İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."

اِنَّ هٰذَٓا اَخِي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ اَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِي فِي الْخِطَابِ

inne hāƶā eḣī lehu tis'ǔn ve tis'ǔne neǎ'ceten ve li ye neǎ'cetun vāHidetun fe ḳāle ekfilnīhā ve ǎzzenī fī l-ḣiTābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinnedoğrusu
2هٰذَٓاhāƶābu
3اَخِيeḣīا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşimin
4لَهُlehuvardır
5تِسْعٌtis'ǔnت س عDokuzuncu olmak, dokuz.(doksan) dokuz
6وَتِسْعُونَve tis'ǔneت س عDokuzuncu olmak, dokuz.doksan (dokuz)
7نَعْجَةًneǎ'cetenن ع جHızlıca gitmek, çok beyaz olmak, koyun/dişi koyun eti yemek, dişi koyun/koyun, dişi deve, şişmanlamak veya sağlıklı olmak, şişmiş olmak.koyunu
8وَلِيَve li yebenim ise vardır
9نَعْجَةٌneǎ'cetunن ع جHızlıca gitmek, çok beyaz olmak, koyun/dişi koyun eti yemek, dişi koyun/koyun, dişi deve, şişmanlamak veya sağlıklı olmak, şişmiş olmak.koyunum
10وَاحِدَةٌvāHidetunو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.bir tek
11فَقَالَfe ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelefakat (kardeşim) dedi
12اَكْفِلْنِيهَاekfilnīhāك ف لBaşka biri için bakmak, beslemek, büyütmek, vasi olmak, sorumlu olmak, emanet etmek, teminat ya da kefil olmak.onu da bana ver
13وَعَزَّنِيve ǎzzenīع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertve bana ağır bastı
14فِي
15الْخِطَابِl-ḣiTābiخ ط بHalka vaaz/öğüt vermek, bir kadını evlilik için istemek veya talep etmek, konuşmak/sohbet etmek veya söyleşmek, yüz yüze hitap etmek, biriyle konuşmak, biriyle istişare etmek, yemin ile doğrulanmış açık kanıt veya tanıklıkla bir davayı karara bağlamak/hüküm vermek/yargılamak, bir şeyi kendi erişim veya gücü dahilinde bulundurmak, diyalog kurmak, bir şey yapmayı istemek veya arzu etmek, vaaz/konuşma/nutuk vermek.konuşmada

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki şu, benim kardeşimdir, doksan dokuz dişi koyunu var ve benimse bir tek dişi koyunum; öyleyken onu da bana ver dedi ve konuşmamızda beni alt da etti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki şu, benim kardeşimdir, doksan dokuz dişi koyunu var ve benimse bir tek dişi koyunum; öyleyken onu da bana ver dedi ve konuşmamızda beni alt da etti.

Adem Uğur

(Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada beni yendi.

Ahmed Hulusi

"Muhakkak ki şu benim kardeşimdir. . . Onun doksan dokuz koyunu var, benim ise bir tek koyunum var. . . Böyle iken 'Onu bana ver' dedi ve dediğini yaptırdı!"

Ahmet Tekin

Onlardan biri: 'Bu benim kardeşim. O doksan dokuz yaban ineğine sahipleniyor. Bense bir tek yaban ineğine sahiplendim. Böyleyken onu da benimkilerine kat, ona sahiplenmekten vazgeç dedi. Bu karşılıklı konuşma sırasında bana baskın çıktı.' dedi.

Ahmet Varol

Şu kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum var. Böyleyken: 'Onu da bana ver' dedi ve konuşmada bana üstün geldi.'

Ali Bulaç

"Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."

Ali Fikri Yavuz

(İkisinden biri şöyle) dedi: “- Şu benim (din) kardeşimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu var. Benim ise tek dişi koyunum var. Böyle iken, onu da bana ver dedi ve beni konuşmada mağlûb etti.”

Ali Rıza Safa

"Aslında, işte bu, benim kardeşimdir. Onun, doksan dokuz koyunu var; benim ise bir koyunum var. Buna karşın; ‘Onu da bana ver!' dedi ve tartışmada bana üstün geldi!"

