Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.

سَتَجِدُونَ اٰخَرِينَ يُرِيدُونَ اَنْ يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوا اِلَى الْفِتْنَةِ اُرْكِسُوا فِيهَا فَاِنْ لَمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوا اِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّوا اَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَاُو۬لٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا مُبِينًا

se tecidūne āḣarīne yurīdūne en ye'menūkum ve ye'menū ḳavmehum kulle mā ruddū ilā l-fitneti urkisū fīhā fe in lem yeǎ'tezilūkum ve yulḳū ileykumu s-seleme ve yekuffū eydiyehum fe ḣuƶūhum ve ḳtulūhum Hayṧu ṧeḳiftumūhum ve ūlāikum ceǎlnā lekum ǎleyhim sulTānen mubīnen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1سَتَجِدُونَse tecidūneو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulacaksınız
2اٰخَرِينَāḣarīneا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımbaşkalarını
3يُرِيدُونَyurīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).ister
4اَنْen
5يَأْمَنُوكُمْye'menūkumا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamansizden emin olmak
6وَيَأْمَنُواve ye'menūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanve emin olmak
7قَوْمَهُمْḳavmehumق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkendi toplumlarından
8كُلَّkulleك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher ne zaman
9مَاne
10رُدُّواruddūر د دGeri göndermek, geri döndürmek, reddetmek, kabul etmemek, geri püskürtmek, geri dönmek, eski haline getirmek, geri vermek, başvurmak, tekrar vermek, tekrar almak, tekrarlamak, geri gitmek, orijinal durumuna dönmek, karşılık vermek, cevaplamak. Maraddun - dönülen yer. Mardud - eski haline getirilmiş, önlenmiş. İrtadda (8. fiil) - geri dönmek, tekrar dönmek, iade edilmek. Taradda (5. fiil) - tedirgin olmak, ileri geri hareket etmek.götürülseler
11اِلَىilā
12الْفِتْنَةِl-fitnetiف ت نDenemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük, karışıklığa sokmak, cezalandırmak, cevap veya mazeret sunmak, ayartmak, ayartmaya yönlendirmek, girişimde bulunmak, baştan çıkarmak. Fitne - zulüm, deneme, sınama, yakma, deneme, cevap, mazeret, savaş, bir kişinin iyi veya kötü açıdan durumunun ortaya çıktığı araçlar, zorluk, ceza, cevap, ayartma, ateşle yakma.fitneye
13اُرْكِسُواurkisūر ك سTersine çevirmek, geri döndürmek, alt üst etmek, devirmek, yıkmak, geri dönmek, önceki haline geri döndürmekbaşaşağı atılırlar
14فِيهَاfīhā(fitnenin) içine
15فَاِنْfe ineğer
16لَمْlem
17يَعْتَزِلُوكُمْyeǎ'tezilūkumع ز لBir kenara koymak, uzaklaştırmak, ayırmak. Ma'zilun - geri kalanından ayrı bir yer, sakin yer, inziva yeri, uzak. Ma'zulun - uzaklaştırılmış. İ'tizal (fiil 8) kendini bir şeyden ayırmak veya uzaklaştırmak.sizden uzak durmazlarsa
18وَيُلْقُواve yulḳūل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.ve istemezlerse
19اِلَيْكُمُileykumusizinle
20السَّلَمَs-selemeس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmakbarış içinde yaşamak
21وَيَكُفُّواve yekuffūك ف فEl tutmak, vazgeçmek, sakınmak, geri çekilmek, geri tutmak, eli uzatmak.(saldırıdan) çekmezlerse
22اَيْدِيَهُمْeydiyehumي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitellerini
23فَخُذُوهُمْfe ḣuƶūhumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekonları yakalayın
24وَاقْتُلُوهُمْve ḳtulūhumق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakve öldürün
25حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredenerede
26ثَقِفْتُمُوهُمْṧeḳiftumūhumث ق فÜstesinden gelmek, rastlamak, bulmak, yakalamak, almak, hakimiyet kazanmak, zeki olmak, yetenekli olmak, karşılaşmak, yakalamak/üstesinden gelmekbulursanız
27وَاُو۬لٰٓئِكُمْve ūlāikumişte öylelerine
28جَعَلْنَاceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakverdik
29لَكُمْlekumsize
30عَلَيْهِمْǎleyhimkarşı
31سُلْطَانًاsulTānenس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmakbir yetki
32مُبِينًاmubīnenب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Başka bir bölüğünü de şöyle bulacaksınız: Onlar, sizden de emin olmak isterler, kavimlerinden de. Fakat bir fitneye sevk edilince tâ içine dalıverirler. Onlar sizi bırakmazlar, sizinle barış halinde yaşamazlar ve sizden el çekmezlerse tutun onları, öldürün onları bulduğunuz yerde ve işte size, onlara karşı apaçık bir kudret ve salâhiyet verdik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Başka bir bölüğünü de şöyle bulacaksınız: Onlar, sizden de emin olmak isterler, kavimlerinden de. Fakat bir fitneye sevk edilince tâ içine dalıverirler. Onlar sizi bırakmazlar, sizinle barış halinde yaşamazlar ve sizden el çekmezlerse tutun onları, öldürün onları bulduğunuz yerde ve işte size, onlara karşı apaçık bir kudret ve salâhiyet verdik.

