Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

وَاِذْ صَرَفْنَا اِلَيْكَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْاٰنَۚ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوا اَنْصِتُوا فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا اِلٰى قَوْمِهِمْ مُنْذِرِينَ

ve iƶ Sarafnā ileyke neferan mine l-cinni yestemiǔne l-ḳurāne fe lemmā HaDerūhu ḳālū enSitū fe lemmā ḳuDiye vellev ilā ḳavmihim munƶirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذْve iƶbir zaman
2صَرَفْنَاSarafnāص ر فÇevirmek, saptırmak, önlemek, öne sürmek, ortaya koymak, değiştirmek. sarfun - önleme eylemi. masrifun - sığınılacak yer, sığınak. masruufun - saptırılmış. sarrafa (fiil 2) - açıklamak. tasrif - (rüzgarın) değişimi. insarafa (fiil 7) - yana dönmek.yöneltmiştik
3اِلَيْكَileykesana
4نَفَرًاneferanن ف رSavaştan kaçmak, herhangi bir işten çekilmek (savaştan olduğu gibi), yürümek, vahşileşmek, huysuzlaşmak.bir topluluğu
5مِنَmine-den
6الْجِنِّl-cinniج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcinler-
7يَسْتَمِعُونَyestemiǔneس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakdinlemek üzere
8الْقُرْاٰنَۚl-ḳurāneق ر اOkumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathaneKur'an
9فَلَمَّاfe lemmāzaman
10حَضَرُوهُHaDerūhuح ض رHazır bulunmak, var olmak, huzurunda durmak, zarar vermek, el altında olmak. Gelmek veya varmak, hazır veya hazırlanmış olmak, birinin yanında olmak veya birinin huzuruna gelmek, kendini bir şeye veya kişiye takdim etmek, bir kişiyi ziyaret etmek, bir yerin yakınında olmak, bir yerde yaşamak veya ikamet etmek, bir şeye tanık olmak veya görmek, bir şeyi gözle görmek, cevap vermek veya yanıtlamak, tartışmak veya münazara etmek, biriyle mücadele etmek ve üstesinden gelmek, rahatsız etmek.ona geldikleri
11قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
12اَنْصِتُواenSitūن ص تSessiz/sakin kalmaksusun (dinleyin)
13فَلَمَّاfe lemmāzaman da
14قُضِيَḳuDiyeق ض يTamamen bitirmek, kararlaştırmak/hükmetmek/yargısal karar vermek, hüküm vermek, yaratmak, sona erdirmek, elde etmek/başarmak/tatmin etmek, uygulamak, çözümlemek, yerine getirmek, duyurmak, açığa çıkarmakbitirildiği
15وَلَّوْاvellevو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdöndüler
16اِلٰىilā
17قَوْمِهِمْḳavmihimق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavimlerine
18مُنْذِرِينَmunƶirīneن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarıcılar olarak

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

An o zamanı ki hani cinlerin bir bölüğünü, Kur'ân dinlesinler diye senin bulunduğun tarafa yollamıştık; oraya gelince birbirlerine, susun demişlerdi; okunuşu bitince de korkutmak için kavimlerine dönmüşlerdi de.

Abdulkadir Gölpınarlı

An o zamanı ki hani cinlerin bir bölüğünü, Kurʼân dinlesinler diye senin bulunduğun tarafa yollamıştık; oraya gelince birbirlerine, susun demişlerdi; okunuşu bitince de korkutmak için kavimlerine dönmüşlerdi de.

Adem Uğur

Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur'an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) "Susun" demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

Ahmed Hulusi

Hani cinden (insan gözünün görme alanı dışında kalan bir türden) bir grubu, Kuran'ı işitip dinlesinler diye sana yöneltmiştik. . . Ona hazır olduklarında dediler ki: "Susun!". . . Hüküm yerine gelince de uyarıcılar olarak toplumlarına döndüler!

Ahmet Tekin

Hani, cinlerden bir grubu, Kur’ân’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur’ân’ı dinlemek için geldiklerinde, birbirlerine: 'Susun, dinleyin, duyduklarınızı uygulayın!' dediler. Kur’ân’ın okunması bitince de, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan birer uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

Ahmet Varol

Hani cinlerden bir grubu Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde: 'Susup kulak verin' dediler. (Okuma) bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler.

