Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.

وَمَا نُرِيهِمْ مِنْ اٰيَةٍ اِلَّا هِيَ اَكْبَرُ مِنْ اُخْتِهَا وَاَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

ve mā nurīhim min āyetin illā hiye ekberu min uḣtihā ve eḣaƶnāhum bi l-ǎƶābi leǎllehum yerciǔne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2نُرِيهِمْnurīhimر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.onlara göstermeyiz
3مِنْminhiçbir
4اٰيَةٍāyetinا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.mu'cize
5اِلَّاillābaşkasını
6هِيَhiyeo
7اَكْبَرُekberuك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.daha büyük (olandan)
8مِنْmin-nden
9اُخْتِهَاuḣtihāا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.öteki-
10وَاَخَذْنَاهُمْve eḣaƶnāhumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekve onları yakaladık
11بِالْعَذَابِbi l-ǎƶābiع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azab(lar) ile
12لَعَلَّهُمْleǎllehumumulur ki
13يَرْجِعُونَyerciǔneر ج عgeri dönmek, kapatmak, (bir kimseye) itham etmek, geri gelmek, tekrarlamak, cevap vermek, cevap getirmek, geri getirilmek. raji'un - geri dönen. murji'un - dönüş, sonuç. taraja'a (vb. 6) - birbirine dönmek.dönerler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara hiçbir delil göstermedik ki biri, öbüründen büyük olmasın ve tuttukları yoldan dönsünler diye de azaplandırdık onları.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara hiçbir delil göstermedik ki biri, öbüründen büyük olmasın ve tuttukları yoldan dönsünler diye de azaplandırdık onları.

Adem Uğur

Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.

Ahmed Hulusi

Onlara gösterdiğimiz her bir mucize, öncekinden daha büyüktü. . . Belki bize dönerler diye onları azapla da yakaladık.

Ahmet Tekin

Onlara gösterdiğimiz her bir mûcize diğerinden daha büyüktü. Sapıklıktan, küfürden vazgeçip hakka, doğru yola dönerler ümidiyle, onlara ikaz edici nitelikte, kıtlık, tûfan, çekirge istilâsı, ürün noksanlığı gibi cezalar verdik.

Ahmet Varol

Onlara gösterdiğimiz her âyet muhakkak bir ötekinden daha büyüktü. Belki dönerler diye onları azaba uğrattık.

Ali Bulaç

Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, onları azabla yakalayıverdik.

Ali Fikri Yavuz

Onlara (Firavun ve kavmine) gösterdiğimiz her mucize, muhakkak diğerinden daha büyüktü. (İnkârlarından) dönerler diye, tuttuk onları azaba da çektik.

Ali Rıza Safa

Onlara gösterdiğimiz her mucize, diğerinden daha büyüktü. Üstelik onları cezalandırdık; belki dönerler diye.

Bayraktar Bayraklı

Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü. Dönsünler diye onları azaba uğrattık.

Bekir Sadak

Onlara gosterdigimiz her mucize digerinden daha buyuktu; dogru yola donmeleri icin onlari azaba ugrattik.

Celal Yıldırım

Onlara hiçbir âyet (belge ve mu'cize) göstermedik ki, diğerinden daha büyük olmasın. Belki dönerler diye onları azâb ile yakalayıverdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Oysa kendilerine gösterdiğimiz her mûcize bir diğerinden daha büyüktü. Belki yanlış yoldan dönerler diye kendilerini felâketlerle sarstık.

Diyanet İşleri

Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.

Diyanet İşleri (eski)

Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü; doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.

Diyanet Vakfi

Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bizim onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki vazgeçerler diye tuttuk onları azaba çektik

Elmalılı Hamdi Yazır

Her ne ayet de gösteriyorsak onlara mutlak birbirinden büyüktü, tuttuk onları azaba da çektik ki rücu' edeler

Erhan Aktaş

Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

Fizilal-il Kuran

Onlara biri diğerinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Doğru yola dönmeleri için azaba uğrattık.

Gültekin Onan

Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye onları azabla yakalayıverdik.

Hamdi Döndüren

Oysa onlara gösterdiğimiz her mucize, diğerlerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye, biz onları azapla cezalandırdık.

