İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar.

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا فِي كُلِّ قَرْيَةٍ اَكَابِرَ مُجْرِمِيهَا لِيَمْكُرُوا فِيهَا وَمَا يَمْكُرُونَ اِلَّا بِاَنْفُسِهِمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

ve ke ƶālike ceǎlnā fī kulli ḳaryetin ekābira mucrimīhā li yemkurū fīhā ve mā yemkurūne illā bi enfusihim ve mā yeş'ǔrūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeve böylece
2جَعَلْنَاceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakyaptık
3فِي
4كُلِّkulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
5قَرْيَةٍḳaryetinق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.kentin
6اَكَابِرَekābiraك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklerini
7مُجْرِمِيهَاmucrimīhāج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].(oranın) suçluları
8لِيَمْكُرُواli yemkurūم ك رAldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak.tuzak kursunlar diye
9فِيهَاfīhāorada
10وَمَاve mā(oysa)
11يَمْكُرُونَyemkurūneم ك رAldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak.onlar tuzak kurmazlar
12اِلَّاillābaşkasına
13بِاَنْفُسِهِمْbi enfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendilerinden
14وَمَاve mā
15يَشْعُرُونَyeş'ǔrūneش ع رbilmek/algılamak/anlamak, tanıtmak, duyularla algılamak, şuurunda olmak, şiir, edebi sözama farkında değillerdir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve böylece her şehirde, hîleler, düzenler kursunlar diye o şehrin günahkârlarını büyülttük, yücelttik, onlar ancak kendilerine karşı hîlekârlıkta bulunurlar ama bilmezler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve böylece her şehirde, hîleler, düzenler kursunlar diye o şehrin günahkârlarını büyülttük, yücelttik, onlar ancak kendilerine karşı hîlekârlıkta bulunurlar ama bilmezler.

Adem Uğur

Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkârlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.

Ahmed Hulusi

Böylece her şehirde ekabiri (önde gelenleri), oranın suçluları kıldık ki, orada tuzak kursunlar. . . (Gerçekte) kendilerinden başkasına tuzak kurmuyorlar, farkında değiller!

Ahmet Tekin

Senin İslama davetine karşı savaş açan fasıkları, müşrikleri Mekkede güç-kuvvet, servet ve iktidar sahipleri haline getirdiğimiz gibi, İslama planlı cephe alarak müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştıran, yok eden suçluları her ülkede büyük servet, güç ve iktidar sahipleri haline getirdik. Onlar bulundukları ülkelerde halkı hak yoldan uzaklaştırıyor, aldatıyor, asılsız iddialarını, soygun düzenlerini yürütmeyi sürdürüyorlar. Gerçekte onlar kendilerini ve birbirlerini aldatmaya devam ediyorlar. Bunun farkında değiller.

Ahmet Varol

Bu şekilde her kentin suçlularını orada hile yapsınlar diye ileri gelen kimseler kıldık. Onlar gerçekte ancak kendilerine hile yapmaktadırlar ama bunun bilincinde değiller.

Ali Bulaç

Böylece biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli düzenler kursunlar diye- oranın suçlu günahkarları kıldık. Oysa onlar, hileli düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar.

Ali Fikri Yavuz

Mekke’de olduğu gibi, her beldede de en büyük günâhkârları (mücrimleri yüksek) mevkide bulunduruyoruz ki, orada hile yapsınlar. Halbuki onlar, hileyi ancak kendilerine yapıyorlar da farkında değillerdir.

Ali Rıza Safa

Ve işte böylece, dalavereler çevirmeleri için, suçluları, her ülkede ileri gelenler yaptık. Oysa kendilerinden başkasına dalavere çeviremezler; üstelik ayırdında değiller.

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları içingünahkarlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.

Bekir Sadak

Bunun gibi, her kasabanin bir takim ileri gelenlerini orada hile yapan suclular kildik. Oysa yalniz kendilerine hile yaparlar da farkina varmazlar.

Celal Yıldırım

İşte bunun gibi, her kasabanın ileri gelenlerini, orada hile yapıp birtakım işler çevirsinler diye o kasabanın suç işleyenleri yaptık. Oysa onlar ancak kendilerini aldatıp hile yaparlar da farkında olmazlar.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunun gibi biz, her ülkede suçlu ve günahkârların elebaşılarına, orada entrika peşinde koşma imkânı vermişizdir. Ama onlar farkında olmadan yalnız kendilerini aldatırlar.

Diyanet İşleri

İşte böyle, her memlekette günahkarları oranın ileri gelenleri kıldık ki oralarda hilekarlık etsinler. Halbuki onlar hilekarlığı ancak kendilerine yaparlar. Ama farkında olmuyorlar.

