Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَنْ ضَيْفِهِ فَطَمَسْنَا اَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَابِي وَنُذُرِ

ve leḳad rāvedūhu ǎn Deyfihi fe Tamesnā eǎ'yunehum fe ƶūḳū ǎƶābī ve nuƶuri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَقَدْve leḳadve andolsun
2رَاوَدُوهُrāvedūhuر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).murad almağa kalkıştılar
3عَنْǎn-ndan
4ضَيْفِهِDeyfihiض ي فEğilmek, yaklaşmak, batmaya yaklaşmak (güneş için). Adet görmek (kadın için). Birinin misafiri olmak, sığınmak. Bir şeyle karşılıklı ilişkili olmak. Karşılıklı ilişki veya bağıntı, öyle ki biri diğeri olmadan düşünülemez. Toplanmak, birleştirilmek, bir araya getirilmek.onun konukları-
5فَطَمَسْنَاfe Tamesnāط م سSilinmek, kaybolmak, uzağa gitmek, yok etmek, bozulmak, silip süpürmek, ortadan kaldırmak, değiştirmek, söndürmek, parlaklığını kaybetmek, uzak olmak, izini silmek.biz de siliverdik
6اَعْيُنَهُمْeǎ'yunehumع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.gözlerini
7فَذُوقُواfe ƶūḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguhaydi tadın
8عَذَابِيǎƶābīع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabımı
9وَنُذُرِve nuƶuriن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.ve uyarılarımı

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve gerçekten de onun konuklarını istemişlerdi de biz, kör edivermiştik gözlerini, artık tadın azâbımı ve korkutuşlarımın sonucunu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve gerçekten de onun konuklarını istemişlerdi de biz, kör edivermiştik gözlerini, artık tadın azâbımı ve korkutuşlarımın sonucunu.

Adem Uğur

Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik).

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Onun (Lut'un) konuklarından (şehvetle) zevk almak istediler de bu yüzden (görüşlerini) tam bir körlüğe soktuk! "Şimdi tadın azabımı ve uyarmalarımı!"

Ahmet Tekin

Onlar Lût’un misafirlerine göz koydular. Ânında biz onların gözlerini silme kör ettik. 'Haydi azâbımı, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarımı dinlememenin cezasını tadın.'dedik.

Ahmet Varol

Andolsun ki onlar onun konuklarına tecavüze kalkıştılar. Biz de gözlerini silme kör ettik. 'Şimdi tadın azabımı ve uyarılarımı.'

Ali Bulaç

Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."

Ali Fikri Yavuz

Ve onun (meleklerden ibaret) misafirlerine, (kendi aralarında icra etmekte oldukları kötü işle) tecavüze kalkıştılar. Biz de onların gözlerini silme kör ediverdik. “- Şimdi azabımı ve peygamberimin tehdidlerini tadın.” dedik.

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, Onun konuklarına göz koydular. Bunun üzerine, onları, görmekten yoksun bıraktık. "Artık tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, onlar Lut'tan misafirlerini kendilerine teslim etmesini istediler. Bunun üzerine biz de onların gözlerini kör ettik. "Cezamı ve uyarımı tadın!" dedik.

Bekir Sadak

And olsun ki, onlar Lut'un konuklari olan melekleri elde etmeye kalkistilar, bunun uzerine gozlerini kor ettik. «Azabimi ve uyarmalarimi dinlememenin sonucunu tadin» dedik.

Celal Yıldırım

And olsun ki onlar (o ahlâksız cinsel sapıklar), Lût'un konuklarına sataşmak için devamlı O'na gidip geldiler. Bu yüzden onların gözlerini silme kör ettik de «tadın azabımı ve uyarılarımı I» (dedik).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Üstelik onun misafirleriyle ilgili çirkin bir talepte bulundular. Biz de gözlerini silme kör ediverdik; tadın bakalım azabımı ve uyardığım sonuçları!

Diyanet İşleri

Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

Diyanet İşleri (eski)

And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. 'Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın' dedik.

Diyanet Vakfi

Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik (kör ettik) ve: "Tadın bakalım azabımı ve uyanlarımı." dedik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onun müsafirlerinden kam almağa kalkıştılar, biz de gözlerini siliverdik de tadın bakalım dedik azabımı ve inzarlarımı?

Erhan Aktaş

Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. Azabımı ve uyarılarımı tadın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. Azabımı ve uyarılarımı tadın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki onun misafirlerinden cinsel yönden yararlanmak istediler. Bunun üzerine gözlerini sildik. Azabımı ve uyarılarımı tadın.

Fizilal-il Kuran

Onlar Lut'un konuklarını elde etmek istediler. Bunun üzerine gözlerini kör ettik. «Tadın bakalım azabımı ve uyarılarımın sonuçlarını.»

Gültekin Onan

Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı, yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın."

Hamdi Döndüren

Onlar Lut’un misafirlerinden murad almaya kalkıştılar. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi, azabımı ve uyarılarımı tadın!” (dedik).