Adem Uğur

Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar). Eğer sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayın, rastladığınız yerde öldürün. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.

Ahmed Hulusi

Diğer taraftan bazılarını da göreceksiniz ki, hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmayı dilerler. . . Her sınav objesi olayla karşılaştırıldıklarında onda baş aşağı olurlar. . . Şayet sizden uzak durmazlar, sizle barışa yanaşmazlar ve sizden ellerini çekmezlerse; onları yakalayın ve ele geçirdiğiniz yerde öldürün. . . İşte bunlar var ya, onlara karşı size apaçık bir güç meydana getirdik.

Ahmet Tekin

Hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen başkalarını da göreceksin. Fitne çıkarmak, ortalık bulandırmak, inkâra, küfre yardımcı olmak, müslümanların kanına girmek için davet olunduklarında balıklama dalarlar. Sizden uzak durmazlar, size barış teklif etmezler, ortalık karıştırmaktan da ellerini çekmezlerse, onları yakalayın, bulduğunuz yerde onları öldürün. İşte onların aleyhine, size, apaçık bir ferman, bir yetki verdik.

Ahmet Varol

Diğer bazılarının da hem sizden hem de kendi toplumlarından güvende olmak istediklerini göreceksiniz. Ne zaman fitneye çağrılsalar, baş aşağı içine dalarlar. Eğer sizden uzak durmaz, size barış teklifinde bulunmaz ve sizinle uğraşmaktan el çekmezlerse onları tutun ve yakaladığınız yerde öldürün. İşte bunlara karşı size açık bir yetki verdik.

Ali Bulaç

Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.

Ali Fikri Yavuz

Diğer bir takım kimseleri de bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin kalmak isterler. Her ne zaman fitneye çağırılırlarsa, o tarafa döner, içine düşerler. Eğer bunlar sizden çekinmezler, barışınıza yatıp taarruzdan ellerini çekmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman ve salâhiyyet verdik.

Ali Rıza Safa

Hem sizden hem de kendi toplumlarından güvende olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Ne zaman kargaşalığa çağırılsalar, içine atılırlar. Sizden uzak durmaz, barışı istemez ve ellerini sizden çekmezlerse, artık, yakaladığınız yerde onları tutuklayın ve etkisiz duruma getirin. İşte, onlara karşı size apaçık yetki verdik.

Bayraktar Bayraklı

Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar. Eğer sizden uzak durmaz, barış teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayınız, rastladığınız yerde öldürünüz. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.

Bekir Sadak

Digerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden guvende olmayi istediklerini goreceksiniz. Ne var ki fitnecilige her cagirildiklarinda ona can atarlar; eger sizden uzak durmazlar, baris teklif etmezler ve sizden el cekmezlerse onlari yakalayin, buldugunuz yerde oldurun. ste onlarin aleyhlerine size apacik ferman verdik. *

Celal Yıldırım

Onlardan diğer bir kısmını da hem sizden güven içinde olmayı, hem kendi kavimlerinden güven içinde kalmayı arzu eder (bir tutum içinde) bulursunuz. Ama ne kadar fitneye sevkedilirlerse, başaşağı (o fitnenin) içine atılırlar. Şayet sizi bırakıp bir tarafa çekilmezler, size barış teklif etmezler ve ellerini de (sizden) çekip tutmazlarsa, bulduğunuz yerde onlar aleyhine, size çok açık bir belge ve yetki verdik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunlardan başka hem sizin hem de kendi topluluklarının karşısında güvende olmak isteyen kimseleri de bulacaksınız. Bunlar ne zaman fitneye yönlendirilseler hemen dönüp ona dalarlar; bu sebeple sizden uzak durmaz, size barışçı davranmaz ve yakanızdan ellerini çekmezlerse onları hemen yakalayın, ele geçirdiğiniz yerde öldürün. İşte onlar hakkında size apaçık bir yetki vermiş olduk.

Diyanet İşleri

Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.

Diyanet İşleri (eski)

Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.

Diyanet Vakfi

Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar). Eğer sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayın, rastladığınız yerde öldürün. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Diğer bir takımını da hem sizden emin kalmak hem de kendi milletinden güven içinde olmayı ister halde bulacaksın. Fitneye sürüklendikçe de döner döner içine atılırlar. Eğer bunlar sizden çekinmez ve barışa yanaşıp saldırıdan geri durmazlarsa, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayıp öldürün. İşte bunların aleyhine size açık bir yetki verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Diğer bir takımlarını bulacaksınız ki hem sizden emin olmak hem de kavmlerinden emin kalmak isterler, fitneye sevkedildikce de döner döner içine atılırlar, eğer bunlar sizden çekinmezler ve sulha yatıb taarruzdan ellerini çekmezlerse kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün, işte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik

Erhan Aktaş

Başkalarını da bulacaksınız hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde, her nerede bulursanız öldürün. İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Başkalarını da bulacaksınız hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde, her nerede bulursanız öldürün. İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hem sizden, hem de kendi kavimlerinden güvende olmak isteyen başkalarını da bulacaksın. Fitne ortamı bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde öldürün. İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.

Fizilal-il Kuran

Bir de hem sizden ve hem de tuttukları gruptan yana güven içinde olmak isteyen başka birtakım kimselere rastlayacaksınız. Bunlar ne zaman fitneye, bozgunculuğa itilseler ona balıklama dalarlar. Eğer bunlar sizden uzak durmaz size barış teklifi getirerek savaştan el çekmezlerse onları yakalayınız ve nerede bulursanız öldürünüz. Onlara karşı size apaçık bir yetki verdik.

Gültekin Onan

Diğerlerini de hem sizden güvende (yemenüküm) olmayı, hem de kendi kavimlerinden güvende (yemenü) olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nedere bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.

Hamdi Döndüren

Diğer yandan hem size karşı, hem de kendi toplumlarına karşı güven içinde bulunmak isteyen, başkalarıyla da karşılaşacaksınız. Ancak bunlar ne zaman fitneye (savaşa) çağrılsalar, derhal içine dalarlar. Eğer bunlar da sizden uzak durmaz, size barış önermez ve sizden ellerini çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde yakalayıp öldürün! İşte bunlar kendilerine karşı (savaşmak konusunda) size açık bir yetki verdiğimiz kimselerdir.

Hasan Basri Çantay

Diğer bir takımını da şu halde bulacaksınız: Onlar hem sizden emin olmak, hem kendi kavmlerinden emin olmak isterler. Ne zaman fitneye döndürülürler (sevk-u davet edilirler) se onun içine baş aşağı atılırlar. Öyle ise onlar sizi bırakıb bir tarafa çekilmezler, barışı size bırakmazlar, ellerini çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayıb tutun, onları öldürün. İşte size onlar, hakkında apaçık bir hüccet (ve salahiyyet) verdik.

Hasib Asutay

(Ey müminler!) Hem sizden, hem de kendi halkından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Ne var ki, fitneye her çağırıldıklarında ona baş aşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini çekmezlerse, onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün. İşte öylelerine karşı size apaçık bir yetki verdik.

