Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

وَنُرِيدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِثِينَ

ve nurīdu en nemunne ǎlā (e)lleƶīne stuD'ǐfū fī l-erDi ve nec'ǎlehum eimmeten ve nec'ǎlehumu l-vāriṧīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَنُرِيدُve nurīduر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).biz istiyorduk
2اَنْen
3نَمُنَّnemunneم ن نBirine fayda veya iyilik sağlamak, cömert veya hayırsever veya karşılıksız olmak, makul olmak (kötü sayılan şeyi yapmayacak kadar makul), min genellikle bazıları veya arasında anlamına gelir, min, içinde veya üzerinde anlamına gelen fi anlamında kullanılabilir.lutfetmeyi
4عَلَىǎlāüzerine
5الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
6اسْتُضْعِفُواstuD'ǐfūض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.ezilen(ler)
7فِي
8الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeo yerde
9وَنَجْعَلَهُمْve nec'ǎlehumج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve onları yapmayı
10اَئِمَّةًeimmetenا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]önderler
11وَنَجْعَلَهُمُve nec'ǎlehumuج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve onları kılmayı
12الْوَارِثِينَl-vāriṧīneو ر ثBirine mirasçı olmak, birinin mirasını almak, hayatta kalmak, birinden sonra birinin sahibi veya destekçisi olmak, halef olmakmirasçı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve bizse yeryüzünde zayıf bir hâle getirilmesi istenenlere lûtfetmeyi ve onları, halka rehber kılmayı ve yeryüzüne, onları mîras bırakmayı dilemedeydik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve bizse yeryüzünde zayıf bir hâle getirilmesi istenenlere lûtfetmeyi ve onları, halka rehber kılmayı ve yeryüzüne, onları mîras bırakmayı dilemedeydik.

Adem Uğur

Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.

Ahmed Hulusi

Biz de diledik ki, o bölgedeki aciz bırakılıp aşağılananlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve kendilerini varisler kılalım.

Ahmet Tekin

Biz ise, o ülkede temel hak ve hürriyetleri yok sayılan güçsüzlere, baskıcı, zâlim idareler altında ezilenlere lütufta bulunmak, onları önderler olarak yetiştirmek, o topraklara vâris kılarak, ötekilerin yerine geçirmek, oraya hâkim hale getirmek istiyorduk.

Ahmet Varol

Bizse o yerde zayıf düşürülenlere lütfetmek, onları önderler yapmak ve onları mirasçılar kılmak istiyorduk.

Ali Bulaç

Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.

Ali Fikri Yavuz

Biz de istiyorduk ki, o yerde ezilmekte olanlara lütûf yapalım, onları hayırda önderler yapalım ve kendilerini (Firavun’un yerine Mısır’da) mirasçılar kılalım.

Ali Rıza Safa

Oysa Biz, yeryüzünde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler ve kalıtçılar yapmak istiyorduk.

Bayraktar Bayraklı

Biz de istiyorduk ki, o yerde ezilenlere lütfedelim, onları önderler yapalım ve onları ötekilerin mülküne mirasçı yapalım.

Bekir Sadak

(5-6) Biz, memlekette gucsuz sayilanlara iyilikte bulunmak onlari onderler kilmak, onlari varis yapmak, memlekete yerlestirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, cekinmekte olduklari seyleri gostermek istiyorduk.

Celal Yıldırım

Biz ise, o ülkede güçsüz hale düşürülenlere (lütuf ve rahmetimizle) yardımda bulunmayı, onları (örnek alınacak) liderler, önderler kılmayı, onları (o yerlere) vârisler yapmayı,

Diyanet İşleri

Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

Diyanet İşleri (eski)

(5-6) Biz, memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları önderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerleştirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekinmekte oldukları şeyleri göstermek istiyorduk.

Diyanet Vakfi

Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz ise istiyorduk ki, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım, onlara (ötekilerin) yerini aldıralım.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz de o yerde ezilmekte olanlara lütufta bulunmak, onları öncül rehberler yapmak ve onları varisler kılmak istiyorduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de istiyorduk ki o yerde ezilmekte olanlara lutfedelim, onları öncül imamlar yapalım, hem onları varisler kılalım

Erhan Aktaş

Biz ise, yeryüzünde ezilenlere iyilik yapmak ve onları önderler kılmak ve varisler yapmak istiyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz ise, yeryüzünde ezilenlere iyilik yapmak ve onları önderler kılmak ve varisler yapmak istiyoruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz ise, yeryüzünde ezilenleri nimetlendirmek ve onları önderler kılmak ve varisler yapmak istiyoruz.

Fizilal-il Kuran

Biz istiyorduk ki o yerde zayıflatılanlara lutfedelim, onları önderler yapalım, onları diğerlerinin yerine mirasçı kılalım.

