Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Haman'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.

وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَنُرِيَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَا كَانُوا يَحْذَرُونَ

ve numekkine lehum fī l-erDi ve nuriye fir'ǎvne ve hāmāne ve cunūdehumā minhum mā kānū yeHƶerūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَنُمَكِّنَve numekkineم ك نBirine yer vermek, bir konuta yerleştirmek veya kurmak, birinin bir şeyi yapmasını sağlamak veya yetkilendirmekve iktidara getirmeyi
2لَهُمْlehumonları
3فِي
4الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeo yerde
5وَنُرِيَve nuriyeر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.ve göstermeyi
6فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFir'avn'a
7وَهَامَانَve hāmāneوهامانve Haman'a
8وَجُنُودَهُمَاve cunūdehumāج ن دOrduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler].ve askerlerine
9مِنْهُمْminhumonlardan
10مَاşeyi
11كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
12يَحْذَرُونَyeHƶerūneح ذ رSakınmak, dikkat etmek, ihtiyatlı/tedbirli/uyanık olmak, özen göstermek, üstünde durmak, hazırlıklı olmak, korkmak veya korkuda olmak, öfkelenmek ve kendini zarara hazırlamak, bir araya toplanmak, kudurtulmak.korkmuş

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

İstiyorduk ki onları yeryüzünde yerleştirip kuvvetlendirelim ve Firavun'la Hâmân'a ve askerlerine de, onlardan çekindikleri şeyleri gösterelim.

Abdulkadir Gölpınarlı

İstiyorduk ki onları yeryüzünde yerleştirip kuvvetlendirelim ve Firavunʼla Hâmânʼa ve askerlerine de, onlardan çekindikleri şeyleri gösterelim.

Adem Uğur

Ve o yerde onları hakim kılmak; Firavun ile Hâmân'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).

Ahmed Hulusi

Onları o bölgede güvenli kılalım; Firavun'u, Haman'ı (başrahibi) ve o ikisinin ordularını korktuklarına uğratalım!

Ahmet Tekin

O ülkede onları hâkim kılalım, kudret ve itibar sahibi yapalım; Firavun’a, Hâmân’a ve kurmaylarına onların eliyle, çekinmekte oldukları şeyi gösterelim, istiyorduk.

Ahmet Varol

Ve onları o yerde hakim kılmak; Firavun'a, Haman'a ve o ikisinin askerlerine onlardan [1] sakınmakta oldukları şeyi kendilerine göstermek (istiyorduk).

Ali Bulaç

Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.

Ali Fikri Yavuz

Bir de o ezilmekte olan İsrailoğullarına Mısır ve Şam’da kuvvet ve üstünlük verelim de hem Firavun’a, hem (veziri) Hâmân’a ve ordularına, onlardan (Mûsa ve İsrailoğullarından) korktukları şeyi (helâklerini) gösterelim.

Ali Rıza Safa

Ve onları güçlendirerek yeryüzünde yerleştirelim; Firavun, Haman ve ordularına, korktukları şeyi gösterelim.

Bayraktar Bayraklı

Onları o yerde iktidara getirelim de Firavun'a, Haman'a ve onların askerlerine, ezdikleri gruptan korktukları şeyi gösterelim.

Bekir Sadak

(5-6) Biz, memlekette gucsuz sayilanlara iyilikte bulunmak onlari onderler kilmak, onlari varis yapmak, memlekete yerlestirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, cekinmekte olduklari seyleri gostermek istiyorduk.

Celal Yıldırım

O yerlere yerleştirmeyi ve Fir'avn'a, Hâmân'a ve askerlerine onlardan (hep endişe duyup) kaçındıkları hususu göstermeyi diledik.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onları belli bir yere yerleştirmek, Firavun’a, Hâmân’a ve ordularına, sakındıkları şeyi onların eliyle başlarına getirip göstermek (istiyorduk).

Diyanet İşleri

Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Haman'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.

Diyanet İşleri (eski)

(5-6) Biz, memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları önderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerleştirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekinmekte oldukları şeyleri göstermek istiyorduk.

Diyanet Vakfi

Ve o yerde onları hakim kılmak; Firavun ile Hâmân'a ve ordularına, onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve o yerde onları hakim kılalım, Firavun ile Hâmân ve ordularına, onlardan çekinmekte oldukları şeyi gösterelim.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onlara arzda (yeryüzünde) hakimiyet verip Firavun, Haman ve ordularına korktukları şeyi, onların vasıtasıyla gösterelim.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Arzda onlara kuvvet ve müknet verelim de Fir'avne, Haman'e ve ordularına onlardan kortukları şeyi gösterelim

Erhan Aktaş

Ve onları yeryüzünde iktidar yapalım, Firavun'a, Haman'a ve ikisinin ordusuna, onlardan çekindikleri şeyleri gösterelim.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve onları yeryüzünde iktidar yapalım, Firavun'a, Haman'a ve ikisinin ordusuna, onlardan çekindikleri şeyleri gösterelim.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve onları yeryüzünde iktidar yapalım, Firavun'a, Haman'a ve ikisinin ordusuna, onlardan çekindikleri şeyleri gösterelim.

