O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hud, "Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgardır" dedi.

فَلَمَّا رَاَوْهُ عَارِضًا مُسْتَقْبِلَ اَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا هٰذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَا بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُمْ بِهِ رِيحٌ فِيهَا عَذَابٌ اَلِيمٌ

fe lemmā raevhu ǎāriDan musteḳbile evdiyetihim ḳālū hāƶā ǎāriDun mumTirunā bel huve mā steǎ'celtum bihi rīHun fīhā ǎƶābun elīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَلَمَّاfe lemmānihayet
2رَاَوْهُraevhuر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.onu görünce
3عَارِضًاǎāriDanع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.geniş bir bulut halinde
4مُسْتَقْبِلَmusteḳbileق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekyönelerek geldiğini
5اَوْدِيَتِهِمْevdiyetihimو د يKan parası ödemek, insan hayatı için kefaret olarak para cezası ödemek, cinayet için tazminat ödemek.vadilerine
6قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
7هٰذَاhāƶābu
8عَارِضٌǎāriDunع ر ضGerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak, genişletilmek. arDun - mallar, genişlik. irDun - onur. urDatun - niyet, hedef, amaç. a'raD - uzaklaşmak, geri dönmek, kaymak, (bulut) üzerinden geçmek. 'ariiDz - uzatılmış, çok, birçok. UrDzatun - ama, mazeret.bir buluttur
9مُمْطِرُنَاmumTirunāم ط رGökyüzü, yağmur, sağanak, hızlıca gitti veya acele etti.bize yağmur yağdıracak
10بَلْbelhayır
11هُوَhuveo
12مَاşey
13اسْتَعْجَلْتُمْsteǎ'celtumع ج لAcele etmek, hızlanmak, ivmelenmek, aceleci olmak, telaşla hareket etmek, üzerinden çabucak geçmek, hızlıca yapmak. ajalun - acele, telaş. ajil - aceleyle uzaklaşan, geçici. ista'jala - acele etmeyi istemek veya arzu etmek, birini bir şeyi yapmakta acele etmeye teşvik etmek. ijlun - buzağı.sizin acele gelmesini istediğinizdir
14بِهِbihionun
15رِيحٌrīHunر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özbir rüzgardır
16فِيهَاfīhāiçinde bulunan
17عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab
18اَلِيمٌelīmunا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O bulutun, vâdilerine doğru gelmekte olduğunu görünce bu demişlerdi, bize yağmur getiren bulut. Hayır, o, çarçabuk gelmesini istediğiniz şey, bir yel ki onda elemli bir azap var.

Abdulkadir Gölpınarlı

O bulutun, vâdilerine doğru gelmekte olduğunu görünce bu demişlerdi, bize yağmur getiren bulut. Hayır, o, çarçabuk gelmesini istediğiniz şey, bir yel ki onda elemli bir azap var.

Adem Uğur

Nihayet onu, vâdilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!

Ahmed Hulusi

Ne vakit onu (tehdit olundukları azabı) vadilerine yönelmiş geniş bir bulut olarak gördüler, dediler ki: "Bu bize yağmur indirecek bir buluttur. " Hayır, o kendisini acele istediğinizdir! (O) içinde feci bir azap olan rüzgardır.

Ahmet Tekin

O azâbı, vâdilerine doğru ansızın yayılan, akan bir bulut halinde gördükleri zaman: 'Bu, bize yağmur yağdıracak, ufukta beliren bir buluttur.' dediler. Hûd ise: 'O, sizin küstahça acele gelmesini istediğiniz şeydir. O, içinde can yakıp inleten müthiş azap olan bir rüzgârdır.'dedi.

Ahmet Varol

Derken onu vadilerine yönelerek gelen geniş bir bulut olarak gördüklerinde: 'Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur' dediler. 'Hayır o çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acıklı azap bulunan bir rüzgar.

Ali Bulaç

Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgar; onda acı bir azab vardır.

