Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.

اِذْ دَخَلُوا عَلٰى دَاوُ۫دَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا لَا تَخَفْ خَصْمَانِ بَغٰى بَعْضُنَا عَلٰى بَعْضٍ فَاحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَاهْدِنَا اِلٰى سَوَاءِ الصِّرَاطِ

iƶ deḣalū ǎlā dāvūde fe feziǎ minhum ḳālū lā teḣaf ḣismāni beğā beǎ'Dunā ǎlā beǎ'Din fe Hkum beynenā bi l-Haḳḳi ve lā tuşTiT ve hdinā ilā sevā'i S-SirāTi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِذْhani
2دَخَلُواdeḣalūد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgirmişlerdi
3عَلٰىǎlāyanına
4دَاوُ۫دَdāvūdeداودDavud'un
5فَفَزِعَfe feziǎف ز عKorkmak, korkmuş olmak, dehşete düşmek, korkuya kapılmakve korkmuştu
6مِنْهُمْminhumonlardan
7قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
8لَا
9تَخَفْteḣafخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkma
10خَصْمَانِḣismāniخ ص مBir tartışmada mücadele etmek, sağlam/geçerli bir şekilde dava açmak/itiraz etmek, dinleyicinin iddiasından/talebinden vazgeçmesine neden olabilecek bir şey söylemek, bir tartışmada birini yenmek, karşı çıkmak, bir şeyi başka bir şeyin kenarına/yanına veya köşesine koymak.biz iki davacıyız
11بَغٰىbeğāب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramaksaldırdı
12بَعْضُنَاbeǎ'Dunāب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazbirimiz
13عَلٰىǎlāhakkına
14بَعْضٍbeǎ'Dinب ع ضbir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, birazötekinin
15فَاحْكُمْfe Hkumح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.şimdi sen hükmet
16بَيْنَنَاbeynenāب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaramızda
17بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak ile
18وَلَاve lāve
19تُشْطِطْtuşTiTش ط طUzakta olmak, herhangi birini yanlış yapmak, adaletsizce davranmak, sınırları aşmak. Şattan - aşırı yalan, aşırı, gereksiz, fazlalık. Aşatta (fiil 4) - haksız davranmak.haksızlık etme
20وَاهْدِنَاve hdināه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.bizi götür
21اِلٰىilā
22سَوَاءِsevā'iس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeortasına (adalete)
23الصِّرَاطِS-SirāTiص ر طDüz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç.yolun

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani Dâvûd'un tapısına girmişlerdi de Dâvûd, onlardan pek korkmuştu; korkma demişlerdi, iki hısımız, birimiz, öbürünün hakkına tecâvüz etti, adâletle hükmet aramızda, birimize meylederek hakkı aşma ve bizi dosdoğru yola sevket.

Abdulkadir Gölpınarlı

Hani Dâvûdʼun tapısına girmişlerdi de Dâvûd, onlardan pek korkmuştu; korkma demişlerdi, iki hısımız, birimiz, öbürünün hakkına tecâvüz etti, adâletle hükmet aramızda, birimize meylederek hakkı aşma ve bizi dosdoğru yola sevket.

Adem Uğur

Davud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. "Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster" dediler.

Ahmed Hulusi

Hani ansızın Davud'un yanına girmişlerdi de bu yüzden onlardan ürkmüştü. . . Dediler ki: "Korkma, biz iki davacıyız: Bazımız bazımıza (çoğul kapsamlı ifade) zulmetti. . . O halde aramızda HAKK olarak hükmet, haksızlık etme ve bizi yolun tam ortasına yönlendir. "

Ahmet Tekin

Dâvûd’un yanına girmişlerdi. Dâvûd ihtilâlciler zannederek, onlardan korktu. 'Korkma, biz birbirine hasım, birbirimize haksızlık eden iki davacıyız. Aramızda hakkaniyet ile, adâlet ile hüküm ver, icraat yap. Haksızlık etme. Bize doğru, âdil çözümü göster.' dediler.

Ahmet Varol

Onlar Davud'un yanına girdiklerinde kendilerinden korktu. Dediler ki: 'Korkma. (Biz) iki davacı(yız). Birimiz ötekine haksızlık etti. Sen aramızda hak ile hükmet, zulme sapma ve bizi yolun ortasına yönelt.