Fizilal-il Kuran

Ve onları o ülkede hakim kılalım. Firavun'a Haman'a ve askerlerine; başlarına gelmesinden korktukları şeyi gösterelim.

Gültekin Onan

Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavuna, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.

Hamdi Döndüren

Ve onları o yerde hâkim kılalım da Firavun’a, Haman’a ve ordularına korkmakta oldukları şeyleri gösterelim.

Hasan Basri Çantay

Onlara o yerde kudret (ve haakimiyyet) verelim, Fir'avna, Hamane ve bunların ordularına da onlardan kocunmakda oldukları şey'i (başlarına getirib) gösterelim.

Hasib Asutay

Onları o yerde hâkim kılalım da, Firavun'a, Haman'a (4) ve askerlerine onlardan korktukları şeyi gösterelim. (4. Haman, Firavun'un veziridir.)

Hayrat Neşriyat

Ve onlara (İsrâîloğullarına) o memlekette imkân sağlayalım (oraya hâkim kılalım); Fir'avun ile (vezîri) Hâmân’a ve ordularına da, onlardan (İsrâîloğullarından) sakınmakta oldukları şeyi gösterelim!

İbni Kesir

Ve onları memleketlerine yerleştirelim, Firavun' a Haman'a ve ikisinin askerlerine çekinmekte oldukları şeyleri gösterelim.

Mehmet Okuyan

Ayrıca onları o yerde hâkim kılmak; Firavun, Haman ve ordularına korktukları şeyi göstermek de (istiyorduk).

Muhammed Esed

ve onları güvenlik içinde yeryüzünde yerleştirelim; Firavun'u, Haman'ı ve onların ordularını da onların (İsrailoğulları'nın) eliyle korktukları şeye uğratalım.

Mustafa İslamoğlu

dahası onları yeryüzünde güvenli biçimde yerleştirelim; Firavun'u, Haman'ı ve bunların ordusunu, berikilerin eliyle korktukları şeye uğratalım.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yeryüzünde onlara kudret vermek ve Fir'avun ile Haman'a ve ordularına onlardan kaçındıkları şeyi (bizler) göstermek istedik.

Ömer Öngüt

Ve onlara o yerde kuvvet ve üstünlük verelim. Firavun'a, Hâmân'a ve askerlerine, korktukları şeyi başlarına getirelim.

Suat Yıldırım

(5-6) Biz ise o ülkedeki güçsüzlere ihsanda bulunmak, onları dünyada örnek şahsiyetler yapmak ve ülkeye onları vâris kılmak, onlara dünya hâkimiyeti vermek; Firavun’u, Haman’ı ve onların ordularını ise korktuklarına uğratmak istiyorduk.

Süleyman Ateş

Ve onları o yerde iktidara getirelim de Fir'avn'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan (ezdikleri zümreden) korktukları şeyi gösterelim.

Süleymaniye Vakfı

Ayrıca onları o topraklara hakim kılmak; Firavun'un, Haman'ın ve o ikisinin emrinde olanların korktuklarını başlarına getirmek istiyorduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar için o topraklarda bir vatan oluşturacak ve Firavun'un, Haman'ın ve bunların ordularının korktuklarını başlarına getirecektik.

Şaban Piriş

Onları ülkeye yerleştirip, Firavun, Haman ve ordularının korktuklarını onlara göstermek istiyorduk.

Tefhim-ul Kuran

Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Hâmân'a ve askerlerine, onlardan sakınmakta oldukları şeyi gösterelim.

Ümit Şimşek

Onları o ülkede egemen kılalım; Firavun ile Hâmân'ı ve ordusunu da korktukları âkıbete uğratalım.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve yeryüzünde onlara imkan ve kudret verelim. Firavun'a, Haman'a ve onların ordularına da korkmakta oldukları şeyleri gösterelim.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

yer üzündə onlara hökmranlıq bəxş edək, Firona, Hamana və onların əsgərlərinə qorxub çəkindikləri şeyi göstərək.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və onları yer üzündə (Misirdə, Şamda) yerləşdirib möhkəmləndirək, Firʼona, (vəziri) Hamana və ordularına onların qorxub çəkindikləri şeyi (İsrail oğullarından birinin əli ilə məhv edilib hakimiyyətlərinə son qoyulmasını) göstərək.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

sie auf Erden Fuß fassen zu lassenund Pharao und Hâmân und ihre Streiter den Untergang erleben zu lassen, den sie fürchteten.

Almanca — Der Edle Quran

ihnen eine feste Stellung im Land verleihen und Firʹaun, Haman und deren Heerscharen durch sie das erfahren lassen, wovor sie sich immer vorzusehen suchten.

Almanca — M. A. Rassoul

und ihnen die Oberhand im Lande geben und Pharao und Haman und ihren Heerscharen durch sie (die Schwachen) das zeigen, was sie befürchteten.

Almanca — Muhammad Zaidan

im Lande festigen und Pharao, Haman und ihren Soldaten von ihnen das zeigen, vor dem sie sich in Acht zu nehmen pflegten.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We decided to confirm and establish them firmly in the land and confront Pharaoh and Haman and their troops with what they feared might happen to them at their hands, the hands of Mussa whom they reared and the Israelites who followed his law.