Ali Bulaç

Hani cinlerden birkaçını, Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: "Kulak verin;" sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.

Ali Fikri Yavuz

Hatırla ki, cinlerden (on kişiye yakın) bir grubu, Kur’an dinlemek üzere sana yollamıştık. Vakta ki, Kur’an’ın huzuruna vardılar. (Birbirlerine): “- Susun, dinleyin” dediler. Sonra (Hz. Peygamber tarafından okunmakta olan Kur’an) bitirildiği vakit de (cinler Peygambere ve Kur’an’a iman getirerek) döndüler, (hem iman’a davet, hem de iman getirmiyenleri) korkutmak üzere kavimlerine gittiler.

Ali Rıza Safa

Kur'an'ı dinlemeleri için, cinlerden bir kümeyi sana yönlendirmiştik. Ona hazır olduklarında, şöyle dediler: "Sessizce dinleyin!" Sonra bitirildiğinde, kendi toplumlarına uyarıcılar olarak döndüler.

Bayraktar Bayraklı

Hani, cinlerden Kur'an'ı dinlemek isteyen bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar Kur'an'ı dinlemeye geldiklerinde, "Susup dinleyin!" dediler. Kur'an'ın okunması tamamlanınca, uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler.

Bekir Sadak

Kuran'i dinleyecek cinlerden bir takimini sana yoneltmistik. Onlar Kuran'i dinlemege hazir olunca birbirlerine: «Susun» dediler Kuran'in okunmasi bitince, herbiri birer uyarici olarak milletlerine donduler.

Celal Yıldırım

Hani bir vakit cinlerden birkaç tanesini Kur'ân dinlemek üzere sana çevirip göndermiştik. O'nu dinlemeye hazır duruma gelince, birbirlerine, «susun dinleyin I» dediler. Dinleme işi yerine gelip sona erince birer uyarıcılar olarak kendi topluluklarına dönüp gittiler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bir zamanlar cin topluluğundan bir grubu, Kur’an’ı dinlemek üzere sana doğru yönlendirmiştik. Yanına geldiklerinde “Susup dinleyin!”dediler, okuma sona erince de uyarıcılar olarak kendi topluluklarına döndüler.

Diyanet İşleri

Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

Diyanet İşleri (eski)

Kuran'ı dinleyecek cinlerden bir takımını sana yöneltmiştik. Onlar Kuran'ı dinlemeğe hazır olunca birbirlerine: 'Susun' dediler. Kuran'ın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak milletlerine döndüler.

Diyanet Vakfi

Hani cinlerden bir gurubu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur'an'ı dinlemeye hazır olunca (birbirlerine) «Susun» demişler, Kur'an'ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey Muhammed! Hani biz cinlerden bir grubu Kur'ân'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onlar Kur'ân'ı dinlemek için hazır bulundukları zaman birbirlerine «susun» dediler. Kur'ân'ın okunması bitince de birer uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de şu vakti anlat, hani cinlerden bir takımını Kur'an dinlemek üzere sana göndermiştik. Onu dinlemeye geldiklerinde: "Susun, dinleyin!" dediler. (Dinleme) bitirilince de dönüp uyarmak üzere kavimlerine gittiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de şu vaktı anlat ki: Cinlerden bir takımını Kur'an dinlemek üzere sana sevketmiştik, bu suretle vakta ki ona hazır oldular, susun dinleyin dediler, sonra bitirildiği vakıt da döndüler, inzar etmek üzere kavımlarına gittiler

Erhan Aktaş

Bir grup cinni Kur'an'ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onlar, gelip Kur'an'ı dinlemeye başladıklarında birbirlerine, "sessiz olun, dinleyin." dediler. Sonra da dinlemeleri bitince kendi halklarını uyarmak için geri döndüler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir grup cinni Kur'an'ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onlar, gelip Kur'an'ı dinlemeye başladıklarında birbirlerine, "sessiz olun, dinleyin." dediler. Sonra da dinlemeleri bitince kendi halklarını uyarmak için geri döndüler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir grup cinni Kur'an'ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onlar, gelip Kur'an'ı dinlemeye başladıklarında birbirlerine, "Sesiz olun, dinleyin." dediler. Sonra da dinlemeleri bitince kendi toplumlarını uyarmak için geri döndüler.