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki onlar müsafirlerine (bile) kötülük yapmayı kasd etmişlerdi. Biz de gözlerini silme kör ediverdik. "İşte, (dedik,) azabımı ve tehdidlerimi (n akıbetini) tadın".

Hasib Asutay

Onun misafirlerinden murad almak istediler. (10) Biz de onların gözlerini siliverdik. (11) 'Öyle ise tadın azabımı ve uyarılarımı!' (10. Bunlar genç delikanlı şeklinde meleklerdi.) (11. Yüzleri dümdüz olmuştu.)

Hayrat Neşriyat

And olsun ki ondan (Lût’un kendisinden), misâfirlerinden (murâd almak üzere)talebde bulundular; bunun üzerine (biz de) onların gözlerini silme kör ettik: 'Haydi tadın azâbımı ve korkutmalarımı!' (dedik).

İbni Kesir

Andolsun ki; onlar, misafirlerine kötülük yapmayı kasdetmişlerdi. Biz de gözlerini kör ettik. Azabımı ve tehdidimi tadın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki onlar (Lut’un) misafirlerinden (ahlaksızca) yararlanmak bile istemişlerdi de gözlerini kör etmiştik. (Kendilerine) “Benim azabımı ve benim uyarılarım(a itibar etmemenizin sonucunu) tadın!” (demiştik).

Muhammed Esed

Ve hatta o'ndan misafirlerini (kendilerine) teslim etmesini istediler. Bunun üzerine onları (gerçeği) görmekten yoksun bıraktık. "Uyarılarım gözardı edildiğinde başınıza gelen azabı tadın bakalım!" (diye seslendik.)

Mustafa İslamoğlu

Daha beteri arzularını onun misafirlerinden tatmin etmek için onunla çekiştiler; bunun üzerine Biz de gözlerini kör ettik; "Madem uyarımı (göz ardı ettiniz), o halde azabımı tadın!" (dedik).

Ömer Nasuhi Bilmen

(37-38) Andolsun ki, o misafirlerinden dolayı O'ndan mutalebede bulunmuşlardı. Artık Biz de onların gözlerini silip kör ettik, «Haydin azabımı ve tehditlerimi tadın!» (deyiverdik). Andolsun ki, onları sabahleyin erkenden bir daimi azab yakaladı.

Ömer Öngüt

Onlar Lut'un misafirlerine karşı kötülük yapmaya kalkışmışlardı. Biz de gözlerini siliverdik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin âkibetini tadın!"

Suat Yıldırım

Onlar Lût’un misafirlerine karşı niyetlerini bozdular, onlarla yalnız kalmak için gidip gidip geldiler. Biz de gözlerini silme kör ettik. Haydi tadın Benim cezalandırmamı ve tehditlerimi!

Süleyman Ateş

Onun (güzel delikanlılar şeklinde görünen melek) konuklarından murad almağa kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik: "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!"

Süleymaniye Vakfı

Üstelik Lut'tan, ısrarla onun konukları ile birlikte olmayı istediler. Biz de onların gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarılarımı şimdi tadın bakalım."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Üstelik Lut'un konuklarını elde etmeye çalışıyorlardı ki gözlerini kör ediverdik: "Şimdi uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın."

Şaban Piriş

Onlar, Lut'un misafirlerinden murat almak istemişlerdi. Biz de onların gözlerini kör ettik. -Şimdi tadına bakın azabımın ve tehdidimin!

Tefhim-ul Kuran

Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. «İşte azabımı ve uyarıp korkutmamı tadın.»

Ümit Şimşek

Onlar Lût'un konuklarına kötülük etmeye niyetlendiler; Biz de onların gözlerini kör ettik, 'Tadın azabımı ve uyarılarımın sonucunu' dedik.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, Lut'un misafirlerinden nefislerini tatmin etmek istemişlerdi de onların gözlerini silme kör etmiştik. Hadi, tadın azabımı ve uyarılarımı?

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar Lutdan qonaqlarını israrla tələb etdilər. Biz də onları kor etdik və dedik: “Əzabımı və təhdidlərimi dadın!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Cəlalıma and olsun ki, onlar (Lutdan) öz qonaqlarını (mələkləri) onlara təslim etməyi tələb etmişdilər. Biz də onları kor etdik (və) ″İndi əzabımı və təhdidlərimi dadın!″ - (dedik).

Almanca (2)

Almanca — Al-Azhar

Sie redeten auf Lot ein, um sich an seine Gäste heranzumachen. Da nahmen Wir ihnen das Augenlicht. ʺSo kostet nun Meine Strafe und Meine Drohung!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie versuchten ihn zu überreden, ihnen seine Gäste auszuliefern. Daher blendeten Wir ihre Augen (und sprachen): ʺKostet nun Meine Strafe und Meine Warnung.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Even his guests- the two disguised angels- did Lut's people try to take away to seduce and induce them to surrender to their evil sin, hut We blinded their sight and We decreed thus "This day shall they taste My merciless but just retribution for their insolent disregard of My warning".

Abdul Haleem

they even demanded his guests from him- so We sealed their eyes- ‘ Taste My [terrible] punishment and [the fulfilment of] My warnings!’-

Abdullah Yusuf Ali

And they even sought to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes. (They heard:) "Now taste ye My Wrath and My Warning."

