Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.

فَاِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِثْلَ ذَنُوبِ اَصْحَابِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ

fe inne li(e)lleƶīne Zelemū ƶenūben miṧle ƶenūbi eSHābihim fe lā yesteǎ'cilūni

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِنَّfe innemuhakkak
2لِلَّذِينَli(e)lleƶīnevardır
3ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmedenlerin
4ذَنُوبًاƶenūbenذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmakbir (azab) payı
5مِثْلَmiṧleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.gibi
6ذَنُوبِƶenūbiذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmakpayı
7اَصْحَابِهِمْeSHābihimص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.arkadaşlarının
8فَلَاfe lāo halde
9يَسْتَعْجِلُونِyesteǎ'cilūniع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.acele etmesinler

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kendilerine zulmedenlere, arkadaşlarının payı gibi bir azap payı var, artık acele etmesinler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kendilerine zulmedenlere, arkadaşlarının payı gibi bir azap payı var, artık acele etmesinler.

Adem Uğur

Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki zalim olanlar, (kendilerinden önceki geçmiş) arkadaşlarının payları benzeri (azaptan) paylarını alacaklardır! Acele etmesinler.

Ahmet Tekin

Baskı, zulüm ve işkenceyle, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenlerin hakka riayet etmeyenlerin, haksızlık edenlerin, şirke girenlerin isyan ve inkârda ısrar edenlerin geçmişteki yandaşlarının payı gibi, azaptan dolgun bir payları vardır. Onu, benden küstahça acele vermemi istemesinler.

Ahmet Varol

Muhakkak ki, o zulmedenlerin (geçmişteki) arkadaşlarının payları gibi (azaptan) payları vardır. Şu halde acele etmesinler.

Ali Bulaç

Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.

Ali Fikri Yavuz

Onun için, muhakkak o zulmedenlere (Mekke kâfirlerine, kendilerinden önceki) arkadaşlarının (azab) payı gibi, bir pay vardır. Şimdi o azabı acele istemesinler.

Ali Rıza Safa

Kuşkusuz, haksızlık yapanlar, yoldaşları gibi paylarını alacaklar; artık acele etmesinler.

Bayraktar Bayraklı

Bu haksızlığı yapanların, benzerleri gibi elbette azaptan payları vardır. Artık onun acele gelmesini istemesinler.

Bekir Sadak

Zulmedenlerin, gecmis arkadaslarinin suclarina benzer suclari vardir; cezalarini Benden acele istemesinler.

Celal Yıldırım

Doğrusu o zulmedenlerin (önceki) arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. Artık acele etmesinler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şu iyi bilinmeli ki haksızlığa sapanlar için geçmişteki benzerlerinin payı gibi bir ceza payı var! Şimdi onu benden acele istemesinler.

Diyanet İşleri

Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.

Diyanet İşleri (eski)

Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.

Diyanet Vakfi

Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şüphesiz ki, zulmedenlerin geçmiş arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama şimdi onu acele istemesinler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onun için muhakkak o zulmedenlere arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele istemesinler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için muhakkak ki o zulm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler

Erhan Aktaş

Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının payı gibidir. Artık acele etmesinler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının payı gibidir. Artık acele etmesinler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Zulmedenlerin azaptan payı, arkadaşlarının payı gibidir. Artık acele etmesinler.

Fizilal-il Kuran

Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmiş arkadaşlarının payı gibi bir azab payı vardır. Acele etmesinler.

Gültekin Onan

Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.

Hamdi Döndüren

Kuşkusuz zulmedenlerin, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır. O halde acele etmesinler!

Hasan Basri Çantay

Artık muhakkak ki o zulmedenler için (geçmiş) arkadaşlarının (azab) hissesi gibi bir nasıyb (-i hüsran) vardır. Şimdi (onu) acele istemesinler.

Hasib Asutay

Muhakkak ki bu zulmedenlerin (14) de, (geçmiş) arkadaşlarının payı gibi (azaptan) payları vardır! O halde acele etmesinler. (14. Mekke ve çevresinde Hz. Muhammed (s.a.v.)'i yalanlayanların.)

Hayrat Neşriyat

Onun için muhakkak ki o zulmedenlerin (geçmiş) arkadaşlarının nasîbi gibi(azabdan) bir nasibleri vardır; artık benden (onu) acele istemesinler!