Hasan Basri Çantay

Biz onlara her hangi bir ayeti göstermiyorduk ki bu, mutlakaa öbürlerinden daha büyükdü. Onları, belki (küfürden) dönenler diye, (bir zaman da) azab ile tutduk.

Hasib Asutay

Onlara gösterdiğimiz her âyet (mucize) mutlaka diğerinden daha büyüktü. Belki dönerler diye onları azap ile yakaladık.

Hayrat Neşriyat

Onlara göstermekte olduğumuz her mu'cize, mutlaka diğerinden daha büyüktü. Kendilerini (hayatlarını çekilmez kılan çeşitli) azâb(lar) ile yakaladık, tâ ki onlar(küfürlerinden) dönsünler.

İbni Kesir

Onlara biri diğerinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.

Mehmet Okuyan

Onlara gösterdiğimiz her bir delil, kardeşinden (diğerinden) daha büyüktü. (Gerçeğe) dönsünler diye onları azapla yakalamış (cezalandırmış)tık.

Muhammed Esed

halbuki kendilerine gösterdiğimiz her işaret, öncekinden daha etkileyici idi ve (her defasında) onları belki (Bize) dönerler diye azaba çarptırdık.

Mustafa İslamoğlu

Oysa ki onlara gösterdiğimiz her mucizevi ayet bir öncekinden daha büyüktü: Bir de onları, belki dönerler diye bela(lar)la kuşattık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlara âyetten bir şey gösterir olmadık ki, illâ o, diğerlerinden daha büyük idi. Ve onları azab ile yakaladık, belki onlar geri dönerler (diye).

Ömer Öngüt

Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Belki dönerler diye onları azaba uğrattık.

Suat Yıldırım

Onlara hep birbirinden büyük mûcizeler gösterdik. Belki dönüş yaparlar diye azaplarla sarstık.

Süleyman Ateş

Onlara gösterdiğimiz her mu'cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık.

Süleymaniye Vakfı

Onlara gösterdiğimiz her ayet /mucize mutlaka bir öncekinden daha büyüktü. Belki yaptıklarından vazgeçerler diye onlara azap da çektirdik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gösterdiğimiz her bir mucize diğerlerinden büyüktü. Belki dönerler diye onları sıkıntılara (krizlere, azaplara) soktuk.

Şaban Piriş

Onlara gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık

Tefhim-ul Kuran

Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, biz onları azabla yakalayıverdik.

Ümit Şimşek

Onlara gösterdiğimiz her âyet, diğerinden daha büyüktü. Belki inkârlarından dönerler diye, Biz onları azaba da uğrattık.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara gösterir olduğumuz her ayet/alamet, kızkardeşi ayet/alametten mutlaka daha büyüktür. Belki dönerler diye onları azapla da yakalamışızdır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bizim onlara göstərdiyimiz hər bir möcüzə, əvvəlkilərdən daha da üstün idi. Biz onları əzabla yaxaladıq ki, bəlkə, doğru yola qayıdalar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlara bir-birindən böyük olan möʼcüzələr göstərdik, onları əzabla yaxaladıq (cürbəcür müsibətlərə düçar etdik) ki, bəlkə, (haqq yola) qayıdalar!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Jedes Zeichen, das Wir ihnen zeigten, wirkte so, als sei es größer als das vorherige. Da sie verleugneten, erlegten Wir ihnen qualvolle Strafen auf, auf daß sie von ihren Untaten abkommen mögen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir zeigten ihnen kein Zeichen, das nicht größer als das vorherige gewesen wäre, und Wir erfaßten sie mit der Strafe, auf daß sie sich bekehren mögen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR zeigen ihnen nicht eine Aya außer daß sie noch größer als ihre Vorläuferin ist. Und WIR belangten sie mit der Peinigung, damit sie umkehren.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And no sign did We present them with but was greater than the sign displayed before, and by consequence We made ruin seize them so that, with hearts travailed, they might hopefully turn to Us and lift their inward sight.

Abdul Haleem

even though each sign We showed them was greater than the previous one. We inflicted torment on them so that they might return to the right path.

Abdullah Yusuf Ali

We showed them Sign after Sign, each greater than its fellow, and We seized them with Punishment, in order that they might turn (to Us).