Hayrat Neşriyat

Bir başkalarını (da) bulacaksınız ki, (o münâfıklar) hem sizden emîn kalmak, hem de kendi kavimlerinden emîn olmak isterler. Ne zaman fitneye çağrılsalar, ona baş aşağı dalarlar. Ama sizi bırakmazlar, size barış teklîf etmezler ve (savaştan) ellerini çekmezlerse, artık onları yakalayın ve kendilerini bulduğunuz yerde onları öldürün! Ve işte onlar yok mu, kendileri aleyhinde size apaçık bir delil (ve salâhiyet) verdik.

İbni Kesir

Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Fitneciliğe çağırıldıklarında ona can atarlar. Eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizinle savaşmaktan geri durmazlarsa; onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine, size apaçık ferman verdik.

Mehmet Okuyan

Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar (münafıklar), her ne zaman Fitneye (Müslümanlara karşı savaşa) götürülseler ona hemen dalarlardı. Sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini (sizden) çekmezlerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın ve öldürün! İşte onlar aleyhinde (onlarla savaşmak için) size apaçık yetki verdik.

Muhammed Esed

Hem sizden hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen, (ama) kötülük eğilimi ile her karşılaştıklarında kendilerini gözü kapalı ona kaptıran başkalarını(n da var olduğunu) göreceksiniz. O halde şayet onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve üstünüzden ellerini çekmezlerse, onları gördüğünüz her yerde yakalayın ve öldürün: İşte size kendilerine karşı (savaşmanız için) apaçık yetki verdiklerimiz bunlardır.

Mustafa İslamoğlu

Siz, hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen, fakat ne zaman (mü'minler aleyhine bir) entrikaya davet edilseler, içine balıklama dalanlara da rastlayacaksınız. İşte o zaman, eğer onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve ellerini yakanızdan çekmezlerse; onları da savaş içinde gözünüze kestirdiğiniz her yerde yakalayın ve öldürün: İşte size, kendileri aleyhine açıkça (savaşmak için) izin verdiklerimiz bunlardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Başka bir tâife de bulacaksınız ki, onlar hem sizden emin olmayı ve hem de kavimlerinden emin bulunmayı dilerler. Fitneye her sevkedildikleri zaman da onun içine başaşağı atılırlar. Artık onlar sizden çekinmezlerse ve barışı size bırakmazlarsa ve ellerini çekmezlerse onları her nerede ele geçirirseniz tutunuz ve öldürünüz. İşte sizin için onların aleyhine apaçık bir ferman verdik.

Ömer Öngüt

Hem sizden hem de kendi topluluklarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine baş aşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sulh işini size bırakıp ellerini çekmezlerse, onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte öylelerine karşı size apaçık yetki verdik.

Suat Yıldırım

Bir de öyleleriyle karşılaşacaksınız ki onlar hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin kalmak isterler. Bunlar ne zaman fitneye (şirke veya mü’minlerle savaşmaya) çağırılsalar derhal ona dalarlar. O halde bunlar sizden uzak durmaz, size barış teklif etmezler, ellerini sizden çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayın, öldürün! İşte bunlara karşı size kesin bir izin ve yetki vermişizdir.

Süleyman Ateş

Başka birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine başaşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini (saldırıdan) çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün! İşte öylelerine karşı size açık bir yetki verdik.

Süleymaniye Vakfı

Hem sizden yana güvende olmak hem de kendi topluluklarından yana güvende olmak isteyen başka münafıklar da göreceksiniz. Bunlar ne zaman bir fitneye yönlendirilseler balıklamasına dalarlar. Sizden uzak durmaz, size barış teklifinde bulunmaz ve ellerini sizden tamamen çekmezlerse onları yakalayın, tespit ettiğiniz yerde öldürün. İşte onlar, kendilerine karşı size açık yetki verdiğimiz kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Göreceksin, onların geriye kalanı, hem sizden emin olmak, hem kendi topluluklarından emin olmak isteyeceklerdir. Ne zaman fitneye (çatışma ortamına) yöneltilseler balıklamasına daldırılacaklardır. Eğer sizden uzak durmazlar, barışa yanaşmazlar ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhine size açık bir yetki vermişizdir.

