(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.

ذٰلِكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوحِيهِ اِلَيْكَ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يُلْقُونَ اَقْلَامَهُمْ اَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يَخْتَصِمُونَ

ƶālike min enbā'i l-ğaybi nūHīhi ileyke ve mā kunte ledeyhim iƶ yulḳūne eḳlāmehum eyyuhum yekfulu meryeme ve mā kunte ledeyhim iƶ yeḣteSimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ذٰلِكَƶālikebunlar
2مِنْmin-ndendir
3اَنْبَٓاءِenbā'iن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberhaberleri-
4الْغَيْبِl-ğaybiغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigörünmez alemin
5نُوحِيهِnūHīhiو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahyettiğimiz
6اِلَيْكَileykesana
7وَمَاve mā
8كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsen değildin
9لَدَيْهِمْledeyhimonların yanında
10اِذْzaman
11يُلْقُونَyulḳūneل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.attıkları
12اَقْلَامَهُمْeḳlāmehumق ل مKesmek, delmek. Kalem, kura çekmede kullanılan başsız ok.(kur'a) oklarını
13اَيُّهُمْeyyuhumhangisi
14يَكْفُلُyekfuluك ف لBaşka biri için bakmak, beslemek, büyütmek, vasi olmak, sorumlu olmak, emanet etmek, teminat ya da kefil olmak.kefil olacak (diye)
15مَرْيَمَmeryemeمريمMeryem'e
16وَمَاve mā
17كُنْتَkunteك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsen değildin
18لَدَيْهِمْledeyhimyanlarında
19اِذْzaman
20يَخْتَصِمُونَyeḣteSimūneخ ص مBir tartışmada mücadele etmek, sağlam/geçerli bir şekilde dava açmak/itiraz etmek, dinleyicinin iddiasından/talebinden vazgeçmesine neden olabilecek bir şey söylemek, bir tartışmada birini yenmek, karşı çıkmak, bir şeyi başka bir şeyin kenarına/yanına veya köşesine koymak.birbirleriyle çekiştikleri

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bunlar, gaibe ait haberler ki sana vahyetmekteyiz. Meryem'i yetiştirmeyi tekeffül edecek kimdir diye kura çekmek için kalemlerini attıkları zaman da yanlarında değildin, bu hususta çekiştikleri zaman da.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bunlar, gaibe ait haberler ki sana vahyetmekteyiz. Meryemʼi yetiştirmeyi tekeffül edecek kimdir diye kura çekmek için kalemlerini attıkları zaman da yanlarında değildin, bu hususta çekiştikleri zaman da.

Adem Uğur

(Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.

Ahmed Hulusi

İşte bu bilgiler, sana vahyetmekte olduğumuz gayba ait haberlerdir. Kim Meryem'in hamisi olsun, diye kur'a çektiklerinde sen onların yanında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.

Ahmet Tekin

Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz, bilgi alanın dışındaki olaylardan, gayb âleminin haberlerindendir. İçlerinden hangisinin Meryem’i himayesine alacağına dair kura çekmek üzere kalemlerini (oklarını) atarlarken sen onların yanında değildin. Onlar bu yüzden tartışırlarken de yanlarında değildin.

Ahmet Varol

Bunlar sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Meryem'i kimin sorumluluğuna alacağını belirlemek için kalemlerini attıkları sırada sen yanlarında değildin. Aralarında tartıştıkları zaman da sen yanlarında değildin.

Ali Bulaç

Bunlar, gayb haberlerindendir; bunları sana vahyediyoruz. Onlardan hangisi Meryem'i sorumluluğuna alacak diye kalemleriyle kur'a atarlarken sen yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında değildin.

Ali Fikri Yavuz

İşte bu Meryem, Zekeriyya ve Yahya (Aleyhisselâm) kıssaları, sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Ey Rasûlüm, yoksa Meryemi hangisi himayesine alacak diye, Tevrat yazdıkları kalemleriyle kur’a atarlarken, sen onların yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında bulunmuyordun.

Ali Rıza Safa

İşte bu, sana bildirdiğimiz gizli gerçeklerin haberlerindendir. Hangisinin Meryem'den sorumlu olacağını, kalemlerini atarak belirlediklerinde, sen yanlarında değildin. Onlar tartışırlarken de sen yanlarında değildin.