Ali Bulaç

Davud'a girdiklerinde, o, onlardan ürkmüştü; dediler ki: "Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip ilet."

Ali Fikri Yavuz

O vakit Davûd’un yanına vardılar da o, bunlardan ürktü. (Ona şöyle) dediler: “- Korkma, iki davacıyız. Birimiz ötekine tecavüz etti. Şimdi sen aramızda adaletle hüküm ver. Aşırı gitme de bizi hak yola çıkar.”

Ali Rıza Safa

Davut'un yanına girdiklerinde, onlardan korkmuştu. "Korkma!" demişlerdi; "Biz, iki davacıyız; birimiz, diğerimize haksızlık yaptı. Artık, aramızda adaletle yargı ver ve haksızlık yapma; bize, orta yolu bul!"

Bayraktar Bayraklı

Ansızın Davud'un yanına girdiklerinde, onlardan korktu. Onlar şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirine haksızlık etmiş iki davalıyız. Aramızda adaletle hükmet, adaletten ayrılma, bizi doğru çözüme ulaştır."

Bekir Sadak

(21-22) Sana davacilarin haberi ulasti mi? Mabedin duvarina tirmanip Davud'un yanina girmislerdi de, o onlardan urkmustu. soyle demislerdi: «Korkma, birbirinin hakkina tecavuz etmis iki davaci; aramizda adaletle hukmet, ondan ayrilma, bizi dogru yola cikar.»

Celal Yıldırım

Hani Davud'un yanına girmişlerdi de O, onlardan korkup ürkmüştü. Onlar: Korkma, birbirinin hakkına tecâvüz eden iki davacı; aramızda hak ve adaletle hüküm ver, hak olan sınırı aşma, bize doğru yolu göster, dediler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(21-22) Davalaşanlara dair bilgi sana ulaştı mı? Bu adamlar mâbedin duvarına tırmanıp Dâvûd’un yanına girmişlerdi. Dâvûd onları görünce telâşlanmıştı. “Korkma” dediler, “Birimizin diğerini haksızlık etmekle suçladığı iki davacıyız biz. Aramızda âdil bir hüküm ver; doğruluktan sapma, bize de doğru yolu göster.”

Diyanet İşleri

Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

(21-22) Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: 'Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar.'

Diyanet Vakfi

(21-22) (Ey Muhammed!) Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanıp, Davud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. «Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü. Ona «Korkma!» dediler, «biz iki davacıyız. Birimiz, birimize haksızlık etti. Şimdi sen aramızda hak ile hüküm ver ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zaman Davud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşa düştü. Ona "Korkma!" dediler, "biz iki davacıyız, birimiz diğerinin hakkına tecavüz etti. Şimdi sen aramızda doğrulukla hükmet ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar."

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt Davudun üzerine giriverdiler de onlardan telaşa düştü, korkma dediler: iki hasmız, ba'zımız ba'zımıza tecavüz etti, şimdi sen aramızda hakk ile hukmet ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar

Erhan Aktaş

Davud'un yanına girdiklerinde o, onlardan korktu. "Korkma! İki davacıyız. Birimiz ötekine haksızlık etti. Şimdi sen, hakkımızda hakk ile hüküm ver. Haksızlık etme. Bize makul olan yolu göster." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Davud'un yanına girdiklerinde o, onlardan korktu. "Korkma! İki davacıyız. Birimiz ötekine haksızlık etti. Şimdi sen, hakkımızda hakk ile hüküm ver. Haksızlık etme. Bize makul olan yolu göster." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Davud'un yanına girdiklerinde o, onlardan korktu. "Korkma! İki davacıyız. Birimiz ötekine haksızlık etti. Şimdi sen, hakkımızda hakk ile karar ver. Haksızlık etme. Bize makul olan yolu göster." dediler.

Fizilal-il Kuran

Hani Davud'un yanına girmişlerdi de, Davud onlardan korkmuştu. «Korkma dediler, biz iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, adaletten ayrılıp bize zulmetme, bizi doğru yola çıkar.»

