Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
وَلَقَدْ صَبَّحَهُمْ بُكْرَةً عَذَابٌ مُسْتَقِرٌّ
ve leḳad SabbeHahum bukraten ǎƶābun musteḳirrun
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve andolsun ki bir sabah çağı üstlerine bir azap çöküvermişti onların.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve andolsun ki bir sabah çağı üstlerine bir azap çöküvermişti onların.
Adem Uğur
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Ahmed Hulusi
Andolsun ki yerini bulmuş azap onlara sabahleyin bastırdı.
Ahmet Tekin
Bir sabah erkenden, kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Ahmet Varol
Andolsun ki, bir sabah erkenden kalıcı bir azap [1] üzerlerine çöküverdi.
Ali Bulaç
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp bastırıverdi.
Ali Fikri Yavuz
Celâlim hakkı için, bir sabah vakti, devamlı bir azab onları bastırıverdi. (Bu azab, cehenneme atılışlarına dek devam edecektir).
Ali Rıza Safa
Ve gerçek şu ki, kalıcı bir ceza, sabah erkenden onları yakaladı.
Bayraktar Bayraklı
Andolsun ki, bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Bekir Sadak
And olsun ki, sabah erken, onu alinmaz bir azap baslarina geldi.
Celal Yıldırım
(38-39) And olsun ki, bir sabah devam eden bir azâb onlara geliverdi. «Tadın azabımı ve uyarılarımı!» (dedik),
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ve nihayet bir sabah erkenden kalıcı bir azap onları yakalayıverdi.
Diyanet İşleri
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
Diyanet İşleri (eski)
And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi.
Diyanet Vakfi
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Andolsun ki, kendilerini kararlı bir azap bir sabah bastırıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Celalim hakkı için bastırıverdi kendilerini bir sabah bir azabı müstekır
Erhan Aktaş
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ant olsun ki, onları sabahleyin kalıcı bir azap yakaladı.
Fizilal-il Kuran
Sabah erkenden sürekli bir azaba yakalandılar.
Gültekin Onan
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp bastırıverdi.
Hamdi Döndüren
Andolsun bir sabah erkenden, onları kararlı bir azap yakaladı.
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki onlara bir sabah, (yakalarını) asla bırakmayacak olan bir azab baskın yapdı.
Hasib Asutay
Sabah erken onları kararlı bir azap yakaladı.
Hayrat Neşriyat
And olsun ki devamlı bir azab, onları bir sabah erkenden yakalayıverdi.
İbni Kesir
Andolsun ki; bir sabah erken, önü alınmaz bir azab geldi başlarına.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki bir sabah erkenden onları kararlı bir azap yakalamıştı.
Muhammed Esed
Nitekim sabahın erken vaktinde (etkileri) kalıcı bir azap onları yakaladı:
Mustafa İslamoğlu
Mamafih, sabahleyin erkenden kalıcı izler bırakan bir azap onları kuşattı:
Ömer Nasuhi Bilmen
(37-38) Andolsun ki, o misafirlerinden dolayı O'ndan mutalebede bulunmuşlardı. Artık Biz de onların gözlerini silip kör ettik, «Haydin azabımı ve tehditlerimi tadın!» (deyiverdik). Andolsun ki, onları sabahleyin erkenden bir daimi azab yakaladı.
Ömer Öngüt
Bir sabah erken kendilerine, önü alınmaz bir azap gelip çattı.
Suat Yıldırım
Bir sabah kendilerini, yakalarını hiç bırakmayacak bir azap bastırıverdi.
Süleyman Ateş
Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.
Süleymaniye Vakfı
Sabahleyin erkenden onlara kalıcı bir azap indi.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Sabah erkenden onları kalıcı bir azap karşıladı.
Şaban Piriş
Andolsun ki bir sabah erkenden, bir azap çöküverdi.
Tefhim-ul Kuran
Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp bastırıverdi.
Ümit Şimşek
Bir sabah vakti, yakalarını bir daha bırakmayacak bir azap onları yakalayıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Sübh tezdən onlara yaxalarından əl çəkməyəcək bir əzab gəldi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
And olsun ki, səhər tezdən onları əbədi (qiyamətədək onlardan əl çəkməyən) bir əzab yaxaladı (məhv olub həmişəlik Cəhənnəmə vasil oldular).
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Früh am Morgen überraschte sie eine anhaltende qualvolle Strafe.
Almanca — M. A. Rassoul
Und in der Morgenfrühe ereilte sie eine dauernde Strafe.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und gewiß, bereits morgens, in der Morgenfrühe kam zu ihnen eine (über sie) niedergelassene Peinigung.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And in the morning We wedded them to an irretrievable and foreordained calamity.
Abdul Haleem
and early in the morning a punishment seized them that still remains-
Abdullah Yusuf Ali
Early on the morrow an abiding Punishment seized them:
Abul A'la Maududi
Indeed an abiding chastisement came upon them in the morning.
Aisha Bewley
Early morning brought them enduring punishment:
Al-Hilali & Khan
And verily, an abiding torment seized them early in the morning.
Ali Quli Qarai
Certainly early at dawn there visited them an abiding punishment:
Amatul Rahman Omar
And certainly there overtook them early in the morning a lasting punishment.
Arthur John Arberry
In the morning early there came upon them a settled chastisement:
Bijan Moeinian
Then early next morning a disaster struck them.
E. Henry Palmer
And there overtook them on the morning a settled punishment!-
Edip-Layth
In the early morning, a devastating retribution struck them.
George Sale
And early in the morning a lasting punishment surprized them.
Hamid S. Aziz
And early in the morning a lasting chastisement overtook them.
Mahmoud Ghali
And indeed there already came upon them before sunrise a settled torment;
Marmaduke Pickthall
And in truth the punishment decreed befell them early in the morning.
Mohamed Ahmed - Samira
And early in the morning the decreed punishment came upon them.
Muhammad Asad
And, indeed, abiding suffering did befall them early on the morrow:
Mustafa Khattab
And indeed, by the early morning they were overwhelmed by an unrelenting torment.
Progressive Muslims
And in the early morning, a devastating retribution struck them.
Sahih International
And there came upon them by morning an abiding punishment.
Sam Gerrans
And in the early morning there came upon them an abiding punishment:
Shabbir Ahmed
And indeed, the inevitable punishment befell them early in the morning.
Syed Vickar Ahamed
And Verily, early on the next day an abiding punishment seized them:
Taqi Usmani
And on the next morning, a lasting torment overtook them:
The Monotheist Group
And in the early morning, a devastating retribution struck them.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
En effet, au petit matin, un châtiment persistant les surprit.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Sond be; birastî di danê sibehê de ezabekî berdewamî bi ser wan de girt.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En een blijvende bestraffing kwam ʹs ochtends over hen:
Hollandaca — Salomo Keyzer
En vroeg in den ochtend verraste hen eene zware straf.
Hollandaca — Siregar
En voorzeker, een blijvende bestraffing kwam in de ochtend van de volgende dag tot hen.
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
Их поразило утром неотвратимое наказание,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och en morgon, tidigt, drabbade dem det slutliga straffet.