Fizilal-il Kuran

Bir zamanlar cinlerden bir topluluğu Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde «Susun dinleyin» dediler. Kur'an okuması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler.

Gültekin Onan

Hani cinlerden birkaçını, Kuran dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: "Kulak verin;" sonra bitirilince kendi kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler.

Hamdi Döndüren

Hani cinlerden bir grubu, Kur’an’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde (birbirlerine), “Susun, dinleyin!” dediler, Kur’an’ın okunması bitirilince de, uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler.

Hasan Basri Çantay

Yadet o zamanı ki cinlerden bir taaifeyi Kur'an dinlemeleri için sana (doğru) çevirmişdik. İşte bunlar onun huzuuruna gelince (birbirine) "Susun (dinleyin)" demişler, (okunması) bitirilince de (kendilerini azab ile) korkutmıya me'mur olarak kavmlerine dönmüşlerdi.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Hani cinlerden bir grubu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. (16) Nihâyet onun huzuruna geldikleri zaman, 'susun ' dediler. Okuma bitince kavimlerine uyarıcılar olarak döndüler. (16. Rivayete göre Peygamber Efendimiz Taif'ten dönerken Batn-ı Nahl denilen yerde kıldığı sabah namazı sonrasında bir grup cin Kur'an'ı dinlemiş.)

Hayrat Neşriyat

Ve bir zaman, cinlerden birtakımını Kur’ân’ı dinlemeleri üzere sana yöneltmiştik. Nihâyet ona (ulaşarak) hazır olduklarında (birbirlerine): 'Susun (dinleyin)!' dediler. (O Kur’ân kırâeti) bitirilince de (artık îmân etmiş kimseler ve Allah’ın azâbı ile) korkutucular olarak kavimlerine döndüler.

İbni Kesir

Hani Kur'an dinlesinler diye sana cinlerden bir taife yöneltmiştik. Hazır olunca demişlerdi ki: Susun. Kur'an tamam olunca da her biri birer uyarıcı olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

Mehmet Okuyan

Hani cinlerden bir grubu, Kur’an’ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. (Kur’an’ı dinlemeye) hazır olduklarında (birbirlerine) “Susun!” demişler, (dinlemeleri) bitince uyarıcılar olarak toplumlarına dönmüşlerdi.

Muhammed Esed

Hani (ey Muhammed!) Biz bir grup tanınmayan/bilinmeyen varlığı, Kuran'ı dinleyebilsinler diye sana doğru yöneltmiştik ve o(nun mesajları)nı fark eder etmez de (birbirlerine) "Sessizce dinleyin!" demişler ve (okuma) bittiğinde kendi toplumlarına uyarıcı olarak dönmüşlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Bir zamanlar, cinlerden bir gurubu Kur'an'ı dinlesinler diye sana yönlendirmiştik. Nihayet o (vahye) kavuşur kavuşmaz "Sükunetle dinleyin!" demişler, (okuma) biter bitmez de kendi toplumlarının yanına uyarıcılar olarak dönmüşlerdi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o zamanı da yâd et ki, cinlerden bir zümreyi Kur'an'ı dinlemeleri için sana göndermiştik. Vaktâ ki, ona hazır oldular, dediler ki: «Susun! (dinleyin).» Vaktâ ki, tilâveti nihâyet buldu, kendi kavimlerine korkutucular olarak dönüp gittiler.

Ömer Öngüt

Resulüm! Hani Kur'an dinlesinler diye sana cinlerden bir tâife yöneltmiştik. Hazır olunca birbirlerine: "Susun!" demişlerdi. Kur'an'ın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak kavimlerine dönmüşlerdi.

Suat Yıldırım

Hani Biz bir vakit cinlerden bir takımını Kur’ân dinlemeleri için sana göndermiştik. Kur’ân’ı işitip dinleyecek yere gelince birbirlerine: "Susun, dinleyin!" dediler. Okuma tamamlanınca kendi toplumlarına birer uyarıcı olarak döndüler.