Bayraktar Bayraklı

"Bu benim kardeşimdir. Onun doksandokuz koyunu, benim de bir koyunum var. 'Onu da bana ver' dedi ve beni konuşmada yendi."

Bekir Sadak

«Bu kardesimin doksan dokuz disi koyunu, benim de bir tek disi koyunum vardir; O'nu da bana ver dedi ve tartismada beni yendi.»

Celal Yıldırım

Şüphen olmasın ki, bu benim kardeşimdir; doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Onu da bana ver, di gerine katayım, dedi ve beni konuş mada yendi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Şu adam benim kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. Buna rağmen ‘Onu da bana ver’ dedi ve bu tartışmada bana baskın çıktı.”

Diyanet İşleri

İçlerinden biri şöyle dedi: "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni bastırdı."

Diyanet İşleri (eski)

'Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi.'

Diyanet Vakfi

(Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken «Onu da bana ver» dedi ve tartışmada beni yendi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biri: «İşte bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartışmada beni yendi» diye anlattı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

"Şu benim kardeşim, onun doksan dokuz kişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken; "Onu da bana bırak" dedi. Ve beni söyleşmede (tartışmada) yendi." diye anlattı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şu benim biraderim onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken "bırak onu bana" dedi ve beni söyleşmede yendi

Erhan Aktaş

"Bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Bu benim kardeşim Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu benim kardeşim Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı.

Fizilal-il Kuran

Bu kardeşimin doksandokuz dişi koyunu var. Benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken onu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi.

Gültekin Onan

"Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen "onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve bana, konuşmada üstün geldi."

Hamdi Döndüren

“Bu, benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim ise sadece tek bir koyunum var. Buna rağmen, o, “Onu da bana ver ki (benimkilerle birlikte bakayım)!” dedi ve tartışmada bana üstün geldi.”

Hasan Basri Çantay

(İçlerinden biri): "Şu benim biraderimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu var. Benim ise birtek dişi koyunum var. Böyle iken "Onu bana ver (de bakayım)" dedi, mücadelede beni yendi".

Hasib Asutay

(Onlardan biri şöyle dedi:) 'Bu, kardeşimdir (6), onun doksan dokuz koyunu var, benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken, 'Onu da bana ver' dedi ve tartışmada beni yendi.' (6. Din kardeşimdir.)

Hayrat Neşriyat

(Onlardan biri şöyle dedi:) 'Doğrusu bu benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise tek bir koyunum var. Böyle iken: 'Onu bana ver!’ dedi ve tartışmada beni yendi.'

İbni Kesir

Gerçekten bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum var. Onu bana ver, dedi ve söyleşmede beni yendi.

Mehmet Okuyan

(Davacılardan biri): “Şüphesiz ki bu benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. (Durum) böyleyken ‘Onun (bakımını) bana ver!’ dedi ve hitapta bana üstün geldi (beni ikna etti).”

Muhammed Esed

"Bu benim kardeşim: Onun doksandokuz koyunu var, benimse (sadece) bir koyunum; buna rağmen, 'onu bana ver' dedi ve bu tartışmada bana zorla dediğini yaptırdı".

Mustafa İslamoğlu

İşte bu benim kardeşim; onun doksan dokuz koyunu var, benimse yalnızca bir tek koyunum; buna rağmen o, "Onu da bana ver" dedi ve dediğini zorla yaptırdı.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Muhakkak ki şu, benim kardeşimdir. Onun doksandokuz dişi koyunu vardır. Benim için ise bir dişi koyun var. Öyle iken, «Onu bana bırak,» dedi ve beni konuşmada mağlup etti.»

Ömer Öngüt

"Bu benim kardeşimdir. Onun doksandokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: 'Onu da bana ver!' dedi ve beni tartışmada yendi. "

Suat Yıldırım

"Benim şu (din) kardeşimin doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum! Böyle iken "onu da bana bırak!" dedi ve çenesiyle beni bastırdı."

Süleyman Ateş

"Bu kardeşimin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve konuşmada bana ağır bastı (onunla baş edemedim.)"

Süleymaniye Vakfı

Bu, benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu, benim ise bir tek koyunum var. 'Onun bakımını benim sorumluluğuma bırak' dedi ve konuşmasıyla beni bastırdı."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Bu, benim kardeşimdir; onun doksan dokuz koyunu, benim bir koyunum var; onu ben koruyayım dedi ve konuşmasıyla beni bastırdı."