Ali Fikri Yavuz

Vakta ki, o korkutuldukları azabı, (bulundukları) vadilerine doğru gelen bir bulut halinde gördüler, dediler ki: “- Bu, ufukta beliren bir bulut; bize yağmur yağdıracak.” (Hûd Aleyhisselâm, onlara şöyle dedi) “- Hayır, o, sizin acele istediğiniz şey. Bir rüzgâr ki, onda çok acıklı bir azab vardır.

Ali Rıza Safa

Sonunda, yoğun bir bulutun vadilerine doğru geldiğini gördüklerinde, şöyle dediler: "İşte, bize yağmur getiren bir bulut!" "Hayır! Sizin, ivedi olarak gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı bir ceza olan rüzgardır!"

Bayraktar Bayraklı

Nihayet onu, vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce, "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur" dediler. "Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgardır."

Bekir Sadak

(24-25) O azabin, yayilarak vadilerine dogru yoneldigini gorduklerinde: «Bu yaygin bulut bize yagmur yagdiracaktir» dediler. Hud: «Hayir, o, acele beklediginiz seydir; can yakici azap veren bir ruzgardir; Rabbinin buyrugu ile her seyi yok eder» dedi. Bunun uzerine evlerinin harabelerinden baska bir sey gorunmez oldu. Biz, suclu milleti iste boyle cezalandiririz.

Celal Yıldırım

Onlar, vadilerine doğru enine yayılıp gelen bir bulut görünce, «bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur,» dediler. O, «hayır, o sizin acele istediğiniz şeydir; içinde elem verici azabı taşıyan bir rüzgârdır;

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(24-25) Felâketi vadilerine yönelmiş, ufku kaplayan bir bulut olarak görünce, “İşte bize yağmur getirecek bir bulut” dediler. Hayır, o hemen gelmesini istediğiniz ceza; içinde acılı azap bulunan, rabbinin emri ile her şeyi silip süpüren bir rüzgâr! Sonunda sadece evlerinin kalıntılarının görüldüğü bir hale geldiler. Günaha batıp kalmış bir topluluğu işte böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri

O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hud, "Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgardır" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

O azabın, yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde: 'Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır' dediler. Hud: 'Hayır, o, acele beklediğiniz şeydir; can yakıcı azap veren bir rüzgardır; Rabbinin buyruğu ile her şeyi yok eder' dedi. Bunun üzerine evlerinin harabelerinden başka bir şey görünmez oldu. Biz, suçlu milleti işte böyle cezalandırırız.

Diyanet Vakfi

Nihayet onu, vâdilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce: Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O azabı, vadilerine doğru yayılan bir bulut halinde gördükleri zaman: «Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur.» dediler. Hud ise: «O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. O bir rüzgârdır ki, içerisinde acı bir azab vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken onu vadilerine doğru gelen bir bulut halinde gördüklerinde: "Bu, bize yağmur yağdıracak ufukta beliren bir buluttur." dediler. O ise: "Hayır, o, sizin çabuk gelmesini istediğiniz şeydir; içinde acıklı bir azap bulunan bir rüzgardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken vakta ki onu vadilerine karşı gelen bir bulut halinde gördüler, bu, dediler: bir arız (ufukta beliren bir bulut) bize yağmur yağdıracak, hayır, o sizin acele istediğiniz şey: bir rüzgar ki onda çok acıklı bir azab var

Erhan Aktaş

Onu, vadilerine doğru gelen yoğun bir bulut halinde gördüklerinde: "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur." dediler. "Hayır! O, sizin hemen gelmesini istediğiniz şeydir; acıklı azabı getiren rüzgardır."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu, vadilerine doğru gelen yoğun bir bulut halinde gördüklerinde: "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur." dediler. "Hayır! O, sizin hemen gelmesini istediğiniz şeydir; acıklı azabı getiren rüzgardır."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu, vadilerine doğru gelen yoğun bir bulut halinde gördüklerinde: "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur." dediler. Hayır! O, sizin hemen gelmesini istediğiniz şeydir; acıklı azabı getiren rüzgardır."

Fizilal-il Kuran

Nihayet azabın ufukta geniş bir bulut halinde vadilerine doğru geldiğini görünce «Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur» dediler. Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şey, içinde acı azab bulunan bir rüzgardır.

