Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."

قَالُوا يَامُوسَىٰ اِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَا اَبَدًا مَا دَامُوا فِيهَا فَاذْهَبْ اَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَا اِنَّا هٰهُنَا قَاعِدُونَ

ḳālū yā mūsā innā len nedḣulehā ebeden mā dāmū fīhā fe ƶheb ente ve rabbuke fe ḳātilā innā hāhunā ḳāǐdūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler ki
2يَامُوسَىٰyā mūsāياموسىEY/HEY/AH Musa
3اِنَّاinnāşüphesiz biz
4لَنْlen
5نَدْخُلَهَاnedḣulehāد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakoraya girmeyiz
6اَبَدًاebedenا ب دKalmak, ikamet etmek, sürekli/kalıcı olarak oturmak, devamlı kılmak, zaman (mutlak anlamda), uzun süre, sonsuz/ebedi/sonsuza dek, sınırsız/bölünemez, kalıcı/daimi, asosyal/yabancı, asla (olumsuz yapıda kullanıldığında)asla
7مَا
8دَامُواdāmūد و مDevam etmek, dayanmak, ısrar etmek, kalmak, sebat etmek, sürmek, hareketsiz durmak, hayatta kalmak.onlar olduğu sürece
9فِيهَاfīhāorada
10فَاذْهَبْfe ƶhebذ ه بgitmek, uzaklaşmak, ayrılmak, almak veya uzaklaşmak, tüketmek, almak, iletmek, ölmek, sona ermekgidin
11اَنْتَentesen
12وَرَبُّكَve rabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükve Rabbin
13فَقَاتِلَاfe ḳātilāق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmaksavaşın
14اِنَّاinnāşüphesiz biz
15هٰهُنَاhāhunāburada
16قَاعِدُونَḳāǐdūneق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerioturuyoruz

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yâ Mûsâ demişlerdi, onlar orada bulundukça biz, oraya ebedîyen giremeyiz. Sen, Rabbinle git, ikiniz çarpışın onlarla, biz burada oturup duracağız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yâ Mûsâ demişlerdi, onlar orada bulundukça biz, oraya ebedîyen giremeyiz. Sen, Rabbinle git, ikiniz çarpışın onlarla, biz burada oturup duracağız.

Adem Uğur

Ey Musa! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla girmeyiz; şu halde, sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız dediler.

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Ya Musa, orada oldukları müddetçe biz oraya ebeden girmeyeceğiz. . . Git, sen ve Rabbin; ikiniz savaşın! İşte burada oturucularız. "

Ahmet Tekin

Onlar ise: 'Ya Mûsâ, onlar o topraklarda bulunduğu müddetçe, ebediyyen, asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlara karşı birlikte savaşın, işte biz burada oturuyoruz.' dediler.

Ahmet Varol

(İsrailoğulları) bu kez: 'Ey Musa! Onlar orada bulundukları sürece biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidip çarpışın, biz şurada oturuyoruz' dediler.

Ali Bulaç

Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burda duracağız."

Ali Fikri Yavuz

İsrâiloğulları şöyle dediler: “- Ey Mûsa, o zâlimler orada iken biz hiç bir zaman oraya giremeyiz. Artık sen ve Rabb’in beraber gidin de ikiniz harp edin; biz mutlaka burada oturucularız.”

Ali Rıza Safa

"Ey Musa!" dediler; "Onlar orada oldukça, oraya asla girmeyiz. Şimdi, sen ve Efendin; ikiniz gidip savaşın. Biz, burada kalacağız!"

Bayraktar Bayraklı

"Ey Musa! Onlar orada bulunduğu müddetçe biz oraya asla girmeyeceğiz; şu halde sen ve Rabbin gidiniz savaşınız; biz burada oturacağız" dediler.

Bekir Sadak

«Ey Musa! Onlar orada oldukca biz asla oraya girmeyecegiz. Sen ve Rabbin gidin savasin, dogrusu biz burada oturacagiz» demislerdi.