Bayraktar Bayraklı

Şimdi sana vahyettiğimiz şey, gayb haberlerindendir. Zira, hangisinin Meryem'in hamisi olacağını kura ile belirlediklerinde sen onlarla birlikte değildin ve birbirleriyle çekişirlerken de yanlarında yoktun.

Bekir Sadak

Bu Sana vahyettigimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarinda degildin, cekisirlerken de orada bulunmadin.

Celal Yıldırım

İşte bu sana vahyettiğimiz, gayb haberlerindendir. (Yoksa) Meryem'i kim himayesine alıp onu koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususta) tartışırlarken de yanlarında bulunmadın..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunlar sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye kura çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar tartışırken de sen yanlarında değildin.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.

Diyanet İşleri (eski)

Bu Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin, çekişirlerken de orada bulunmadın.

Diyanet Vakfi

(Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) «Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak?» diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususta) Tartışırlarken de yanlarında bulunmadın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bu, sana vahy ile bildirdiğimiz gayb haberlerindendir, Ey Muhammed, yoksa, Meryem'i hangisi himayesine alacak diye kalemleriyle kur'a atarlarken de çekişirlerken de sen yanlarında değildin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu işte sana gayb haberlerinden, onu sana vahy ile bildiriyoruz (ya Muhammed), yoksa Meryemi hangisi himayesine alacak, diye kalemleriyle kur'a atarlarken de sen yanlarında değildin, çekişirlerken de yanlarında değildin.

Erhan Aktaş

İşte bunlar, sana vahiy ile bildirdiğimiz gayba ait bilgilerdir. Meryem'i kim himaye edecek diye kalemlerini attıkları zaman da çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte bunlar, sana vahiy ile bildirdiğimiz gayba ait bilgilerdir. Meryem'i kim himaye edecek diye kalemlerini attıkları zaman da çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte bunlar, sana vahiy ile bildirdiğimiz gayba ait bilgilerdir. Meryem'i kim himaye edecek diye kalemlerini attıkları zaman da, çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin.

Fizilal-il Kuran

Bunlar sana vahiy yolu ile bildirdiğimiz gayb alemine ilişkin haberlerdir. Onlardan hangisi Meryem'in sorumluluğunu üstlenecek diye kalemleri ile kur'a çekerlerken sen yanlarında değildin, bu konuda çekişirken de orada değildin.

Gültekin Onan

Bunlar, gayb haberlerindendir; Bunları sana vahyediyoruz. Onlardan hangisi Meryem'i sorumluluğuna alacak diye kalemleriyle kur'a atarlarken sen yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında değildin.

Hamdi Döndüren

Bunlar, sana vahyettiğimiz gayba dair haberlerdendir; çünkü onlar, içlerinden kimin Meryem’in bakımını üstleneceğini belirlemek için kalemlerini atarlarken, sen yanlarında değildin. Yine onlar, (bu konuda) aralarında birbirleriyle çekişirlerken de onların yanında değildin!

Hasan Basri Çantay

(Habibim) bunlar sana vahyetmekde olduğumuz ğayb haberlerindendir. Meryem'i onlardan hangisi himaayesine alacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususda) çekişirlerken de yine yanlarında yokdun.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken, sen yanlarında değildin; (bu hususta) çekişirlerken de yanlarında değildin.

Hayrat Neşriyat

(Habîbim, yâ Muhammed!) Bunlar gayb haberlerindendir ki, onu sana vahyediyoruz. Yoksa, içlerinden hangisi Meryem’i himâyesine alacak diye kalemlerini (kur'a için nehre) atarlarken, sen onların yanında değildin! (Onlar) birbirleriyle çekişirlerken de yanlarında değildin!

İbni Kesir

Bunlar sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. Çekişirlerken de orada bulunmadın.

Mehmet Okuyan

Bu(nlar), sana vahyetmekte olduğumuz gayb (bilinemeyen) haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye (kura çekmek için) kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. Onlar (bu konuda) çekişirken de sen yanlarında değildin.