Gültekin Onan

Davud'a girdiklerinde, o, onlardan ürkmüştü; dediler ki: "Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip ilet."

Hamdi Döndüren

Sana o davacıların haberi ulaştı mı? Hani onlar, mabedin duvarına tırmanmışlar ve Davud’un yanına girmişlerdi de, Davud onlardan korkmuştu. Bunun üzerine onlar şöyle demişlerdi: “Korkma! Biz iki davacıyız. Birimiz, diğerinin hakkına tecavüz etmiştir. Şimdi sen, aramızda adaletle hüküm ver, aşırı gitme. Bizi doğru yolun ortasına çıkar.”

Hasan Basri Çantay

O vakit Davudun karşısına girivermişlerdi de o, bunlardan telaşa düşmüşdü. "Korkma, dediler, (biz) iki da'vacı (yız). Birimiz ötekimin hakkına) tecavüz etdi. Şimdi sen aramızda adaletle hükmet. Aşırı gitme. Bizi doğru yolun ortasına çıkar".

Hasib Asutay

Hani Davud'un yanına girmişlerdi de (Davud) onlardan korkmuştu. Dediler ki: 'Korkma! (Biz) iki davacıyız. Birimiz diğerine haksızlık ettik. Aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme, bizi doğru yola ilet.'

Hayrat Neşriyat

O vakit Dâvûd’un yanına girmişlerdi de (Dâvûd) onlardan ürkmüştü. Dediler ki: 'Korkma! (Biz) birbirimizin hakkına tecâvüz eden iki da'vâcıyız; şimdi (sen) aramızda hak ile hükmet; haksızlık etme ve bizi (doğru) yolun ortasına çıkar!'

İbni Kesir

Davud'un yanına girmişlerdi de o, kendilerinden ürkmüştü. Demişlerdi ki: Korkma, iki davacı; birimiz birimizin hakkına tecavüz etti. Sen, aramızda hak ile hüküm ver. Ve ondan ayrılma. Bizi, doğru yolun ortasına ilet.

Mehmet Okuyan

Davud’un (yanına) girdiklerinde (Davud) onlardan korkmuştu. Onlar da “Korkma! Biz bir kısmı diğer kısmına haksızlık eden iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet! Haksızlık etme; bize doğru yolu göster!” demişlerdi.

Muhammed Esed

Davud, onları yanında görünce telaşlanıp korktu; bunun üzerine: "Korkma!" dediler, "Biz (sadece) iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkına tecavüz etti, şimdi aramızda adaletle karar ver, doğrudan ayrılma ve (ikimize) dürüstlük yolunu göster".

Mustafa İslamoğlu

Yanına aniden girdiklerini görünce Davud onlardan dolayı telaşa kapıldı. Onlar "Korkma!" dediler, "Biz (sadece) iki davalıyız; birimiz diğerinin hakkına tecavüz etti: şimdi sen aramızdan hakkaniyetle karar ver ve doğrudan ayrılma; bize de doğru yolu göster!

Ömer Nasuhi Bilmen

O vakit te ki, Dâvûd'un karşısına girmişlerdi de, onlardan korkuya düşmüştü. Dediler ki: «Korkma, iki davacı ki, bazımız bazısı üzerine tecavüz etmiş oldu. Artık sen aramızda hak ile hükmet, gadr etme ve bizi doğru yolun ortasına sevket.»

Ömer Öngüt

Davut'un yanına girmişlerdi de o onlardan ürkmüştü. "Korkma! Biz birbirine hasım iki dâvâcıyız. Birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Aramızda adaletle hükmet! Hak olan sınırı aşma, bize doğru yolu göster!"

Suat Yıldırım

(21-22) O mahkemeleşen hasımların olayından haberin oldu mu? Onlar mâbedin duvarına tırmanıp Davud’un yanına birden girince o, onlardan ürktü. Onlar da "Korkma! dediler, biz sadece birbirimize hakkı geçen iki dâvalıyız. Senden dileğimiz: Aramızda adaletle hükmet, haktan uzaklaşma ve bize tam doğruyu göster."