Şaban Piriş

-Bu benim kardeşimdir, O'nun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. "Onu da bana ver" dedi ve konuşmada bana üstün geldi.

Tefhim-ul Kuran

«Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen «Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat» dedi ve bana konuşma (tarzın)da üstün geldi.»

Ümit Şimşek

'Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu, benim de bir koyunum var. Buna rağmen 'O tek koyunu da bana ver' dedi ve tartışmada bana üstün geldi.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Şu benim kardeşimdir. Kendisinin doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen, onu da bana ver dedi ve tartışmada bana galip geldi."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu mənim qardaşımdır. Onun doxsan doqquz qoyunu, mənim isə bircə qoyunum vardır. Bununla belə: “Onu mənə ver!”– dedi və mübahisədə mənə üstün gəldi”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Onlardan biri dedi:) ″Bu mənim (din) qardaşımdır. Onun doxsan doqquz dişi qoyunu, mənim isə bircə dişi qoyunum vardır (yaxud onun doxsan doqquz zövcəsi, mənim isə bircə zövcəm var). Belə bir vəziyyətdə: ″Onu mənə ver! (Məni ona sahib et!)″ – dedi və (dildən pərgar olduğu üçün) mübahisədə məni məğlub etdi″.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Das ist mein Bruder. Er hat neunundneunzig Mutterschafe. Ich habe nur ein einziges. Er sagte mir: ʹVertraue es mir an!ʹ Und er setzte mir stark zu.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Dieser da, mein Bruder, hat neunundneunzig weibliche Schafe, ich aber (nur) ein einziges Schaf. Dann sagte er: .Vertraue es mir anʹ, und er überwand mich in der Rede.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Dieser ist mein Bruder; er hat neunundneunzig Mutterschafe, und ich habe ein einziges Mutterschaf. Dennoch sagte er: ʺÜbergib es mirʺ, und hat mich in der Rede überwunden.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Dies ist mein Bruder. Ihm gehören neunundneunzig Schafsweibchen und mir gehört ein einziges Schafsweibchen, dann sagte er: ʺÜberlasse es mir!ʺ Und er unterwarf mich im Gespräch.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"This is my brother", the claimant said, "who owns ninety nine ewes and I own only one single ewe. He asked me to entrust it to him and commit her to his care and he was rather persuasive.

Abdul Haleem

This is my brother. He had ninety-nine ewes and I just the one, and he said, "Let me take charge of her," and overpowered me with his words.’

Abdullah Yusuf Ali

"This man is my brother: He has nine and ninety ewes, and I have (but) one: Yet he says, 'commit her to my care,' and is (moreover) harsh to me in speech."

Abul A'la Maududi

Behold, this is my brother; he has ninety-nine ewes and I have only one ewe." And yet he said: "Give her into my charge,” and he got the better of me in argument.

Aisha Bewley

This brother of mine has ninety-nine ewes and I have only one. He said, "Let me have charge of it," and got the better of me with his words.’

Al-Hilali & Khan

Verily, this my brother (in religion) has ninety-nine ewes, while I have (only) one ewe, and he says: "Hand it over to me, and he overpowered me in speech."

Ali Quli Qarai

‘Indeed this brother of mine has ninety-nine ewes, while I have only a single ewe, and [yet] he says, ‘Commit it to my care,’ and he browbeats me in speech. ’

Amatul Rahman Omar

`(The case of the litigation is that, ) this is my brother. He has ninety nine ewes while I have one ewe; still he says, "Make it over to me," and he has been prevailing by his arguments upon me.'

Arthur John Arberry

'Behold, this my brother has ninety-nine ewes, and I have one ewe. So he said, "Give her into my charge"; and he overcame me in the argument.'

Bijan Moeinian

One of them said: "This brother of mine owns ship and I own only one. Now he is asking me to give him my only ship [as he can take better care of it!]"

E. Henry Palmer

Verily, this is my brother: be had ninety-nine ewes and I had one ewe; and he said, "Give her over to my charge;" and he overcame me in the discourse. '

Edip-Layth

"This is my brother and he owns ninety nine lambs, while I own one lamb; so he said to me: ‘Let me take care of it' and he pressured me."