Gültekin Onan

Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgar; onda acı bir azab vardır.

Hamdi Döndüren

Onlar, sonunda o azabı, vadilerine doğru yayılan yoğun bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, ufukta bir bulut. Bize yağmur yağdıracak.” dediler. (Hud dedi): “Hayır o, sizin acele istediğiniz şeydir. O, içinde can yakıcı azap bulunan bir rüzgârdır!”

Hasan Basri Çantay

Artık vaktaki onu, vadilerine yönelerek gelen bir bulut haalinde, görmüşlerdi. Dediler ki: "Bu, bize yağmur verici bir bulutdur". (Hud) "Hayır, (dedi), bu, çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir, rüzgardır ki onda elem verici bir azab vardır".

Hasib Asutay

Nihâyet onu (azabı) vadilere doğru yayılan bir bulut halinde görünce, 'Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur' dediler. Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir, içinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!

Hayrat Neşriyat

Nihâyet onu (o azâbı) vâdilerine doğru gelen bir bulut hâlinde görünce: 'Bu (olsa olsa) bize yağmur yağdırıcı bir buluttur!' dediler. (Hûd dedi ki:) 'Hayır! O, kendisini acele istediğiniz şeydir! İçinde (pek) elemli bir azab bulunan bir rüzgârdır!'

İbni Kesir

Onu, vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce dediler ki: Bu; bize yağmur getirecek büyük bir buluttur. Hayır o, acelece beklediğiniz şey, bir rüzgardır ki içinde elem verici azab vardır.

Mehmet Okuyan

Sonunda onu (kasırgayı), vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce (sevinçle) “Bu, bize yağmur yağdıracak yayılan bir buluttur!” demişlerdi. (Hud ise) “Hayır! O, sizin acele istediğiniz şeydir (azaptır). İçinde elem verici azap bulunan bir rüzgârdır!” (demişti).

Muhammed Esed

Sonuçta yoğun bir bulutun vadilerine doğru yaklaştığını fark ettiklerinde, "Bu, bize (bereketli) bir yağmur getirecek olan buluttur!" diye haykırdılar. (Ama Hud,) "Hayır," dedi, "o, sizin (bu kadar müstehzi şekilde) çabuklaşmasını istediğiniz acıklı azabı haber veren bir rüzgardır.

Mustafa İslamoğlu

Derken, yüklü bir bulutun vadilerine doğru yaklaştığını gördüler ve "Bu bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Aksine o gelmesini acele istediğiniz şeydir: içinde acıklı bir azabı barındıran bir bela kasırgası...

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, onu kendi derelerine karşı gelen bir bulut halinde gördüler. Dediler ki: «İşte bu, bize yağmur yağdırıcı bir buluttur.» «Hayır. O, kendisini alelacele istediğiniz şeydir, bir rüzgardır, onda bir acıklı azab vardır.»

Ömer Öngüt

Nihayet o azabın, geniş bir bulut halinde vâdilerine doğru yayılarak geldiğini görünce: "Bu bize yağmur yağdıracak bir buluttur. " dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem verici azabı taşıyan bir rüzgardır.

Suat Yıldırım

(24-25) Vaktâ ki, bildirilen azabı, vâdilerine doğru enlemesine yayılarak ilerleyen bir bulut halinde görünce: "Bu, dediler, bize yağmur getiren bir bulut!" Hûd: "Hayır, dedi, bu, sizin gelmesi için acele edip durduğunuz şeydir, yani can yakıcı azap taşıyan bir rüzgârdır! Rabbinin izniyle her şeyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır." Derken hepsi helâk olup sadece meskenleri kaldı. İşte Biz, suça gömülmüş gürûhu böyle cezalandırırız.

Süleyman Ateş

Nihayet azabın (ufukta) geniş bir bulut halinde vadilerine doğru geldiğini görünce: "Bu, bize yağmur yağdıracak bir buluttur" dediler. Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şey, içinde acı azab bulunan bir rüzgardır.

Süleymaniye Vakfı

O azabı, vadilerine doğru yönelmiş bulut kütlesi halinde görünce şöyle dediler: "Bu, bize yağmur yağdıracak bir bulut kütlesi!" (Hud dedi ki:) "Hayır! O, hemen gelmesini istediğiniz şey, içinde acıklı bir azap olan rüzgardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bütün ufku saran afetin vadilerine yöneldiğini görünce, "Bu bize yağmur getiren bulut kütlesi" dediler. Hayır! O, hemen gelmesini istediğiniz afettir. İçinde acıklı bir azabı barındıran rüzgardır.

Şaban Piriş

Azabın, bir bulut halinde vadilerine doğru gelişini gördükleri zaman: -Bu, bize yağmur getirecek bir bulut! demişlerdi. -Hayır. O, acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı bir azap olan rüzgardır!

Tefhim-ul Kuran

Derken, onu (azabı) vadilerine doğru yönelerek gelen bir bulut şeklinde gördükleri zaman, «Bu bize yağmur yağdıracak olan bir buluttur» dediler. Hayır, o, kendisi için acele ettiğiniz şeydir. Bir rüzgâr; onda acıklı bir azab vardır.

Ümit Şimşek

Azabın bir bulut şeklinde belirip de vâdilerine yöneldiğini gördüklerinde, 'Bu bize yağmur yağdıracak bir bulut' dediler. Hud 'Hayır,' dedi. 'O, çabuklaştırılmasını istediğiniz şeydir-bir rüzgâr ki, acı bir azap taşır.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet onu, vadilerine doğru gelen geniş bir bulut halinde görünce: "Ha, dediler, bu bize yağmur getirecek bir bulut!" Hayır, o, aceleden istediğiniz şeyin ta kendisi. Bir rüzgar ki, içinde acıklı bir azap var.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Nəhayət o əzabı vadilərinə doğru gələn bir bulud şəklində gördükdə: “Bu bizə yağış yağdıracaq buluddur!”– dedilər. Hud dedi: “Xeyr! Bu sizin tez gəlməsini istədiyiniz – özü ilə ağrılı-acılı əzab gətirən bir küləkdir!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onu (özlərinə vəʼd olunmuş əzabı) vadilərinə tərəf üz tutub gələn bir bulud (şəklində) gördükləri zaman: ″Bu bizə yağış yağdıracaq buluddur!″ – dedilər. (Hud isə onlara belə dedi:) ″Xeyr, bu sizin tez gəlməsini istədiyiniz şeydir, bir küləkdir ki, onda şiddətli əzab vardır!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Als sie Wolken sahen, die auf ihre Täler zukamen, sprachen sie frohlockend: ʺDas sind regenträchtige, segensreiche Wolken.ʺ Doch nein! Es war der vernichtende Sturmwind mit der qualvollen Strafe, die sie schnell haben wollten,

Almanca — Der Edle Quran

Als sie es als sich ausbreitende Wolke sahen, die auf ihre Täler zukam, sagten sie: ʺDas ist eine sich ausbreitende Wolke, die uns Regen bringt.ʺ - ʺNein! Vielmehr ist es das, was ihr zu beschleunigen gewünscht habt: ein Wind, in dem es schmerzhafte Strafe gibt,

Almanca — M. A. Rassoul

Dann aber, als sie sahen, wie es sich ihren Tälern gleich einer Wolke näherte, sagten sie: ʺDas ist eine Wolke, die uns Regen geben wird.ʺ ʺNein, es ist vielmehr das, was ihr zu beschleunigen trachtetet ein Wind, der eine schmerzliche Strafe mitführt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when they saw a cloud drift coming their way they expressed glad feeling because their valley had suffered drought and they said: " This is a cloud whose rain shall bring a rainbow of hope, joy and prosperity. But that was a joy in which they could not rejoice. This, " said Hud, " is what you have challenged to be hastened on; " " it is but a storm charged with a condign punishment bearing impetuously upon you, "

Abdul Haleem

When they saw a cloud approaching their valley, they said, ‘This cloud will give us rain!’ ‘No indeed! It is what you wanted to hasten: a storm-wind bearing a painful punishment

Abdullah Yusuf Ali

Then, when they saw the (Penalty in the shape of) a cloud traversing the sky, coming to meet their valleys, they said, "This cloud will give us rain!" "Nay, it is the (Calamity) ye were asking to be hastened!- A wind wherein is a Grievous Penalty!

