Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz.

وَمَا كَانَ رَبُّكَ مُهْلِكَ الْقُرٰى حَتّٰى يَبْعَثَ فِي اُمِّهَا رَسُولًا يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَا وَمَا كُنَّا مُهْلِكِي الْقُرٰٓى اِلَّا وَاَهْلُهَا ظَالِمُونَ

ve mā kāne rabbuke muhlike l-ḳurā Hattā yeb'ǎṧe fī ummihā rasūlen yetlū ǎleyhim āyātinā ve mā kunnā muhlikī l-ḳurā illā ve ehluhā Zālimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve
2كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğildir
3رَبُّكَrabbukeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbin
4مُهْلِكَmuhlikeه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.helak edici
5الْقُرٰىl-ḳurāق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.ülkeleri
6حَتّٰىHattākadar
7يَبْعَثَyeb'ǎṧeب ع ثGöndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmekgönderinceye
8فِي
9اُمِّهَاummihāا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5](ülkelerin) anasına
10رَسُولًاrasūlenر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir elçi
11يَتْلُواyetlūت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okuyan
12عَلَيْهِمْǎleyhimonlara
13اٰيَاتِنَاāyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
14وَمَاve māve
15كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbiz değiliz
16مُهْلِكِيmuhlikīه ل كÖlmek, yok olmak, ziyan olmak, kaybolmak, yıkılmak, bozulmak.helak edici
17الْقُرٰٓىl-ḳurāق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.ülkeleri
18اِلَّاillāolmadan
19وَاَهْلُهَاve ehluhāا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarhalkı
20ظَالِمُونَZālimūneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalim

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Rabbin, ana şehirlerine, halka âyetlerimizi okuyacak peygamber göndermedikçe şehirleri helâk etmez ve biz, halkı zâlim olan şehirlerden başka şehirleri helâk etmedik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Rabbin, ana şehirlerine, halka âyetlerimizi okuyacak peygamber göndermedikçe şehirleri helâk etmez ve biz, halkı zâlim olan şehirlerden başka şehirleri helâk etmedik.

Adem Uğur

Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezine göndermedikçe, o memleketleri helâk edici değildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir.

Ahmed Hulusi

Rabbin, kendilerine işaretlerimizi bildiren bir Rasulü, ileri gelenler arasında ba's etmedikçe, o ülke halkını yok etmez! Zaten biz sadece ahalisi zalim olan şehirleri yok etmişizdir.

Ahmet Tekin

Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir Rasulü, memleketin merkezî bir şehrinde özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirmedikçe, o memleketleri helâk edecek değildir. Zaten biz, ancak idarecileri baskı, zulüm ve işkence yapan, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen memleketleri helâk ettik.

Ahmet Varol

Senin Rabbin, ana merkezlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir Peygamber göndermedikçe beldeleri helak etmez. Biz, halkı zalim olmadığı sürece beldeleri helak etmeyiz.

Ali Bulaç

Senin Rabbin, 'ana yerleşim merkezlerine' onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe şehirleri yıkıma uğratıcı değildir. Ve biz, halkı zulmeden şehirlerden başkasını da yıkıma uğratıcı değiliz.

Ali Fikri Yavuz

Senin Rabbin şehirlerin (merkezine) en büyüğüne, halkı üzerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe, o memleketler halkını helâk edici değildir. Biz ahalisi zalim (kâfir) olan memleketlerden başkasını helâk edici değiliz.

Ali Rıza Safa

Senin Efendin, ayetlerimizi onlara okuyan bir elçiyi anakentlerine göndermedikçe, kentleri yıkıma uğratmaz. Zaten halkı haksızlık yapan kentlerden başkasını yıkıma uğratmayacağız.

Bayraktar Bayraklı

Rabbin, ana kentlerine ayetlerimizi okuyacak bir peygamber göndermedikçe, onları helak etmiş değildir. Ancak, halkı zalim olan ülkeleri yok ederiz.