Gültekin Onan

Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları imamlar yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.

Hamdi Döndüren

Biz ise istiyorduk ki o yerde güçsüz bırakılanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları ötekilere mirasçı kılalım.

Hasan Basri Çantay

Biz ise diliyoruz ki o yerde za'fa uğratılanlara lütfedelim, onları (hayırda) muktedabihler yapalım, onları (Fir'avn mülkünün) varisler (i) kılalım.

Hasib Asutay

Biz de istiyorduk ki, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları (ötekilere) mirasçı kılalım.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki (biz, onları bu devrelerden geçirmekle) istiyorduk ki, o memlekette güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları (insanlara) rehberler yapalım ve onları (Fir'avun’un memleketine) vâris olan kimseler kılalım.

İbni Kesir

Biz ise istiyorduk ki; güçsüz sayılanlara iyilikte bulunalım, onları önderler kılalım ve onları varisler yapalım.

Mehmet Okuyan

Biz ise o yerde, zayıf düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (o topraklara) mirasçı kılmak istiyorduk.

Muhammed Esed

Fakat Biz istiyorduk ki, yeryüzünde hor ve güçsüz görülen kimselerden yana çıkalım, onların dinde öncüler olmasını sağlayalım, onları (Firavun'un şeref ve itibarına) varis kılalım

Mustafa İslamoğlu

Ve Biz de istiyorduk ki, ülkede zayıf ve güçsüz bırakılanlara destek çıkalım ve onları öncüler yapalım; ve kendilerini (ülkeye) varis kılalım;

Ömer Nasuhi Bilmen

Biz de o yerde zayıf düşürülmeleri istenilen kimselere lütfetmek ve onları ileri gelenler kılmak ve onları (o yere) varisler kılmak diledik.

Ömer Öngüt

Biz de istiyorduk ki; o yerde ezilmekte olanlara iyilikte bulunalım, onları önderler yapalım ve onları (ötekilerin mülküne) mirasçı kılalım.

Suat Yıldırım

(5-6) Biz ise o ülkedeki güçsüzlere ihsanda bulunmak, onları dünyada örnek şahsiyetler yapmak ve ülkeye onları vâris kılmak, onlara dünya hâkimiyeti vermek; Firavun’u, Haman’ı ve onların ordularını ise korktuklarına uğratmak istiyorduk.

Süleyman Ateş

Biz de istiyorduk ki o yerde ezilenlere lutfedelim, onları önderler yapalım, onları (ötekilerin mülküne) mirasçı kılalım.

Süleymaniye Vakfı

Biz de o topraklarda zayıf düşürülenlere iyilikte bulunmak, onları önderler yapmak ve bunların yerine geçirmek istiyorduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz de o topraklarda güçsüzleştirilenlere iyilikte bulunmak, onları önderler yapmak ve bunların yerine geçirmek istiyorduk,

Şaban Piriş

Biz ise, ülkede güçsüz bırakılanlara iyilik etmek ve onları önderler yapmak ve onları oraya mirasçı kılmak istiyorduk.

Tefhim-ul Kuran

Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.

Ümit Şimşek

Biz de istiyorduk ki, o memlekette zayıf düşürülmüş olanlara lütufta bulunalım, onları önder yapalım ve diğerlerine vâris kılalım.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve biz istiyoruz ki, yeryüzünde ezilip horlananlara bağışta bulunalım, onları önderler yapalım, onları mirasçılar haline getirelim.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz istədik ki, həmin yerdə aciz qalanlara mərhəmət göstərək, onları öndə gedənlər və varislər edək,

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bis isə istəyirdik ki, o yerdə zəif düşüb əzilənlərə (İsrail oğullarına) mərhəmət göstərək, onları (xeyirxah işlərdə) öndə gedənlər və (Firʼonun mülkünə) varislər edək.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir entschieden, den Menschen, die im Lande unterdrückt waren, Unsere Huld zu erweisen und sie zu vorbildlichen Gläubigen und zu Erben zu machen,

Almanca — Der Edle Quran

Wir aber wollten denjenigen, die im Land unterdrückt wurden, eine Wohltat erweisen und sie zu Vorbildern machen und zu Erben machen,

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir wollten denen, die im Lande als schwach erachtet worden waren, Huld erweisen und sie zu Führern machen und zu Erben einsetzen

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR wollen denjenigen, die im Lande abgeschwächt wurden, Gnade erweisen, aus ihnen Imame machen, zu den Erben machen,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And We decided to be kind and gracious to those who were suppressed and subdued in the land and to change their status and bring it into that of spiritual leadership intended to lead and inherit the land.

