(55-56) Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkına varmıyorlar!
اَيَحْسَبُونَ اَنَّمَا نُمِدُّهُمْ بِهِ مِنْ مَالٍ وَبَنِينَ نُسَارِعُ لَهُمْ فِي الْخَيْرَاتِ بَلْ لَا يَشْعُرُونَ
e yeHsebūne ennemā numidduhum bihi min mālin ve benīne / nusāriǔ lehum fī l-ḣayrāti bel lā yeş'ǔrūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Hayırlara ulaşıvermelerini sağlamadayız, hayır, anlamıyorlar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Hayırlara ulaşıvermelerini sağlamadayız, hayır, anlamıyorlar.
Adem Uğur
Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz? Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
Ahmed Hulusi
Onlar için hayırlar (olsun diye) koşuşturuyoruz! Hayır, onlar farkında değiller!
Ahmet Tekin
İyilikleri ve iyi âkıbete kavuşmaları konusunda onların lehine gayret gösteriyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
Ahmet Varol
Onların iyiliklerine koşuyoruz. Hayır onlar (işin) farkında olmuyorlar.
Ali Bulaç
Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya yardım ediyoruz)? Hayır, onlar şuurunda değiller.
Ali Fikri Yavuz
(55-56) Onlara dünyada verdiğimiz mal ve evlâddan dolayı, biz onların hayırlarına acele ediyoruz, zannında mı bulunuyorlar? Hayır, anlamıyorlar, (dünya haline aldanıyorlar, ahiretteki perişanlığı düşünmüyorlar).
Ali Rıza Safa
Onların iyiliklerine mi koşuyoruz? Hayır! Ayırdında değiller.
Bayraktar Bayraklı
- Kendilerine mal ve çocuklar vererek, onlara iyiliklerde bulunmaya acele ettiğimizi mi sanıyorlar? Hayır, farkında değiller.
Bekir Sadak
(55-56) Kendilerine mal ve ogullar vermekle, iyiliklerde onlar icin acele ettigimizi mi zannederler? Hayir; farkinda degiller.
Celal Yıldırım
(55-56) Kendilerine mal ve oğullardan verdiğimizle onlar hakkında hayırlarda acele koşuştuğumuzu mu sanırlar ? Hayır, onlar (ilâhî sünnetin hükmünü yürüteceğini) bir türlü anlayamıyorlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(55-56) Sanıyorlar mı ki, onlara mal ve evlâtlar verirken yalnızca iyilikleri için çırpınıyoruz! Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
Diyanet İşleri
(55-56) Kendilerine bol bol verdiğimiz mal ve evlatla onların iyiliğine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkına varmıyorlar!
Diyanet İşleri (eski)
(55-56) Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.
Diyanet Vakfi
(55-56) Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz? Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.
Erhan Aktaş
Hayırlarını çabuklaştırdığımızı mı sanıyorlar? Hayır, gerçeği kavrayacak bilinçte değiller.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Hayırlarını çabuklaştırdığımızı mı sanıyorlar. Hayır, gerçeği kavrayacak bilinçte değiller.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Hayır, gerçeği kavrayacak bilinçte değiller.
Fizilal-il Kuran
Onların iyiliklerine koşuyoruz? Aslında onlar işin farkında değildirler.
Gültekin Onan
Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya yardım ediyoruz)? Hayır, onlar şuurunda değiller.
Hamdi Döndüren
Onların iyiliklerine koşuyoruz? Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar!
Hasan Basri Çantay
(55-56) Onlar kendilerine imdad etdiğimiz (verdiğimiz) mal ve evlad ile bizim hayırlarına acele etdiğimizi mi sanıyorlar? Hayır, onlar (işin) farkına varmıyorlar.
Hasib Asutay
Onların iyiliklerine koşuyoruz? Hayır, onlar şuurunda değillerdir.
Hayrat Neşriyat
(55-56) (Onlar,) kendilerine vermekte olduğumuz mal ve oğullar ile, onların hayırlarınamı koşuyoruz sanıyorlar? Hayır! (Onlar işin) farkına varmıyorlar!
İbni Kesir
İyiliklerde onlar için acele davranmaktayız. Hayır farkında değiller.
Mehmet Okuyan
Onlara verdiğimiz servet ve çocuklar ile kendilerine iyilik noktasında yardım ettiğimizi mi sanıyorlar! Hayır! Onlar (işin) farkına varamıyorlar.
Muhammed Esed
onları (kendi anlayışlarına göre) iyi ve yararlı (bildikleri) şeylerde yarıştırmak (istiyoruz)? Hayır, onlar (yanıldıklarının) farkında değiller!
Mustafa İslamoğlu
Bizim kendilerinin (mevcut hallerini) onayladığımızı sanıyorlar, öyle mi? Asla! Fakat onlar (bunun bile) farkında değiller.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar için hayırları hususunda müsaraat ederiz. Hayır, anlamıyorlar.
Ömer Öngüt
Onların iyiliklerine koşuyoruz? Hayır onlar işin farkında değiller.
Suat Yıldırım
(55-56) Kendilerine verdiğimiz servet ve evlatlarla iyiliklerine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar işin farkında değiller!