Diyanet İşleri (eski)

Bunun gibi, her kasabanın bir takım ileri gelenlerini orada hile yapan suçlular kıldık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.

Diyanet Vakfi

Böylece biz, her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkârlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Böylece, her kentte ileri gelenleri, oranın suçluları yaptık ki, orada hileler çevirsinler. Halbuki bunlar, kötülüğü başkasına değil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Böylece her şehirde o şehrin günahkarlarının büyüklerini, orada hilekarlık yapsınlar diye, işbaşında bulundurmaktayız. Oysa onlar, hilekarlığı başkalarına değil, kendilerine yapıyorlar da farkına varamıyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Böyle her karyede de mücrimlerinin büyüklerini mevki'de bulundurmaktayızdır ki orada mekir yapsınlar, halbuki bunlar, mekri başkasına değil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlar

Erhan Aktaş

Böylece her kentin ileri gelenlerini, aldatmalarından ötürü oranın suçluları yaptık. Onlar kendilerinden başkasını aldatmıyorlar ama bunun bilincinde değiller.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece her kentin ileri gelenlerini, aldatmalarından ötürü oranın suçluları yaptık. Onlar kendilerinden başkasını aldatmıyorlar ama bunun bilincinde değiller.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece her kentin ileri gelenlerini, aldatmalarından ötürü oranın suçluları yaptık. Onlar kendilerinden başkasını aldatmıyorlar ama bunun bilincinde değiller.

Fizilal-il Kuran

Tıpkı bunun gibi her kentin kimi ileri gelenlerini o kentin hakka karşı komplo düzenleyen azılı günahkârları yaptık. Aslında onlar kendilerine karşı komplo düzenlerler, ama bunun farkında değildirler.

Gültekin Onan

Böylece biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli düzenler kursunlar diye- oranın suçlu günahkarları kıldık. Oysa onlar, hileli düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar.

Hamdi Döndüren

Bunun gibi her kentte, oralarda bozgunculuk yapmaları için, günahkârlarını liderler yaptık. Onlar, yalnız kendilerini aldatırlar da farkında olmazlar.

Hasan Basri Çantay

(Mekkede olduğu gibi) her şehir ve kasabada da oraların günahkarlarını, o yerlerde hıylekarlık etsinler diye, büyük (tanınmış) adamlar (dan) yapdık. Halbuki onlar hıylekarlığı (başkasına değil) ancak kendilerine yaparlarda farkında olmazlar.

Hasib Asutay

Böylece biz, her kentte orada hilekârlık (düzenbazlık) yapsınlar diye günâhkârlarını ileri gelen kişiler yaptık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.

Hayrat Neşriyat

Ve böylece, her şehirde oranın günahkârlarını, ileri gelenler kıldık ki, orada(insanları, îmandan men' etmek için kendilerince) tuzak kursunlar! Hâlbuki ancak kendilerine tuzak kurarlar da farkına varmazlar.

İbni Kesir

Ve böylece her kasabada hile yapsınlar diye oranın ileri gelenlerini suçlular kıldık. Halbuki yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.

Mehmet Okuyan

Böylece biz her şehirde oranın suçlularını liderler yaptık; sonunda oralarda bozgunculuk yapmayı tercih ederler. Onlar, kendilerinden başkasını aldatamazlar; (fakat) farkında olmazlar.

Muhammed Esed

Ve işte böylece her ülkenin önde gelenlerini, hile ve entrika peşinde koşan suçlular durumuna sokarız: ama çevirdikleri entrikalar yalnız kendi aleyhlerine olur; ve onu da anlamazlar.

Mustafa İslamoğlu

Ve böylece her ülkede, entrika ve hile düzenini kuran düzenbaz suçluları oranın el üstünde tutulan kimseleri yaparız: Fakat çevirdikleri entrikalar yalnız kendi aleyhlerine olur da, onu dahi anlamazlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve böylece her bir beldede günahkârlarını büyükler kıldık ki, orada hilede bulunsunlar. Halbuki, onlar hilekarlık yapmazlar, ancak kendilerine yapmış olurlar da farkına varamazlar.

Ömer Öngüt

Böylece biz her memleketin ileri gelenlerini (kodamanlarını veya idarecilerini) en büyük günahkârlar yaptık ki, orada hileler çevirsinler. Halbuki onlar aslında yalnız kendilerini aldatıp hile yaparlar, amma farkında olmazlar.

Suat Yıldırım

Mekke’de olduğu gibi her şehirde de ileri gelen mücrimleri, yüksek mevkilerde bulundururuz ki oralarda hîleler çevirsinler. Onlar böyle yapmakla kendilerini aldatırlar da farkında olmazlar.