İbni Kesir

Muhakkak ki zulmedenlerin, arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır. Acele etmesinler.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki (zalimlerin) arkadaşlarının payı gibi haksızlık edenlerin de (azaptan) payı vardır. (Azabı) benden acele istemesinler!

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, zulüm işleyenler, (geçmişteki) arkadaşları gibi (kötülükten) paylarını alacaklardır. Öyleyse (akibetlerini) çabuklaştırmayı benden istemesinler!

Mustafa İslamoğlu

Bakın, elbette kendilerine kıyanların payına düşen, (seleflerinin) payına düşenin aynısı olacaktır: şu halde, (bu payı) acele istemelerine gerek yoktur.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şimdi şüphe yok ki, zulmeden kimseler için arkadaşlarının nâsibleri gibi birçok nâsip vardır, artık acele etmesinler.

Ömer Öngüt

Muhakkak ki bu (zamanda) zulmedenlerin de (geçmişteki zâlim) arkadaşlarının paylarına benzer (azaptan) payları vardır. O halde acele etmesinler!

Suat Yıldırım

Muhakkak ki şimdiki zalimlerin de, daha önceki meslekdaşlarının payı gibi, bir azap payı vardır. Acele etmelerine hiç gerek yok, nasılsa ona kavuşacaklar!

Süleyman Ateş

Muhakkak ki, bu zulmedenlerin de (geçmiş) arkadaşlarının payı gibi bir azab payı vardır, (ötekilerin başına gelen azab gibi bir azab bunların da başına gelecektir), acele etmesinler.

Süleymaniye Vakfı

Yanlışa dalanların (azaptan) alacakları pay, (kendileri gibi yanlışa dalan) arkadaşlarının payına denk olacaktır; benden bunu acele istemesinler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlış yapanların cezası (aynı suçu işleyen) arkadaşlarının cezasına denk ceza olacaktır ; acele etmesinler.

Şaban Piriş

Zalimlik edenlerin de (kendilerinden önceki) arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. Acele etmesinler.

Tefhim-ul Kuran

Artık gerçekten, zulmedenler için, (geçmişteki) arkadaşlarının günahlarına benzer bir günah vardır. Şu halde acele etmesinler.

Ümit Şimşek

O zulmedenlerin de, tıpkı gelip geçmiş arkadaşlarının payına benzer şekilde, azaptan birer payı vardır; onun için acele etmesinler.

Yaşar Nuri Öztürk

Şu bir gerçek ki, zulmedenlerin, tıpkı arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. O halde acele etmesinler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şübhəsiz ki, zülm edənləri həmtaylarının qisməti kimi bir qismət gözləyir. Qoy onlar Məni tələsdirməsinlər!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqət, zülm edənlərin (özlərindən əvvəlki) yoldaşlarının qisməti kimi bir qisməti vardır! (Allaha şərik qoşmaqla özlərinə zülm edən Məkkə müşriklərini də əvvəlki ümmətlər kimi şiddətli bir əzab gözləyir!) Qoy onlar Məni (özlərinə əzab verməyə) tələsdirməsinlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Ungerechten tragen so viele Sünden, wie die ihnen Ähnlichen von damals. So sollen sie lieber nicht darauf drängen, daß die vernichtende Strafe schnell kommt.

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, für diejenigen, die Unrecht tun, wird es einen vorgesehenen Anteil geben wie den Anteil ihrer Gefährten; so sollen sie Mich nicht um Beschleunigung (der Strafe) bitten.

Almanca — M. A. Rassoul

Und für jene, die Unrecht tun, ist ein Anteil an Sündhaftigkeit (vorgesehen) wie der Anteil ihrer Gefährten; sie sollen Mich darum nicht bitten, (die Strafe) zu beschleunigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Denn gewiß, für diejenigen, die Unrecht begingen, ist ein Anteil, wie der Anteil ihrer Weggenossen, so sollen sie nicht zur Eile auffordern!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, those who exercised injustice and worked iniquities and were wrongful of actions, must expect the fatal consequence uniting them with the fellows of their crime, and so they had better not challenge it be hastened on.

Abdul Haleem

The evildoers, like their predecessors, will have a share of punishment- they need not ask Me to hasten it-

Abdullah Yusuf Ali

For the Wrong-doers, their portion is like unto the portion of their fellows (of earlier generations): then let them not ask Me to hasten (that portion)!

Abul A'la Maududi

The wrong-doers shall receive a portion of the chastisements as their fellows (of yore). So let them not rush Me.