Süleyman Ateş

Davud'un yanına girmişlerdi de (Davud) onlardan korkmuştu: "Korkma, dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, (adaletten ayrılıp bize) zulmetme. Bizi yolun ortasına (adalete) götür."

Süleymaniye Vakfı

Davud'un yanına girdiklerinde, onlardan dolayı telaşa kapıldı. Onlar şöyle dediler. "Korkma! Biz davacı iki tarafız; birimiz ötekinin hakkına girdi. Sen aramızda doğru karar ver, haksızlık etme! Bize doğru yolu göster.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Davut, onları birden karşısında görünce telaşa kapıldı. "Korkma, dediler. Biz davalı iki tarafız; birimiz ötekinin hakkına girdi; aramızda doğru karar ver, taşkınlık etme. Bize doğru yolu göster.

Şaban Piriş

Davud'un yanına girmişlerdi. Davut da onlardan korkmuştu. -Korkma, dediler. Birbirinin hakkını yemiş iki davacıyız. Aramızda hakkıyla hüküm ver. Hak'tan ayrılma. Bize orta yolu buldur.

Tefhim-ul Kuran

Davud(un yanın)a girdiklerinde, o, onlardan ürkmüştü; onlar dediler ki: «Korkma, iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi doğru yolun ortasına yöneltip ilet.»

Ümit Şimşek

Yanına girdiklerinde, Davud onlardan korktu. 'Korkma,' dediler. 'Biz birbirimize hakkı geçen iki dâvâlıyız. Aşırı gitmeden, aramızda adaletle hükmet ve bize yolun doğrusunu göster.

Yaşar Nuri Öztürk

Davud'un yanına girmişlerdi de onlardan korkmuştu. "Korkma!" dediler, "biz iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkını çiğnedi. Şimdi sen, aramızda hak ile hükmet, adaletsizlik etme. Bizi yolun denge noktasına ilet.!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar Davudun yanına daxil olduqda Davud onlardan qorxdu. Onlar dedilər: “Qorxma! Biz iki iddiaçıyıq. Birimiz digərinin haqqını tapdalamışdır. Aramızda ədalətlə hökm ver, haqsızlıq etmə və bizə düz yolu göstər!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar Davudun yanına gəlikdə (Davud) onlardan (məʼbədə qapıdan deyil, divardan aşıb daxil olduqları üçün) qorxdu. Onlar dedilər: ″Qorxma, biz bir-birimizə haqsızlıq etmiş iki iddiaçıyıq. Aramızda ədalətlə hökm et, haqqı tapdalama (heç birimizin tərəfini saxlama) və bizə doğru yolu göstər!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie traten auf David zu. Da erschrak er. Sie sprachen: ʺHabe keine Angst! Wir sind zwei Gegner, die im Streit einander unrecht getan haben. Urteile gerecht zwischen uns, überschreite nicht die Grenzen, und führe uns den rechten Weg!

Almanca — Der Edle Quran

Als sie bei Dawud eintraten. Da erschrak er vor ihnen. Sie sagten: ʺFürchte dich nicht. (Wir sind) zwei Widersacher, von denen der eine den anderen unterdrückt hat. So urteile zwischen uns der Wahrheit entsprechend, handle nicht ungerecht und führe uns zum rechten Weg.

Almanca — M. A. Rassoul

(und) wie sie bei David eindrangen und er sich vor ihnen fürchtete? Sie sagten: ʺFürchte dich nicht.(Wir sind) zwei Streitende, von denen einer sich gegen den anderen vergangen hat; richte darum in Gerechtigkeit zwischen uns und handle nicht ungerecht und leite uns auf den ebenen Weg.

Almanca — Muhammad Zaidan

Als sie zu Dawud eintraten, dann erschreckte er sich vor ihnen. Sie sagten: ʺFürchte dich nicht! Wir sind zwei Gegenparteien, die einen von uns begingen Übertretungen gegen die anderen, so richte unter uns des Rechts gemäß, sei nicht ( 3 ungerecht und leite uns zum rechten Weg!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They came suddenly into the chamber, as though they were an apparition, invading his privacy which occasioned his alarm. But they reassured him and said: "Do not be scared, it is only that We are two litigants one of us has wronged the other. Therefore, We expect you to decide our case with equity and justice and it is hoped that you do not deviate from the path of righteousness and that you will guide us into the path of equity and justice"

Abdul Haleem

When they reached David, he took fright, but they said, ‘Do not be afraid. We are two litigants, one of whom has wronged the other: judge between us fairly- do not be unjust- and guide us to the right path.