Süleyman Ateş

Böylece her kentin büyüklerini, oranın suçluları yaptık ki, orada tuzak kursunlar (her kentin ileri gelenlerine, tuzak kurmaları için fırsat verdik). Onlar kendilerinden başkasına tuzak kurmuyorlar, ama farkında değiller.

Süleymaniye Vakfı

İşte böyle! Her kentin suça dalmış olanlarını oranın büyükleri haline getiririz ki tuzaklar kurabilsinler. Kurdukları tuzaklar, kendi aleyhlerine döner ama farkında bile olmazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte böyle; her kentin günahkarlarını oranın büyükleri haline getiririz ki tuzaklar kursunlar. Aslında tuzakları kendilerine kurarlar ama farkında olmazlar.

Şaban Piriş

Keza her memleketin suçlularını, orada hile düzmeleri için iş başına getirdik. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkında olmazlar.

Tefhim-ul Kuran

Böylece biz, her ülkenin önde gelenlerini -orada hileli düzenler kursunlar diye- oranın suçlu-günahkârları kıldık. Oysa onlar, hileli düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun şuuruna varmazlar.

Ümit Şimşek

Mekke'de olduğu gibi, her beldede Biz oranın mücrimlerini, tuzaklarını kurmalarına fırsat vermek için, büyük mevkilere getirdik. Aslında onlar kendilerine tuzak kuruyorlar da farkına varmıyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz bu şekide her kentte/her medeniyette kodamanları, o kent ve medeniyetin suçluları yaptık ki, orada oyunlar tezgahlayıp tuzaklar kursunlar. Aslında onlar öz benliklerinden başkasına oyun oynamıyorlar ama farkında değillir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Beləliklə hər bir ölkədə oranın günahkarlarını başçılar təyin etdik ki, onlar orada mümkün qədər yaramaz işlər görsünlər. Halbuki onlar o yaramaz işləri yalnız özlərinə qarşı edirlər və bunu da hiss etmirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Beləliklə, hər bir obanın günahkarlarını oranın başçıları təʼyin etdik ki, onlar (günahlarını, bunun nəticəsində də axirətdə əzablarını daha da artırmaq üçün) orada bacardıqları qədər məkrlə məşğul olsunlar. Onlar yalnız özlərinə qarşı məkr edərlər, lakin (bunun) fərqinə varmazlar.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

So haben Wir entschieden, daß in jeder Stadt (so auch in Mekka) die größten Verbrecher Ränke schmieden. In Wirklichkeit schmieden sie sie gegen sich selbst, aber sie sind sich dessen nicht bewußt.

Almanca — Der Edle Quran

Und so haben Wir in jeder Stadt ihre größten Übeltäter bestimmt, damit sie darin Ränke schmieden. Sie schmieden aber Ränke nur gegen sich selbst, ohne zu merken.

Almanca — M. A. Rassoul

Und so haben Wir es in jeder Stadt mit den Großen ihrer Sünder gemacht: damit sie darin Ränke schmieden. Und sie schmieden nur Ränke gegen sich selbst, ohne daß sie es merken.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und solcherart ließen WIR in jedem Ort dessen größten Schwer-Verfehlenden darin (andere) täuschen. Doch sie täuschen nur sich selbst, ohne es zu merken.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Thus did We set in every city the principal persons among the people who set no bounds to their sensuous vain and evil desires to take cunning for a sinister and crooked wisdom, and lie in wait to deceive the people, when in fact they beset themselves with evils and malice but they fail to perceive.

Abdul Haleem

And so We have put chief evildoers in every city to perpetrate their schemes there- but they scheme only against themselves, without realizing it.

Abdullah Yusuf Ali

Thus have We placed leaders in every town, its wicked men, to plot (and burrow) therein: but they only plot against their own souls, and they perceive it not.

Abul A'la Maududi

Thus We have appointed the leaders of the wicked ones in every land to weave their plots; but in truth they plot only to their own harm, without even realizing it.

Aisha Bewley

And likewise in every city We set up its greatest wrongdoers to plot in it. They plot against themselves alone, but they are not aware of it.

Al-Hilali & Khan

And thus We have set up in every town great ones of its wicked people to plot therein. But they plot not except against their ownselves, and they perceive (it) not.

Ali Quli Qarai

Thus have We installed in every town its major criminals that they may plot therein. Yet they do not plot except against their own souls, but they are not aware.

Amatul Rahman Omar

Similarly have We made the leaders in every town the guilty ones, (because their doings seem fair to them) with the result that they intrigue therein; but little do they understand that, (as a matter of fact,) they intrigue only against themselves.