Abdul Haleem

to establish them in the land, and through them show Pharaoh, Haman, and their armies the very thing they feared.

Abdullah Yusuf Ali

To establish a firm place for them in the land, and to show Pharaoh, Haman, and their hosts, at their hands, the very things against which they were taking precautions.

Abul A'la Maududi

and to grant them power in the land, and make Pharaoh and Haman and their hosts see what they had feared.

Aisha Bewley

and establish them firmly in the land and to show Pharaoh and Haman and their troops the very thing that they were fearing from them.

Al-Hilali & Khan

And to establish them in the land, and We let Fir‘aun (Pharaoh) and Hâmân and their hosts receive from them that which they feared.

Ali Quli Qarai

and to establish them in the land, and to show Pharaoh and Hāmān and their hosts from them that of which they were apprehensive.

Amatul Rahman Omar

And (We chose) to establish them with all powers in the country and to visit Pharaoh and Hâmân and their hordes with that (power and supremacy) which they dreaded from those (Israelites rendered weak by them).

Arthur John Arberry

and to establish them in the land, and to show Pharaoh and Ha man, and their hosts, what they were dreading from them.

Bijan Moeinian

And to humiliate the Pharaoh and Haman (Pharaoh’s right hand side) and his "elite" group: This was exactly what they were really afraid of happening to them and the basis for their tyranny.

E. Henry Palmer

and to establish for them in the earth; and to show Pharaoh and Haman and their hosts what they had to beware of from them.

Edip-Layth

To enable them in the land, and to show Pharaoh and Haman and their troops what they had feared.

George Sale

and to establish a place for them in the earth; and to shew Pharaoh, and Haman, and their forces, that destruction of their kingdom and nation by them, which they sought to avoid.

Hamid S. Aziz

And We wished to be gracious to those who were weakened by oppression in the earth, and to make them models, and to make them the inheritors;

Mahmoud Ghali

And to establish them in the land, and to show Firaawn and Haman and their hosts the (very things) against which they were wary.

Marmaduke Pickthall

And to establish them in the earth, and to show Pharaoh and Haman and their hosts that which they feared from them.

Mohamed Ahmed - Samira

And establish them in the country; and to make the Pharaoh, Haman and their hordes beware of what they feared from them.

Muhammad Asad

and to establish them securely on earth, and to let Pharaoh and Haman and their hosts experience through those [children of Israel] the very thing against which they sought to protect themselves.

Mustafa Khattab

and to establish them in the land; and through them show Pharaoh, Hamân,[1] and their soldiers ˹the fulfilment of˺ what they feared.[2] 

Progressive Muslims

And to enable them in the land, and to show Pharaoh and Haamaan and their troops what they had feared.

Sahih International

And establish them in the land and show Pharaoh and [his minister] Haman and their soldiers through them that which they had feared.

Sam Gerrans

And to establish them in the land, and to show Pharaoh and Hāmān and their forces through them what they feared.

Shabbir Ahmed

And to establish them in the earth, and to show Pharaoh (the King) and Haman (the Chief Adviser and High Priest) and their troops what they feared from the Israelites (rebellion).

Syed Vickar Ahamed

To make a firm place for them in the land, and to show Firon (Pharaoh), Haman, and their armies, at their (Israelites) hands, exactly those things which they were careful (to avoid themselves).

Taqi Usmani

and give them power in the land, and to show Pharaoh, Hāmān and their armies the very thing they were fearing from them.

The Monotheist Group

And to enable them in the land, and to show Pharaoh and Haamaan and their troops what they had feared.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

et les établir puissamment sur terre, et faire voir à Pharaon, à Hâmân, et à leurs soldats, ce dont ils redoutaient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Em divên wan li erdê desthilatdar bikin û em bi Firewn, Haman û leşkerên wan a ku ew jê ditirsiyan, bidin dîtin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

hun macht op de aarde te geven en Firʹaun en Hamaan en hun troepen te tonen waar zij verontrust over waren.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En om eene plaats voor hen op de aarde te vestigen, en Pharao en Haman en hunne strijdkrachten de vernietiging van hun koninkrijk en van hun volk te vertoonen, welke zij trachtten te vermijden.

Hollandaca — Siregar

En Wij vestigden hen op aarde en Wij toonden Firʹaun,. en Hâmân en hun troepen onder hen dat waar zij bevreesd voor waren.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (пожелали Мы) укрепить их [потомков Исраила] на земле [даровать им власть в Египте и Шаме] и показать Фараону, и Хаману, и их войскам то, чего они остерегались [[Фараону было сообщено, что он погибнет из-за одного из потомков Исраила, и поэтому он остерегался их.]] от них [погибель Фараона и его войска, и крах его власти].

Rusça — Osmanov

Даровать им власть на земле и явить Фирʹауну, Хаману и их воинству то, чего они опасались.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och ge dem en säker plats på jorden, och Vi ville genom dem ge Farao och Haman och deras män en (försmak av) det som de ville skydda sig emot.