Süleyman Ateş

Bir zaman, cinlerden bir topluluğu Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Ona geldiklerinde (birbirlerine): "Susun, (dinleyin)" dediler. (Okuma) Bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler:

Süleymaniye Vakfı

Bir gün, Kur'an'ı dinlemeye hazır bir grup cini sana yönlendirmiştik. Yanına vardıklarında birbirlerine "Susun!" dediler. Dinlemeleri tamamlanınca birer uyarıcı olarak toplumlarına döndüler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir gün, cinlerden bir kaçını Kur'an'ı dinlesinler diye sana yönlendirmiştik. Onu dinlerken birbirlerine: "Susun" dediler. Okuma bitince uyarmak için topluluklarına geri döndüler.

Şaban Piriş

Hani, cinlerden bir grubu Kur'an'ı dinlesinler diye sana yöneltmiştik. Onun yanına gelince "susun!" demişler. (Okuma) tamamlanınca kavimlerine uyarıcı olarak dönmüşler.

Tefhim-ul Kuran

Hani cinlerden birkaçını, Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki: «Kulak verin;» sonra (dinleme işi) bitirilince de kendi kavimlerine (birer) uyarıcı korkutucular olarak döndüler.

Ümit Şimşek

Bir zaman da, Kur'ân'ı dinlemeleri için, cinlerden bir topluluğu sana göndermiştik. Onu dinlemek için hazır hale geldiklerinde, birbirlerine 'Susun' dediler. Kur'ân okunduktan sonra da kavimlerine birer uyarıcı olarak döndüler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir zaman, cinlerden bir topluluğu, Kur'an'ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Onu dinlemeye hazır hale geldiklerinde: "Susup dinleyin!" dediler. Dinleme bitirilince de uyarıcılar olarak kendi toplumlarına döndüler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bir zaman bir dəstə cini Quranı dinləmək üçün sənin yanına yolladıq. Onlar onu dinləməyə gəldikdə bir-birinə: “Susun, qulaq asaq!”– dedilər. Quran oxunub qurtardıqdan sonra isə xəbərdar etmək məqsədilə öz tayfalarının yanına qayıtdılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) Onu da xatırla ki, bir zaman bir dəstə (ona qədər) cini Qurʼanı dinləmək üçün sənin yanına göndərmişdik. Onlar onu dinləməyə (yaxud sənin yanında) hazır olduqda (bir-birinə): ″Qulaq asın!″ – dedilər və (Qurʼan oxunub) qurtardıqdan sonra (həmcinslərini Allahın əzabı ilə) qorxudanlar sifətilə öz qövmlərinin yanına qayıtdılar. (İşə bax ki, cinlər Qurʼanı eşidib ona iman gətirdikləri halda, bu müşriklər hələ də ondan üz döndərirlər).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir führten dir einmal einige Dschinn zu, die dem Koran zuhörten. Als sie dabei waren, sagten sie einander: ʺHört zu!ʺ Als der Vortrag beendet war, begaben sie sich zu ihrem Volk, um es zu warnen.

Almanca — Der Edle Quran

Und (gedenke,) als Wir eine kleinere Schar Ginn veranlaßten, sich zu dir zu begeben und dem Qurʹan zuzuhören. Als sie zu ihm eingefunden hatten, sagten sie: ʺHorcht hin!ʺ Als er dann zum Ende kam, kehrten sie zu ihrem Volk zurück, um sie zu warnen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und da wandten Wir dir eine Schar Ginn zu, die den Quran vernehmen konnten; und als sie bei ihm zugegen waren, sprachen sie: ʺHört zuʺ, und als er zu Ende war, kehrten sie zu ihrem Volk zurück (und) warnten (es)

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als WIR dir eine Gruppe von den Dschinn zuwandten, die dem Quran zuhörten. Und als sie bei ihm anwesend wurden, sagten sie: ʺHört zu!ʺ Und dann, als damit aufgehört wurde, kehrten sie zu ihren Leuten als Warnende zurück.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We resolved to direct some of the Jinn toward the place where you Muhammad were leading your followers in the act of worship, reciting the Quran. When they were within hearing; a command to be quiet was uttcred by some and they listened to the end of the recital. They hastened back to their people advising them to alter their course of actions when warned of its danger.

