(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

اُحْشُرُوا الَّذِينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَحِيمِ وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَ

uHşurū (e)lleƶīne Zelemū ve ezvācehum ve mā kānū yeǎ'budūne / min dūni (a)llahi fe hdūhum ilā SirāTi l-ceHīmi / ve ḳifūhum innehum mes'ūlūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اُحْشُرُواuHşurūح ش رToplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve bıçak).toplayın
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
3ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak(o) zalim(leri)
4وَاَزْوَاجَهُمْve ezvācehumز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocave onların eşlerini
5وَمَاve māve
6كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduklarını
7يَعْبُدُونَyeǎ'budūneع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmektapıyor(lar)
1مِنْmin
2دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındabaşka
3اللّٰهِ(a)llahiAllah'tan
4فَاهْدُوهُمْfe hdūhumه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.onları götürün
5اِلٰىilā
6صِرَاطِSirāTiص ر طDüz, yeteri kadar geniş ve zorluk çekilmeden yürünebilen bir patika/yol. Bir yol/güzergah/patika, uzun kılıç.yoluna
7الْجَحِيمِl-ceHīmiج ح مAteş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.cehennemin
1وَقِفُوهُمْve ḳifūhumو ق فAyakta durmak, birini ayağa kaldırmak.ve durdurun onları
2اِنَّهُمْinnehumçünkü onlar
3مَسْؤُ۫لُونَmes'ūlūneس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmeksorumludurlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve durdurun onları, şüphe yok ki sorulacak onlardan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve durdurun onları, şüphe yok ki sorulacak onlardan.

Adem Uğur

"Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler!"

Ahmed Hulusi

"Durdurun onları! Muhakkak ki onlar sorumludurlar!"

Ahmet Tekin

'Durdurun onları. Sorguya çekilecekler.'

Ahmet Varol

Durdurun onları, çünkü hesaba çekilecekler...

Ali Bulaç

"Ve onları durdurup tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir."

Ali Fikri Yavuz

"Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

Ali Rıza Safa

"Ve onları tutun; kesinlikle sorgulanacaklardır!"

Bayraktar Bayraklı

- Allah, meleklerine şöyle emreder: "Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler."

Bekir Sadak

«nlari durdurun; cunku kendilerinden daha da sorulacaktir.»

Celal Yıldırım

Ve onları (belli bir noktada durdurup alıkoyun) çünkü onlar mutlaka sorguya çekileceklerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Ve durdurun onları; çünkü sorguya çekilecekler!”

Diyanet İşleri

(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

Diyanet İşleri (eski)

'Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır.'

Diyanet Vakfi

(22-24) (Allah, meleklerine emreder:) Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve Allah'tan başka tapmış oldukları putlarını toplayın. Onlara cehennemin yolunu gösterin. Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve durdurun onları, çünkü sorguya çekilecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(22-24) O zulmedenleri, eşlerini ve Allah'tan başka taptıkları şeyleri toplayın mahşere, toplayın da götürün onları Sırat'a, cehennem köprüsüne doğru ve tutuklayın onları çünkü sorguya çekilecekler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve tevkıyf edin onları, çünkü sorguya çekilecekler.

Erhan Aktaş

Onları durdurun! Kuşkusuz onlar sorumludurlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları durdurun! Kuşkusuz onlar sorumludurlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları durdurun! Kuşkusuz onlar sorguya çekilecekler.

Fizilal-il Kuran

Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.

Gültekin Onan

"Ve onları durdurup tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir."

Hamdi Döndüren

“Kendilerini tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir!”

Hasan Basri Çantay

"Onları habsedin. Çünkü onlar mes'uldürler".

Hasib Asutay

Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.

Hayrat Neşriyat

'Ve tutun onları! Çünki onlar, sorguya çekilecek kimselerdir.'

İbni Kesir

Durdurun onları. Çünkü onlar sorumludurlar.

Mehmet Okuyan

Onları tutuklayın; şüphesiz ki onlar sorguya çekilecekler!”

Muhammed Esed

ve onları (orada) tutun!" (O zaman) böylelerine sorulacak:

Mustafa İslamoğlu

ve onları orada alıkoyun: çünkü onlar sorgulanacaklar!

