"Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar."

وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ اَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ

vecedtuhā ve ḳavmehā yescudūne li ş-şemsi min dūni (a)llahi ve zeyyene lehumu ş-şeyTānu eǎ'mālehum fe Saddehum ǎni s-sebīli fe hum lā yehtedūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَجَدْتُهَاvecedtuhāو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakonu buldum
2وَقَوْمَهَاve ḳavmehāق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve kavmini
3يَسْجُدُونَyescudūneس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmeksecde aderlerken
4لِلشَّمْسِli ş-şemsiش م سGüneş ışığıyla parlak olmak, görkemli olmak, güneşli olmak. Shams - güneş.güneşe
5مِنْmin
6دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındabırakıp
7اللّٰهِ(a)llahiAllah'ı
8وَزَيَّنَve zeyyeneز ي نSüslemek, donatmak. Süslemek, zarafet katmak, onurlandırmak [bir eylem, nitelik veya söz için]. Dili süsledi, donattı veya düzenledi. Süsledi [örn. Yeryüzü veya toprak, bitki örtüsüyle süslendi], süsledi, dekore etti, donattı, bezedi, güzelleştirdi veya zarafet kattı. Dil için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi veya düzenlendi'. Eylem için şöyle denir: 'Süslendi, güzelleştirildi'; yani başka biri tarafından bir kişiye tavsiye edildi. Zarafet, güzellik, yakışır nitelik, fiziksel/entelektüel süs, onur veya itibar ve bir kişi veya şeyin gururu veya şerefi olan her şey. Bilge bir insanı, mevcut dünyada veya gelecek dünyada, herhangi bir durumunda veya koşulunda utandırmayan veya yakışıksız kılmayan şey. Üç türdür: Zihinsel: Bilgi/bilim ve iyi kiracılar gibi. Bedensel: Güç, boy uzunluğu, görünüş güzelliği. Dışsal: Zenginlik, rütbe veya mevki, haysiyet.ve süsledi
9لَهُمُlehumuonlara
10الشَّيْطَانُş-şeyTānuش ط نUzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin kıvrımlı kuyu, yandı, yanık oldu, yılan, insanın kınanan bir yeteneği veya gücüşeytan
11اَعْمَالَهُمْeǎ'mālehumع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatişlerini
12فَصَدَّهُمْfe Saddehumص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.ve onları çevirdi
13عَنِǎni-dan
14السَّبِيلِs-sebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep(doğru) yol-
15فَهُمْfe hum(bu yüzden) onlar
16لَا
17يَهْتَدُونَyehtedūneه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.yola gelmiyorlar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp güneşe secde eder buldum ve Şeytan, yaptıklarını bezemiş de yoldan çıkarmış onları ve onlar, doğru yolu bulamıyorlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onu ve kavmini, Allahʼı bırakıp güneşe secde eder buldum ve Şeytan, yaptıklarını bezemiş de yoldan çıkarmış onları ve onlar, doğru yolu bulamıyorlar.

Adem Uğur

Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yolu bulamıyorlar.

Ahmed Hulusi

"Onu ve kavmini, Allah dunundaki Güneş'e tapınırlarken buldum. . . Şeytan kendilerine yaptıklarını süslü - doğru - güzel göstermiş de onları (doğru) yoldan alıkoymuş! Bu yüzden onlar hakikat yolunu bulamazlar. "

Ahmet Tekin

'Onun ve kavminin Allah’ı bırakıp, yarattıkları içinden güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler onlara amellerini süsleyip güzel göstermiş, onları doğru yoldan, İslâmî bir hayat tarzı yaşamaktan alıkoymuş. Hak dini tercih etmiyorlar.'

Ahmet Varol

Onun ve kavminin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan yaptıklarını onlara süslemiş de kendilerini yoldan alıkoymuş. Dolayısıyla doğru yola girmiyorlar.

Ali Bulaç

"Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar."

