Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.

وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اُمِّ مُوسٰٓى اَنْ اَرْضِعِيهِ فَاِذَا خِفْتِ عَلَيْهِ فَاَلْقِيهِ فِي الْيَمِّ وَلَا تَخَافِي وَلَا تَحْزَنِي اِنَّا رَادُّوهُ اِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَلِينَ

ve evHaynā ilā ummi mūsā en erDiǐyhi fe iƶā ḣifti ǎleyhi fe elḳīhi fī l-yemmi ve lā teḣāfī ve lā teHzenī innā rāddūhu ileyki ve cāǐlūhu mine l-murselīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَوْحَيْنَٓاve evHaynāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.ve vahyettik
2اِلٰٓىilā
3اُمِّummiا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]annesine
4مُوسٰٓىmūsāموسىMusa'nın
5اَنْendiye
6اَرْضِعِيهِerDiǐyhiر ض عAnne memesini emmek (çocuk için), emzirmek, süt anne / emziren kadın.O(çocuğu)nu emzir
7فَاِذَاfe iƶāne zaman ki
8خِفْتِḣiftiخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkarsan
9عَلَيْهِǎleyhibaşına bir şey gelmesinden
10فَاَلْقِيهِfe elḳīhiل ق يKarşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek veya yönünde ilerlemek.onu bırak
11فِي
12الْيَمِّl-yemmiي م مDeniz, nehir, sel. Elde etmeyi hedeflemek, niyet etmek, yönelmek, başvurmak, müracaat etmek, yönünü çevirmek, nehre atılmak, bir şeyi amaçlamak, toz veya temiz toprakla temizlemek.suya
13وَلَاve lāve
14تَخَافِيteḣāfīخ و فKorkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmakkorkma
15وَلَاve lāve
16تَحْزَنِيteHzenīح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülme
17اِنَّاinnāelbette biz
18رَادُّوهُrāddūhuر د دGeri göndermek, geri döndürmek, reddetmek, kabul etmemek, geri püskürtmek, geri dönmek, eski haline getirmek, geri vermek, başvurmak, tekrar vermek, tekrar almak, tekrarlamak, geri gitmek, orijinal durumuna dönmek, karşılık vermek, cevaplamak. Maraddun - dönülen yer. Mardud - eski haline getirilmiş, önlenmiş. İrtadda (8. fiil) - geri dönmek, tekrar dönmek, iade edilmek. Taradda (5. fiil) - tedirgin olmak, ileri geri hareket etmek.onu tekrar geri vereceğiz
19اِلَيْكِileykisana
20وَجَاعِلُوهُve cāǐlūhuج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve onu yapacağız
21مِنَmine-den
22الْمُرْسَلِينَl-murselīneر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalekastedilen/bilinen gönderilenler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Mûsâ'nın anasına, onu emzir, bir tehlikeye uğramasından ürkersen at onu nehre ve korkma, tasalanma, şüphe yok ki biz, onu sana tekrar veririz ve onu peygamberlere katar, peygamber yaparız diye vahyettik.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Mûsâʼnın anasına, onu emzir, bir tehlikeye uğramasından ürkersen at onu nehre ve korkma, tasalanma, şüphe yok ki biz, onu sana tekrar veririz ve onu peygamberlere katar, peygamber yaparız diye vahyettik.

Adem Uğur

Musa'nın anasına: Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden endişelendiğinde onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız, diye bildirdik.

Ahmed Hulusi

Musa'nın anasına şöyle vahyettik: "Onu emzir. . . Onun hakkında korktuğunda da Onu nehre (Nil'e) bırak. . . Korkma, mahzun olma! Muhakkak ki biz Onu sana geri döndüreceğiz ve Onu Rasullerden kılacağız. "

Ahmet Tekin

Biz Mûsâ’nın annesine: 'Onu emzir. Kendisine zarar geleceğinden kaygılandığında, onu ırmağa, Nil’e bırak. Korkma, hüzünlenme. Biz onu tekrar sana vereceğiz. Onu özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberlerden biri olarak görevlendireceğiz.' diye ilham ettik.