Süleyman Ateş
Onların iyiliklerine koşuyoruz? Hayır, (bu verdiğimiz dünya ni'metleri, onlar için bir imtihandır, fakat onlar) farkında değiller.
Süleymaniye Vakfı
onların iyilikleri için mi koşturuyoruz! Hayır, aslında kavramıyorlar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bu iyilikleri yalnız onlar için mi yapıyoruz? Hayır, kavrayamıyorlar.
Şaban Piriş
İyiliklerde onlara acele davranıyoruz. Hayır, onlar, ne yaptıklarının farkında değiller.
Tefhim-ul Kuran
Biz onların hayırlarına koşuyoruz (veya yardım ediyoruz) Hayır, onlar şuurunda değiller.
Ümit Şimşek
Hayırlarına koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar farkında değiller.
Yaşar Nuri Öztürk
Ve iyiliklerine koşuyoruz. Hayır, farkında olmuyorlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
onlara yaxşılıq etməyə tələsirik? Xeyr, onlar bu işin fərqinə varmırlar.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Biz onların yaxşılıqlarına tələsirik? Xeyr, anlamırlar! (Kafirlərə dünyada istədiklərini verib tədriclə onları əzaba yaxınlaşdırmağımızı, az sonra qəflətən başlarının üstünü alacağımızı düşünmürlər!)
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
daß Wir mit ihnen zufrieden sind und ihnen die guten Gaben schnell bescheren? Sie merken nicht, worum es geht.
Almanca — Der Edle Quran
Uns beeilen, ihnen gute Dinge (zu gewähren)? Aber nein! Sie merken nicht.
Almanca — M. A. Rassoul
würden Wir Uns beeilen, ihnen Gutes zu tun? Nein, sie nehmen es nicht wahr.
Almanca — Muhammad Zaidan
daß WIR ihnen damit die guten Dinge schnell zukommen lassen?! Nein, sondern sie merken es nicht.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
We are pleased with their perverted adoration and by consequence hasten on to make all Our grace deservedly abound in them! To the contrary We give them enough rope to allow them free scope of action to commit themselves, but they do not have enough insight to look beneath the surface nor do they apprehend such matters with their senses.
Abdul Haleem
We race to give them good things? They really have no idea!
Abdullah Yusuf Ali
We would hasten them on in every good? Nay, they do not understand.
Abul A'la Maududi
We are busy lavishing on them all kinds of good? Nay, they do not perceive the reality of the matter.
Aisha Bewley
We are hastening to them with good things? No indeed, but they have no awareness!
Al-Hilali & Khan
We hasten unto them with good things. Nay, [it is a Fitnah (trial) in this worldly life so that they will have no share of good things in the Hereafter] but they perceive not. [Tafsir Al-Qurtubi].
Ali Quli Qarai
We are eager to bring them good? Rather they are not aware!
Amatul Rahman Omar
We are in a hurry to do them good? Nay, but they do not realise (the true state of things).
Arthur John Arberry
We vie in good works for them? Nay, but they are not aware.
Bijan Moeinian
that they will also be showered with goodies in the Hereafter? Not at all; they do not get it.
E. Henry Palmer
of wealth and children, we hasten to them as good things - nay, but they do not perceive!
Edip-Layth
We are quick to give them the good things. But they do not perceive.
George Sale
for their good? But they do not understand.
Hamid S. Aziz
Think they that in the wealth and children, wherewith We provide them
Mahmoud Ghali
We (provide them) swiftly with charitable (benefits)? No indeed, (but) they are not aware.
Marmaduke Pickthall
We hasten unto them with good things? Nay, but they perceive not.
Mohamed Ahmed - Samira
We are hastening to reward them for good deeds? No. They do not comprehend.
Muhammad Asad
We [but want to] make them vie with one another in doing [what they consider] good works? Nay, but they do not perceive [their error]!
Mustafa Khattab
that We hasten to ˹honour˺ them ˹with˺ all kinds of good? No! They are not aware.
Progressive Muslims
We are quick to give them the good things. But they do not perceive.
Sahih International
Is [because] We hasten for them good things? Rather, they do not perceive.
Sam Gerrans
We hasten for them good things? The truth is, they perceive not.
Shabbir Ahmed
We are being swift to them with good things? Nay, but they perceive not.
Syed Vickar Ahamed
We would quicken every good (thing) upon them? No! They do not understand.
Taqi Usmani
We are accelerating the (real) good things to them? The fact, however, is that they do not understand (the reality).
The Monotheist Group
We are quick to give them the good things. But they do not perceive.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
(soit une avance) que Nous Nous empressons de leur faire sur les biens (de la vie future)? Au contraire, ils nʹen sont pas conscients.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Salomo Keyzer
Dat wij ons zullen haasten, hun allerlei bezittingen te schenken.
Hollandaca — Siregar
Wij Om voor hen haasten in (het schenken van) de goede zaken? Nee, maar zij beseffen het niet.
Rusça (1)
Rusça — Osmanov
Мы спешим одарить их [земными] благами? О нет, они просто не разумеют!
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
skyndar Oss att redan i detta liv ge dem (allt) det goda? Nej, de förstår inte (hur grovt de misstar sig)!