Celal Yıldırım

Onlar (yine) ey Musa ! dediler, o zorbalar orada oldukça biz kesinlikle oraya giremeyiz. Sen, Rabbinle git de ikiniz (onlarla) savaşın, biz burada otururuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

İsrâiloğulları, “Ey Mûsâ! Onlar orada bulundukları sürece biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız!” dediler.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."

Diyanet İşleri (eski)

'Ey Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, doğrusu biz burada oturacağız' demişlerdi.

Diyanet Vakfi

«Ey Musa! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla girmeyiz; şu halde sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kavmi Musa'ya: «Ey Musa! Onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb'in gidin savaşın. Biz burada oturacağız» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Ey Musa, onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz! Haydi, sen Rabbinle git, ikiniz savaşın; biz işte burada oturacağız!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya Musa, dediler: Onlar orada bulundukça biz oraya ebeda giremeyiz, haydi sen rabbınla git ikiniz harb edin biz işte burada otururuz

Erhan Aktaş

"Ey Musa! Onlar, orada oldukları sürece biz oraya asla girmeyiz; haydi sen git, sen ve Rabb'in birlikte savaşın. Kuşkusuz, işte biz buradan öteye gitmeyiz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey Musa! "Onlar, orada oldukları sürece biz oraya asla girmeyiz; haydi sen git, sen ve Rabb'in birlikte savaşın. Kuşkusuz, işte biz buradan öteye gitmeyiz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey Musa! "Onlar, orada oldukları sürece biz oraya asla girmeyiz; haydi sen git, sen ve Rabb'in birlikte savaşın. Kuşkusuz, işte biz buradan öteye gitmeyiz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Dediler ki, «Ey Musa, onlar orada olduğu sürece biz oraya kesinlikle girmeyiz. Git sen Rabbin ile birlikte savaş, biz burada kalıyoruz.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Ey Musa, biz onlar durduğu sürece ebediyen oraya girmeyeceğiz. Sen ve rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız."

Hamdi Döndüren

İsrail oğulları ise, “Ey Musa! Onlar orada bulundukları sürece, biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin ve ikiniz birlikte savaşın; biz burada oturup sizi (bekleyeceğiz)!” dediler.

Hasan Basri Çantay

Onlar da (şöyle) söylediler: "Ya Musa, onlar orada bulundukça biz oraya ilel'ebed giremeyiz. Artık sen Rabbinle beraber git! Bu suretle ikiniz harb edin! Biz mutlakaa oturucularız".

Hasib Asutay

(İsrailoğulları) 'Ey Musa! Onlar orada oldukları sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın doğrusu biz burada oturacağız' dediler.

Hayrat Neşriyat

(İsrâiloğulları:) 'Ey Mûsâ! Doğrusu biz, (onlar) orada bulundukları müddetçe, oraya ebedî olarak aslâ girmeyiz; onun için sen, Rabbinle git, artık (onlarla) ikiniz savaşın, doğrusu biz (onlarla harb etmektense) burada (bu Tih Sahrâsında) oturacak olan kimseleriz' dediler.

İbni Kesir

Demişlerdi ki: Ey Musa; onalr orada oldukça, ebediyyen oraya girmeyiz. Git, sen ve Rabbın savaşın. Biz, burada oturanlardanız.

Mehmet Okuyan

(İsrailoğulları) “Ey Musa! Onlar orada bulundukları sürece biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, savaşın! Biz burada oturacağız!” demişlerdi.

Muhammed Esed

(Ama) onlar: "Ey Musa!" dediler, "Ötekiler orada oldukça biz o (topraklar)a asla giremeyeceğiz. O halde sen ve Rabbin gidin ve birlikte savaşın! Biz burada kalacağız!"

Mustafa İslamoğlu

Berikiler (ise) "Ey Musa!" dediler, "onlar orada bulundakça, biz asla oraya girmeyeceğiz. O halde sen ve Rabbin gidip savaşın, biz işte şuracıkta oturuyoruz!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Ya Mûsa! Biz elbette ebedîyen girmeyeceğiz, onlar orada devam ettikçe artık sen Rabbinle git, mukatelede bulun, bizler ise burada oturucularız.»