Abul A'la Maududi

Then they even solicited his guests from him, whereupon We blotted out their eyes, (telling them): "Now have a taste of My chastisement and My warnings."

Aisha Bewley

They even wanted to seduce his guests! So We put out their eyes: ‘Taste My punishment and warnings!’

Al-Hilali & Khan

And they indeed sought to shame his guest (by asking to commit sodomy with them). So We blinded their eyes, (saying) "Then taste you My Torment and My Warnings."

Ali Quli Qarai

Certainly they even solicited of him his guests, whereat We blotted out their eyes, [saying,] ‘Taste My punishment and My warnings!’

Amatul Rahman Omar

And they (deceitfully) sought to turn him away from his guests. So We put a covering on their eyes. (And We said to them, ) `Now taste My punishment and (suffer the consequences of ignoring) My warning.'

Arthur John Arberry

Even his guests they had solicited of him; so We obliterated their eyes, saying, 'Taste now My chastisement and My warnings!'

Bijan Moeinian

They verbally abused Lot’s honorable guests. That is why, I made them blind: Suffer my punishment; you have been warned.

E. Henry Palmer

And they desired his guest, and we put out their eyes. - 'So taste ye my torment and warning!'

Edip-Layth

They sought to remove him from his guests; so We diverted their eyes. "Taste My retribution; you have been warned."

George Sale

And they demanded his guests of him, that they might abuse them: But We put out their eyes, saying, taste my vengeance, and my threatening.

Hamid S. Aziz

And they endeavoured to snatch away his guests from him, but We blinded their eyes; "So taste you My chastisement and My warning.

Mahmoud Ghali

And indeed they already solicited of him his guests, so We obliterated their eyes, (saying), "So taste My torment and My warnings!"

Marmaduke Pickthall

They even asked of him his guests for an ill purpose. Then We blinded their eyes (and said): Taste now My punishment after My warnings!

Mohamed Ahmed - Samira

They lusted after his guests, so We put out their eyes (and said): "Taste My punishment and My commination. "

Muhammad Asad

and even demanded that he give up his guests [to them]: whereupon We deprived them of their sight [and thus told them, as it were]: "Taste, then, the suffering which I inflict when My warnings are disregarded!"

Mustafa Khattab

And they even demanded his angel-guests from him,[1] so We blinded their eyes. ˹And they were told,˺ "Taste then My punishment and warnings!"

Progressive Muslims

And they sought to remove him from his guests; so We diverted their eyes. "Taste My retribution; you have been warned."

Sahih International

And they had demanded from him his guests, but We obliterated their eyes, [saying], "Taste My punishment and warning. "

Sam Gerrans

And they demanded of him his guests, so We put out their eyes: “Then taste My punishment and My warnings!”

Shabbir Ahmed

And demanded that he give up his guests. Whereupon We sealed their vision. Taste now My punishment after the warnings.

Syed Vickar Ahamed

And they even sought to snatch away his guests from him, so, We blinded their eyes. (And they heard:) "Now you taste My Wrath and My Warning."

Taqi Usmani

And they had even tried to tempt him against his guests (so that they may snatch them away for bad purpose,) but We blinded their eyes: "Now taste My torment and My warnings!"

The Monotheist Group

And they sought to remove him from his guests; so We diverted their eyes. "Taste My retribution; you have been warned."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

En effet, ils voulaient séduire ses hôtes. Nous aveuglâmes leurs yeux ʺGoûtez donc Mon châtiment et Mes avertissementsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, wan ji Lût xwestibû ku ji nava wan û mêvanên xwe derkeve. Di cih de me çavên wan kor kirin, vêca de ezab û gefên min tehm bikin!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij probeerden hem zijn gasten af te troggelen. Toen ontnamen Wij hun ogen het gezichtsvermogen: ʺProeft dan Mijn bestraffing en Mijn waarschuwingen!ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij eischten zijne gasten, opdat zij hen zouden misbruiken; maar wij staken hunne oogen uit, zeggende: Proeft mijne wraak en mijne bedreiging.

Hollandaca — Siregar

En voorzeker, zij probeerden zijn gasten over te halen (tot hun begeerten), waarop Wij hen blind maakten. (En Allah zei:) ʺProeft dan Mijn bestraffing en Mijn waarschuwing.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И уже они настойчиво требовали от него [от Лута] его гостей (которые были ангелами в образе людей) (чтобы совершить с ними мерзкое деяние), и Мы стерли их глаза [лишили их зрения]. (И было сказано им): «Вкусите же Мое наказание и увещевания!»

Rusça — Osmanov

Они требовали от него (т. е. Лута) [отдать им на потеху] гостей. Но Мы лишили их зрения [и сказали]: ʺВкусите кару и увещевания Мои!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och försökte förmå honom att utlämna sina gäster (till dem). Då slog Vi dem med blindhet. ʺPröva då på Mitt straff, (ni som inte fäste vikt vid) Mina varningar!ʺ