Bekir Sadak

Rabbin kasabalarin halkina, onlara ayetlerimizi okuyacak bir peygamber gondermedikce onlari yok etmis degildir. Zaten Biz yalniz, halki zalim olan kasabalari yok etmisizdir.

Celal Yıldırım

Rabbın kasabaların ana yerleşim yerlerine peygamber göndermedikçe o kasabaları yok etmiş değildir. Ve biz, halkı zâlimler olan kasabalardan başkasını da yok ediciler değiliz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Merkezinde halka âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe rabbin memleketleri helâk etmez. Biz, ülkeleri ancak halkı zulümde ısrar edince helâk ederiz.

Diyanet İşleri

Rabbin, ülkelerin merkezi yerlerine, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe oraları helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz.

Diyanet İşleri (eski)

Rabbin şehirlerin anasına, onlara ayetlerimizi okuyacak bir peygamber göndermedikçe onları yok etmiş değildir. Zaten Biz yalnız, halkı zalim olan şehirleri yok etmişizdir.

Diyanet Vakfi

Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin merkezine göndermedikçe, o memleketleri helâk edici değildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana merkezlerine göndermedikçe, memleketleri helâk edici değildir. Zaten biz, ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de Rabbin memleketleri, kendlerine ayetlerimizi okuyan bir peygamberi ana noktalarına göndermedikçe helak edici değildir. Biz, o memleketleri yalnızca halkı zulüm ederken helak etmişizdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem rabbın memleketleri, ana noktasında kendilerine ayetlerimizi okur bir Resul göndermedikçe helak edici değiller, hem de biz o memleketleri hep ahalisinin zulümleri halinde helak etmişizdir

Erhan Aktaş

Rabb'in, ülkelerin ana merkezlerine kendilerine ayetlerimizi okuyan bir Resul göndermedikçe, yıkıma uğratıcı olmadı. Biz, halkı zulmetmedikçe, kentleri yıkıma uğratıcı değiliz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'in, ülkelerin ana merkezlerine kendilerine ayetlerimizi okuyan bir resulü göndermedikçe, yıkıma uğratıcı olmadı. Biz, halkı zulmetmedikçe, kentleri yıkıma uğratıcı değiliz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'in, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir rasulü anakentlerine göndermedikçe, yıkıma uğratıcı olmadı. Biz, halkı zulmetmedikçe, kentleri yıkıma uğratıcı değiliz.

Fizilal-il Kuran

Rabb'in memleketlerin ana merkezlerinin halkına ayetlerimizi okuyacak bir elçi göndermedikçe ülkeleri helâk edici değildir. Zaten biz halkı zalim olan memleketleri helak etmişizdir.

Gültekin Onan

Senin rabbin 'ana yerleşim merkezlerine' (ümmiha) onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe şehirleri yıkıma uğratıcı değildir. Ve biz ehli (halkı) zulmeden şehirlerden başkasını da yıkıma uğratıcı değiliz.

Hamdi Döndüren

Senin Rabbin, kendi içlerinden, kendilerine âyetlerimizi okuyacak bir elçiyi Anakent’e göndermedikçe, o kentleri yok etmez. Çünkü biz, ancak halkı zalim olan kentleri helâk etmişizdir.

Hasan Basri Çantay

Senin Rabbin memleketlerin ana merkez (ler) ine, karşılarında ayetlerimizi okuyacak bir peygamber gönderinceye kadar, o memleketleri helak edici değildir ve biz ehalisi zaalimler (den ibaret) olan memleketlerden başkasını helak edici de değiliz.

Hasib Asutay

Rabbin, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamberi memleketlerin ana kentine (28) göndermedikçe, o ülkeleri helâk edici değildir. Ve biz ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir. (28. Kentlerin merkezine.)

Hayrat Neşriyat

Rabbin ise, onların ana (şehir)lerinde, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe o memleketleri helâk edici değildir. Zâten (biz), halkı zâlim kimseler olan şehirlerden başkasını helâk ediciler değiliz.

İbni Kesir

Anasına, ayetlerimizi okuyacak bir peygamber göndermedikçe Rabbın kasabaları helak etmiş değildir. Ve Biz; halkı zalim olan kasabalardan başkasını helak edici değiliz.