Muhammed Esed

Sana (şimdi) vahyettiğimiz şey, senin idrakini aşan bir hususla ilgilidir: zira, hangisinin Meryem'in hamisi olacağını kur'a ile belirlediklerinde sen onlarla birlikte değildin, ve (o konuda) birbirleriyle çekiştiklerinde yanlarında yoktun.

Mustafa İslamoğlu

(Ey Nebi!) Sana aktardığımız bu bilgi senin gıyabında olup biten olayların haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himaye edecek diye kur'a çektiklerinde sen yanlarında değildin; onlar (bu konuda) birbirleriyle tartışırken de yanlarında değildin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Bu sana gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Meryem'i hangisi tekeffül edecek diye kalemlerini attıkları zaman sen onların yanında değildin ve onlar muhâsemede bulundukları zaman da sen onların yanında bulunmuyordun.

Ömer Öngüt

Resulüm! Bunlar, bizim sana vahiy yolu ile bildirdiğimiz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kalemleri ile kura atarlarken sen onların yanında değildin. Çekiştikleri zaman da orada bulunmadın.

Suat Yıldırım

İşte bunlar gayb kabîlinden haberler olup onları Biz sana vahyediyoruz. Yoksa onlar Meryem’i kimin himaye edeceğine dair kur’a çekerlerken ve birbirleriyle tartışırlarken sen yanlarında bulunmuyordun.

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed) Bunlar sana vahyettiğimiz, görünmez alemin haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye (kur'a) oklarını atarlarken sen onların yanında değildin; birbirleriyle çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin.

Süleymaniye Vakfı

İşte bu, sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa Meryem'in bakımını kim üstlenecek diye (kur'a için) çubuklarını atarlarken sen yanlarında değildin. Aralarında çekişirlerken de yanlarında değildin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte bu, sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa Meryem'in bakımını kim üstlenecek diye kura çekerlerken yanlarında değildin. Aralarında tartışırlarken de yanlarında değildin.

Şaban Piriş

Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken (kura çekerlerken) sen yanlarında değildin, konuyu tartışırlarken de yanlarında değildin.

Tefhim-ul Kuran

Bunlar, gayb haberlerindendir; bunları sana vahy ediyoruz. Onlardan hangisi Meryem'i sorumluluğuna alacak diye kalemleriyle kur'a atarlarken sen yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında değildin.

Ümit Şimşek

İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa, onlar Meryem'in bakımını kim üstlenecek diye kur'a çekerken sen onların yanında değildin. Onlar tartışırken de sen yanlarında değildin.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu, gayb haberlerindendir ki, sana vahyediyoruz. Onlar, Meryem'in bakımını kimin üstleneceğini belirlemek için kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. Çekiştikleri sırada da yanlarında değildin.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Bunlar qeyb xəbərlərindəndir ki, vəhy ilə sənə bildiririk. Onlar: ″Məryəmi kim öz himayəsinə alacaq?″ – deyə, qələmlərini (suya) atdıqları və bir-birilə mübahisə etdikləri zaman sən ki onların yanında deyildin.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dies sind Nachrichten aus dem Verborgenen, die Wir dir, Muhammad, offenbaren. Du warst ja nicht unter ihnen, als sie ihre Lospfeile (ins Wasser) warfen, um zu erfahren, wer Maria in seine Obhut nimmt; und du warst nicht dabei, als sie deswegen stritten.

Almanca — Der Edle Quran

Dies gehört zu den Nachrichten vom Verborgenen, das Wir dir (als Offenbarung) eingeben. Denn du warst nicht bei ihnen, als sie ihre Rohre warfen (, um durch das Los zu bestimmen), wer von ihnen Maryam betreuen sollte. Und du warst nicht bei ihnen, als sie miteinander stritten.

