"O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder." Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hale geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍ بِاَمْرِ رَبِّهَا فَاَصْبَحُوا لَا يُرٰٓى اِلَّا مَسَاكِنُهُمْ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ

tudemmiru kulle şey'in bi emri rabbihā fe eSbeHū lā yurā illā mesākinuhum ke ƶālike neczī l-ḳavme l-mucrimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1تُدَمِّرُtudemmiruد م رTamamen yok olmak, yok edilmek, mahvolmak.yıkar mahveder
2كُلَّkulleك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
3شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyi
4بِاَمْرِbi emriا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemriyle
5رَبِّهَاrabbihāر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
6فَاَصْبَحُواfe eSbeHūص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.onlar o hale geldiler ki
7لَا
8يُرٰٓىyurāر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.görülmez oldu
9اِلَّاillābaşka bir şey
10مَسَاكِنُهُمْmesākinuhumس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekkonutlarından
11كَذٰلِكَke ƶālikeişte böyle
12نَجْزِيneczīج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekbiz cezalandırırız
13الْقَوْمَl-ḳavmeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhtoplumu
14الْمُجْرِمِينَl-mucrimīneج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].suç işleyen

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bir azap var ki Rabbinin emriyle her şeyi mahvedip gider, derken hepsi de helâk olup gitti, öyle bir güne erdiler ki evlerinden başka hiçbir şey görülmez oldu. İşte böylece cezâlandırırız mücrim topluluğu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bir azap var ki Rabbinin emriyle her şeyi mahvedip gider, derken hepsi de helâk olup gitti, öyle bir güne erdiler ki evlerinden başka hiçbir şey görülmez oldu. İşte böylece cezâlandırırız mücrim topluluğu.

Adem Uğur

O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Ahmed Hulusi

(O rüzgar) Rabbinin emriyle her şeyi helak edip dumura uğratır! Nitekim öyle oldular ki, geride onların meskenlerinden başka bir şey kalmamıştı! Suçlular toplumuna yaptıklarının sonucunu böyle yaşatırız!

Ahmet Tekin

'O rüzgâr, Rabbinin icra planı dâhilinde her şeyi yıkar, mahveder.' dedi. Nihayet o kasırga gelince, sabahleyin onların evlerinden başka birşey görünmez oldu. Biz, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir kavmi işte böyle cezalandırırız.

Ahmet Varol

Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder.' Böylece evlerinden başka bir şeyleri görünmez oldu. İşte biz suçlular topluluğunu böyle cezalandırırız.

Ali Bulaç

Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder. Böylece meskenlerinden başka, hiçbir şey(leri) görünemez duruma düştüler. İşte biz, suçlu günahkar bir kavmi böyle cezalandırırız.

Ali Fikri Yavuz

Rabbisinin emri ile herşeyi helâk edecektir.” Nihayet o hale girdiler ki, meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu. İşte öyle mücrim (inkârcı) bir kavme, biz böyle ceza veririz.

Ali Rıza Safa

"Efendinin buyruğuyla, her şeyi yerle bir eder!" Sonra, öyle oldular ki, evlerinden başka bir şey görünmez oldu. Suçlu toplumu, işte böyle cezalandırırız.

Bayraktar Bayraklı

"O rüzgar, Rabbinin emri ile her şeyi yerle bir eder" derdemez, evlerinin kalıntılarından başka bir şey görünmez oldu. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Bekir Sadak

(24-25) O azabin, yayilarak vadilerine dogru yoneldigini gorduklerinde: «Bu yaygin bulut bize yagmur yagdiracaktir» dediler. Hud: «Hayir, o, acele beklediginiz seydir; can yakici azap veren bir ruzgardir; Rabbinin buyrugu ile her seyi yok eder» dedi. Bunun uzerine evlerinin harabelerinden baska bir sey gorunmez oldu. Biz, suclu milleti iste boyle cezalandiririz.

Celal Yıldırım

Rabbımın emriyle her şeyi yıkıp yerle bir eder,» dedi. Çok geçmeden meskenlerinin (kalıntılarından) başka bir şey görünmez oldu. İşte biz, suçlu günahkâr milletleri böyle cezalandırırız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(24-25) Felâketi vadilerine yönelmiş, ufku kaplayan bir bulut olarak görünce, “İşte bize yağmur getirecek bir bulut” dediler. Hayır, o hemen gelmesini istediğiniz ceza; içinde acılı azap bulunan, rabbinin emri ile her şeyi silip süpüren bir rüzgâr! Sonunda sadece evlerinin kalıntılarının görüldüğü bir hale geldiler. Günaha batıp kalmış bir topluluğu işte böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri

"O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder." Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hale geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleri (eski)

O azabın, yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde: 'Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır' dediler. Hud: 'Hayır, o, acele beklediğiniz şeydir; can yakıcı azap veren bir rüzgardır; Rabbinin buyruğu ile her şeyi yok eder' dedi. Bunun üzerine evlerinin harabelerinden başka bir şey görünmez oldu. Biz, suçlu milleti işte böyle cezalandırırız.

Diyanet Vakfi

O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (o kasırga gelince) onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O rüzgâr, Rabbinin emri ile herşeyi yıkar mahveder.» dedi. Nihayet helâk oldular ve evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte biz günahkâr kavmi böyle cezalandırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rabbinin emriyle herşeyi yerle bir eder." dedi. Derken öyle oluverdiler ki, evlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. İşte öyle suçlu bir topluluğa Biz böyle ceza veririz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbının emriyle her şey'i tedmir eder, derken öyle oluverdiler ki meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu, işte öyle mücrim bir kavme biz böyle ceza veririz

Erhan Aktaş

"Rabb'inin emri ile her şeyi yok edecek!" Böylece, meskenlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. Biz, suçlu halkı böyle cezalandırırız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Rabb'inin emri ile her şeyi yok edecek!" Böylece, meskenlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. Biz, suçlu halkı böyle cezalandırırız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Rabb'inin emri ile her şeyi yok edecek!" Böylece, meskenlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. Biz, suçlu kavmi böyle cezalandırırız.

Fizilal-il Kuran

Rabb'inin emriyle herşeyi yıkar, mahveder. Derken onlar o hale geldiler ki evlerinden başka birşey görünmez oldu. İşte biz suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Gültekin Onan

Rabbinin buyruğuyla her şeyi yerle bir eder. Böylece meskenlerinden başka, hiçbir şey(leri) görünemez duruma düştüler. İşte biz, suçlu günahkar bir kavmi böyle cezalandırırız.

Hamdi Döndüren

“O, Rabbinin buyruğuyla, her şeyi yok eder!” Derken onlar o hale geldiler ki (geride yerle bir olmuş) konutlarından başka bir şey görünmez oldu! İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız!

Hasan Basri Çantay

"O, Rabbinin emriyle her şey'i helak edecekdir". İşte onlar o haale geldiler ki meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu. İşte günahkarlar güruhunu biz böyle cezalandırırız.

Hasib Asutay

O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder. Derken onlar o hale geldiler ki konutlarından başka bir şey görülmez oldu (13) İşte biz suç işleyen toplumu böylece cezalandırırız. (13. Hud (a.s.) ile iman edenler dışındakiler helak oldular.)

Hayrat Neşriyat

'Rabbisinin emriyle herşeyi helâk edecek!' Derken o hâle geldiler ki, evlerinden başka bir şey görünmez oldu! İşte, günahkârlar topluluğunu böyle cezâlandırırız!

İbni Kesir

Rabbının emri ile her şeyi yıkar. Bunun üzerine onların meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu. İşte biz, suçlular güruhunu böylece cezalandırırız.

Mehmet Okuyan

O (rüzgâr), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim (kasırga gelince) evlerinden başka bir şey görülemez olmuştu. İşte biz, suçlu toplumu böyle cezalandırırız.

Muhammed Esed

Her şeyi Rabbi'nin emriyle yakıp yıkacak (bir rüzgar)!" Onlar öylesine çarçabuk silinip gittiler ki geride (bomboş) evlerinden başka bir şey kalmaz oldu. Biz günaha saplanmış bir topluluğu işte böyle cezalandırırız.

Mustafa İslamoğlu

Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir etti: nihayet, (harap olmuş) haneleri dışında gözle görülen hiçbir şey kalmadı. Biz, günaha gömülen bir toplumu işte böyle cezalandırırız.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Rabbisinin emriyle her şeyi helâk eder.» Artık sabahladılar, (bir halde ki) ikametgâhlarından başka bir şey görülemez oldu. İşte günahkarlar olan bir kavmi böylece cezalandırırız.

Ömer Öngüt

Rabbinin emriyle her şeyi yıkıp yerle bir eder. Çok geçmeden o hale geldiler ki, meskenlerinin harabelerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz suçlu günahkâr kavmi böyle cezalandırırız.

Suat Yıldırım

(24-25) Vaktâ ki, bildirilen azabı, vâdilerine doğru enlemesine yayılarak ilerleyen bir bulut halinde görünce: "Bu, dediler, bize yağmur getiren bir bulut!" Hûd: "Hayır, dedi, bu, sizin gelmesi için acele edip durduğunuz şeydir, yani can yakıcı azap taşıyan bir rüzgârdır! Rabbinin izniyle her şeyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır." Derken hepsi helâk olup sadece meskenleri kaldı. İşte Biz, suça gömülmüş gürûhu böyle cezalandırırız.