Ömer Öngüt

Şöyle dediler: “Ey Musa! Onlar orada oldukça, biz aslâ oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada otururuz. ”

Suat Yıldırım

Yine dediler ki: "Ya Mûsâ! O zorbalar orada oldukları müddetçe biz asla giremeyiz. Haydi sen Rabbinle git, ikiniz onlarla savaşın, biz işte burada oturuyoruz."

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Ey Musa, onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin, gidin, savaşın, biz burada oturuyoruz!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Bak Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla ikiniz savaşın! Biz işte şurada oturup bekleyeceğiz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Musa'nın halkı) Dediler ki "Bak Musa! Onlar orada olduğu müddetçe biz asla oraya giremeyiz. Sen ve Rabbin gidin, savaşın. Biz burada oturuyoruz."

Şaban Piriş

-Ey Musa, onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada oturacağız, demişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Ey Musa, biz, orda onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burda duracağız.»

Ümit Şimşek

Onlar yine 'Ey Musa,' dediler. 'Onlar orada olduğu müddetçe biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidip onlarla savaşın; biz burada oturacağız.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Hadi sen git, Rabbin'le birlikte savaşın. Biz şuracıkta oturacağız."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Ey Musa! Nə qədər ki onlar oradadırlar, biz ora heç vaxt girməyəcəyik. Odur ki, sən və sənin Rəbbin gedin, onlarla vuruşun. Biz isə burada oturacağıq”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(İsrail oğulları) dedilər: ″Ey Musa, nə qədər ki, onlar oradadırlar, biz ora girməyəcəyik. Sən və Rəbbin gedib onlarla vuruşun. Biz isə burada oturacağıq″.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sagten: ʺMoses! Wir treten niemals ein, solange sie dort sind. Gehe du mit deinem Herrn und kämpft gegen sie! Wir bleiben hier sitzen!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie (, die anderen,) sagten: ʺO Musa, gewiß werden wir es niemals betreten, solange sie darin sind. Geh doch du und dein Herr hin und kämpft! Wir werden hier sitzen bleiben.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺO Moses, nimmermehr werden wir es betreten, solange jene dort sind. Gehe denn du mit deinem Herrn und kämpft; wir bleiben hier sitzen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺMusa! Gewiß, wir werden es niemals betreten, solange sie darin sind. Also geh du mit deinem HERRN hin und kämpft. Gewiß, wir werden uns nicht von der Stelle rühren.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Thus still they said to Mussa: "O Mussa, we shall never make entry therein so long as they are within; you go along with Allah, your Creator and fight them yourselves; we are staying here".

Abdul Haleem

They said, ‘Moses, we will never enter while they are still there, so you and your Lord go in and fight, and we will stay here.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "O Moses! while they remain there, never shall we be able to enter, to the end of time. Go thou, and thy Lord, and fight ye two, while we sit here (and watch)."

Abul A'la Maududi

Nevertheless they said: 'O Moses! Never shall we enter it as long as they are there. Go forth, then, you and your Lord, and fight, both of you. As for us, we will sit here.'

Aisha Bewley

They said, ‘We will never enter it, Musa, as long as they are there. So you and your Lord go and fight. We will stay sitting here.’

Al-Hilali & Khan

They said: "O Mûsâ (Moses)! We shall never enter it as long as they are there. So go you and your Lord and fight you two, we are sitting right here."

Ali Quli Qarai

They said, ‘O Moses, we will never enter it so long as they remain in it. Go ahead, you and your Lord, and fight! We will be sitting right here.’

Amatul Rahman Omar

They said, `O Moses! we will, certainly, never enter it so long as they are therein, so go forth you and your Lord, then fight (there) you two, surely, we will sit down here (and watch). '

Arthur John Arberry

They said, 'Moses, we will never enter it so long as they are in it. Go forth, thou and thy Lord, and do battle; we will be sitting here.'

Bijan Moeinian

They replied: "Moses, we will never enter the town [while its inhabitants are there. ] Your and “Your God" go and fight with them. We are sitting right here!”