Abdul Haleem

We sent a group of jinn to you [Prophet] to listen to the Quran. When they heard it, they said to one another, ‘Be quiet!’ Then when it was finished they turned to their community and gave them warning.

Abdullah Yusuf Ali

Behold, We turned towards thee a company of Jinns (quietly) listening to the Qur'an: when they stood in the presence thereof, they said, "Listen in silence!" When the (reading) was finished, they returned to their people, to warn (them of their sins).

Abul A'la Maududi

And call to mind when We sent to you a party of the jinn that they may listen to the Qur'an. When they reached the place (where you were reciting the Qur'an), they said to one another: "Be silent (and listen)." And when the recitation ended, they went back to their people as warners.

Aisha Bewley

And We diverted a group of jinn towards you to listen to the Qur’an. When they were in earshot of it they said, ‘Be quiet and listen.’ When it was over they went back to their people, warning them.

Al-Hilali & Khan

And (remember) when We sent towards you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) a group (three to ten persons) of the jinn, (quietly) listening to the Qur’ân. When they stood in the presence thereof, they said: "Listen in silence!" And when it was finished, they returned to their people, as warners.

Ali Quli Qarai

When We dispatched toward you a team of jinn listening to the Qur’ān, when they were in its presence, they said, ‘Be silent!’ When it was finished, they went back to their people as warners.

Amatul Rahman Omar

And (Prophet! recall the time) when We brought some people from among the jinns to you. They wished to listen to the Qur'ân. When they attended it (- its recitation) they said (one to another), `Be silent (and listen).' When this (recitation) was over they went back to their people as warners.

Arthur John Arberry

And when We turned to thee a company of jinn giving ear to the Koran; and when they were in its presence they said, 'Be silent!' Then, when it was finished, they turned back to their people, warning.

Bijan Moeinian

I (God) led a group of extra-terrestrials (Jinns) to one of your Qur’an recitation sessions. When they arrived, they listened carefully. Then they returned to their people as Warner.

E. Henry Palmer

And when we turned towards thee some of the ginn listening to the Qur'an, and when they were present at (the reading of) it, they said, 'Be silent!' and when it was over they turned back to their people, warning them.

Edip-Layth

We sent to you a small number of Jinn, in order to let them listen to the Quran. So when they arrived there, they said, "Pay attention." Then, when it was finished, they returned to their people, to warn them.

George Sale

Remember when We caused certain of the genii to turn aside unto thee, that they might hear the Koran: And when they were present at the reading of the same, they said to one another, give ear: And when it was ended, they returned back unto their people, preaching what they had heard.

Hamid S. Aziz

And when We turned towards you (O Muhammad) a party of the jinn listened to the Quran; so when they came in its presence (or influence), they said, "Be silent"; then when it was finished, they turned back to their people warning (them).

Mahmoud Ghali

And (remember) as We turned about to you a batch of the jinn listening to the Qur'an; so, as soon as they were in its presence they said, "Hearken!" Then, as soon as it was accomplished, they turned back to their people, constantly warning.

Marmaduke Pickthall

And when We inclined toward thee (Muhammad) certain of the jinn, who wished to hear the Qur'an and, when they were in its presence, said: Give ear! and, when it was finished, turned back to their people, warning.

Mohamed Ahmed - Samira

And (remember), when We turned a company of jinns towards you to listen to the Qur'an, they arrived when it was being recited, and they said: "Keep silent. " When it was over they came back to their people, warning them:

Muhammad Asad

AND LO! We caused a group of unseen beings to incline towards thee, [O Muhammad,] so that they might give ear to the Qur’an; and so, as soon as they became aware of it, they said [unto one another], "Listen in silence!" And when [the recitation] was ended, they returned to their people as warners.

Mustafa Khattab

˹Remember, O  Prophet,˺ when We sent a group of jinn your way to listen to the Quran. Then, upon hearing it, they said ˹to one another˺, "Listen quietly!" Then when it was over, they returned to their fellow jinn as warners.