Abul A'la Maududi

Every Sign that We showed them was greater than its predecessor; and then We seized them with Our chastisement so that they may return (to the Right Way).

Aisha Bewley

We showed them no Sign which was not greater than the one before it. We seized them with punishment so that hopefully they would turn back.

Al-Hilali & Khan

And not an Ayâh (sign, etc.) We showed them but it was greater than its fellow , and We seized them with torment, in order that they might turn [from their polytheism to Allâh’s religion (Islâmic Monotheism)].

Ali Quli Qarai

And We did not show them a sign but it was greater than the other, and We seized them with punishment so that they might come back.

Amatul Rahman Omar

We showed them no sign but it was greater than its kind (preceding it). And We seized them with the calamity so that they might return (to the ways of righteousness).

Arthur John Arberry

And not a sign We showed them, but it was greater than its sister sign; and We seized them with chastisement, that haply they should return.

Bijan Moeinian

The miracles were more and more majestic in nature till I sent them the plagues so that they may [come into their senses and] seek refuge in God.

E. Henry Palmer

And we did not show them a sign, but it was greater than its fellow; and we seized them with the torment, haply they might turn.

Edip-Layth

Every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would revert.

George Sale

although We shewed them no sign, but it was greater than the other: And We inflicted a punishment on them, that peradventure they might be converted.

Hamid S. Aziz

And every sign that We showed them was greater than its predecessor, and We overtook them with chastisement that they may turn (to Us).

Mahmoud Ghali

And in no way did We show them any sign except that it was greater than its sister sign; and We took (hold) of them with the torment, that possibly they would return.

Marmaduke Pickthall

And every token that We showed them was greater than its sister (token), and We grasped them with the torment, that haply they might turn again.

Mohamed Ahmed - Samira

(Even though) each miracle that We showed them was greater than the other. So We seized them with chastisement so that they may turn back.

Muhammad Asad

although each sign that We showed them was weigh­tier than the preceding one: and [each time] We took them to task through suffering, so that they might return [to Us].

Mustafa Khattab

although every sign We showed them was greater than the one before.[1] Ultimately, We seized them with torments so that they might return ˹to the Right Path˺.[2]

Progressive Muslims

And every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would revert.

Sahih International

And We showed them not a sign except that it was greater than its sister, and We seized them with affliction that perhaps they might return [to faith].

Sam Gerrans

And We showed them no proof save it was greater than its sister; and We seized them with the punishment, that they might return.

Shabbir Ahmed

We showed them Sign after Sign each greater than the previous like of it, and We took them to task with suffering so that they might turn (to make amends (7:133).

Syed Vickar Ahamed

And We showed them Sign after Sign, (see verse 7. 133) each greater than the other, and (then) We gave them the punishment, in order that they might turn (to Us).

Taqi Usmani

And We did not show them a sign, but it used to be greater than the one that preceded it. And We seized them with punishment, so that they may return.

The Monotheist Group

And every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would return.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Em çiqas nîşanekê bi wan didin dîtin her ew ji ya beriya xwe mezintir e û Me ew bi ezab hingaftin da ku ew (ji kufrê) vegerin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toch lieten Wij hun alleen maar tekenen zien waarvan het ene nog groter was dan het andere. En Wij grepen hen met de bestraffing, opdat zij misschien terug zouden keren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij toonden hun echter teekenen waarvan het eene grooter dan het andere was, en wij legden hun eene straf op, opdat zij wellicht zouden worden bekeerd.

Hollandaca — Siregar

En Wij lieten hun geen Teken zien, of het ene was nog erger dan het andere. En Wij grepen ben met de bestraffing. Hopelijk zullen zij terugkeren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И какое бы Мы не показали им [Фараону и его знати] знамение, оно было сильнее предыдущего [это разные виды чудес и наказаний народа Фараона [[См. сура «Преграды» аят 133]]]. И Мы подвергли их наказанию, чтобы они вернулись (от неверия к Вере и Единобожию)!

Rusça — Osmanov

Мы не явили им знамения, которое не превосходило бы предшествующего. И Мы подвергли их наказанию, - быть может, они отвратятся [от заблуждения].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

likväl var varje nytt tecken som de fick se mäktigare än det föregående. Och Vi lät Vårt straff drabba dem, för att de skulle vända tillbaka (till Oss).