Mehmet Okuyan

Rabbin, kendilerine ayetlerimizi tilavet eden (okuyup aktaran) bir elçiyi şehirlerin merkezine gönderinceye kadar o şehirleri helak edici değildir. (Zaten) biz halkı zalim olan şehirlerden başkasını da helak ediciler değildik.

Muhammed Esed

Bununla birlikte, yine de senin Rabbin hiçbir toplumu, kendi içlerinden onlara mesajlarımızı okuyup açıklayacak bir elçi göndermedikçe yok etmez; ve yine Biz hiçbir toplumu, üyeleri birbirlerine zulmetmeyi yol olarak benimsemedikçe, yok etmiş değiliz.

Mustafa İslamoğlu

Ama senin Rabbin hiçbir ülkeyi, onların ana kentine kendilerine mesajlarımızı okuyup açıklayan bir elçi göndermedikçe asla helak etmemiştir. Zaten Biz başkalarını değil, sadece fertlerinin (birbirine) zulmettiği toplumları helak etmişizdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Rabbin kasabaları ihlâk eder olmadı, onların ana merkezlerine bir peygamber gönderip de onlara âyetlerimizi tilâvet eder oluncaya değin ve Biz ahalisi zalimler olan kasabalardan başkasını helâk edici olmadık.

Ömer Öngüt

Rabbin ana şehirlerine, onlara âyetlerimizi okuyacak bir peygamber göndermedikçe o memleketleri helâk edici değildir. Biz halkı zâlim olan memleketlerden başkalarını helâk edecek değiliz.

Suat Yıldırım

Senin Rabbin ülkelerin anakentlerinde halka âyetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe o ülkeleri imha etmez. Biz zaten, ahalisi zulmü meslek edinmiş olandan başkasını imha etmeyiz.

Süleyman Ateş

Rabbin, Anakent (olan Mekke)de onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermedikçe ülkeleri helak edici değildir. Ve biz, halkı zalim olmadan ülkeleri helak ediciler değiliz.

Süleymaniye Vakfı

Rabbin, kendilerine ayetlerimizi bağlantılarıyla okuyacak bir elçiyi, anakentlerine göndermeden yerleşim yerlerini helak etmez. Helak ettiğimiz yerleşim yerleri, sadece halkı yanlışlar içinde olanlardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senin Rabbin, merkezlerine elçi göndermediği yerleri yok etmez. Bizim yok ettiğimiz kentler sadece halkı yanlışlar içinde olanlardır.

Şaban Piriş

Rabbin, kentlerin ana noktasında onlara ayetlerimizi okuyan bir elçi göndermeden helak edecek değildir. Biz, halkı zalim olan beldelerden başkasını helak edici değiliz.

Tefhim-ul Kuran

Senin Rabbin, 'ana yerleşim merkezlerine' onlara ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe şehirleri yıkıma uğratıcı değildir. Ve biz, halkı zulmetmekte olan şehirlerden başkasını da yıkıma uğratıcı değiliz.

Ümit Şimşek

Âyetlerimizi onlara okuyan birer peygamberi ana kentlerine göndermedikçe, Rabbin hiçbir ülkeyi helâk etmemiştir. Ahalisi zalim hale gelmemiş bir ülkeyi Biz zaten helâk etmeyiz.

Yaşar Nuri Öztürk

Senin Rabbin, memleketleri/medeniyetleri, ana merkezlerinde kendilerine ayetlerimizi okuyan bir resul göndermedikçe helak etmez. Biz; ülkeleri/medeniyetleri, halkları zulme sapmadıkları sürece helak etmeyiz.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Sənin Rəbbin şəhərlərdən ən mühüm olanına, özlərinə ayələrimizi oxuyan bir elçi göndərməmiş o şəhərləri məhv etmədi. Biz yalnız əhalisi zalım olan şəhərləri məhv etdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott vernichtet die ungerechten Städte nicht eher, bis Er einen Gesandten in ihre Metropole geschickt hat, der den Menschen dort Unsere Zeichen vorträgt. Wir hätten niemals Städte zerstört, wenn ihre Bewohner nicht unrecht getan hätten.