Ahmet Varol

Musa'nın annesine: 'Onu emzir. Başına bir şey gelmesinden korkacak olursan onu denize [2] bırak. Korkma ve üzülme. Çünkü biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden yapacağız' diye vahyettik (ilham ettik).

Ali Bulaç

Musa'nın annesine: "Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, onu suya bırak, korkma ve üzülme; çünkü onu biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu gönderilen (elçilerden) kılacağız" diye vahyettik (bildirdik).

Ali Fikri Yavuz

Mûsa’nın anasına şöyle ilham ettik: “- Bu çocuğu (Mûsa’yı) emzir; sonra öldürülmesinden korktuğun zaman, onu denize (Nil nehrine) bırakıver, boğulmasından korkma, ayrılığından kederlenme. Çünkü biz, muhakkak onu sana geri vereceğiz; ve kendisini peygamberlerden yapacağız.

Ali Rıza Safa

Ve Musa'nın annesine, şöyle bildirdik: "Onu emzir; Onun için korktuğunda ırmağa bırak. Korkma ve üzülme; Onu, sana geri vereceğiz ve gönderilenlerden yapacağız!"

Bayraktar Bayraklı

Musa'nın annesine, "Çocuğu emzir, başına bir şey gelmesinden korkuyorsan, onu Nil nehrine bırakıver. Korkma, üzülme! Çünkü biz, onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız" diye vahyettik.

Bekir Sadak

Musa'nin annesine: «Cocugu emzir, basina gelecekten korktugun zaman onu suya birak; korkma, uzulme; Biz suphesiz onu sana dondurecegiz ve peygamber yapacagiz» diye bildirmistik.

Celal Yıldırım

Musa'nın anasına : «Çocuğunu emzir, ona karşı (bir kötülük ve tecâvüzden) korktuğun zaman onu suya (Nil ırmağının akıntısına) atıver; korkma ve üzülme. Şüphen olmasın ki onu mutlaka sana döndüreceğiz ve onu tebliğ görevini yüklenen peygamberlerden kılacağız» diye ilhamda bulunduk.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Mûsâ’nın annesine, “Onu emzir, başına bir şey gelmesinden endişe ettiğinde onu nehre bırak. Korkup kaygılanma. Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız” diye vahyettik.

Diyanet İşleri

Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.

Diyanet İşleri (eski)

Musa'nın annesine: 'Çocuğu emzir, başına gelecekten korktuğun zaman onu suya bırak; korkma, üzülme; Biz şüphesiz onu sana döndüreceğiz ve peygamber yapacağız' diye bildirmiştik.

Diyanet Vakfi

Musa'nın anasına: Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden endişelendiğinde onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız, diye bildirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O esnada Musa'nın anasına «Onu emzir, kendisine zarar geleceğinden kaygılandığında onu denize (Nil nehrine) bırakıver, hiç korkup kaygılanma, çünkü biz onu tekrar sana vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız» diye bildirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O sırada Musa'nın annesine: "Onu emzir; ona zarar gelmesinden bir korku hissettiğinde, kendisini denize bırakıver ve artık korkup üzülme! Biz, muhakkak onu sana iade edeceğiz ve kendisini peygamberlerden biri yapacağız." diye vahyettik.

Elmalılı Hamdi Yazır

O esnada Musanın anasına şu vahyi verdik: onu emzir, derken aleyhinde bir korku hissettin mi o vakıt onu deryaya bırakıver, hem korkma ve mahzun olma, biz muhakkak onu sana iade edeceğiz ve kendisini mürselinden yapacağız

Erhan Aktaş

Musa'nın annesine vahyettik: "Onu emzir! Eğer onun için korkarsan, onu suya bırak. Ve korkma, üzülme. Biz, onu sana döndüreceğiz. Ve onu Resullerden yapacağız."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa'nın annesine vahyettik: "Onu emzir! Eğer onun için korkarsan, onu suya bırak. Ve korkma, üzülme. Biz, onu sana döndüreceğiz. Ve onu resullerden yapacağız."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa'nın annesine vahyettik: "Onu emzir! Eğer onun için korkarsan, onu nehre bırak. Ve korkma, üzülme. Biz, onu sana döndüreceğiz. Ve onu rasul yapacağız."