Süleyman Ateş

Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Derken onlar o hale geldiler ki konutlarından başka bir şey görülmez oldu. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız.

Süleymaniye Vakfı

O rüzgar, Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir edecektir." Sonunda öyle bir hale geldiler ki evlerinden başka görülebilecek bir şey kalmadı. Biz suçlular topluluğunu işte böyle cezalandırırız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbinin emriyle evlerin içine girecek, her şeyi kökünden sökecektir. Sabaha erdiklerinde evlerinden başka görünen bir şey kalmamıştı. Biz suçlular topluluğunu böyle cezalandırırız.

Şaban Piriş

O, Rabb'inin emriyle her şeyi yerle bir eder. Nitekim evlerinden başka bir şey görünmez oldu. Suçlu toplumu işte böyle cezalandırırız.

Tefhim-ul Kuran

Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir eder. Böylece meskenlerinden başka, hiçbir şey(leri) görünemez duruma düştüler. İşte biz, suçlu günahkâr bir kavmi böyle cezalandırırız.

Ümit Şimşek

'Rabbinin emriyle herşeyi yerle bir eder.' Nitekim öyle bir helâk oldular ki, meskenlerinden başka birşey görünmez oldu. Mücrimler güruhunu Biz böyle cezalandırırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabbinin emriyle her şeyi yerle bir edecek. Sonunda o hale geldiler ki, konutlarından başka hiçbir şey görünmüyordu. Suçlular topluluğunu işte böyle cezalandırırız biz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O öz Rəbbinin əmri ilə hər şeyi yerlə yeksan edəcəkdir!” Onlar elə məhv oldular ki, evlərindən başqa heç bir şey görünmədi. Biz günahkar adamları belə cəzalandırırıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O öz Rəbbinin əmri ilə hər şeyi məhv edər!″ Onlar (ertəsi gün) səhər çağı elə bir vəziyyətə düşdülər ki, evlərindən başqa heç bir şey görünmədi (hamısı məhv oldu). Biz günahkar qövmü belə cəzalandırırıq!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

der alles gemäß Gottes Befehl vernichtete, so daß am Morgen nur ihre Wohnstätten zu sehen waren. So bestrafen Wir das sündige Volk.

Almanca — Der Edle Quran

der auf den Befehl seines Herrn alles zerstört.ʺ So waren sie am Morgen (in einem Zustand), daß nichts anderes (von ihnen) als nur ihre Wohnungen zu sehen war. So vergelten Wir dem Volk der Übeltäter.

Almanca — M. A. Rassoul

Er wird alles zerstören auf den Befehl seines Herrn.ʺ Und am Morgen sah man nur noch ihre Wohnungen; so üben Wir Vergeltung am schuldigen Volk.

Almanca — Muhammad Zaidan

er vernichtet alles, mit der Anweisung seines HERRN. Dann wurden sie so, daß nichts anderes als ihre Wohnstätten gesehen wird. Und solcherart vergelten WIR den schwer verfehlenden Leuten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

reducing to useless form and ruins anything it touched by Allah's command that they were laid low in horrible destruction, and nothing could be seen but the remains of their wrecked and empty homes; thus do We require a people given to crime.

Abdul Haleem

which will destroy everything by its Lord’s command.’ In the morning there was nothing to see except their [ruined] dwellings: this is how We repay the guilty.

Abdullah Yusuf Ali

"Everything will it destroy by the command of its Lord!" Then by the morning they - nothing was to be seen but (the ruins of) their houses! thus do We recompense those given to sin!

Abul A'la Maududi

that will destroy everything by the command of its Lord." Thereafter nothing was left to be seen except their dwellings. Thus do We requite the wrong-doers.

Aisha Bewley

destroying everything at its Lord’s command! When morning came you could see nothing but their dwellings. That is how We repay the people of the evildoers.

Al-Hilali & Khan

Destroying everything by the Command of its Lord! So they became such that nothing could be seen except their dwellings! Thus do We recompense the people who are Mujrimûn (polytheists, disbelievers, sinners)!

Ali Quli Qarai

destroying everything by its Lord’s command. ’ So they became such that nothing could be seen except their dwellings. Thus do We requite the guilty lot.

Amatul Rahman Omar

`This (hurricane) will go on destroying everything by the command of its Lord. ' Accordingly (the hurricane struck them and) they became such that nothing could be seen (of them) except their dwellings. That is how do We recompense the guilty people.