Şaban Piriş

Başkalarını da sizden ve kendi topluluklarından güvende olmayı arzu eder gibi bir halde bulabilirsin ama fitneye her çağrılışlarında ona balıklama dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barışı size bırakmazlar ve ellerini de çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte size onların aleyhine açık bir yetki veriyoruz.

Tefhim-ul Kuran

Diğerlerinin de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların) ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.

Ümit Şimşek

Bir de öyle kimselerle karşılaşacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmak isterler. Fakat ne zaman bir fitneye çağırılsalar başaşağı içine dalarlar. Eğer onlar sizden uzak durmaz, barışa yanaşmaz ve ellerini sizden çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte öylelerine karşı size apaçık bir yetki vermişizdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Diğer bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde başaşağı içine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barışa gitmezler ve ellerini sizden çekmezlerse onları yakalayın, tuttuğunuz yerde öldürün. İşte böylelerinin üstüne gitmeniz için size açık bir izin ve kuvvet verilmiştir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Siz bir başqalarına da rast gələcəksiniz ki, onlar həm sizdən, həm də öz camaatından arxayın olmaq istəyərlər. Onlar hər dəfə fitnəyə qaytarıldıqda gözüyumulu ona qoşularlar. Əgər onlar sizdən aralanıb geri çəkilməsələr, sizə sülh təklif etməsələr və sizdən əl çəkməsələr, onlara harada rast gəlsəniz, tutub öldürün. Biz onlara qarşı sizə açıq-aydın dəlil verdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Siz elə kəslərə də rast gələcəksiniz ki, onlar həm sizdən, həm də öz camaatından arxayın olmaq istərlər. (Sizin yanınızda özlərini müsəlman kimi, qəbilələrinə qayıtdıqda isə kafir kimi aparırlar). Bunlar da hər dəfə fitnə-fəsad törətməyə sövq edildikdə başıaşağı ora atılarlar (cani-dildən bu işə qoşularlar). Əgər onlar sizi tərk edib getməsələr, sülh təklif etməsələr və sizdən əl çəkməsələr, onda onlara harada rast gəlsəniz, tutub öldürün. Biz onların əleyhinə çıxmaq üçün sizə açıq fərman verdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr werdet andere finden, die vor euch und vor ihren Sippenangehörigen in Sicherheit sein wollen. Sie sind im Irrtum verstrickt und kommen nicht heraus, es sei denn, um sich wieder zu verstricken. Wenn sie sich nicht von euch fernhalten, euch keinen Frieden anbieten und gegen euch zu den Waffen greifen, dürft ihr gegen sie einschreiten und sie überall gefangennehmen oder schlagen, wo ihr sie findet. Wir haben euch recht gegeben und euch eindeutig dazu ermächtigt.

Almanca — Der Edle Quran

Ihr werdet andere finden, die vor euch Sicherheit und vor ihrem (eigenen) Volk Sicherheit wollen. Jedesmal, wenn sie wieder der Versuchung ausgesetzt sind, werden sie in ihr zu Fall gebracht. Wenn sie sich nicht von euch fernhalten und euch nicht Frieden anbieten und nicht ihre Hände zurückhalten, dann ergreift sie und tötet sie, wo immer ihr auf sie trefft. Über jene haben Wir euch deutliche Gewalt verliehen.

Almanca — M. A. Rassoul

Ihr werdet andere finden, die vor euch und vor ihren Leuten Sicherheit haben wollen. Sooft sie wieder zur Feindseligkeit verleitet werden, stürzen sie kopfüber hinein. Wenn sie sich also weder von euch fernhalten noch euch Frieden bieten noch ihre Hände zügeln, dann ergreift sie und tötet sie, wo immer ihr sie auffindet. Denn gegen diese haben Wir euch volle Gewalt gegeben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr werdet auch andere finden, die vor euch sicher sein wollen und vor ihren Leuten sicher sein wollen. Immer wieder, wenn sie zur Fitna aufgefordert wurden, sind sie auch rückfällig geworden. Und wenn sie euch nicht meiden, euch den Salam nicht anbieten und sich nicht zurückhalten, so nehmt sie gefangen und tötet sie überall dort, wo ihr sie ergreifen könnt. Und gegen diese haben WIR euch eindeutige Verfügung gegeben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

