(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ فِي مَا لَا تَعْلَمُونَ

neHnu ḳaddernā beynekumu l-mevte ve mā neHnu bi mesbūḳīne / ǎlā en nubeddile emṧālekum ve nunşiekum fī mā lā teǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1نَحْنُneHnubiziz
2قَدَّرْنَاḳaddernāق د رölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmıştakdir eden
3بَيْنَكُمُbeynekumuب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaranızda
4الْمَوْتَl-mevteم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölümü
5وَمَاve māve değildir
6نَحْنُneHnubizim
7بِمَسْبُوقِينَbi mesbūḳīneس ب قGeçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmakönümüze geçilmiş
1عَلٰٓىǎlā
2اَنْendiye
3نُبَدِّلَnubeddileب د لDeğiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme.sizin yerinize getirelim
4اَمْثَالَكُمْemṧālekumم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.benzerlerinizi
5وَنُنْشِئَكُمْve nunşiekumن ش اYaşamak, ortaya çıkmak, yükselmek/yüksek olmak, büyümek, yaratmak/üretmek/kaynaklanmak, oldu/meydana geldi, yükseltmek, kurmak/inşa etmek, başladı, özellikle 73:6'yı tartışmakve sizi yeniden inşa' edelim
6فِي
7مَاbir biçimde
8لَا
9تَعْلَمُونَteǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmediğiniz

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sizin gibi bir topluluk yaratıp yerinize geçirmek istersek ve sizi de, bilmediğiniz bir şekle döndürmeyi dilersek.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sizin gibi bir topluluk yaratıp yerinize geçirmek istersek ve sizi de, bilmediğiniz bir şekle döndürmeyi dilersek.

Adem Uğur

Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik).

Ahmed Hulusi

Size bedel olarak benzerlerinizi (yeni bedenlerinizi) getirelim ve sizi bilemeyeceğiniz şekilde (yeniden) inşa edelim diye (ölümü takdir ettik).

Ahmet Tekin

Sizin yerinize, benzerlerinizi getirmekte; sizi, bilmediğiniz bir âlemde, bilmediğiniz bir yaratılışla tekrar var etmekte de âciz duruma düşürülemeyiz.

Ahmet Varol

Yerinize benzerlerinizi getirmemiz ve sizi bilmediğiniz şekillerde yeniden yaratmamız hususunda (kimse bizim önümüze geçemez).

Ali Bulaç

(Yerinize) Benzerlerinizi getirip değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde inşa etme konusunda.

Ali Fikri Yavuz

Kılıklarınızı değiştirmeğe ve bilemiyeceğiniz bir surette sizi yaratmağa da gücümüz yeter.

Ali Rıza Safa

Sizi, benzerlerinizle değiştireceğiz ve bilmediğiniz bir biçimde yeniden yaratacağız.

Bayraktar Bayraklı

- Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?

Bekir Sadak

(60-61) Olumu aranizda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldirip benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediginiz sekilde var etmeyi dilesek kimse onumuze gecemez.

Celal Yıldırım

Sizi (yok edip yerinize) benzerlerinizi getirmemize ve sizi bilemiyeceğiniz (şekil ve vasıfta) yaratıp ortaya çıkarmamıza karşı önümüze geçilecek de değiliz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(60-61) Aranızda ölümü biz takdir ettik; sizi benzerlerinizle değiştirmemiz ve bilemeyeceğiniz bir şekilde sizi yeniden var etmemiz hususunda bizim önümüze asla geçilemez.

Diyanet İşleri

(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

Diyanet İşleri (eski)

(60-61) Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

Diyanet Vakfi

Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışta var etmek üzereyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş'ette inşa etmek üzereyiz

Erhan Aktaş

Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

Fizilal-il Kuran

Amacımız benzerlerinizi yerinize geçirmek ve hepinizi bilmediğiniz bir alemde yeniden diriltmektir.

Gültekin Onan

(Yerinize) Benzerlerinizi getirip değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde inşa etme konusunda.

Hamdi Döndüren

Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik).

Hasan Basri Çantay

(60-61) Aranızda ölüm (ün keyfiyyetini, zamaanını, mekanını ve ecellerin mıkdarını) biz (ta'yin ve) takdir etdik ve biz — (sizi helak ederek) yerinize diğer benzerlerinizi getirmeniz ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışda ve suretlerde tekrar peyda etmemiz hususunda — önüne geçilecekler de değiliz.

Hasib Asutay

Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışla yeniden var edelim diye (ölümü takdir ettik). (11) (11. Öldükten sonraki hayatın niteliğinin dünyadaki gibi olması gerekmez.)

Hayrat Neşriyat

(60-61) Ölümü aranızda biz takdîr ettik ve biz, (yerinize) benzerlerinizi (getirip, sizinle)değiştirmekten ve sizi bilemeyeceğiniz (başka) bir şekilde yaratmaktan önüne geçilecek (acze düşürülecek) olan kimseler değiliz!

İbni Kesir

Yerinize benzerlerinizi getirmekte ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışla tekrar var etmekte.

Mehmet Okuyan

Aranızda ölümü belirleyen biziz. Sizi, benzerlerinizle değiştirmemiz ve yine sizi bilemeyeceğiniz şekilde (ahirette) yeniden yaratmamızda kimse bizim önümüze geçemez.

Muhammed Esed

varoluşunuzun tabiatını değiştirmekten ve (henüz) size malum olmayan bir şekilde sizi (yeniden) var etmekten.

Mustafa İslamoğlu

sizi benzerlerinizle değiştirme ve sizi bilmediğiniz bir mahiyette yeniden inşa etme hususunda.