Almanca — M. A. Rassoul

Dies ist eine der Verkündungen des Verborgenen, die Wir dir offenbaren. Denn du warst nicht bei ihnen, als sie ihre Losröhrchen warfen, wer von ihnen Maria pflegen sollte. Und du warst nicht bei ihnen, als sie miteinander stritten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dies ist eine Mitteilung vom Verborgenen, die WIR dir durch Wahy zuteil werden lassen. Denn du warst nicht bei ihnen, als sie auslosten, wer von ihnen Maryam in seine Obhut nehmen solle. Und du warst nicht bei ihnen, als sie sich untereinander gestritten haben.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

This narrative which we relate to you, O Muhammad, represents some of the true events you did not know nor did you comprehend by sight. You were not present at their meeting when they cast lots using their quills and arrows to see which of them would be the foster father to Maryam. Nor were you present when they quarrelled about the point in question.

Abdul Haleem

This is an account of things beyond your knowledge that We reveal to you [Muhammad]: you were not present among them when they cast lots to see which of them should take charge of Mary, you were not present with them when they argued [about her].

Abdullah Yusuf Ali

This is part of the tidings of the things unseen, which We reveal unto thee (O Messenger!) by inspiration: Thou wast not with them when they cast lots with arrows, as to which of them should be charged with the care of Mary: Nor wast thou with them when they disputed (the point).

Abul A'la Maududi

(O Muhammad!) We reveal to you this account from a realm which lies beyond the reach of your perception for you were not with them when they drew lots with their pens about who should be Mary's guardian, and you were not with them when they disputed about it.

Aisha Bewley

This is news from the Unseen which We reveal to you. You were not with them when they cast their reeds to see which of them would be the guardian of Maryam. You were not with them when they quarrelled.

Al-Hilali & Khan

This is a part of the news of the Ghaib (unseen, i.e. the news of the past nations of which you have no knowledge) which We reveal to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم). You were not with them, when they cast lots with their pens as to which of them should be charged with the care of Maryam (Mary); nor were you with them when they disputed.

Ali Quli Qarai

These accounts are from the Unseen, which We reveal to you, and you were not with them when they were casting lots [to see] which of them would take charge of Mary’s care, nor were you with them when they were contending.

Amatul Rahman Omar

These are some of the important accounts of the things unseen We have revealed to you. You were not present with them when they (- the priests) cast their quills (to decide) as to which of them should have Mary in his charge (to arrange her marriage); and you were not with them when they (- the exalted assembly of the angels) were engaged in a discussion (over the issue of Muhammad being entrusted with the Divine mission).

Arthur John Arberry

(That is of the tidings of the Unseen, that We reveal to thee; for thou wast not with them, when they were casting quills which of them should have charge of Mary; thou wast not with them, when they were disputing. )

Bijan Moeinian

God is hereby informs you of the unseen. After all you were not there when [the priests] recourse to casting lots to choose a guardian among themselves for Mary [who was given by her mother to the temple] and started to dispute among themselves.

E. Henry Palmer

That is (one) of the declarations of the unseen world which we reveal to thee, though thou wert not by them when they threw their lots which of them should take care of Mary, nor were ye by them when they did dispute. '

Edip-Layth

This is from the news of the unseen that We inspire to you. You were not with them when they drew straws as to which one of them will be charged with Mary; you were not with them when they disputed.

George Sale

This is a secret history: We reveal it unto thee, although thou wast not present with them when they threw in their rods to cast lots which of them should have the education of Mary; neither wast thou with them, when they strove among themselves.

Hamid S. Aziz

This is (one) of the declarations of the unseen world which we reveal to you (Muhammad), though you were not by them when they threw their lots as to which of them should take care of Mary, nor were you by them when they did dispute.

Mahmoud Ghali

That is of the tidings of the Unseen. We reveal it to you; and in no way were you close to them as they were casting quills (Literally: pens) (to determine) which of them should sponsor Maryam, (Mary) and in no way were you close to them as they took adverse stands (about that) (and).

Marmaduke Pickthall

This is of the tidings of things hidden. We reveal it unto thee (Muhammad). Thou wast not present with them when they threw their pens (to know) which of them should be the guardian of Mary, nor wast thou present with them when they quarrelled (thereupon).

Mohamed Ahmed - Samira

This is news of the Unknown that We send you, for you were not there when they cast lots with quills (to determine) who should take care of Mary, nor when they disputed it.

Muhammad Asad

This account of something that was beyond the reach of thy perception We [now] reveal unto thee: for thou wert not with them when they drew lots as to which of them should be Mary's guardian, and thou wert not with them when they contended [about it] with one another.