Arthur John Arberry

And even so We appointed in every city great ones among its sinners, to devise there; but they devised only against themselves, and they were not aware.

Bijan Moeinian

As a matter of fact, I have given the power to the main wrongdoers of each land so that they may [choose to] implement their wicked plans. What they do not realize is that their scheme will fire back and destroy their very own soul.

E. Henry Palmer

And thus have we placed in every town the great sinners thereof, that they may use craft therein; but they use not craft except against themselves, although they do not understand.

Edip-Layth

As such, We have permitted in every town the influential from its criminals, to scheme in it. They only scheme their own selves without perceiving.

George Sale

And thus have we placed in every city chief leaders of the wicked men thereof, that they may act deceitfully therein; but they shall act deceitfully against their own souls only; and they know it not.

Hamid S. Aziz

And thus have We placed great ones (leaders) in every town, its wicked ones, that they may plot therein. But they do but plot against themselves, though they perceive not.

Mahmoud Ghali

And thus We made in every town great ones among its criminals to scheme therein; and in no way do they scheme against anyone except themselves, and in no way are they aware.

Marmaduke Pickthall

And thus have We made in every city great ones of its wicked ones, that they should plot therein. They do but plot against themselves, though they perceive not.

Mohamed Ahmed - Samira

And thus have We placed in every city the greatest of the sinners to contrive and deceive; yet they contrive against no one but themselves even though they do not know.

Muhammad Asad

And it is in this way that We cause the great ones in every land to become its [greatest] evildoers, there to weave their schemes: yet it is only against themselves that they scheme -and they perceive it not.

Mustafa Khattab

And so We have placed in every society the most wicked to conspire in it. Yet they plot only against themselves, but they fail to perceive it.

Progressive Muslims

And as such, We have permitted in every town the influential from its criminals, to scheme in it. They only scheme their own souls without perceiving.

Sahih International

And thus We have placed within every city the greatest of its criminals to conspire therein. But they conspire not except against themselves, and they perceive [it] not.

Sam Gerrans

And thus have We appointed in every city its greatest lawbreakers, that they should scheme therein; and they scheme only against themselves, and they perceive not.

Shabbir Ahmed

This is how We allow the greatest ones in every community to become its greatest criminals, to weave their schemes. Yet it is only against themselves that they scheme without even knowing it.

Syed Vickar Ahamed

And thus have We placed chief leaders in every town, its wicked men, who plot (evil and place themselves) in there: But they only plot against their own souls, and they do not understand it.

Taqi Usmani

In a similar way, in every town We caused its chief sinners to commit mischief in it. And they do not commit mischief but against themselves, while they do not realize it.

The Monotheist Group

And as such, We have permitted in every town the influential from its criminals, to scheme in it. They only scheme their own souls without perceiving.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ainsi, Nous avons placé dans chaque cité de grands criminels qui y ourdissent des complots. Mais ils ne complotent que contre eux-mêmes et ils nʹen sont pas conscients.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Her wiha me gunehkarên her gundekî (û her bajarekî) kiriye mezinên wê derê, da ku tê de hîlekariyê bikin. Hal ev e ku ew bi tenê li ser xwe hîlekariyê dikin û pê nahisin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zo hebben Wij in iedere stad de grootste boosdoeners bestemd om er boze listen te beramen. Zij beramen echter slechts boze listen voor zichzelf, maar zij beseffen het niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zoo hebben wij in iedere stad hoofdlieden van de boozen aldaar geplaatst, opdat zij er valstrikken zouden spannen; doch zij zullen hunne eigene zielen slechts strikken spannen en zij weten het niet.

Hollandaca — Siregar

En zo hebben Wij in elke stad haar grootste misdadigers geplaatst opdat zij er (hun kwade plannen) beramen. En zij beramen niet dan tegen zichzelf, terwijl zij het niet beseffen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И вот таким образом [как предводители мекканцев отвращают людей от Закона Аллаха] Мы делали в каждом селении [городе, стране, селении] самых главных (предводителей того селения) бунтарями его [селения], чтобы они строили козни там [в селении], но строят козни они только против самих себя и не ощущают этого.

Rusça — Osmanov

Так же [как и в Мекке], Мы и в [других] городах обратили в грешников власть предержащих ради того, чтобы они осуществляли там свои коварные замыслы. Но повернулось их коварство против них самих, а они и не ведают [об этом]!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har också i varje land låtit onda människor bland dess högt uppsatta män smida dolska planer. Men med sina onda anslag skadar de inga andra än sig själva, fastän de inte förstår det.