Aisha Bewley

Those who do wrong will have their due, the same as that of their friends. So they should not hurry Me!

Al-Hilali & Khan

And verily, for those who do wrong, there is a portion of torment like to the evil portion of torment (which came for) their likes (of old); so let them not ask Me to hasten on!

Ali Quli Qarai

Indeed the lot of those who do wrong [now] will be like the lot of their [earlier] counterparts. So let them not ask Me to hasten on [that fate].

Amatul Rahman Omar

Those who do injustice (to Our Messengers) should meet the fate (of miseries) like the fate of their fellows (of old). Therefore do not let them ask Me to hasten on (the punishment which awaits them).

Arthur John Arberry

The evildoers shall have their portion, like the portion of their fellows; so let them not hasten Me!

Bijan Moeinian

The sinners will have the same destiny as those who sinned before them. Tell them not to jokingly ask Me to accelerate it.

E. Henry Palmer

Verily, for those who injure (the Apostle) shall be a portion like the portion of their fellows, but let them not hurry Me!

Edip-Layth

The transgressors will have the same fate as their previous friends; so let them not be hasty.

George Sale

Unto those who shall injure our apostle shall be given a portion like unto the portion of those who behaved like them in times past; and they shall not wish the same to be hastened.

Hamid S. Aziz

And lo! Those who do wrong shall have a portion like the portion of those of earlier generations, therefore let them not ask Me to hasten.

Mahmoud Ghali

Then surely the ones who did injustice will have an allotment like the allotment of their companions; so let them not seek to hasten Me!

Marmaduke Pickthall

And lo! for those who (now) do wrong there is an evil day like unto the evil day (which came for) their likes (of old); so let them not ask Me to hasten on (that day).

Mohamed Ahmed - Samira

Those who do wrong will indeed come to the same end as their fellows (of old). So let them not ask Me to hasten (the punishment).

Muhammad Asad

And, verily, they who are bent on doing evil shall have their share [of evil] like unto the share of their fellows [of old]: so let them not ask Me to hasten [their doom]!

Mustafa Khattab

The wrongdoers will certainly have a share ˹of the torment˺ like that of their predecessors. So do not let them ask Me to hasten ˹it˺.

Progressive Muslims

The transgressors will have the same fate as their previous friends; so let them not be hasty.

Sahih International

And indeed, for those who have wronged is a portion [of punishment] like the portion of their predecessors, so let them not impatiently urge Me.

Sam Gerrans

And for those who do wrong is a portion like the portion of their companions; so let them not seek to hasten Me!

Shabbir Ahmed

And behold, the violators of human rights trail behind in humanity as their comrades did in the past. So they should not ask Me to hasten their full recompense.

Syed Vickar Ahamed

And verily, for the wrongdoers, their portion (of punishment) is like the portion of their fellows (of earlier generations): Then let them not ask Me to hasten (that portion)!

Taqi Usmani

So, those who did wrong will have their turn like the turn of their counterparts. So, they should not ask Me to hasten on.

The Monotheist Group

The transgressors will have the same fate as their previous friends; so let them not be hasty.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui ont été injustes auront une part (de tourments) pareille à celle de leurs compagnons. Quʹils ne soient pas trop pressés.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar voor hen die onrecht plegen is er een portie die even groot is als de portie van hun metgezellen. Zij moeten Mij dan maar niet vragen het te verhaasten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Aan hen die onzen gezant beleedigden, zal een deel gegeven worden, gelijk aan het deel van hen, die zich in vroegere tijden, evenals zij hebben gedragen; en zij zullen niet wenschen, dat dit verhaast worde.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, de zonden van degenen die onrecht plegen zijn gelijk aan de zonden van hun soortgenoten (in vroegere generaties). Laten zij daarom Mij niet vragen (de bestraffing) te bespoedigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, тем, которые злочинствовали (отвергая пророка Мухаммада), (некая) доля (наказания), подобная доле (наказания) их (прежних) товарищей (которые отвергали прежних пророков), и пусть они [эти многобожники] не торопят Меня (с наказанием, так как оно несомненно придет)!

Rusça — Osmanov

Воистину, тем, которые поступали не по праву, уготована доля [наказания], равная доле их сотоварищей [во грехе]. Так пусть же не торопят Меня.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De som begår orätt skall få sin andel av det straff som drabbade deras likasinnade föregångare. De behöver inte be Mig att påskynda (domen)!