You shall also find others -hypocrites, - who wish to win your confidence as well as the confidence of their people - double face -; if victory sits on your helm, they apply their hearts to you, and if it sits on their people's helm, they apply their hearts to them and return to insurrection wherein they sink into vice under the vexations of their winds. Since, you have no binding agreement with their people, then unless they let you alone and proceed no further, offer you peace and curb their hostile appetite and withhold their wrongful hands, then beset them on all sides, kill them wherever you find them or whenever you gain mastery over them; Allah gives you, against them, a free hand and a complete liberty of action.

Abdul Haleem

You will find others who wish to be safe from you, and from their own people, but whenever they are back in a situation where they are tempted [to fight you], they succumb to it. So if they neither withdraw, nor offer you peace, nor restrain themselves from fighting you, seize and kill them wherever you encounter them: We give you clear authority against such people.

Abdullah Yusuf Ali

Others you will find that wish to gain your confidence as well as that of their people: Every time they are sent back to temptation, they succumb thereto: if they withdraw not from you nor give you (guarantees) of peace besides restraining their hands, seize them and slay them wherever ye get them: In their case We have provided you with a clear argument against them.

Abul A'la Maududi

You will also find others who wish to be secure from you, and secure from their people, but who, whenever they have any opportunity to cause mischief, plunge into it headlong. If such people neither leave you alone nor offer you peace nor restrain their hands from hurting you, then seize them and slay them wherever you come upon them. It is against these that We have granted you a clear sanction.

Aisha Bewley

You will find others who desire to be safe from you and safe from their own people. Each time they are returned to fitna they are overwhelmed by it. If they do not keep away from you or submit to you or refrain from fighting, seize them and kill them wherever you find them. Over such people We have given you clear authority.

Al-Hilali & Khan

You will find others that wish to have security from you and security from their people. Every time they are sent back to temptation, they yield thereto. If they withdraw not from you, nor offer you peace, nor restrain their hands, take (hold of) them and kill them wherever you find them. In their case, We have provided you with a clear warrant against them.

Ali Quli Qarai

You will find others desiring to be secure from you, and secure from their own people; yet whenever they are called back to polytheism, they relapse into it. So if they do not keep out of your way, nor offer you peace, nor keep their hands off [from fighting], then seize them and kill them wherever you confront them, and it is such against whom We have given you a clear sanction.

Amatul Rahman Omar

You will find others (among these hypocrites) who desire to be secure from you as well as safe from their own people. But whenever they are made to have a recourse to hostility (towards the Muslims) they fall headlong into it (as if under compulsion). Therefore if they do not leave you alone, nor make an offer of peace to you nor withhold their hands (from being hostile), then capture them and kill them wherever you find them. And it is these against whom We have given you absolute authority.

Arthur John Arberry

You will find others desiring to be secure from you, and secure from their people, yet whenever they are returned to temptation, they are overthrown in it. If they withdraw not from you, and offer you peace, and restrain their hands, take them, and slay them wherever you come on them; against them We have given you a clear authority.

Bijan Moeinian

You will realize that some of them would like to please you as well as your enemies [and consequently will engage in any mischief when the opportunity knocks. ] If such people do not stop animosity against you nor pledge peace nor stop fighting with you, then they deserve the capital punishment as God has authorized you.

E. Henry Palmer

Ye will find others who seek for quarter from you, and quarter from their own people; whenever they return to sedition they shall be overturned therein: but if they retire not from you, nor offer you peace, nor restrain their hands, then seize them and kill them wheresoever ye find them;- over these we have made for you manifest power.

Edip-Layth

You will find others who want to be safe amongst you and safe amongst their own people. Every time they are returned to the test, they fall back in it. If they do not withdraw from you, offer you peace, and restrain their hands, then you shall take them and kill them where you encounter them. For these We have given you a clear authority.