Almanca — Der Edle Quran

Und dein Herr hätte nimmer die Städte vernichtet, bevor Er nicht in ihrem Mittelpunkt einen Gesandten hätte erstehen lassen, der ihnen Unsere Zeichen verliest. Und Wir hätten die Städte nimmer vernichtet, wenn ihre Bewohner nicht ungerecht gewesen wären.

Almanca — M. A. Rassoul

Und dein Herr würde nie die Städte zerstören, ohne zuvor in ihrer Mitte einen Gesandten erweckt zu haben, der ihnen Unsere Verse verliest; noch zerstörten Wir die Städte, ohne daß ihre Bewohner (zuvor) ge frevelt hätten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und dein HERR würde nie die Ortschaften zugrunde richten, bis ER zu ihrer Mutterstadt einen Gesandten schickt, der ihnen Unsere Ayat vorträgt. Und WIR würden die Ortschaften nie zugrunde richten, es sei denn, ihre Bewohner sind 2 Unrecht-Begehende.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And never did Allah, your Creator, reduce the towns to a useless form until He had sent a Messenger to their capital to recite to the people Our divine revelations but they closed their hearts' ears. Therefore, never did We reduce the towns to a useless form except when the fundamental truth failed to govern their thoughts and they proved themselves wrongful of actions.

Abdul Haleem

Your Lord would never destroy towns without first raising a messenger in their midst to recite Our messages to them, nor would We destroy towns unless their inhabitants were evildoers.

Abdullah Yusuf Ali

Nor was thy Lord the one to destroy a population until He had sent to its centre a messenger, rehearsing to them Our Signs; nor are We going to destroy a population except when its members practise iniquity.

Abul A'la Maududi

Your Lord would not destroy a town until He had sent to its centre a Messenger who would recite to them Our verses. Nor would We destroy any town unless its inhabitants were iniquitous.

Aisha Bewley

Your Lord would never destroy any cities without first sending to the chief of them a Messenger to recite Our Signs to them. We would never destroy any cities unless their inhabitants were wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

And never will your Lord destroy the towns (populations) until He sends to their mother town a Messenger reciting to them Our Verses. And never would We destroy the towns unless the people thereof are Zâlimûn (polytheists, wrong-doers, disbelievers in the Oneness of Allâh, oppressors and tyrants).

Ali Quli Qarai

Your Lord would not destroy the towns until He had raised an apostle in their mother city to recite to them Our signs. We would never destroy the towns except when their people were wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

Your Lord would never destroy the towns until He has raised a Messenger in their central place to recite to the people thereof Our Messages, nor would We destroy the towns unless their citizens be unjust.

Arthur John Arberry

Yet thy Lord never destroyed the cities until He sent in their mother-city a Messenger, to recite Our signs unto them; and We never destroyed the cities, save that their inhabitants were evildoers.

Bijan Moeinian

Your Lord never destroys any civilization before having sent a prophet among them to relay His Message. I would never punish any community unless its people practice injustice.

E. Henry Palmer

But thy Lord would never destroy cities until He sent to the metropolis thereof an apostle, to recite to them our signs; nor would we destroy cities unless their people were unjust.

Edip-Layth

Your Lord never annihilates the towns without sending a messenger to their capital, to recite Our signs to them. We never annihilate the towns unless their people are wicked.

George Sale

But thy Lord did not destroy those cities, until He had sent unto their capital an apostle, to rehearse our signs unto them: Neither did We destroy those cities, unless their inhabitants were injurious to their apostle.

Hamid S. Aziz

How many a community have We destroyed that exulted in its means of subsistence? Yonder are their dwellings which have not been inhabited after them, except for a while. And We, even We, are the inheritors.

Mahmoud Ghali

And in no way would your Lord be causing towns to perish until He sends forth in their Mother-Town a Messenger, to recite Our ayat (Verses, signs) to them; and in no way would We be causing towns to perish except that their population are unjust.