Abul A'la Maududi

When they saw the scourge advancing towards their valleys, they said: "This is a cloud that will bring much rain to us." “By no means; it is what you had sought to hasten — a wind-storm bearing a grievous chastisement

Aisha Bewley

When they saw it as a storm cloud advancing on their valleys they said, ‘This is a storm cloud which will give us rain. ’ No, rather it is what you desired to hasten – a wind containing painful punishment,

Al-Hilali & Khan

Then, when they saw it as a dense cloud coming towards their valleys, they said: "This is a cloud bringing us rain!" Nay, but it is that (torment) which you were asking to be hastened - a wind wherein is a painful torment!

Ali Quli Qarai

When they saw it as a cloud advancing toward their valleys, they said, ‘This cloud brings us rain. ’ ‘Rather it is what you sought to hasten: a hurricane carrying a painful punishment,

Amatul Rahman Omar

Then, when they saw this (punishment they were threatened with) in the form of a cloud (spreading in the sky) heading towards their valleys, they said, `This is a cloud which will rain over us. ' (They were told,) `It is no such thing, rather it is that (punishment) which you sought to hasten. (It is) a hurricane carrying a woeful punishment.

Arthur John Arberry

Then, when they saw it as a sudden cloud coming towards their valleys, they said, 'This is a cloud, that shall give us rain!' 'Not so; rather it is that you sought to hasten -- a wind, wherein is a painful chastisement,

Bijan Moeinian

When they saw that the punishment is approaching their valleys, they said: "Here comes the cloud with much needed rain in for us. " No way; it is the punishment that you were challenging your Prophet to bring upon you.

E. Henry Palmer

And when they saw a traversing cloud approaching their valleys they said, 'This is a cloud to give us rain. ' 'Nay, but it is what ye sought to hasten on - a wind in which is grievous torment;

Edip-Layth

Then when they saw the dense cloud heading towards their valley, they said, "This is a dense cloud that will bring to us much needed rain!" No, this is what you had asked to be hastened; a violent wind with a painful retribution.

George Sale

And when they saw the preparation made for their punishment, namely, a cloud traversing the sky, and tending towards their valleys, they said, this is a traversing cloud, which bringeth us rain. Hud answered, nay; it is what ye demanded to be hastened: A wind, wherein is a severe vengeance:

Hamid S. Aziz

So when they saw it (the threat) as a cloud in the sky advancing towards their valleys, they said, "This is a cloud which will give us rain. " "Nay! It is (the calamity) which you sought to hasten on, a blast of wind in which is a painful punishment,

Mahmoud Ghali

Then, when they saw it as a traversing (cloud) proceeding towards their valleys, they said, "This traversing cloud will be (giving) us rain!" No indeed, (but) it is what you sought to hasten, a wind wherein is a painful torment,

Marmaduke Pickthall

Then, when they beheld it as a dense cloud coming toward their valleys, they said: Here is a cloud bringing us rain. Nay, but it is that which ye did seek to hasten, a wind wherein is painful torment,

Mohamed Ahmed - Samira

So when they saw it as a cloud advancing towards their valleys, they said: "This is just a passing cloud that will bring us rain. " "No. It is what you were trying to hasten: The wind which carries the grievous punishment!

Muhammad Asad

And so, when they beheld it in the shape of a dense cloud approaching their valleys, they exclaimed, "This is but a heavy cloud which will bring us [wel­come] rain!" [But Hud said:] “Nay, but it is the very thing which you [so contemptuously] sought to hasten - a wind bearing grievous suffering,

Mustafa Khattab

Then when they saw the torment as a ˹dense˺ cloud approaching their valleys, they said ˹happily˺, "This is a cloud bringing us rain." ˹But Hûd replied,˺ “No, it is what you sought to hasten: a ˹fierce˺ wind carrying a painful punishment!”

Progressive Muslims

Then when they saw the dense cloud heading towards their valley, they said: "This is a dense cloud that will bring to us much needed rain!" No, this is what you had asked to be hastened; a violent wind wherein there is painful retribution.