Ömer Nasuhi Bilmen

(22-24) Toplayınız mahşere o zulmetmiş kimseleri ve onların eşlerini ve kendilerine taptıkları şeyleri. Allah'ın gayrı. Artık onlara cehennem yolunu bildiriniz. Ve onları tevkif ediniz. Şüphe yok ki, onlar sorguya çekilecek kimselerdir.

Ömer Öngüt

Durdurun onları! Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.

Suat Yıldırım

(22-24) Yüce Allah meleklere şöyle emreder: "O zalim müşrikleri, yoldaşlarını ve Allah’tan başka putlaştırdıkları nesneleri toplayın ve hepsini doğru cehenneme sevk edin! Hem tutuklayın onları, çünkü sorguya çekilecekler!"

Süleyman Ateş

"Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

Süleymaniye Vakfı

Onları (cehennemin yolunda) durdurun! Çünkü onlara şu sorulacak:

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Orada durdurun. Onlara soru sorulacak:

Şaban Piriş

Durdurun onları, çünkü hesaba çekilecekler...

Tefhim-ul Kuran

«Ve onları durdurup tutuklayın, çünkü onlar, sorguya çekileceklerdir.»

Ümit Şimşek

Tutuklayın onları; çünkü sorguya çekilecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

Durdurun onları, çünkü hepsi sorguya çekilecekler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onları dayandırın, çünki onlar sorğu-sual olunacaqlar”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onları tutub saxlayın, çünki sorğu-sual olunacaqlar!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Führt sie vor, denn sie sollen sich verantworten!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

und stellt sie auf, denn sie werden befragt werden.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und haltet sie an; denn sie sollen befragt werden.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sperrt sie ein! Sie werden zur Rechenschaft gezogen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But stop them here for now they have much to answer for.

Abdul Haleem

and halt them for questioning:

Abdullah Yusuf Ali

"But stop them, for they must be asked:

Abul A'la Maududi

and detain them there; they will be called to account.

Aisha Bewley

And call them to a halt. They will be asked:

Al-Hilali & Khan

"But stop them, verily they are to be questioned.

Ali Quli Qarai

[But first] stop them! For they must be questioned. ’

Amatul Rahman Omar

`And hold them up for a while for they have to be questioned. '

Arthur John Arberry

And halt them, to be questioned:

Bijan Moeinian

"Then take a break and ask why they are not helping each other [as they were used to say:….

E. Henry Palmer

and stop them; verily, they shall be questioned.

Edip-Layth

Let them stand and be questioned:

George Sale

And set them before God's tribunal; for they shall be called to account.

Hamid S. Aziz

"And stop them, for they must be questioned:

Mahmoud Ghali

And bid them stand; surely they are to be questioned,

Marmaduke Pickthall

And stop them, for they must be questioned.

Mohamed Ahmed - Samira

And detain them, for they will be questioned. "

Muhammad Asad

and halt them [there]!" [And then, ] behold, they shall be asked,

Mustafa Khattab

And detain them, for they must be questioned."

Progressive Muslims

And let them stand and be questioned:

Sahih International

And stop them; indeed, they are to be questioned. "

Sam Gerrans

“But stop them — they are to be questioned:

Shabbir Ahmed

Halt them! For, they must be questioned.

Syed Vickar Ahamed

"But stop them, verily, they must be asked:

Taqi Usmani

and stop them (for a while,) for they are to be asked some questions."

The Monotheist Group

And let them stand and be questioned:

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et arrêtez-les: car ils doivent être interrogésʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wan (sitemkaran) bidin sekinandin, bêguman ew ê bêne pirsyarkirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En laat hen zich opstellen, want zij moeten verantwoording afleggen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En plaats hen voor Gods vierschaar; want zij zullen geroepen worden om rekenschap af te leggen.

Hollandaca — Siregar

En houdt hen vast: voorwaar, zij zullen ondervraagd worden.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и остановите их (прежде чем они дойдут до Ада), – ведь поистине они будут спрошены (за все свои слова и деяния).

Rusça — Osmanov

и остановите, дабы вопросить:

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och låt dem göra halt (där).ʺ (Då) skall de tillfrågas: