(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
اَفَمِنْ هٰذَا الْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ وَاَنْتُمْ سَامِدُونَ
e fe min hāƶā l-Hadīṧi teǎ'cebūne / ve teDHakūne ve lā tebkūne / ve entum sāmidūne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | اَفَمِنْ | e fe min | -den mi? | |
| 2 | هٰذَا | hāƶā | bu | |
| 3 | الْحَدِيثِ | l-Hadīṧi | ح د ثYeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmak | söz- |
| 4 | تَعْجَبُونَ | teǎ'cebūne | ع ج بHayret etmek, şaşırmak, hayran kalmak, şaşırmak, mutlu etmek, memnun etmek, hayranlık duymak, çarpıcı, hayret verici | şaşıyorsunuz |
| 1 | وَتَضْحَكُونَ | ve teDHakūne | ض ح كMerak etmek, adet görmek, sevinmek, hayran bırakmak, alay etmek, birine gülmek, gülmek, netleşmek | ve gülüyorsunuz |
| 2 | وَلَا | ve lā | ve | |
| 3 | تَبْكُونَ | tebkūne | ب ك يAğladı, yasta/üzüldü, gözyaşı döktü, ağlama, ağlamaya sebep oldu, yağmur yağdı, konuşamaz durumda. | ağlamıyorsunuz |
| 1 | وَاَنْتُمْ | ve entum | ve siz | |
| 2 | سَامِدُونَ | sāmidūne | س م دSürekli olmak, Yükselmek, Başını dik tutmak, Aralıksız çalışmak, Oyalanmak, Eğlenmekle meşgul olmak, Şaşkın şaşkın bakmak, Gafil olmak | baş kaldırıyorsunuz |
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
Adem Uğur
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!
Ahmed Hulusi
Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz!
Ahmet Tekin
Bu sözlere mi alay yollu gülüyor da, ağlamıyorsunuz?
Ahmet Varol
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz.
Ali Bulaç
(Alayla) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
Ali Fikri Yavuz
Bir de gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz? (Alay edib eğleniyorsunuz da felâketinize ağlamıyorsunuz.)
Ali Rıza Safa
Üstelik gülüyorsunuz; ağlayacağınıza.
Bayraktar Bayraklı
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz.
Bekir Sadak
Guluyorsunuz...Aglamiyorsunuz.
Celal Yıldırım
Gülüyorsunuz ve (fakat) ağlamıyorsunuz.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Ağlayacağınıza gülüyorsunuz!
Diyanet İşleri
(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
Diyanet İşleri (eski)
Gülüyorsunuz...Ağlamıyorsunuz.
Diyanet Vakfi
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır
ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
Erhan Aktaş
Ağlanacak halinize gülüyorsunuz.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Ağlanacak halinize gülüyorsunuz.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ağlanacak halinize gülüyorsunuz.
Fizilal-il Kuran
Onu dinlerken ağlayacağınıza gülüyorsunuz, öyle mi?.
Gültekin Onan
(Alayla) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
Hamdi Döndüren
Ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
Hasan Basri Çantay
Ve (istihza ederek) gülüyorsunuz, (günahlarınıza) ağlamıyorsunuz?
Hasib Asutay
Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!
Hayrat Neşriyat
(59-60) Şimdi (siz) bu sözden mi (Kur’ân’dan mı) şaşıyorsunuz? Ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!
İbni Kesir
Ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz.
Mehmet Okuyan
Gülüyorsunuz; ağlamıyorsunuz.
Muhammed Esed
Ağlayacağınıza gülüyorsunuz;
Mustafa İslamoğlu
Ve dahi ağlanacak halinize gülüyorsunuz?
Ömer Nasuhi Bilmen
(59-60) Şimdi siz bu kelâmdan mı teaccüb ediyorsunuz? Ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
Ömer Öngüt
Gülüyorsunuz. . . Ağlamıyorsunuz!
Suat Yıldırım
(59-62) Şimdi siz bu söze mi şaşırıyorsunuz? Hep gülüyorsunuz, ama ağlamıyorsunuz. Üstelik kafa tutuyor, oyalanıyorsunuz. Haydi artık (bırakın bu gafleti de) Allah’a secde ve ibadet edin!
Süleyman Ateş
Ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?
Süleymaniye Vakfı
(Halinize) Gülüyor da ağlamıyor musunuz!
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Ağlayacağınıza gülüyor musunuz?
Şaban Piriş
Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz?!
Tefhim-ul Kuran
(Alaylı) Gülüyorsunuz ve ağlamıyorsunuz.
Ümit Şimşek
Ağlamıyor, gülüyorsunuz.
Yaşar Nuri Öztürk
Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
gülürsünüz, heç ağlamırsınız,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Həm də gülürsünüz, heç ağlamırsınız!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Und lacht darüber, anstatt (vor Furcht) zu weinen?
Almanca — Der Edle Quran
und lacht ihr, und weint ihr nicht,
Almanca — M. A. Rassoul
Und ihr lacht; aber Weinen tut ihr nicht?
Almanca — Muhammad Zaidan
lacht und weint nicht,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And you laugh to scorn and manifest contempt, instead of weeping out your eyes and your hearts
Abdul Haleem
Why do you laugh instead of weeping?
Abdullah Yusuf Ali
And will ye laugh and not weep,-
Abul A'la Maududi
Will you laugh at it rather than weep?
Aisha Bewley
and laugh and do not cry,
Al-Hilali & Khan
And you laugh at it and weep not,
Ali Quli Qarai
and laugh and not weep,
Amatul Rahman Omar
(For on hearing the mention of the Hour of punishment) you laugh rather than weep.
Arthur John Arberry
and do you laugh, and do you not weep,
Bijan Moeinian
That you laugh at it instead of crying [for your miserable future] ?
E. Henry Palmer
and do ye laugh and not weep?
Edip-Layth
You are laughing, instead of crying?
George Sale
and do ye laugh, and not weep,
Hamid S. Aziz
And will you laugh and not weep?
Mahmoud Ghali
And do you laugh, and do you not weep.
Marmaduke Pickthall
And laugh and not weep,
Mohamed Ahmed - Samira
And keep laughing and do not weep,
Muhammad Asad
And do you laugh instead of weeping,
Mustafa Khattab
laughing ˹at it˺ and not weeping ˹in awe˺,
Progressive Muslims
And you are laughing, instead of crying
Sahih International
And you laugh and do not weep
Sam Gerrans
And laugh, and not weep,
Shabbir Ahmed
And will you laugh and not weep?
Syed Vickar Ahamed
And will you laugh and not weep—
Taqi Usmani
and laugh (at it), and not weep,
The Monotheist Group
And you are laughing, while you should be crying?
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et vous (en) riez et nʹ(en) pleurez point?
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Hûn dikenin û nagirîn!
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En lachen jullie en huilen jullie niet,
Hollandaca — Salomo Keyzer
En lacht gij, in plaats van te weenen?
Hollandaca — Siregar
En lachen jullie, en huilen jullie niet?
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и смеетесь (над Кораном) (издеваясь), а не плачете (боясь того наказания, что обещано в нем),
Rusça — Osmanov
смеетесь, а не рыдаете
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Skrattar ni (belåtet) i stället för att gråta,