Ali Fikri Yavuz

Onu ve kavmini, Allah’a değil, güneşe tapıyorlar buldum. Şeytan onlara amellerini süslü göstermiş, böylece kendilerini hak yoldan sapıtmış da doğru yola giremiyorlar.

Ali Rıza Safa

"Onu ve toplumunu, Allah'tan başka bir de ayrıca, güneşe secde ederlerken buldum. Şeytan, yaptıklarını kendilerine çekici göstermiş; böylece yoldan alıkoymuş. Bu yüzden, doğru yolu bulamıyorlar!"

Bayraktar Bayraklı

"Onu ve toplumunu, Allah'ı bırakıp güneşe secde eder buldum. Şeytan onlara, yapıp ettiklerini süslü gösterip onları yoldan saptırmış. Artık doğruyu bulamazlar."

Bekir Sadak

(22-26) Cok gecmeden Hudhud gelip Suleyman'a: «Senin bilmedigin bir seyi ogrendim. Sana Sebe'den dogru bir haber getirdim. Ora halkina hukmeden, herseyden kendisine bolca verilen ve buyuk bir tahta sahip olan bir kadin buldum; onun ve milletinin Allah'i birakip gunese secde ettiklerini grdum. Gklerde ve yerde gizli olanlari ortaya koyan, gizlediginiz ve acikladiginiz seyleri bilen Allah'a secde etmemeleri icin seytan, kendilerine, yaptiklarini guzel gstermis, onlari dogru yoldan alikoymustur. Bunun icin, dogru yolu bulamazlar. O cok buyuk arsin sahibi olan Allah'tan baska tanri yoktur» dedi. SÙ

Celal Yıldırım

Onu ve milletini, Allah'ı bırakıp Güneş'e secde ettiklerini gördüm. Şeytan onlara işlerini süslemiş de (onları doğru yoldan) alıkoymuştur; bu yüzden onlar da doğru yolu bulamıyorlar.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ancak onun ve halkının Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını da gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiş, böylece onları yoldan alıkoymuş; bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar.

Diyanet İşleri

"Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar."

Diyanet İşleri (eski)

(22-26) Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: 'Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur' dedi.

Diyanet Vakfi

Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yolu bulamıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için hidayete giremiyorlar.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onu ve halkını, Allah'a değil, güneşe secde ediyorlar gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını yaldızlamış ve bu şekilde kendilerini yoldan saptırmış da doğru gidemiyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu ve kavmini buldum ki Allaha değil, Güneşe secde ediyorlar, Şeytan onlara amellerini yaldızlamış, bu suretle kendilerini yoldan sapıtmış da doğru gidemiyorlar

Erhan Aktaş

"Kendisini de toplumunu da Allah'ın yanı sıra Güneş'e secde ederken buldum. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstererek onları doğru yoldan alıkoymuş, bundan dolayı da doğru yolu bulamıyorlar."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Kendisini de toplumunu da Allah'ın yanı sıra Güneş'e secde ederken buldum. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstererek onları doğru yoldan alıkoymuş, bundan dolayı da doğru yolu bulamıyorlar."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Kendisini de toplumunu da, Allah'ın yerine Güneş'e teslimiyet içinde buldum. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstererek onları doğru yoldan alıkoymuş, bundan dolayı da doğru yolu bulamıyorlar."

Fizilal-il Kuran

Onun ve soydaşlarının Allah'ı bir yana bırakarak güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, yaptıkları yanlış işleri onlara güzel göstererek kendilerine doğru saptırmış, bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar.

Gültekin Onan

"Onu ve kavmini, Tanrı'yı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar."

Hamdi Döndüren

“Onun ve kavminin, Allah dışında, güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını süsleyip, onları yoldan çıkarmış! Bu yüzden onlar doğru yolu bulamıyorlar!”

Hasan Basri Çantay

"(Gerek )onu, (gerek) kavmini Allahı bırakıb güneşe secde ediyorlarken buldum (gördüm). Şeytan onların yapdıklarını süslemiş de kendilerini yoldan alıkoymuş (sapdırmış). Onun için onlar doğru yola giremiyorlar".

Hasib Asutay

Onun ve kavminin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan onlara işlerini süslü gösterip kendilerini doğru yoldan alıkoymuş. Bu yüzden onlar doğru yolu bulamıyorlar.

Hayrat Neşriyat

'Onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp güneşe secde ediyorlar buldum; hem şeytan onlara amellerini süslemiş de onları (doğru) yoldan men' etmiş; bu yüzden onlar doğru yolu bulamıyorlar.'

İbni Kesir

Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde eder olduklarını gördüm. Şeytan onların yaptıklarını güzel göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bu yüzden onlar doğru yolu bulamazlar.

Mehmet Okuyan

Onu ve kavmini, Allah’ın peşi sıra Güneş için secde eder buldum. Şeytan, yaptıkları işleri kendilerine süslü göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Onlar doğru yolu bulamıyorlar.

Muhammed Esed

(Ne var ki,) onu da, halkını da, Allah'ı bırakıp güneşe tapındıklarını gördüm; Şeytan onlara bu yaptıklarını güzel ve iyi gösterip kendilerini Allah'ın yolundan çevirmiş ve onlar da bu yüzden doğru yolu bulamıyorlar:

Mustafa İslamoğlu

Ne ki onu ve kavmini Allah'ı bırakıp da güneşe tapar buldum. Öyle (anlaşılıyor) ki Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiş. Onlar da yoldan sapmışlar ve bir daha da doğru yolu bulamamışlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Onu ve kavmini Allah'tan başka güneşe secde ederler buldum ve şeytan onlara amellerini süslemiş. Artık onları yoldan sapıttırmış. Binaenaleyh onlar hidâyete eremezler.»

Ömer Öngüt

“Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için doğru yola gelip hidayete giremiyorlar. ”

Suat Yıldırım

Ne var ki onun da halkının da Allah’ı bırakıp güneşe ibadet ettiklerini gördüm. Anlaşılan, şeytan yaptıkları bu kötü işleri kendilerine güzel göstermiş ve onları yoldan çıkarmış, bu yüzden de hak yolu bulamıyorlar.

Süleyman Ateş

"Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan onlara işlerini süsleyip onları doğru yoldan çevirmiş, bu yüzden yola gelmiyorlar."

Süleymaniye Vakfı

Onu ve halkını, Allah'tan önce Güneş'e secde ederlerken gördüm. Şeytan, yaptıklarını güzel göstermiş ve onları Allah'ın yolundan engellemiş de doğru yolda gitmiyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Baktım ki, hem o kadın, hem de halkı Allah ile aralarına Güneşi koymuş, ona secde ediyorlar. Şeytan yaptıklarını güzel göstermiş ve onları yoldan çıkarmış. Doğru şeyler yapmıyorlar.

Şaban Piriş

Onu ve kavmini Allah'ı bırakıp, güneşe tapar buldum. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiş ve onları yoldan çıkarmış, bu yüzden onlar doğru yolu göremiyorlar.

Tefhim-ul Kuran

«Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, onlara şeytan yapmakta olduklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur; bundan dolayı onlar hidayet bulmuyorlar.»

Ümit Şimşek

'Onu ve kavmini, Allah'ı bırakmış da güneşe secde ediyor halde buldum. Şeytan bu işi onlara böyle süsleyerek onları yoldan çıkarmış; bir daha da yollarını doğrultamıyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

"Onu ve toplumunu, Allah'ı bırakıp güneş'e secde eder buldum. Şeytan onlara, yapıp ettiklerini süslü gösterip onları yoldan saptırmış. Artık doğruyu bulamazlar."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Mən onun və tayfasının Allahı qoyub günəşə səcdə etdiklərinin şahidi oldum. Şeytan onların əməllərini özlərinə gözəl göstərmiş və onları haqq yoldan çıxartdığına görə haqqın yolunu tapa bilmirlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Mən onun və tayfasının Allahı qoyub günəşə sitayiş etdiklərini gördüm. Şeytan (çirkin) əməllərini onlara gözəl göstərmiş, onları (doğru) yoldan sapdırmışdır. Buna görə də haqq yolunu tapa bilmirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ich sah sie und ihr Volk sich vor der Sonne anstatt vor Gott niederwerfen. Der Satan hat ihnen ihre Übeltaten schön erscheinen lassen und sie vom rechten Weg abgebracht, so daß sie nicht zur Rechtleitung finden.

Almanca — Der Edle Quran

Ich habe herausgefunden, daß sie und ihr Volk sich vor der Sonne niederwerfen, anstatt vor Allah. Und der Satan hat ihnen ihre Taten ausgeschmückt und sie dann vom Weg abgehalten, so daß sie nicht rechtgeleitet sind,

Almanca — M. A. Rassoul

Ich fand sie und ihr Volk die Sonne statt Allah anbeten; und Satan hat ihnen ihre Werke ausgeschmückt und hat sie vom Weg (Allahs) abgehalten, so daß sie dem Weg nicht folgen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ich fand sie und ihre Leute Sudschud der Sonne anstelle von ALLAH vollziehen, und der Satan hat ihnen ihre Taten schön erscheinen lassen, dann brachte er sie ab vom eigentlichen Weg, so finden sie keine Rechtleitung,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"I found, " he said, "that she and her subjects pay reverence and veneration to the sun in lieu of Allah and they display that by appropriate acts and rites. And AL-Shaytan (Satan) has allured them to a brighter present and a happier destiny as a logical result or sequence to their doings and He blinded their eyes to the path of righteousness and led them by the nose to their loss in the maze of error",

Abdul Haleem

[but] I found that she and her people worshipped the sun instead of God. Satan has made their deeds seem alluring to them, and diverted them from the right path: they cannot find the right path.

Abdullah Yusuf Ali

"I found her and her people worshipping the sun besides Allah: Satan has made their deeds seem pleasing in their eyes, and has kept them away from the Path,- so they receive no guidance,-

Abul A'la Maududi

I found that she and her people prostrate themselves before the sun rather than Allah." Satan has made their deeds appear attractive to them and has, thus, debarred them from the Right Path so they do not find true guidance

Aisha Bewley

I found both her and her people prostrating to the sun instead of Allah. Shaytan has made their actions seem good to them and debarred them from the Way so they are not guided

Al-Hilali & Khan

"I found her and her people worshipping the sun instead of Allâh, and Shaitân (Satan) has made their deeds fair-seeming to them, and has barred them from (Allâh’s) Way: so they have no guidance."

Ali Quli Qarai

I found her and her people prostrating to the sun instead of Allah, and Satan has made their deeds seem decorous to them —thus he has barred them from the way [of Allah], so they are not guided—

Amatul Rahman Omar

`I (also) found her and her people worshipping the sun instead of Allâh. And satan has made their deeds fair-seeming to them (so that they take pride in their practices), and has thus hindered them from the right way, so that they do not follow true guidance.

Arthur John Arberry

I found her and her people prostrating to the sun, apart from God; Satan has decked out fair their deeds to them and he has barred them from the way, and therefore they are not guided,

Bijan Moeinian

"They are worshipping the sun instead of God. The Devil has made their deeds so pleasing to them that they think they are always right. They are therefore deprived of any guidance [God does not guide those who have gone so far in wrongdoing.]

E. Henry Palmer

and I found her and her people adoring the sun instead of God, for Satan had made seemly to them their works, and turned them from the path, so that they are not guided.

Edip-Layth

"I found her and her people prostrating to the sun instead of God! The devil had made their work appear good to them, so he kept them away from the path, for they are not being guided."

George Sale

I found her and her people to worship the sun, besides God: And Satan hath prepared their works for them, and hath turned them aside from the way of truth, -- wherefore they are not rightly directed, --

Hamid S. Aziz

"Verily, I found a woman ruling over them, and she was given abundance of all things, and she had a mighty throne;

Mahmoud Ghali

I found her and her people prostrating to the sun, apart from Allah; and Ash-Shaytan (The ever-vicious, i. e., the Devil) has adorned (i.e., made attractive) their deeds to them, so has barred them from the way, so that they are not guided,

Marmaduke Pickthall

I found her and her people worshipping the sun instead of Allah; and Satan maketh their works fairseeming unto them, and debarreth them from the way (of Truth), so that they go not aright;

Mohamed Ahmed - Samira

I found that she and her people worship the sun in place of God, for Satan has made their deeds look attractive to them and has turned them away from the Path, so they do not find the way

Muhammad Asad

And I found her and her people adoring the sun instead of God; and Satan has made these doings of theirs seem goodly to them, and [thus] has barred them from the path [of God], so that they cannot find the right way:

Mustafa Khattab

I found her and her people prostrating to the sun instead of Allah. For Satan has made their deeds appealing to them—hindering them from the ˹Right˺ Way and leaving them unguided—

Progressive Muslims

"And I found her and her people prostrating to the sun instead of God! And the devil had made their work appear good to them, so he kept them away from the path, for they are not being guided. "

Sahih International

I found her and her people prostrating to the sun instead of Allah, and Satan has made their deeds pleasing to them and averted them from [His] way, so they are not guided,

Sam Gerrans

“I found her and her people submitting to the sun, rather than to God.” (And the satan made their deeds fair to them; he turned them away from the path, so they are not guided

Shabbir Ahmed

"I found her and her people worshiping the sun instead of Allah. Their ego makes them think that they are doing right. Satan (the priesthood of the Sun Temple) hinders them from the Right Path. So they cannot find the Right Way."

Syed Vickar Ahamed

"I found her and her people worshipping the sun besides Allah: Satan has made their actions appear pleasing to their eyes, and (he) has kept them away from the (Straight) Way— So they receive no guidance—

Taqi Usmani

I have found her and her people prostrating themselves to the sun, instead of Allah, and the Satan has beautified their deeds for them, and has prevented them from the way, so they do not take the right path,

The Monotheist Group

"And I found her and her people prostrating to the sun instead of God! And the devil had made their works appear good to them, so he kept them away from the path, for they are not being guided."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Je lʹai trouvée, elle et son peuple, se prosternant devant le soleil au lieu dʹAllah. Le Diable leur a embelli leurs actions, et les a détournés du droit chemin, et ils ne sont pas bien guidés.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Min ew xanim û gelê wê dît ku ew ji bilî Xwedê ji rojê re îbadet dikin. Şeytan ev karên wan ji wan re xemilandiye û ew ji riya rast dane paş, vêca ew bi ser riya rast û durist ve nabin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Ik heb gemerkt dat zij en haar volk zich eerbiedig voor de zon neerbuigen in plaats van voor God, dat de satan hun daden voor hen mooi heeft laten lijken en hun de weg versperd heeft; zij volgen dus het goede pad niet,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ik vond dat zij en haar volk de zon naast God aanbaden, en Satan heeft hunne werken in hunne oogen goed doen schijnen, en hen van den weg der waarheid afgeleid (waardoor zij niet recht geleid worden).

Hollandaca — Siregar

Ik heb gezien dat zij en haar volk knielen voor de zon, naast Allah. En dat de Satan hun hun daden schoon doet toeschijnen en hen daarmee afleidt van de Weg. Zij volgen dus geen Leiding.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И я (также) обнаружил, что она [царица] и ее народ поклоняются солнцу вместо Аллаха. И разукрасил [представил прекрасным] им сатана (плохие) деяния их и отвратил их с (истинного) пути [от Веры и Единобожия] так, что они не следуют (истинным) путем.

Rusça — Osmanov

Я узнал, что она и ее народ поклоняются солнцу вместо Аллаха. Шайтан представил им их деяния в прекрасном свете, сбил их с правого пути - так что они не идут прямым путем,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och jag har fått se hur hon och hennes folk tillber solen i stället för Gud; Djävulen har nämligen utmålat deras handlingar för dem i ett förskönande ljus och han har spärrat vägen för dem och de är helt utan vägledning.