Progressive Muslims

And We sent to you a small number of Jinn, in order to let them listen to the Quran. So when they arrived there, they said: "Pay attention." Then, when it was finished, they returned to their people, to warn them.

Sahih International

And [mention, O Muúammad], when We directed to you a few of the jinn, listening to the Qur'an. And when they attended it, they said, "Listen quietly." And when it was concluded, they went back to their people as warners.

Sam Gerrans

And when We turned towards thee a band of the domini, listening in to the Qur’an, and when they were in its presence they said: “Listen attentively”; then, when it was concluded, they turned back to their people, warning.

Shabbir Ahmed

(O Messenger) Behold, We turned toward you a company of the nomads so that they might listen to the Qur'an. And as soon as they were in its presence, they said, "Listen in silence!" And when it was over, they hurried to their people as Warners! (72:1).

Syed Vickar Ahamed

And remember when We turned towards you a company of jinns' (to be quietly) listening to the Quran: When they stood in the presence thereof they said: "Listen in silence!" When the (reading) was finished, they returned to their people, to warn (them of their sins).

Taqi Usmani

And (recall) when We directed a group of Jinns towards you, listening to the Qur’ān. So, when they attended it, they said (to each other), "Keep quiet." Then once it was over, they went back to their people as warners.

The Monotheist Group

And We directed to you a company of Jinn, in order to let them listen to the Qur'an. So when they arrived there, they said: "Pay attention." Then, when it was finished, they returned to their people, to warn them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Rappelle-toi) lorsque Nous dirigeâmes vers toi une troupe de djinns pour quʹils écoutent le Coran. Quand ils assistèrent (à sa lecture) ils dirent: ʺEcoutez attentivementʺ... Puis, quand ce fut terminé, ils retournèrent à leur peuple en avertisseurs

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê dema Me berê çend kesên cinî dabûn te da ku li Qur‘anê guhdarî bikin. Vêca dema ji bo ku li Qur‘anê guhdarî bikin amade bûn; (ji hev re) gotin: Huş bibin, li Quranê guhdarî bikin! Çi dema (xwendina) Qur‘anê temam bû; li gelê xwe vegeriyan û ew pê agahdar kirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En toen Wij een groep djinn naar jou toe brachten om naar de Koran te luisteren. En toen zij gekomen waren zeiden zij: ʺLet in stilte op.ʺ En toen het beëindigd was, keerden zij naar hun volk terug om te waarschuwen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gedenk, toen wij zekere geniussen zich tot u deden wenden, opdat zij de Koran zouden hooren; en toen zij bij de lezing daarvan tegenwoordig waren, zeiden zij tot elkander: Geef gehoor, en toen het geëindigd was, keerden zij tot hun volk terug, predikende wat zij gehoord hadden.

Hollandaca — Siregar

En (gedenkt) toen Wij een paar van de Djinnʹs bij jou brachten, om naar de Koran te luisteren. Toen zij daarbij aanwezig waren, zeiden zij: ʺZwijgt!ʺ En toen (de voordracht) beëindigd was, keerden zij tot hun volk terug als waarschuwers.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (расскажи, о, Посланник) как, Мы направили к тебе толпу из джиннов, чтобы они выслушали (от тебя) Коран. Когда же они явились к нему [читаемому Пророком Корану], они [джинны] сказали (одни из них другим): «Молчите (и давайте внимательно слушать)!» (Чтение Корана произвело на них сильное впечатление) И когда (чтение Корана) было завершено, они вернулись к своему народу как (предостерегающие) увещеватели (что их постигнет от Аллаха бедствие, если они не уверуют в Него).

Rusça — Osmanov

[Вспомни,] как Мы направили к тебе нескольких джиннов, чтобы они послушали [чтение] Корана. Когда они явились, сказали [друг другу]: ʺСлушайте!ʺ Когда же [чтение] было окончено, они вернулись к своему народу и стали увещевать

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

OCH SE, Vi lät en liten skara av osynliga väsen närma sig dig (Muhammad), så att de kunde höra (dig läsa ur) Koranen, och när de kom fram, sade de (till varandra): ʺLyssna nu noga!ʺ Och när läsningen var slut, vände de tillbaka till de sina som varnare