Fizilal-il Kuran

Musa'nın annesine, «Çocuğu emzir. Başına bir şey gelmesinden korkuyorsan bir sandık içinde suya bırak, korkma, üzülme, biz onu tekrar sana vereceğiz ve onu peygamber yapacağım» diye bildirmiştik.

Gültekin Onan

Musa'nın annesine: "Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan onu suya bırak, korkma ve üzülme, çünkü onu biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu gönderilen (elçi)lerden kılacağız diye vahyettik.

Hamdi Döndüren

Musa’nın annesine, “Çocuğu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman da, onu ırmağa (Nil Nehri’ne) bırak, korkma üzülme. Çünkü biz onu tekrar sana geri vereceğiz ve onu elçilerden biri yapacağız.” diye vahyettik.

Hasan Basri Çantay

Musanın anasına: "Onu emzir, ona karşı sana bir tehlike gelirse kendisini denize bırak, (boğulacağından) korkma, (firakından) kederlenme. Çünkü biz onu yine sana geri döndüreceğiz. Hem onu peygamberlerden biri de yapacağız" diye vahyetdik.

Hasib Asutay

Musa'nın annesine, 'Onu emzir, kendisine bir zarar geleceğinden endişe ettiğinde onu denize (Nil Nehrine) bırak, korkma ve kaygılanma. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız' diye vahiy (ilham) ettik.

Hayrat Neşriyat

Mûsâ’nın annesine ise: 'Onu emzir; artık onun hakkında (başına bir şey gelmesinden) korktuğun zaman, o takdirde onu denize (Nîl’e) bırak; ve korkma, hem üzülme! Çünki biz, onu sana geri verecekleriz ve onu peygamberlerden yapacak olanlarız' diye ilhâm ettik.

İbni Kesir

Musa'nın annesine: Onu emzir. Başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu suya bırak. Korkma, üzülme, şüphesiz onu, Biz; sana döndürecek ve peygamber yapacağız, diye vahyettik.

Mehmet Okuyan

Musa’nın annesine, “Onu emzir; onun hakkında (kendisine zarar gelmesinden) korktuğunda onu denize (nehre) bırak; (başına bir şey gelmesinden) korkma ve hüzünlenme! Şüphesiz ki biz onu sana geri döndürecek ve kendisini elçilerden yapacağız!” diye vahyetmiştik (bildirmiştik).

Muhammed Esed

Ve bunun içindir ki, (Musa doğduğu zaman,) annesine: "Onu (bir süre) emzir" diye ilham ettik, "ama o'nun başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman o'nu nehrin sularına bırak; ve (o'nun için) korkma, üzülme; çünkü Biz o'nu sana geri getireceğiz ve kendisini elçilerimizden bir elçi yapacağız!"

Mustafa İslamoğlu

İşte (bunu gerçekleştirmek için) Musa'nın annesine şöyle vahyettik: "Onu (bir müddet) emzir! Fakat onun başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu suya bırak; sakın korkayım ve üzüleyim deme! Çünkü Biz kesinlikle onu sana geri döndüreceğiz ve onu elçilerden biri yapacağız!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Mûsa'nın validesine de ilham ettik ki: «O'nu emzir, O'nun üzerine korkunca da O'nu denize bırak ve korkma ve mahzun olma, şüphe yok ki, Biz O'nu sana geri döndüreceğiz ve O'nu peygamberlerden kılacağız.»

Ömer Öngüt

Musa'nın annesine şöyle vahyettik: “Çocuğunu emzir. Başına bir şey gelmesinden korkuyorsan onu suya bırak. Korkma, üzülme! Biz onu sana tekrar geri vereceğiz ve onu peygamber yapacağız. ”

Suat Yıldırım

Bunun içindir ki Mûsâ dünyaya gelince annesine şöyle ilham ettik: "Onu bir süre emzir, şayet onun başına bir şey geleceğinden endişe edersen, ırmağa bırak, hiç endişe etme, hiç üzülme; zira Biz onu sana kavuşturacağız ve onu resullerden yapacağız."