E. Henry Palmer

They said, 'O Moses! we shall never enter it so long as they are therein; so, go thou and thy Lord and fight ye twain; verily, we will sit down here. '

Edip-Layth

They said, "O Moses, we will never enter it as long as they are in it, so go you and your Lord and fight, we will stay right here!"

George Sale

They replied, O Moses, we will never enter the land, while they remain therein: Go therefore thou, and thy Lord, and fight; for we will sit here.

Hamid S. Aziz

They said, "O Moses! We shall never enter it so long as they are therein; so, go you and your Lord and fight you two; we will sit down here. "

Mahmoud Ghali

They said, "O Mûsa (Moses), surely we will never enter it at all so long as they are in it. So go forth, you and your Lord, and then you (two) fight (them). Surely we will be sitting here now!"

Marmaduke Pickthall

They said: O Moses! We will never enter (the land) while they are in it. So go thou and thy Lord and fight! We will sit here.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "O Moses, we shall never, never enter so long as they are there. Go you and your Lord to fight them; we stay here."

Muhammad Asad

[But] they said: "O Moses! Behold, never shall we enter that [land] so long as those others are in it. Go forth, then, thou and thy Sustainer, and fight, both of you! We, behold, shall remain here!"

Mustafa Khattab

˹Yet˺ they said, "O Moses! ˹Still˺ we will never enter as long as they remain there. So go—both you and your Lord—and fight; we are staying right here!"

Progressive Muslims

They said: "O Moses, we will never enter it as long as they are in it, so go you and your Lord and fight, we will stay right here!"

Sahih International

They said, "O Moses, indeed we will not enter it, ever, as long as they are within it; so go, you and your Lord, and fight. Indeed, we are remaining right here."

Sam Gerrans

They said: “O Moses: we will not enter it ever, so long as they remain therein. So go thou, thou and thy Lord, and fight; we will sit here.”

Shabbir Ahmed

They said, "O' Moses! We shall never enter the land while they are in it. You and your Lord should go and fight, while we sit here."

Syed Vickar Ahamed

They said: "O Musa (Moses)! While they remain there, never shall we be able to enter to the end of time. You go, and your Lord, and you two fight, while we sit here (and watch)."

Taqi Usmani

They said, "O Mūsā, we shall never enter it, in any case, so long as they are there. So go, you and your Lord, and fight. As for us, we are sitting right here."

The Monotheist Group

They said: "O Moses, we will never enter it as long as they are in it, so go you and your Lord and fight, we will stay right here!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺMoïse! Nous nʹy entrerons jamais, aussi longtemps quʹils y seront. Va donc, toi et ton Seigneur, et combattez tous deux. Nous restons là où nous sommesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gotin: Ey Mûsa! Heta ku ew (sitemkar) li wî bajarî bin, em ê qet neçinê. Nexwe de tu û Xwedayê xwe herin bi wan re şer bikin, bêguman em ê li vê derê rûniştî bin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺO Moesa, wij zullen er nooit binnengaan zolang zij erin zijn. Ga jij maar en jouw Heer en strijdt. Wij blijven wel hier.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij hernamen: O, Mozes! wij zullen het land nimmer binnentreden terwijl zij er in vertoeven; ga dus, gij en uw God en strijd; want wij zullen hier blijven.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden; ʺO Môesa, wij zullen dau nooit binnentreden, den zolang zij daarbinnen zijn. Gaat u maar en uw Heer, en vecht met u tweeën, voonvaar, wij zullen hier blijven zitten.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Сказали они [потомки Исраила]: «О, Муса! Мы ни за что не войдем в него [в этот город], пока они [сильные люди] там остаются. Ступай же ты и твой Господь и сражайтесь вдвоем, а мы здесь будем сидеть».

Rusça — Osmanov

Они ответили: ʺО Муса! Воистину, мы ни за что никогда не ступим на эту землю, пока там находятся [великаны]. Ступай и вместе со своим Господом сражайся [там]. Мы же пребудем здесьʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Men) de sade: ʺMoses! I detta (land) går vi aldrig in så länge (jättarna) är kvar där. Gå, du och din Herre, och kämpa (mot dem)! Vi stannar här.ʺ