(O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.
اِنْ كُلٌّ اِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ
in kullun illā keƶƶebe r-rusule fe Haḳḳa ǐḳābi
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Her biri, peygamberleri ancak yalanladılar da azâbı hak ettiler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Her biri, peygamberleri ancak yalanladılar da azâbı hak ettiler.
Adem Uğur
Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.
Ahmed Hulusi
Hepsi de sadece Rasulleri yalanladılar. . . Bu yüzden de yaptıklarının kötü sonucunu yaşamayı hak ettiler!
Ahmet Tekin
Hepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri için, onları suçlarına denk adâletle cezalandırmam gerekçeli olarak gerçekleşti.
Ahmet Varol
Onların hepsi de peygamberleri yalanladılar, böylece cezam hak oldu.
Ali Bulaç
Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
Ali Fikri Yavuz
O kavimlerin her biri, peygamberlerini tekzib etmeleriyle azabım onlara vacib oldu.
Ali Rıza Safa
Tümü, elçileri yalanlamıştı. Sonunda, cezamı hak ettiler.
Bayraktar Bayraklı
Onların her biri, gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden azabım hak oldu.
Bekir Sadak
Hepsi peygamberleri yalanladi da azabimi hakettiler. *
Celal Yıldırım
Hepsi de peygamberleri yalanladılar. Bu yüzden azabım (onlar hakkında) gerçekleşti.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Hepsi de elçileri yalancılıkla suçladılar, bu yüzden de kendilerini cezalandırmam hak oldu.
Diyanet İşleri
(O grupların) her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak oldu.
Diyanet İşleri (eski)
Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler.
Diyanet Vakfi
Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Başka değil hepsi gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Başka değil, hepsi gönderilen elçileri (Resulleri) tekzib etti de öyle hak oldu azabım
Erhan Aktaş
Onların hepsi de Resulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onların hepsi de resulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onların hepsi de rasulleri yalanladı. Bu nedenle azabımı hak ettiler.
Fizilal-il Kuran
Hepsi peygamberleri yalanladılar da azabımı hak ettiler.
Gültekin Onan
Hepsi de elçileri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
Hamdi Döndüren
Onlardan her biri, gönderilen elçileri yalanlayıp Benim azabımı hak ettiler.
Hasan Basri Çantay
Onların herbiri, başka değil, gönderilen (o peygamber) leri tekzib etdi (ler) de (bu yüzden onlara) azabım hak oldu.
Hasib Asutay
Hepsi de elçileri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.
Hayrat Neşriyat
Doğrusu hepsi peygamberleri yalanladı da azâbım (onların üzerine) hak oldu.
İbni Kesir
Hepsi de peygamberleri yalanladılar. Ve bu yüzden azabı hak ettiler.
Mehmet Okuyan
Hepsi elçileri elbette yalanlamışlardı ve (kendilerine) azabım gerçekleşmişti.
Muhammed Esed
Hepsi de elçileri yalanladılar; ve bu nedenle cezamızı hak ettiler.
Mustafa İslamoğlu
Hepsi de elçileri yalanladılar: Bu yüzden cezamızı hak ettiler.
Ömer Nasuhi Bilmen
(13-14) Ve Semûd ve kavm-i Lût ve Eyke ahalisi de (tekzîp etmişlerdi). İşte bunlar, o tâifelerdir. Başka değil, hepsi de peygamberleri tekzîp ettiler de artık azabım hak oldu.
Ömer Öngüt
Hepsi de peygamberleri yalanladılar ve azabımı hakettiler.
Suat Yıldırım
Bunların her biri peygamberlere yalancı demiş ve cezalarını hak etmişlerdi.
Süleyman Ateş
Hepsi de elçileri yalanladılar, benim cezamı hak ettiler.
Süleymaniye Vakfı
Hepsi de kendilerine gelen elçileri yalanladılar, sonunda cezalandırmam gerçekleşti.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bunlar elçilerimi yalanladı ve azabımı hak ettiler.
Şaban Piriş
Hemen hepsi de elçileri yalanladılar da azabımı hak ettiler.
Tefhim-ul Kuran
Hepsi de peygamberleri yalanladılar, böylece azabla sonuçlandırmam (onlara) hak oldu.
Ümit Şimşek
Hepsi de peygamberleri yalanladı ve hepsi cezayı hak etti.