Abdullah Yusuf Ali

When they entered the presence of David, and he was terrified of them, they said: "Fear not: we are two disputants, one of whom has wronged the other: Decide now between us with truth, and treat us not with injustice, but guide us to the even Path..

Abul A'la Maududi

As they came upon David — and he was frightened of them — they said: "Be not afraid. We are just two litigants: one of us has committed excess against the other. So judge rightly between us, and be not unjust; and guide us to the Right Way.

Aisha Bewley

and came in on Dawud who was alarmed by them. They said, ‘Do not be afraid. We are two litigants, one of whom has acted unjustly towards the other, so judge between us with truth and do not be unjust and guide us to the Right Path.

Al-Hilali & Khan

When they entered in upon Dâwûd (David), he was terrified of them. They said: "Fear not! (We are) two litigants, one of whom has wronged the other, therefore judge between us with truth, and treat us not with injustice, and guide us to the Right Way.

Ali Quli Qarai

When they entered into the presence of David, he was alarmed by them. They said, ‘Do not be afraid. [We are only] two contenders: one of us has bullied the other. So judge justly between us, and do not exceed [the bounds of justice], and show us the right path.’

Amatul Rahman Omar

When they intruded upon David and (found that) he had become alert (on account of) them, they said, (by way of an excuse,) `Have no fear. We are two parties litigants. One of us has transgressed against the other, therefore judge between us as justice demands, and delay not (by giving the date of decision,) and guide us (in our litigation) to the fair way.

Arthur John Arberry

when they entered upon David, and he took fright at them; and they said, 'Fear not; two disputants we are -- one of us has injured the other; so judge between us justly, and transgress not, and guide us to the right path. '

Bijan Moeinian

At first he was frightened to see the two strangers in his private quarters. They said: "Do not be afraid; we are here just for your judgment. Be fair and guide us to the right path."

E. Henry Palmer

when they entered in unto David, and he was startled at them, they said, 'Fear not, we are two antagonists; one of us has injured the other; judge then between us with the truth and be not partial, but guide us to a level way.

Edip-Layth

When they entered upon David, he was startled by them. They said, "Have no fear. We are two who have disputed, and one has wronged the other, so judge between us with truth, and do not wrong us, and guide us to the right path."

George Sale

when they went in unto David, and he was afraid of them. They said, Fear not: We are two adversaries who have a controversy to be decided. The one of us hath wronged the other: Wherefore judge between us with truth, and be not unjust; and direct us into the even way.

Hamid S. Aziz

When they entered in upon David and he was frightened by them, they said, "Fear not; we are two litigants, of whom one has acted wrongfully towards the other, therefore decide between us with justice, and do not act unjustly, and guide us to the right (fair, even) way.

Mahmoud Ghali

As they entered upon Dawûd; then he was alarmed of them. They said, "Do not fear (anything); two adversaries we are. One of us has been inequitable to the other, (Literally: some of us against some "others") so judge between us with the truth, and do not act unjudiciously, and guide us to the level path.

Marmaduke Pickthall

How they burst in upon David, and he was afraid of them. They said: Be not afraid! (We are) two litigants, one of whom hath wronged the other, therefor judge aright between us; be not unjust; and show us the fair way.

Mohamed Ahmed - Samira

When they came before David, he was frightened of them. "Do not be afraid," they said. "The two of us are disputing the wrong one has done the other. So judge between us with equity, and do not be unjust, and guide us to the right path.

Muhammad Asad

As they came upon David, and he shrank back in fear from them, they said: "Fear not! [We are but] two litigants. One of us has wronged the other: so judge thou between us with justice, and deviate not from what is right, and show [both of] us the way to rectitude.

Mustafa Khattab

When they came into David’s presence, he was startled by them. They said, "Have no fear. ˹We are merely˺ two in a dispute: one of us has wronged the other. So judge between us with truth—do not go beyond ˹it˺—and guide us to the right way.