Süleyman Ateş

Musa'nın annesine, "O (çocuğu)nu emzir, başına bir şey gelmesinden korkuyorsan (bir sandık içinde) onu suya bırak, korkma, üzülme biz onu tekrar sana geri vereceğiz ve onu elçilerden yapacağız." diye vahyettik.

Süleymaniye Vakfı

Musa'nın annesine şunu vahyettik: "Onu emzir, ona bir şey olacağından korktuğun zaman da nehre bırak. Korkma ve üzülme; biz onu sana geri verecek ve elçilerimizden yapacağız."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Önce) Musa'nın anasının gönlüne şunu ilham ettik(vahyettik): "Musa'yı emzir, ona karşı bir kötülük olacağından korkunca da nehre (Nil'e) bırak ama korkup üzülme; biz onu tekrar sana getireceğiz ve onu elçi yapacağız."

Şaban Piriş

Musa'nın annesine: -Onu emzir, onun için korktuğun zaman onu nehre at. Korkma ve üzülme. Biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız, diye vahyettik.

Tefhim-ul Kuran

Musa'nın annesine: «Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, bu durumda onu suya bırak, korkma ve hüzne kapılma; çünkü onu biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız» diye vahyettik (bildirdik).

Ümit Şimşek

Böylece, Musa'nın annesine 'Onu emzir,' diye vahyettik. 'Başına birşey gelmesinden korktuğun zaman onu deryaya bırak. Korkma ve üzülme; Biz sana onu kavuşturacağız ve onu peygamber yapacağız.'

Yaşar Nuri Öztürk

Musa'nın annesine şunu vahyettik: "Emzir onu! Onun aleyhinde bir korku hissedince de nehire bırakıver onu. Korkma, üzülme! Kuşkun olmasın ki, biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu resullerden biri yapacağız."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz Musanın anasına: “Onu əmizdir. Ondan ötrü qorxduqda isə onu çaya at. Qorxma və kədərlənmə. Çünki Biz onu sənə qaytaracaq və onu elçilərdən edəcəyik”– deyə vəhy etdik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz Musanın anasına (ilham yolu ilə, yaxud röʼyada): ″Onu (Musanı) əmizdir; elə ki ondan ötrü qorxdun, onu dəryaya (Nil çayına) at. (Uşağın suda boğulacağından) qorxma və (ayrılığına da) kədərlənmə. Biz onu sənə qaytaracaq, özünü də (şəriət sahibi olan) peyğəmbərlərdən edəcəyik!″ – deyə bildirdik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Einst gaben Wir der Mutter von Moses ein: ʺStille ihn unbesorgt! Doch wenn du um ihn bangst, (lege ihn in einen Korb und) setze ihn auf den Fluß! Habe keine Angst, und sei nicht traurig! Wir werden ihn dir zurückgeben und ihn zu einem Gesandten machen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und Wir gaben der Mutter Musas ein: ʺStille ihn. Und wenn du um ihn fürchtest, dann setze ihn in das Wasser und fürchte dich nicht und sei nicht traurig. Wir werden ihn dir zurückbringen und ihn zu einem der Gesandten machen.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und Wir gaben der Mutter von Moses ein: ʺSäuge ihn; und wenn du für ihn fürchtest, so wirf ihn in den Fluß und fürchte dich nicht und betrübe dich nicht; denn Wir werden ihn dir wiedergeben und ihn zu einem Gesandten machen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR ließen der Mutter von Musa Wahy zuteil werden: ʺStille ihn! Und solltest du dich um ihn fürchten, dann lege ihn in den Fluß, und fürchte dich nicht und sei nicht traurig! Gewiß, WIR werden ihn dir zurückbringen und werden ihn von den Gesandten machen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We inspired Mussa's mother, thus: "Breast feed him until you feel that fear falls upon you for his life, then put him in a chest and cast him into the river and do not be afraid nor grieve at heart. We will restore him to you and confer on him the prerogative of Apostleship".

