Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
وَلَقَدْ اَنْذَرَهُمْ بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ
ve leḳad enƶerahum beTşetenā fe temārav bi n-nuƶuri
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki o, bizim helâkimizle korkutmuştu onları da onlar, bu korkutuşlardan şüpheye düşmüşlerdi.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve andolsun ki o, bizim helâkimizle korkutmuştu onları da onlar, bu korkutuşlardan şüpheye düşmüşlerdi.
Adem Uğur
Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.
Ahmed Hulusi
Andolsun ki (Lut) onları şiddetle yakalamamız konusunda uyardı da, onlar uyarıcıları kuşkuyla karşıladılar!
Ahmet Tekin
Andolsun ki, Lût, bizim, kendilerini şiddetle sarsarak yakalayıp, cezalandıracağımız konusunda uyarmıştı. Fakat sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılara kuşku ile baktılar.
Ahmet Varol
Andolsun ki (Lut) onları, bizim zorlu yakalamamıza karşı uyarmıştı. Ama onlar uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanladılar.
Ali Bulaç
Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.
Ali Fikri Yavuz
And olsun ki, Lût, azabımızla onları korkutmuştu; fakat o ihtarları, şübhelenerek inkâr ettiler;
Ali Rıza Safa
Oysa gerçek şu ki, bu yakalayışımıza ilişkin onları uyarmıştı. Ama bu uyarılardan kuşku duydular.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, Lut, onları bu yakalayışımıza karşı uyardı. Onlar bu uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Bekir Sadak
Lut, and olsun ki, onlari Bizim yakalamamizla uyarmisti, ama onlar uyarmalari suphe ile karsiliyarak dinlemediler.
Celal Yıldırım
Ve and olsun ki, Lût, onları bizim şiddetli tutup kahretmemize karşı uyardı; ama onlar, bu uyarılarda şüphe edip inâdlarını sürdürdüler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Aslında Lût, kendilerini bizim amansız yakalayışımıza karşı uyarmıştı; ama onlar bu uyarıları şüpheyle karşıladılar.
Diyanet İşleri
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Diyanet İşleri (eski)
Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.
Diyanet Vakfi
Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
(Lût), onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat ikazlara karşı kuşku duydular,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun ki (Lut) tutuşumuzun şiddetini kendilerine ihtar da etmişti. Fakat o ihtarları kavga ve şüphe ile karşıladılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Celalim hakkı için satvetimizin şiddetini kendilerine ıhtar da etmiş idi, fakat o ıhtarları cidal ile karşıladılar
Erhan Aktaş
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ant olsun ki yakalayıp tutuşumuza karşı onları uyarmıştı. Ne var ki onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Fizilal-il Kuran
Lut onları bizim sillemiz konusunda uyarmıştı. Fakat, onlar bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Gültekin Onan
Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.
Hamdi Döndüren
Andolsun Lut onları bizim şiddetli azabımız konusunda uyarmıştı, fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki (Lut) onlara (kendilerini) azab ile yakalayacağımızı da haber vermişdi. Fakat onlar bu korkutmaları şübhe ile tekzib etdiler.
Hasib Asutay
Andolsun (Lut) zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat (onlar) bu uyarıları kuşku ile karşıladılar.
Hayrat Neşriyat
And olsun ki (Lût) onları (azabla) yakalamamıza karşı korkutmuştu; fakat (onlar) o korkutmalara karşı şübheye düştüler.
İbni Kesir
Andolsun ki; onlara, azab ile yakalayacağımızı da haber vermişti. Ama onlar bu uyarıları kuşku ile karşılayarak yalanladılar.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki yakalamamızla ilgili (Lut daha önceden) kendilerini uyarmıştı, (ama) onlar bu tehditleri kuşkuyla karşılamışlardı.
Muhammed Esed
Aslında o, Bizim cezalandırma gücümüz konusunda onları uyarmıştı; ama onlar bu uyarılara hep şüpheyle baktılar,
Mustafa İslamoğlu
Doğrusu (Lut) Bizim kıskıvrak yakalama gücümüze karşı onları uyarmıştı; fakat onlar bu uyarılara hep kuşkuyla yaklaştılar.
Ömer Nasuhi Bilmen
Celâlim hakkı için onları satvetimizin şiddetiyle korkutmuş idi. Fakat onlar bu korkutuş ile şekk ve şüphede bulundular (onu tasdik etmediler).
Ömer Öngüt
Lut andolsun ki bizim yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar bu uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Suat Yıldırım
Lût onları Bizim yakalarından tutup azaba çarptıracağımızı söyleyerek tehdit etmişti. Ama onlar uyarmalara karşı şüpheye düştüler.
Süleyman Ateş
Lut, onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat uyarılara karşı kuşku duydular.