Ömer Nasuhi Bilmen

(61-62) Sizin emsâlinizi değiştirmek ve sizi bilmediğiniz bir neş'ette yaratmak üzere (kâdiriz). Ve muhakkak ki, siz ilk yaradılışı bildiniz, o halde düşünmez misiniz?

Ömer Öngüt

Sizi ortadan kaldırıp da sizin yerinize benzerlerinizi getirmeye ve sizi bilmeyeceğiniz bir biçimde yaratmaya da gücümüz yeter.

Suat Yıldırım

(60-61) Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Sizi yok edip yerinize benzerlerinizi getirmeyi ve sizi bilemeyeceğiniz bir biçimde ve vasıfta yaratmayı dilersek, Bize mani olacak hiçbir güç yoktur.

Süleyman Ateş

(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim.

Süleymaniye Vakfı

Bu, (tanınmanızı engellemeden) yapınızı değiştirmek ve bilmediğiniz bir şekilde sizi yeniden oluşturmak içindir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunu, görüntünüzü değiştirmek ve bilmediğiniz bir görüntüde sizi yeniden yapılandırmak için yazdık.

Şaban Piriş

Sizi benzerlerinizle değiştirmek ve sizi bilmediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda...

Tefhim-ul Kuran

(Yerinize) Benzerlerinizi getirip değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde inşa etme konusunda.

Ümit Şimşek

Ne yerinize benzerlerinizi getirmekten, ne de bilmediğiniz bir âlemde ve şekilde sizi tekrar yaratmaktan.

Yaşar Nuri Öztürk

Yerinize diğer benzerlerinizi getireceğiz ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden oluşturacağız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sizi bənzərləriniz ilə əvəz etməyə və sizi özünüz bilmədiyiniz başqa bir şəkildə yaratmağa Bizə mane olan tapılmaz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Sizi yox edib) yerinizə sizin kimiləri gətirməkdən (sizi başqaları ilə əvəz etməkdən) və sizi özünüz də bilmədiyiniz başqa bir şəkildə yaratmaqdan!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

euch durch euresgleichen auszutauschen oder auch in Gestalten zu schaffen, um die ihr nichts wißt.

Almanca — M. A. Rassoul

an eurer Stelle andere wie euch hervorzubringen und euch in einen Zustand zu versetzen, den ihr nicht kennt.

Almanca — Muhammad Zaidan

daßWIR euresgleichen austauschen und euch in dem was ihr nicht kennt, erstehen lassen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Nor are We incapable of exchanging your present form and shape into another form and shape unknown to you, on the Day We resurrect you.

Abdul Haleem

if We intended to change you and recreate you in a way unknown to you.

Abdullah Yusuf Ali

from changing your Forms and creating you (again) in (forms) that ye know not.

Abul A'la Maududi

Had We so wished, nothing could have hindered Us from replacing you by others like yourselves, or transforming you into beings you know nothing about.

Aisha Bewley

in replacing you with others the same as you and re-forming you in a way you know nothing about.

Al-Hilali & Khan

To transfigure you and create you in (forms) that you know not.

Ali Quli Qarai

from replacing you with your likes and recreating you in [a realm] you do not know.

Amatul Rahman Omar

From replacing you with beings similar to you, (or from) evolving you into a form which is unknown to you (at present).

Arthur John Arberry

that We may exchange the likes of you, and make you to grow again in a fashion you know not.

Bijan Moeinian

In order to replace you with a new generation and recreate you into a new kind of being that you do not know anything about its characteristics.

E. Henry Palmer

from making the likes of you in exchange, or producing you as ye know not of.

Edip-Layth

From transforming your forms, and establishing you in what you do not know.

George Sale

We are able to substitute others like unto you in your stead, and to produce you again in the condition or form which ye know not.

Hamid S. Aziz

That We may transfigure you and make you grow into what you know not.

Mahmoud Ghali

(So) that We may exchange the likes of you and bring you into being (again in a fashion) you do not know.

Marmaduke Pickthall

That We may transfigure you and make you what ye know not.

Mohamed Ahmed - Samira

From replacing you with others or raising you in a way you do not know.

Muhammad Asad

from changing the nature of your existence and bringing you into being [anew] in a manner [as yet] unknown to you.

Mustafa Khattab

from transforming and recreating you in forms unknown to you.

Progressive Muslims

From transforming your forms, and establishing you in what you do not know.

Sahih International

In that We will change your likenesses and produce you in that [form] which you do not know.

Sam Gerrans

That We will change your likenesses, and produce you in what you know not.

Shabbir Ahmed

That We may change your existence and coming into being in a manner and in an environ you know not.

Syed Vickar Ahamed

In changing your shapes and recreating you (again) in (shapes) that you have not known.

Taqi Usmani

from replacing you with others like you, and creating you (afresh) in that (form) which you do not know.

The Monotheist Group

From transforming your forms, and establishing you in what you do not know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

de vous remplacer par vos semblables, et vous faire renaître dans (un état) que vous ne savez pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Da ku bi vî awayî em yên wekî we bînin şûna we û em we di afirandineke din de ku hûn nizanin (di roja qiyametê de) dîsa sax bikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

wanneer Wij (jullie) door gelijksoortigen willen vervangen en jullie opnieuw laten ontstaan in een vorm die jullie niet kennen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij zijn in staat anderen, gelijk gij in uw plaats te stellen, en u terug te brengen in den toestand of den vorm, dien gij niet kent.

Hollandaca — Siregar

Om schepselen zoals jullie te scheppen en om jullie opnieuw tot leven te brengen in (een schepping) waarvan jullie niet weten.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

в том, что Мы изменим ваши облики (в День Суда), и воссоздадим вас в (таком виде и положении), как вы этого и не знаете.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

att i ert ställe sätta sådana som liknar er och att låta er uppstå i en för er okänd form.