Abdul Haleem

We inspired Moses’ mother, saying, ‘Suckle him, and then, when you fear for his safety, put him in the river: do not be afraid, and do not grieve, for We shall return him to you and make him a messenger.’

Abdullah Yusuf Ali

So We sent this inspiration to the mother of Moses: "Suckle (thy child), but when thou hast fears about him, cast him into the river, but fear not nor grieve: for We shall restore him to thee, and We shall make him one of Our messengers."

Abul A'la Maududi

We suggested to the mother of Moses: "Suckle your child, but when you fear for his life cast him into the river and be not fearful nor grieve, for We shall restore him to you and make him one of the Messengers."

Aisha Bewley

We revealed to Musa’s mother, ‘Suckle him and then when you fear for him cast him into the sea. Do not fear or grieve; We will return him to you and make him one of the Messengers.’

Al-Hilali & Khan

And We inspired the mother of Mûsâ (Moses): (telling): "Suckle him [Mûsâ (Moses)], but when you fear for him, then cast him into the river and fear not, nor grieve. Verily, We shall bring him back to you, and shall make him one of (Our) Messengers." [Tafsir Al-Qurtubi]

Ali Quli Qarai

We revealed to Moses’ mother, [saying], ‘Nurse him; then, when you fear for him, cast him into the river, and do not fear or grieve, for We will restore him to you and make him one of the apostles. ’

Amatul Rahman Omar

And We revealed to the mother of Moses (saying), `Give him (- Moses) suck. But when you have fear about him (- his life) cast him (placing him in a chest) into the river and entertain no fear, nor grief (about his welfare). Verily, We shall restore him to you and shall make him (one) of the Messengers.'

Arthur John Arberry

So We revealed to Moses' mother, 'Suckle him, then, when thou fearest for him, cast him into the sea, and do not fear, neither sorrow, for We shall return him to thee, and shall appoint him one of the Envoys. '

Bijan Moeinian

[When Pharaoh Ordered to kill all new born male Israelites, ] I pacified her by saying: "Calm down and feed your baby. When you feel the danger is eminent, [put him in a basket] and cast him into the river. Do not fear and do not worry as I will bring him back to you and appoint him as one of my Prophets.

E. Henry Palmer

And we inspired the mother of Moses, 'Suckle him; and when thou art afraid for him then throw him into the river, and fear not and grieve not; verily, we are going to restore him to thee, and to make him of the apostles!'

Edip-Layth

We inspired to Moses' mother: "Suckle him, and when you become fearful for him, then cast him off in the sea, and do not fear nor grieve. We will return him to you and We will make him of the messengers."

George Sale

And We directed the mother of Moses by revelation, saying, give him suck: And if thou fearest for him, cast him into the river; and fear not, neither be afflicted; for We will restore him unto thee, and will appoint him one of our apostles.

Hamid S. Aziz

And to establish them firmly in the earth; and to show Pharaoh and Haman and their hosts that which they feared from them.

Mahmoud Ghali

And We revealed to Mûsa's mother, (saying), "Suckle him; so, when you fear for him, then cast him in the main; and do not fear, nor grieve. Surely We will turn him back to you, and will make him one of the Emissaries."

Marmaduke Pickthall

And We inspired the mother of Moses, saying: Suckle him and, when thou fearest for him, then cast him into the river and fear not nor grieve. Lo! We shall bring him back unto thee and shall make him (one) of Our messengers.

Mohamed Ahmed - Samira

So We conveyed to the mother of Moses: "Suckle him. If you are afraid for him, cast him in the river without any fear or regret, for We shall restore him to you, and make him an apostle."

Muhammad Asad

And so, [when he was born,] We inspired [thus] the mother of Moses: Suckle him [for a time], and then, when thou hast cause to fear for him, cast him into the river, and have no fear and do not grieve - for We shall restore him to thee, and shall make him one of Our message-bearers!"

Mustafa Khattab

We inspired the mother of Moses: "Nurse him, but when you fear for him, put him then into the river, and do not fear or grieve. We will certainly return him to you, and make him one of the messengers."