Süleymaniye Vakfı
Lut, vuracağımız darbe hakkında onları uyarmıştı ama uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Lut, kıskıvrak yakalayacağımız konusunda onları uyarmıştı ama uyarıları ciddiye almadılar.
Şaban Piriş
Lut, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar.
Tefhim-ul Kuran
Oysa andolsun, zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar, bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp yalanlamakta direttiler.
Ümit Şimşek
Lût onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı; fakat onlar uyarıları şüpheyle karşıladılar.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, Lut onları bizim yakalayışımız hakkında uyarmıştı da onlar, uyarılarla ilgili olarak kuşkulanıp çekişmişlerdi.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Lut onları Bizim əzabımızla hədələdi, onlar isə bu xəbərdarlıqlara şübhə ilə yanaşdılar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
And olsun ki, (Lut) onları Bizim əzabımızla qorxutmuş, onlar isə bu təhdidlərə (xəbərdarlıqlara) şübhə edib inanmamışdılar.
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Wir hatten sie bereits vor Unserem gewaltigen Schlag gewarnt, doch sie zweifelten an der Warnung.
Almanca — Der Edle Quran
Er hatte sie ja vor Unserem gewaltsamen Zupacken gewarnt, sie aber bestritten die Warnungen.
Almanca — M. A. Rassoul
Und er hatte sie in der Tat vor Unserer Strafe gewarnt, sie aber stritten mit den Warnern.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
In effect Lut, earlier, had sincerely warned them of our merciless but just retribution but they doubted his warning and continued their evil practice, lured by some sinister star.
Abdul Haleem
He warned them of Our onslaught, but they dismissed the warning-
Abdullah Yusuf Ali
And (Lut) did warn them of Our Punishment, but they disputed about the Warning.
Abul A'la Maududi
Surely Lot warned his people that We shall seize them (with Our chastisement), but they doubted the warnings.
Aisha Bewley
He warned them of Our onslaught but they dismissed the warnings.
Al-Hilali & Khan
And he [Lût (Lot)] indeed had warned them of Our Seizure (punishment), but they did doubt the warnings!
Ali Quli Qarai
He had certainly warned them of Our punishment, but they disputed the warnings.
Amatul Rahman Omar
While he (- Lot) had warned them of Our seizure (with punishment) but they doubted this warning and disputed over it.
Arthur John Arberry
He had warned them of Our assault, but they disputed the warnings.
Bijan Moeinian
Lot warned his people about God’s upcoming punishment but they made jokes and laughed at him.
E. Henry Palmer
He indeed had warned them of our assault, but they doubted of the warning.
Edip-Layth
He warned them about Our punishment, but they ridiculed the warnings.
George Sale
And Lot had warned them of our severity in chastising; but they doubted of that warning.
Hamid S. Aziz
And certainly he (Lot) warned them of Our violent punishment, but they obstinately disputed the warning.
Mahmoud Ghali
And indeed he had warned them of Our assault, yet they wrangled about the warnings.
Marmaduke Pickthall
And he indeed had warned them of Our blow, but they did doubt the warnings.
Mohamed Ahmed - Samira
He had warned them of Our might, but they passed over the warnings.
Muhammad Asad
For he had truly warned them of Our punishing might; but they stubbornly cast doubt on these warnings,
Mustafa Khattab
He had already warned them of Our ˹crushing˺ blow but they disputed the warnings.
Progressive Muslims
And he warned them about Our punishment, but they ridiculed the warnings.
Sahih International
And he had already warned them of Our assault, but they disputed the warning.
Sam Gerrans
And he had warned them of Our seizing, but they disputed the warnings.
Shabbir Ahmed
For he had truly warned them of Our Grasp, but they contended about the warning.
Syed Vickar Ahamed
And (Lut) did warn them of Our punishment, but they disputed about the Warning.
Taqi Usmani
And he (LūT) had certainly warned them of Our grasp, but they disputed the warnings.
The Monotheist Group
And he warned them about Our punishment, but they ridiculed the warnings.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Sond be, Lût ew bi ezabê me tirsandin û hişyar kirin, lê belê wan bawerî bi hişyariyên me neanî.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Hij had hen voor Ons geweld gewaarschuwd, maar zij twijfelden aan de waarschuwingen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En Lot had hen gewaarschuwd voor onze gestrenge kastijding; maar zij twijfelden aan die waarschuwing.
Hollandaca — Siregar
En voorzeker, Hij (Lôeth) waarschuwde hen voor Onze harde greep, maar zij twijfelden aan de waarschuwingen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И уже он [Лут] увещевал их [свой народ] о Нашей хватке [наказании], но они сомневались в увещеваниях.
Rusça — Osmanov
До того [Лут] увещевал их Нашей карой, но они подвергли сомнению увещевания.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(Lot) varnade dem för Vårt stränga straff; men de trodde inte på varningarnas (allvar)