Abdul Haleem

but We wished to favour those who were oppressed in that land, to make them leaders, the ones to survive,

Abdullah Yusuf Ali

And We wished to be Gracious to those who were being depressed in the land, to make them leaders (in Faith) and make them heirs,

Abul A'la Maududi

We wanted to bestow favour on those who were oppressed in the land. We wanted to make them leaders and heirs

Aisha Bewley

We desired to show kindness to those who were oppressed in the land and to make them leaders and make them inheritors

Al-Hilali & Khan

And We wished to do a favour to those who were weak (and oppressed) in the land, and to make them rulers and to make them the inheritors,

Ali Quli Qarai

And We desired to show favour to those who were abased in the land, and to make them imams, and to make them the heirs,

Amatul Rahman Omar

And We chose to confer favour upon those who had been rendered weak in the land and to make them leaders and to bestow a kingdom upon them, thus make them inheritors (of Our blessings).

Arthur John Arberry

Yet We desired to be gracious to those that were abased in the land, and to make them leaders, and to make them the inheritors,

Bijan Moeinian

Meanwhile, I (God) decided to change the situation and raise the oppressed ones to become the rulers and inherit the wealth and power.

E. Henry Palmer

And we wished to be gracious to those who were weakened in the earth, and to make them models, and to make them the heirs;

Edip-Layth

We wanted to help those who were oppressed in the land, and to make them role models, and to make them the inheritors.

George Sale

And We were minded to be gracious unto those who were weakened in the land, and to make them models of religion; and to make them the heirs of the wealth of Pharaoh and his people,

Hamid S. Aziz

Verily, Pharaoh exalted himself in the land and divided the people thereof into sects (and casts); one section of them he oppressed, slaughtering their sons and sparing their women. Verily, he was of those who work corruption.

Mahmoud Ghali

And We are willing to be bounteous to the ones who were deemed weak in the land, and make them leaders, and make them the inheritors,

Marmaduke Pickthall

And We desired to show favour unto those who were oppressed in the earth, and to make them examples and to make them the inheritors,

Mohamed Ahmed - Samira

We wished to favour those who were weak in the land and make them leaders and heirs,

Muhammad Asad

But it was Our will to bestow Our favour upon those [very people] who were deemed [so] utterly low in the land, and to make them forerunners in faith. and to make them heirs [to Pharaoh’s glory],

Mustafa Khattab

But it was Our Will to favour those who were oppressed in the land, making them models ˹of faith˺ as well as successors;

Progressive Muslims

And We wanted to help those who were oppressed in the land, and to make them role models, and to make them the inheritors.

Sahih International

And We wanted to confer favor upon those who were oppressed in the land and make them leaders and make them inheritors

Sam Gerrans

And We desired to give grace to those who were oppressed in the land, and to make them leaders, and to make them the inheritors,

Shabbir Ahmed

But it was Our Will to bestow favor unto those who were oppressed in the land, and to make them leaders, and to make them inheritors.

Syed Vickar Ahamed

And We wished to be kind to those who were kept lowly in the land, to make them leaders and to make them the inheritors,

Taqi Usmani

while We intended to favor those who were held as weak in the land, and to make them leaders and make them inheritors,

The Monotheist Group

And We wanted to help those who were oppressed in the land, and to make them leaders, and to make them the inheritors.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais Nous voulions favoriser ceux qui avaient été faibles sur terre et en faire des dirigeants et en faire les héritiers,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Em jî dixwazin li wan ên ku li ser erdê hatine qelskirin keremê bikin û em wan bikin rêber û em wan bikin mîratgirê erdê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar Wij wensten hun die onderdrukt werden in het land een gunst te bewijzen, hen tot voorgangers te maken, hen tot erfgenamen te maken,

Hollandaca — Salomo Keyzer

En het behaagde ons genadig te zijn nopens de zwakken van het land, en hen tot toonbeelden van godsdienst te maken, en tot erfgenamen van de welvaart van Pharao en zijn volk;

Hollandaca — Siregar

En Wij wilden de onderdrukten in het land een gunst schenken. En Wij maakten hen tot leiders en Wij maakten ben tot erfgenamen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И пожелали Мы оказать милость тем, которые были ослаблены на земле (Египта) [потомкам Исраила], и сделать их предводителями (в благих делах) и сделать их наследующими (землю Египта) (после гибели Фараона и его народа).

Rusça — Osmanov

Но Нам было угодно оказать милость тем, кто был унижен на земле (египетской), сделать их предводителями и наследниками. (богатств Фирʹауна).

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men det var Vår vilja att visa dessa förnedrade och förtrampade människor Vår särskilda nåd och göra dem till föregångsmän (i tron) och låta dem ärva (de ogudaktigas makt)