George Sale

Ye shall find others who are desirous to enter into a confidence with you, and at the same time to preserve a confidence with their own people: So often as they return to sedition, they shall be subverted therein; and if they depart not from you, and offer you peace, and restrain their hands from warring against you, take them and kill them wheresoever ye find them; over these have we granted you a manifest power.

Hamid S. Aziz

Thee will find others who seek for security from you, and security from their own people; whenever they obtain it, they are tempted back to hostility: but if they retire not from you, nor offer you (guaranteed) peace, nor restrain their hands, then seize them and kill them wherever you find them (be decisive); over these We have given you manifest warrant.

Mahmoud Ghali

You will soon find others willing to be secure from you, and secure from their people; so, whenever they are turned back to temptation, they are cast back in it. So, in case they do not keep apart from you, and offer you submissiveness, and restrain their hands, then take them and kill them where you catch them; and against those ones We have appointed for you an evident all-binding authority.

Marmaduke Pickthall

Ye will find others who desire that they should have security from you, and security from their own folk. So often as they are returned to hostility they are plunged therein. If they keep not aloof from you nor offer you peace nor hold their hands, then take them and kill them wherever ye find them. Against such We have given you clear warrant.

Mohamed Ahmed - Samira

You will also find persons who, while wishing to live in peace with you as well as with their own people, turn to civil war the moment they are called to it. If they do not keep away from you, nor offer you peace nor restrain their hands, seize them and kill them wherever they are. We have given you a clear sanction against them.

Muhammad Asad

You will find [that there are] others who would like to be safe from you as well as safe from their own folk, [but who,] whenever they are faced anew with temptation to evil, plunge into it headlong. Hence, if they do not let you be, and do not offer you peace, and do not stay their hands, seize them and slay them whenever you come upon them: for it is against these that We have clearly empowered you [to make war].

Mustafa Khattab

You will find others who wish to be safe from you and their own people. Yet they cannot resist the temptation ˹of disbelief or hostility˺. If they do not keep away, offer you peace, or refrain from attacking you, then seize them and kill them wherever you find them. We have given you full permission over such people.

Progressive Muslims

You will find others who want to be safe amongst you and safe amongst their own people. Every time they are returned to the test, they fall back in it. If they do not withdraw from you, and offer you peace, and restrain their hands, then you shall take them and kill them where you find them. For these We have given you a clear authority.

Sahih International

You will find others who wish to obtain security from you and [to] obtain security from their people. Every time they are returned to [the influence of] disbelief, they fall back into it. So if they do not withdraw from you or offer you peace or restrain their hands, then seize them and kill them wherever you overtake them. And those - We have made for you against them a clear authorization.

Sam Gerrans

You will find others desiring safety from you, and safety from their people; as often as they are turned back to the means of denial, they are turned over to it. And if they withdraw not from you and extend to you peace and restrain their hands, take them and kill them wheresoever you find them; and over those have We given you a clear authority.

Shabbir Ahmed

You will find others who desire peace for their people and make peace with you. But at the slightest opportune moment they come to fight against you. If they neither leave you alone, nor offer peace, nor hold their hands, subdue them regardless of which group they belong to. In their case, Allah has given you a clear authority to fight.

Syed Vickar Ahamed

Others you will find, they wish to gain your confidence as well as that of their people: Every time they are sent back, they give in (and yield) to temptation: If they do not pull back from you and do not give you (assurances) of peace besides withholding their hands (from fight), catch them (by force) and kill them wherever you find them: In their favor, We have provided you with a clear argument against them.

Taqi Usmani

You will find others who want to be secure from you, and secure from their own people. (But) whenever they are called back to the mischief, they are plunged into it. So, if they do not stay away from you, and do not offer peace to you, and do not restrain their hands, then seize them, and kill them wherever you find them, and, We have given you an open authority against them.