Yaşar Nuri Öztürk
Bunların hepsi, resulleri yalanlamaktan başka bir şey yapmadılar. Sonunda azabım hak oldu.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Hər biri elçiləri yalançı hesab etdi və Mənim cəzam da gerçəkləşdi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Hər biri peyğəmbərləri ancaq yalançı saymışdı. Buna görə də əzabım (onlara) vacib oldu.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Jedes dieser Völker zieh seinen Gesandten der Lüge und zog sich zu Recht die angedrohte Strafe zu.
Almanca — Der Edle Quran
Alle ausnahmslos bezichtigten die Gesandten der Lüge, so wurde Meine Bestra fung unvermeidlich fällig.
Almanca — M. A. Rassoul
Ein jeder hatte die Gesandten der Lüge bezichtigt, darum war Meine Strafe fällig gewesen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Doch alle bezichtigten die Gesandten der Lüge, also verdient ist die Bestrafung.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Each and all of them confederated their hands and their minds to oppose the Messengers and accused them of falsehood; retribution, was therefore justified.
Abdul Haleem
They all rejected the mes-sengers and they were deservedly struck by My punishment:
Abdullah Yusuf Ali
Not one (of them) but rejected the messengers, but My punishment came justly and inevitably (on them).
Abul A'la Maududi
Each of them gave the lie to Messengers and My decree of chastisement came upon them.
Aisha Bewley
Each one of them denied the Messengers and so My punishment was justly carried out.
Al-Hilali & Khan
Not one of them but belied the Messengers; therefore My Torment was justified,
Ali Quli Qarai
Each of them did not but impugn the apostles; so My retribution became due [against them].
Amatul Rahman Omar
Each one had cried lies to the Messengers. So My punishment rightly became due (on them).
Arthur John Arberry
not one, that cried not lies to the Messengers, so My retribution was just.
Bijan Moeinian
All the above mentioned people denied their prophets and, therefore, deserved My (God’s) punishment.
E. Henry Palmer
They all did naught but call the apostles liars, and just was the punishment!
Edip-Layth
Each of them rejected the messengers, therefore My retribution came to be.
George Sale
All of them did no other than accuse their apostles of falsehood: Wherefore my vengeance hath been justly executed upon them.
Hamid S. Aziz
There was none of them but denied the messengers, therefore, just was My retribution.
Mahmoud Ghali
Decidedly not one but cried lies to the Messengers, so My punishment came true.
Marmaduke Pickthall
Not one of them but did deny the messengers, therefor My doom was justified,
Mohamed Ahmed - Samira
Of all these there was not one who did not deny the messengers. So My retribution was justified.
Muhammad Asad
not one [was there] but gave the lie to the apostles - and thereupon My retribution fell due.
Mustafa Khattab
Each rejected their messenger, so My punishment was justified.
Progressive Muslims
Each of them disbelieved the messengers, therefore My retribution came to be.
Sahih International
Each of them denied the messengers, so My penalty was justified.
Sam Gerrans
Each only denied the messengers, so My retribution became binding.
Shabbir Ahmed
All of them accused the Messengers of lying. Hence, My Law justly grasped them.
Syed Vickar Ahamed
Not one (of them did anything) but denied the messengers, but My punishment came justly and surely (to them).
Taqi Usmani
All of them did nothing but declare the messengers as liars; hence, My punishment became due.
The Monotheist Group
Each of them disbelieved the messengers, therefore My retribution came to be.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Il nʹen est aucun qui nʹait traité les Messagers de menteurs. Et bien, Ma punition sʹest avérée contre eux!
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Tevekê wan bi pêxemberên xwe bawerî neanîn, vêca ezab li ser wan misoger bû.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij allen hebben niet anders gedaan dan de gezanten van leugens betichten en dus is de afstraffing bewaarheid.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zij allen deden niet anders, dan hunne gezanten van valschheid beschuldigen, waardoor mijne wraak rechtvaardig op hen werd uitgeoefend.
Hollandaca — Siregar
En er was niemand onder hen, of hij loochende de Boodschappers, zodat Mijn bestraffing bewaarheid word.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Каждый (из тех народов) отвергал [не признавал] посланников (Аллаха), и постигло же (их) Мое наказание!
Rusça — Osmanov
Не было среди них такого, кто не отверг бы посланников, потому и справедлива была Моя кара.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
alla utan undantag beskyllde de budbärarna för lögn - och Mitt straff drabbade dem, rättvist och oundvikligt.