Sahih International

And when they saw it as a cloud approaching their valleys, they said, "This is a cloud bringing us rain!" Rather, it is that for which you were impatient: a wind, within it a painful punishment,

Sam Gerrans

Then when they saw it as a wide cloud suddenly approaching their valleys they said: “This is a cloud bringing us rain!” — “Nay, it is that which you sought to hasten: a wind wherein is a painful punishment,

Shabbir Ahmed

And so, when they saw a dense cloud approaching their valleys, they said, "Here is a dense cloud bringing us the needed rain. " Nay, this is the very thing you challenged to hasten - a wind wherein is painful torment.

Syed Vickar Ahamed

Then, when they saw the (penalty as) a cloud moving in the sky coming to meet their valleys, they said: "This cloud will give us rain!" No! It was (really the penalty) you were asking to be sent without delay! A wind in which is a painful penalty!

Taqi Usmani

So, when they saw it as a cloud proceeding towards their valleys, they said, "This is a cloud that will bring us rain." No, it is the very thing you asked to hasten up - a wind in which there is a painful punishment,

The Monotheist Group

Then when they saw the dense cloud heading towards their valleys, they said: "This is a dense cloud that will bring to us much needed rain!" No, this is what you had asked to be hastened; a violent wind wherein there is a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Puis, voyant un nuage se dirigeant vers leurs vallées ils dirent; ʺVoici un nuage qui nous apporte de la pluieʺ. Au contraire! cʹest cela même que vous cherchiez à hâter: Cʹest un vent qui contient un châtiment douloureux,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Çi dema wan ew (ezab) di dirûvê ewrekî de dît ku berê xwe dabû ser newalên wan, gotin: Ev ewrek e dê baranê li ser me bibarîne. (Hûd, ji wan re got:) Naxêr! Ew, wî ezabê ku we lez li hatina wî dikir. Ew bayekî wisa ye ku di nava wî de ezabekî dijwar heye!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen zij het als een dikke bewolking zagen opkomen die hun valleien naderde zeiden zij: ʺDat is een opkomende bewolking die ons regen brengt.ʺ ʺWelnee, het is wat jullie wilden verhaasten, een wind waarin een pijnlijke bestraffing is,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En toen zij de voorbereiding zagen, die voor hunne straf werd gemaakt, namelijk eene wolk die de lucht doortrok, en naar hunne valleien dreef, zeiden zij: Dit is eene doortrekkende wolk, die ons regen brengt. Hoed antwoordde: Neen, het is datgene waarvan gij verlangd hebt, dat het verhaast zou worden; een wind, waarin eene gestrenge wraak is.

Hollandaca — Siregar

En toen zij die ( bestraffing) als een wolk zagen die zich naar hun valleien verplaatste, zeiden zij: ʺDit is een wolk die regen op ons zal doen vallen.ʺ Nee! Integendeel, het is juist (de bestraffing) waarvan jullie de bespoediging vroegen, een wind met daarin een pijnlijke bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда они увидели, что (то, о чем их предостерегал пророк Худ, в виде огромной тучи) распростертой (по всему горизонту), направляющейся к их долинам [надвигающейся в их сторону], они сказали: «Эта туча, которое прольет нам дождь». (Но пророк Худ сказал им): «Нет (это вовсе не дождь), это – то (наказание), с чем вы торопили, вихрь [сильнейший ветер] – в нем мучительное наказание.

Rusça — Osmanov

Когда они узрели его (т. е. наказание) в виде тучи, двигающейся к их долинам, они сказали: ʺЭто - та туча, которая одарит нас дождемʺ. [Но пророк сказал]: ʺО нет! Это то, что вы торопили, -ураган, который влечет мучительное наказание.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när de såg (straffet som) en molnbank (vid horisonten) som rörde sig i riktning mot deras dalar, ropade de (glatt): ʺSe, ett moln! Det skall ge oss regn!ʺ (Hud sade:) ʺNej, detta är straffet som ni så otåligt bad om: en stormvind som för med sig svårt lidande