Marmaduke Pickthall

And never did thy Lord destroy the townships, till He had raised up in their mother(-town) a messenger reciting unto them Our revelations. And never did We destroy the townships unless the folk thereof were evil-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

But your Lord does not destroy habitations without having sent an apostle to their metropolis to read out Our commandments to them. We would never have destroyed cities if their inhabitants were not given to wickedness.

Muhammad Asad

Yet, withal, thy Sustainer would never destroy a community without having [first] raised in its midst an apostle who would convey unto them Our mes­sages; and never would We destroy a community unless its people are wont to do wrong [to one another].

Mustafa Khattab

Your Lord would never destroy a society until He had sent to its capital a messenger, reciting Our revelations to them. Nor would We ever destroy a society unless its people persisted in wrongdoing.

Progressive Muslims

And your Lord never annihilates any community without sending a messenger to its capital, to recite Our revelations to them. And We never annihilate any community, unless its people are wicked.

Sahih International

And never would your Lord have destroyed the cities until He had sent to their mother a messenger reciting to them Our verses. And We would not destroy the cities except while their people were wrongdoers.

Sam Gerrans

And never would thy Lord destroy the cities until He has raised up in their principal city a messenger reciting to them Our proofs. And never would We destroy the cities save when the people thereof were wrongdoers.

Shabbir Ahmed

Yet, your Lord never destroyed townships unless He sent a Messenger in their midst (the big city) who conveyed Our Commands to them. And never did We destroy the townships unless the people thereof violated human rights.

Syed Vickar Ahamed

And your Lord was never the One to ruin a population until He had sent to its center a messenger, reciting (and rehearsing) to them Our Signs; And We not going to ruin a population unless its members commit injustice.

Taqi Usmani

And your Lord is not such as He would destroy the towns unless he had sent to their central place a messenger who recites to them Our verses, nor are We such as would destroy the towns unless their people are wrongdoers.

The Monotheist Group

And your Lord was not to destroy the towns until He sends a messenger to their capital, to recite Our revelations to them. And We do not destroy the towns unless its people are wicked.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ton Seigneur ne fait pas périr des cités avant dʹavoir envoyé dans leur métropole un Messager pour leur réciter Nos versets. Et Nous ne faisons périr les cités que lorsque leurs habitants sont injustes.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Xwedayê te tu welatî wêran nake heta ku pêxemberekî ji wan re neşîne, da ku ayetên me ji wan re bixwîne. Jixwe me tu welat ji navê nebirine eger ku xelkê wî bi xwe ne zalim bin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar jouw Heer heeft de steden niet vernietigd voordat Hij in hun hoofdstad een gezant opgeroepen had, die aan hen Onze tekenen voorlas. En Wij hebben de steden slechts vernietigd als hun bewoners onrechtplegers waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar uw Heer verwoestte deze steden niet, dan nadat hij een profeet naar de hoofdstad had gezonden, om hun onze teekenen te herinneren. Ook verwoestten wij die steden niet, dan nadat de inwoners hunnen profeet hadden mishandeld.

Hollandaca — Siregar

En jouw Heer was geen vernietiger van de steden vóórdat Hij tot hun hoofdstad een boodschapper had gestuurd die hen Onze verzen voordroeg. En Wij waren geen vernietiger van de stad, tenzij haar bewoners onrechtvaardig waren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не таков Господь твой, чтобы губить [наказать смертью] селения [их жителей], пока не пошлет в главное из них [в главный город или селение] посланника читающего им Наши знамения. И не таковы Мы, чтобы губить селения, кроме как только (в случае) когда их обитатели были причиняющими зло (самим себе) (своим неверием и ослушанием Аллаха)!

Rusça — Osmanov

Твой Господь не разрушал городов, пока не посылал в главный из них посланника, который возглашал им Наши знамения. И Мы подвергали разрушению только те поселения, жители которых были нечестивцами.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men din Herre förgör inte städer som inget sändebud ännu kommit till för att framföra Våra budskap. Och Vi låter inte städer gå under där invånarna inte begår (djupt) orättfärdiga handlingar.