Progressive Muslims

And We inspired to Moses' mother: "Suckle him, and when you become fearful for him, then cast him off in the sea, and do not fear nor grieve. We will return him to you and We will make him of the messengers."

Sahih International

And We inspired to the mother of Moses, "Suckle him; but when you fear for him, cast him into the river and do not fear and do not grieve. Indeed, We will return him to you and will make him [one] of the messengers."

Sam Gerrans

And We instructed the mother of Moses: “Suckle thou him; then when thou fearest for him, cast thou him into the water. And fear thou not, nor grieve: We will return him to thee, and appoint him among the emissaries.”

Shabbir Ahmed

We inspired the mother of Moses, "Nourish him and when you worry for his life, then (place him in a box and) cast him into the river, and have no fear nor grieve. We shall bring him back to you and make him one of Our Messengers."

Syed Vickar Ahamed

And We sent this inspiration to Musa's (Moses’) mother: "(Breast) feed (baby Musa), but when you have fears for him, put him into the river (in a basket), but do not fear or feel sad (for him): Verily, We shall bring him back to you, and We shall make him one of Our messengers. "

Taqi Usmani

We inspired the mother of Mūsā saying, "Suckle him (Mūsā). Then once you fear about him, cast him in the river, and do not fear, and do not grieve. Surely We are going to bring him back to you and appoint him one of (Our) messengers."

The Monotheist Group

And We inspired to Moses' mother: "Suckle him, and when you become fearful for him, then cast him off in the sea, and do not fear nor grieve. We will return him to you and We will make him of the messengers."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et Nous révélâmes à la mère de Moïse (ceci): ʺAllaite-le. Et quand tu craindras pour lui, jette-le dans le flot. Et nʹaie pas peur et ne tʹattriste pas: Nous te le rendrons et ferons de lui un Messagerʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Dema Mûsa ji dayîka xwe bû) Me sirûş (îlham) da dayîka Mûsa; (Me jê re got:) Wî bimêjîne (wî şîr bide). Vêca eger tu jê tirsiya îcar wî (bike sindoqê û) biavêje deryayê. Netirse û xemgîn jî mebe (lewra ew naxeniqe). Bêguman em ê dîsa wî li te vegerînin û em ê wî bikin pêxember.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Wij openbaarden aan de moeder van Moesa: ʺZoog hem en wanneer jij bang voor hem bent, werp hem dan in de zee en wees niet bang en niet bedroefd; Wij brengen hem naar jou terug en Wij maken hem tot een van de gezondenen.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij leidden de moeder van Mozes door openbaring, zeggende: Zoog hem, en indien gij voor hem vreest werp hem in de rivier; vrees dan niet meer en wees niet bedroefd; want wij zullen hem u teruggeven en zullen hem tot een onzer gezanten aanwijzen.

Hollandaca — Siregar

En Wij inspireerden aan de moeder van Môesa: ʺZoog hemʺ, maar als jij voor hem vreest, werp hem dan in de rivier, en vrees niet en treur niet: voorwaar, Wij zullen hem bij jou terugbrengen en hem tot één van de Boodschappers maken.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И внушили Мы матери Мусы (когда он родился): «(Спокойно) корми его [своего сына] грудью [[И она кормила его несколько месяцев.]]; а когда будешь бояться за него (что его могут убить [[Это было когда Фараон отдал приказ убивать младенцев из потомков Исраила]] люди Фараона), то (положи его в сундук и) пусти его по течению (реки Нил). И не бойся (что он утонет или его убьют), и не печалься (расставанию с ним)! Поистине, Мы вернем его к тебе и сделаем его из числа посланников».

Rusça — Osmanov

Через откровение Мы внушили матери Мусы: ʺКорми его грудью. Когда же станешь за него опасаться, брось его в реку. Не бойся и не скорби (из-за этого): воистину, Мы вернем его тебе и сделаем одним из посланниковʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi ingav Moses moder: ʺAmma honom, men när du tror att hans liv är i fara, sätt då ut honom i (Nilen). Oroa dig inte och sörj inte; Vi skall låta honom återvända till dig och Vi skall göra honom till en av (Våra) budbärare!ʺ