers' mockeries saying "only a bunch of poor & illiterates are around this prophet], you [the prophet of God] will be considered as an unjust [sinner.]

E. Henry Palmer

Repulse not those who call upon their Lord in the morning and in the evening, desiring His face; they have no reckoning against thee at all, and thou hast no reckoning against them at all;- repulse them and thou wilt be of the unjust.

Edip-Layth

Do not turn away those who call on their Lord at dawn and dusk seeking His presence; you are not responsible for their account, nor are they responsible for your account; if you turn them away, then you will be of the wicked.

George Sale

And drive not away those who call upon their Lord morning and evening, seeking His pleasure. Thou art not at all accountable for them nor are they accountable for thee. So if thou shouldst drive them away thou wilt be of the unjust.

Hamid S. Aziz

Repel not those who call upon their Lord in the morning and in the evening, seeking His Countenance (Face, Presence); they are not accountable to you in anything, and you are not accountable to them in anything. Repel them and you will be of the unjust.

Mahmoud Ghali

And do not drive away the ones who invoke their Lord in the early morning and at nightfall willing (to seek) His Face; in no way are you (responsible) for their reckoning in anything, and in no way are they (responsible) for your reckoning in anything that you should drive them away, and so you would be of the unjust.

Marmaduke Pickthall

Repel not those who call upon their Lord at morn and evening, seeking His Countenance. Thou art not accountable for them in aught, nor are they accountable for thee in aught, that thou shouldst repel them and be of the wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not turn away those who supplicate their Lord morning and evening, seeking His magnificence. You are not accountable for them in the least, nor they for you at all. If you drive them away you will only be unjust.

Muhammad Asad

Hence, repulse not [any of] those who at morn and evening invoke their Sustainer, seeking His countenance. Thou art in no wise accountable for them-just as they are in no wise accountable for thee -and thou hast therefore no right to repulse them: for then thou wouldst be among the evildoers.

Mustafa Khattab

˹O Prophet!˺ Do not dismiss those ˹poor believers˺ who invoke their Lord morning and evening, seeking His pleasure.[1] You are not accountable for them whatsoever, nor are they accountable for you. So do not dismiss them, or you will be one of the wrongdoers.

Progressive Muslims

And do not turn away those who call on their Lord morning and evening seeking His presence; you are not responsible for their judgment, nor are they responsible for your judgment; if you turn them away, then you will be of the wicked.

Sahih International

And do not send away those who call upon their Lord morning and afternoon, seeking His countenance. Not upon you is anything of their account and not upon them is anything of your account. So were you to send them away, you would [then] be of the wrongdoers.

Sam Gerrans

And drive thou not away those who call to their Lord morning and evening, seeking His face — not upon thee is anything of their account, and nothing of thy account is upon them — for thou shouldst drive them away, and be of the wrongdoers.

Shabbir Ahmed

In spite of the demands of the rich and powerful leaders, you shall not turn away the poor who call upon their Lord, morning and evening, seeking His Approval. They are responsible for whatever good and bad they have done, and their toiling in labor is respectable in the Sight of Allah. Likewise they are not accountable for you. If you repelled them, you shall be of the wrongdoers.

Syed Vickar Ahamed

Do not send away those who call upon their Lord in morning and evening, seeking His (Divine) Face. You are not responsible for them in the least bit of their account, and they are not responsible for you, in the least bit of your account, in case that you may turn them away, and then (you) be (one) of the unjust.

Taqi Usmani

Do not expel those who call out to their Lord morning and evening seeking His pleasure. You are not responsible for anything in their account, and they are not responsible for anything in your account, that you should expel them, and thus become one of the unjust.

The Monotheist Group

And do not turn away those who call on their Lord at dawn and dusk seeking His face; you are not responsible for their judgment, nor are they responsible for your judgment; if you turn them away, then you will be of the wicked.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ne repousse pas ceux qui, matin et soir, implorent leur Seigneur, cherchant sa Face ʺWajhʺ. Leur demander compte ne tʹincombe en rien, et te demander compte ne leur incombe en rien. En les repoussant donc, tu serais du nombre des injustes.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Tu wan ên ku sibeh û êvarê li ber Xwedayê xwe digerin û rizaya Wî dixwazin, neqewirîne! Ji berpirsgirtina wan qet tiştek li ser te nîn e. Ji berpirsgirtina te jî qet tiştek li ser wan nîn e. Êdî eger tu wan biqewirînî, (wê çaxê) tu dê bibî ji sitemkaran.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En jaag hen niet weg die hun Heer in de morgen en de avond aanroepen terwijl zij Zijn aangezicht zoeken. Jij hoeft geen enkele rekenschap van hen te vragen en zij hoeven geen enkele rekenschap van jou te vragen zodat jij hen zou wegjagen; dan zou jij tot de onrechtplegers behoren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Verdrijf hen niet, die des ochtends en des avonds God aanroepen, uit begeerte zijn aangezicht te zien. Het komt u niet toe, een oordeel over hen uit te spreken, evenmin als het hun behoort, een oordeel over u uit te spreken: indien gij hen dus verdrijft zult gij tot de onrechtvaardigen behooren.

Hollandaca — Siregar

En stuur degenen niet weg die in de ochtend en de avond hun Heer aanroepen en Zijn Aangezicht wensen. Jij bent in niets voor hen aansprakelijk en zij zijn in niets voor jou aansprakelijk, stuur jij hen dan weg: dan behoor jij tot de onrechtvaardigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не отгоняй (о, Пророк) (от себя) (бедных верующих [[Этот аят был ниспослан, когда многобожники сказали Посланнику Аллаха: «Если ты, о Мухаммад, прогонишь этих от себя, то мы будем приходить к тебе и присутствовать на твоих собраниях». (ат-Табарий)]]), которые взывают к Господу своему по утрам [от рассвета до восхода солнца] и по вечерам [перед закатом], желая (своими праведными деяниями) (увидеть) лик Его! На тебе (о, Пророк) нисколько (не лежит ответственность) за расчет с ними [ты не будешь отвечать за их грехи, если они грешны], и на них нисколько (не лежит ответственность) за твой расчет, чтобы тебе (стоило) прогонять их и (этим самым) оказаться из (числа) притеснителей.

Rusça — Osmanov

Не прогоняй тех, кто взывает к Господу своему и утром и вечером, стремясь к Его благоволению. Ты не в ответе за них нисколько, и они не в ответе за тебя нисколько, и не следует тебе прогонять их, чтобы не оказаться [в числе] обидчиков.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Stöt inte bort dem som morgon och afton anropar sin Herre och söker vinna Hans välbehag. Du är inte i något avseende ansvarig för vad de gör och de är inte i något avseende ansvariga för vad du gör; men om du stöter bort dem gör du orätt.