Arthur John Arberry

destroying everything by the commandment of its Lord. ' So in the morning there was naught to be seen but their dwelling-places. Even so do We recompense the people of the sinners.

Bijan Moeinian

It will destroy everything by the will of its Lord. So, nothing left behind except the ruins of their empty places. This is the way that I (God) deal with guilty people.

E. Henry Palmer

it will destroy everything at the order of its Lord!' And in the morning naught was seen save their dwellings. Thus do we reward the sinful people!

Edip-Layth

It destroys everything by the command of its Lord. Thus they became such that nothing could be seen except their homes. We thus requite the criminal people.

George Sale

It will destroy every thing, at the command of its Lord. And in the morning nothing was to be seen, besides their empty dwellings. Thus do We reward wicked people.

Hamid S. Aziz

"Destroying everything by the command of its Lord. " Then by the morning they became such that naught could be seen except (the ruins of) their dwellings. Thus do We reward the guilty people.

Mahmoud Ghali

Destroying everything by the Command of its Lord. So in the morning they became (dead) and nothing (could) be seen except their dwellings. Thus We recompense the criminal people.

Marmaduke Pickthall

Destroying all things by commandment of its Lord. And morning found them so that naught could be seen save their dwellings. Thus do We reward the guilty folk.

Mohamed Ahmed - Samira

It will destroy everything at the bidding of its Lord. " So in the morning there was nothing but their empty dwellings to be seen. That is how We requite the sinners.

Muhammad Asad

bound to destroy everything at its Sustainer’s behest!" And then they were so utterly wiped out that nothing could be seen save their [empty] dwellings: thus do We requite people lost in sin.

Mustafa Khattab

It destroyed everything by the command of its Lord, leaving nothing visible except their ruins. This is how We reward the wicked people.

Progressive Muslims

It destroys everything by the commanded of its Lord. Thus they became such that nothing could be seen except their homes. We thus requite the criminal people.

Sahih International

Destroying everything by command of its Lord. And they became so that nothing was seen [of them] except their dwellings. Thus do We recompense the criminal people.

Sam Gerrans

“Destroying everything by the command of its Lord.” And morning found them — there was nothing to be seen save their dwellings. Thus reward We the lawbreaking people.

Shabbir Ahmed

Bound to destroy everything by its Lord's Command. And morning found them so that nothing could be seen but their empty dwellings. Thus do We reward the exploitive people.

Syed Vickar Ahamed

It will destroy everything by the command of his Lord! Then by the morning, they (found nothing)— Nothing was to be seen except (the ruins of) their houses! Thus do We pay back those who act in sin!

Taqi Usmani

that will destroy every thing with the command of its Lord! So they became such that nothing remained to be seen except their dwelling places. This is how We punish the guilty people.

The Monotheist Group

It destroys everything by the command of its Lord. Thus they became such that nothing could be seen except their dwellings. We thus requite the criminal people.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

détruisant tout, par le commandement de son Seigneur. Puis le lendemain on ne voyait plus que leurs demeures. Ainsi rétribuons-Nous les gens criminels.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew (ba), bi fermana Xwedayê xwe her tiştî tarûmar dike, hildiweşîne. (ezabê Xweda bi ser wan de hat) êdî ji cih û warên wan pê ve tiştek nema tê dîtin (lewra ew, digel mal û sewalên xwe tev çûne helakê). Ha bi vî awayî em qewmê gunehkar ciza dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

die alles op bevel van zijn Heer vernietigt.ʺ ʹs Morgens was het zo dat slechts hun huizen gezien werden. Zo vergelden Wij aan de misdadige mensen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Deze zal, op het bevel van den Heer, alles verwoesten. En des ochtends was er niets te zien, behalve hunne ledige woningen. Zoo vergelden wij de zondaren.

Hollandaca — Siregar

Die alle dingen zal verwoesten op bevel van zijn Heer, toen was er niets meer van hen zichtbaar dan de ruïnes van hun woningen. Zo vergelden Wij het volk van misdadigers.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Этот вихрь) разрушает (и губит) всякую вещь по повелению [по воле] своего Господа. И наутро оказалось, что (после этого наказания остались) видны только жилища их. Так Мы воздаем людям, (которые являются) бунтарями (за их неверие и противодействие Аллаху)!

Rusça — Osmanov

Он уничтожает все сущее по велению Господа своегоʺ. И от них ничего не осталось, кроме их жилищ. Так караем Мы грешных людей.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och som skall ödelägga allt enligt sin Herres befallning.ʺ Och när morgonen kom, kunde ingenting urskiljas annat än (resterna av) deras bostäder. Så lönar Vi de obotfärdiga syndarna.