Mustafa Khattab

This is news of the unseen that We reveal to you ˹O Prophet˺. You were not with them when they cast lots to decide who would be Mary’s guardian, nor were you there when they argued ˹about it˺.

Progressive Muslims

This is from the news of the unseen that We inspire to you. You were not with them when they drew straws as to which one of them will be charged with Mary; you were not with them when they disputed.

Sahih International

That is from the news of the unseen which We reveal to you, [O Muúammad]. And you were not with them when they cast their pens as to which of them should be responsible for Mary. Nor were you with them when they disputed.

Sam Gerrans

That is from the reports of the Unseen which We reveal to thee. And thou wast not with them when they cast their lots for who should have charge of Mary. And thou wast not with them when they disputed.

Shabbir Ahmed

(O Messenger) We are revealing to you these events of history so that you may dispel conjecture and rumor. You were not there when the monks cast lots and contended with one another to take hold of (the young beautiful) Mary after Zechariah.

Syed Vickar Ahamed

This is part of the news about the things unseen, which We reveal to you (O Prophet!) by revelation: You were not with them when they cast lots with arrows, (and when they decided), about which of them should take care of Maryam (Mary): Nor were you with them when they disagreed (about it).

Taqi Usmani

This is a part of the news of the unseen We reveal to you (O Prophet!). You were not with them when they were casting their pens (to decide) who, from among them, should be the guardian of Maryam, nor were you with them when they were quarrelling.

The Monotheist Group

This is from the news of the unseen that We inspire to you. You were not with them when they drew straws as to which one of them will be charged with Mary; you were not with them when they disputed.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

- Ce sont là des nouvelles de lʹInconnaissable que Nous te révélons. Car tu nʹétais pas là lorsquʹils jetaient leurs calames pour décider qui se chargerait de Marie! Tu nʹétais pas là non plus lorsquʹils se disputaient!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ya Muhemmed!) Ev ji xeberên nependî ne ku bi (riya) peyxamê (wehyê) em wan ji te re radigihînin. Dema wan, (gelo) ka xwedîkirina Meryemê dê li kîjan ji wan bikeve, qelemên xwe (ji bo pişkkêşanê) diavêtin, tu ne li cem wan bûyî û dema wan (ji bo vê meselê) xirecir dikirin jî tu ne li cem wan bûyî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Dat zijn enige mededelingen over het verborgene die Wij aan jou openbaren. Jij was immers niet bij hen toen zij hun rietpennen wierpen om (door loting) uit te maken wie van hen de zorg voor Marjam op zich zou nemen en jij was ook niet bij hen toen zij twistten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Dit is eene geheime geschiedenis, die wij u openbaren. Gij waart er niet bij, toen zij hunne roeden wierpen, wie zorg voor Maria zou dragen; gij waart niet er bij, toen zij er om streden.

Hollandaca — Siregar

Dat zijn berichten over het verborgene die wij aan jou (O Moehammad) mededelen. En jij was niet met hen toen zij door hun pennen te werpen verlotten wie can hen verantwoordelijk was voor de zorg voor Maryam, en jij was ook niet bij hen toen zij hierover redetwistten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Это [то, что было рассказано] – из рассказов о сокровенном, который Мы тебе (о, Посланник) даем откровением. И (ведь) ты не был при них, когда (каждый из них хотел взять попечительство над Марьям и) они (решили бросить жребий и) бросали свои письменные трости: (чтобы решить) который из них будет опекать Марьям (желая этим самым получить высокую награду от Аллаха). И ты (о, Посланник) не был при них в то время, как они препирались.

Rusça — Osmanov

Все это - из рассказов о сокровенном, и Мы сообщаем тебе это откровением. Ты не был среди них, когда они бросали свои каламы, [чтобы решить жребием,] кто из них будет опекать Марйам. И ты не был среди них, когда они препирались.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Detta hör till de (för dig, Muhammad) okända ting, som Vi (nu) uppenbarar för dig; du var inte med dem när de kastade lott om vem som skulle ha ansvar för Maria; och du var inte med dem när de tvistade (om detta) med varandra.