Progressive Muslims

When they entered upon David, he was startled by them. They said: "Have no fear. We are two who have disputed, and one has wronged the other, so judge between us with truth, and do not wrong us, and guide us to the right path."

Sahih International

When they entered upon David and he was alarmed by them? They said, "Fear not. [We are] two adversaries, one of whom has wronged the other, so judge between us with truth and do not exceed [it] and guide us to the sound path.

Sam Gerrans

When they entered upon David, and he was in terror of them, they said: “Fear thou not — two litigants, one of whom has oppressed the other. So judge thou between us with justice, and transgress thou not; and guide thou us to the right way.

Shabbir Ahmed

When they breached his privacy, he was startled. They said, "Be not startled!" We both are disputing with each other as to who has done wrong to the other. Therefore, judge fairly between us, deviate not from equity and guide us to the even path."

Syed Vickar Ahamed

When they entered in presence of Dawood (David), and he was frightened of them, they said: "Fear not: We are two litigant (who disagree), one of us has wronged the other: Therefore, decide between us now with truth, and do not treat us with injustice, and guide us to the Right way.

Taqi Usmani

When they entered upon Dawūd, and he was scared of them, they said, "Be not scared. We are two litigants; one of us has wronged the other, so decide between us with truth, and do not cross the limits, and guide us to the right path.

The Monotheist Group

When they entered upon David, he was startled by them. They said: "Have no fear. We are two who have disputed, and one has wronged the other, so judge between us with the truth, and do not wrong us, and guide us to the right path."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quand ils entrèrent auprès de David, il en fut effrayé. Ils dirent: ʺNʹaie pas peur! Nous sommes tous deux en dispute; lʹun de nous a fait du tort à lʹautre. Juge donc en toute équité entre nous, ne sois pas injuste et guide-nous vers le chemin droit.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê dema ketin cem Dawûd, vêca ji wan tirsiya. Jê re gotin: Metirse, em du dawedar in; yekî ji me neheqî li yê din kiriye, de di navbera me de tu bi edaletî hukim bike, neheqiyê neke û me li ser riya rast rasterê bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen zij bij Dawoed binnenkwamen en hij van hen schrok, maar zij zeiden: ʺWees niet bang. Wij zijn twee tegenstanders, een van ons heeft de ander onrechtvaardig behandeld. Oordeel dus naar waarheid tussen ons en wijk er niet van af en leid ons naar de correcte uitweg.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen zij tot David binnenkwamen, en hij bevreesd voor hen was, zeiden zij: Vrees niet, wij zijn twee tegenstanders, die een twist met elkander te beslechten hebben. De een van ons heeft den ander nadeel toegebracht: richt dus tusschen ons met waarheid: wees niet onrechtvaardig en leid ons op den rechten weg.

Hollandaca — Siregar

Toen zij bij Dâwôed binnenkwamen, schrok Hij van ten, zij zeiden: ʺWees niet bang, wij zijn twee mannen die het met elkaar oneens zijn, een van ons heeft de ander onrechtvaardig behandeld. Oordeel daarom rechtvaardig tussen ons en wijk niet af van de Waarheid en leid ons naar het rechte Pad.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Вот пришли они к Дауду, и испугался он их (так как к нему обычно никто не заходил, а эти двое даже перелезли через стену). Сказали они (ему): «Не бойся! Мы – две тяжущиеся стороны – один из нас посягнул на другого. Рассуди же нас по истине, и не будь несправедливым, и укажи нам верный путь [верное решение].

Rusça — Osmanov

[О том], как они вошли к Давуду и как он испугался их? Они сказали ему: ʺНе бойся, [мы] - двое тяжущихся. Один из нас нарушил закон, [причинив зло] другому. Рассуди же нас по справедливости, не отступай от правды и выведи нас на верную дорогу.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När de plötsligt kom emot honom, blev han orolig; (men) de sade: ʺVi vill dig ingenting ont! (Vi ligger i) tvist med varandra. En av oss har gjort den andre orätt; fäll därför din rättvisa dom mellan oss utan att ta parti för någon och visa oss den rätta vägen.