The Monotheist Group

You will find others who want to be safe among you and safe among their own people. Every time they are returned to the test, they fall back in it. If they do not withdraw from you, and offer you peace, and restrain their hands, then you shall take them and kill them wherever you encounter them. For these We have given you a clear authority.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Vous en trouverez dʹautres qui cherchent à avoir votre confiance, et en même temps la confiance de leur propre tribu. Toutes les fois quʹon les pousse vers lʹAssociation, (lʹidolâtrie) ils y retombent en masse. (Par conséquent,) sʹils ne restent pas neutres à votre égard, ne vous offrent pas la paix et ne retiennent pas leurs mains (de vous combattre), alors, saisissez-les et tuez les où que vous les trouviez. Contre ceux-ci, Nous vous avons donné une autorité manifeste.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hûn ê rastî hinên din jî bên ku ew dixwazin hem ji şerê li hemberî we hem ji şerê li hemberî gelê xwe jî ewle bibin. Her ku berê wan bi bal gelaciyê ve tê zivirandin serserkî tê werdibin. Êdî eger dev ji (şerê) we bernedin, destê aştiyê dirêjî we nekin û destên xwe ji şerê we venekêşin, vêca wan bigirin (dîl bikin) û hûn li ku rastî wan hatin, wan bikujin. Ha evên ha, Me, hênceteke aşkera daye we li ser (kujtin û dîlkirina) wan.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie zullen anderen vinden die voor jullie veilig wensen te zijn en evenzo voor hun eigen mensen. Telkens als zij aan de beproeving worden blootgesteld worden zij daardoor misleid. Als zij zich dan niet van jullie afzijdig houden, jullie geen vrede aanbieden, noch hun handen in bedwang houden, doodt hen dan waar jullie hen aantreffen. Zij zijn het over wie Wij jullie een duidelijk gezag hebben verleend.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gij zult anderen vinden, die begeerig zullen zijn, uw vertrouwen te winnen, en op denzelfden tijd het vertrouwen van hun eigen volk te bewaren. Telkenmale dat zij tot de wanorde terugkeeren, zullen zij verjaagd worden; en indien zij niet van u aftrekken, en den vrede niet aanbieden en niet ophouden u te bestrijden, zult gij hen aangrijpen en hen overal dooden, waar gij hen mocht vinden. Over hen geven wij u eene volstrekte macht.

Hollandaca — Siregar

Jullie zullen anderen vinden, die wensen voor jullie veilig te zijn en voor hun volk: iedere keer dat zij weer op de proef gesteld worden, keren zij daarheen (veelgoderij) terug. Indien zij jullie niet met rust laten en (geen) vrede aanbieden en (niet) afhouden: grijpt hen dan en doodt hen waar jullie hen ook aantreffen. En zij zijn degenen ten aanzien van wie Wij jullie een duidelijk bewijk verleend hebben.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Вы (о, верующие) обнаружите, (что есть и) другие (из числа лицемеров), (которые) хотят быть в безопасности от вас (и будут внешне показывать вам Веру) и (которые хотят быть) в безопасности от своих людей [неверующих] (и будут перед ними показывать неверие). Всякий раз как их возвращают к смуте [призывают к многобожию], они опрокидываются к ней [возвращаются к неверию]. И если они [такие лицемеры] не отойдут от вас [не уйдут обратно, откуда пришли], и не предложат вам мира, и не удержат своих рук (от войны против вас), то хватайте их [берите в плен] и убивайте их, где бы вы ни нашли их. И в отношении таких Мы дали вам явный довод (на то, чтобы воевать против них и брать их в плен)!

Rusça — Osmanov

И ты увидишь, что есть и другие [мунафики], которые хотят быть верными и вам, и своему народу. Всякий раз, когда ввергают их в смуту [с муслимами], они увязают в ней. И если они не отойдут от вас и не предложат вам мира и не перестанут нападать на вас, то хватайте их и убивайте, где бы вы их ни обнаружили. Мы вам предоставили полное право [сражаться] с ними.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ni kommer att se att det finns andra, som (på samma gång) vill hålla sig väl med er och med sina egna; var gång de frestas (att svika er), faller de för frestelsen. Om de inte drar sig tillbaka och erbjuder er fred och hejdar sina händers (våld), får ni gripa dem och döda dem var ni än träffar på dem; mot dem ger Vi er en klar fullmakt (att kämpa).