George Sale

This my brother had ninety and nine sheep; and I had only one ewe: And he said, give her me to keep; and he prevailed against me in the discourse which we had together.

Hamid S. Aziz

"Lo! This is my brother; he has ninety-nine ewes and I have but one; but he said, 'Give to me', and he has prevailed against me in discourse. "

Mahmoud Ghali

Surely this my brother has ninety-nine ewes, and I have one ewe. So he said to me, ‘Let me be her sponsor' and he got the better of me in speech." (Literally: was mightier in the address)

Marmaduke Pickthall

Lo! this my brother hath ninety and nine ewes while I had one ewe; and he said: Entrust it to me, and he conquered me in speech.

Mohamed Ahmed - Samira

This man here is my brother. He has ninety and nine ewes while I have only one. He demands that I should give him my ewe, and wants to get the better of me in argument."

Muhammad Asad

"Behold, this is my brother: he has ninety-nine ewes, whereas I have [only] one ewe - and yet he said, ‘Make her over to me,’ and forcibly prevailed against me in this [our] dispute. "

Mustafa Khattab

This is my brother.[1] He has ninety-nine sheep while I have ˹only˺ one. ˹Still˺ he asked me to give it up to him, overwhelming me with ˹his˺ argument."

Progressive Muslims

"This is my brother and he owns ninety nine lambs, while I own one lamb; so he said to me: 'Let me take care of it' and he pressured me. "

Sahih International

Indeed this, my brother, has ninety-nine ewes, and I have one ewe; so he said, 'Entrust her to me,' and he overpowered me in speech. "

Sam Gerrans

“This, my brother, has ninety-nine ewes, and I have one ewe; so he said: ‘Place thou her in my charge’; and he overcame me in speech.”

Shabbir Ahmed

One of them said, "Behold, this my brother has ninety nine farms, whereas I have only one. And yet he says, 'Give it over to me', and he dominates me in eloquence." ('Na'jah' = Ewe = Female sheep or deer = Agricultural farm).

Syed Vickar Ahamed

"Verily, this man is my brother (in religion): He has ninety and nine ewes (female sheep), and I have (only) one: Yet he says; 'Leave her (the one sheep) to me,' and (also he) is rude to me when he talks. "

Taqi Usmani

This is my brother; he has ninety nine ewes, and I have a single ewe; still he said, ‘Give it into my charge.’ And he overpowered me in speech."

The Monotheist Group

"This is my brother and he owns ninety-nine lambs, while I own one lamb; so he said to me: "'Let me take care of it' and he pressured me."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Celui-ci est mon frère: il a quatre-vingt-dix-neuf brebis, tandis que je nʹai quʹune brebis. Il mʹa dit: ʺConfie-la-moiʺ et dans la conversation, il a beaucoup fait pression sur moiʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Yekî ji wan got:) Ev birayê min not û neh mêşinên wî hene û yê min jî yek mêşineke bi tenê ye. Ji min re dibêje: Wê jî bide min û bi xeberdanê zora min biriye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dit is mijn broer, hij heeft negenennegentig schapen en ik heb maar één schaap en hij zei: ʹLaat mij ervoor zorgen.? En hij heeft mij overreed.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Deze, mijn broeder heeft negenennegentig schapen, en ik had slechts eene ooi, en hij zeide: Geef mij die, om ze te houden, en hij overwon mij in den twist, dien wij te zamen hadden.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, mijn broeder heeft negen en negentig ooien en ik heb één ooi. Toen zei hij: ʹSta haar aan mij af.ʹ En hij versloeg mij in het redetwisten.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Сказал один из них): «Вот это – брат мой, у него девяносто девять овец, а у меня одна овца. И сказал он: «Поручи мне ее!» – и победил меня в речи [убедил меня]».

Rusça — Osmanov

Воистину, этот [человек] - мой брат [по вере]. У него девяносто девять овец, у меня же - одна овца. Он сказал: ʺУступите мне!ʺ - и одолел меня в пререканияхʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Detta är min bror som äger nittionio tackor, medan jag har en enda tacka, och han sade till mig: ʹLämna henne i min vård!ʹ och inför hans hotfulla språk måste jag ge vika.ʺ