Kendilerine ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: "Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kafirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!"

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ تَعْرِفُ فِي وُجُوهِ الَّذِينَ كَفَرُوا الْمُنْكَرَ يَكَادُونَ يَسْطُونَ بِالَّذِينَ يَتْلُونَ عَلَيْهِمْ اٰيَاتِنَا قُلْ اَفَاُنَبِّئُكُمْ بِشَرٍّ مِنْ ذٰلِكُمْ اَلنَّارُ وَعَدَهَا اللّٰهُ الَّذِينَ كَفَرُوا وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

ve iƶā tutlā ǎleyhim āyātunā beyyinātin teǎ'rifu fī vucūhi (e)lleƶīne keferū l-munkera yekādūne yesTūne bi(e)lleƶīne yetlūne ǎleyhim āyātinā ḳul e fe unebbiukum bi şerrin min ƶālikumu n-nāru veǎdehā (a)llahu (e)lleƶīne keferū ve bi'se l-meSīru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāve zaman
2تُتْلٰىtutlāت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okunduğu
3عَلَيْهِمْǎleyhimkendilerine
4اٰيَاتُنَاāyātunāا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimiz
5بَيِّنَاتٍbeyyinātinب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık
6تَعْرِفُteǎ'rifuع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıanlarsın
7فِي
8وُجُوهِvucūhiو ج هYüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı.yüzlerinde
9الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
10كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden
11الْمُنْكَرَl-munkeraن ك رHoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamakhoşnutsuzluk
12يَكَادُونَyekādūneك و دneredeyse, az daha (?)neredeyse
13يَسْطُونَyesTūneس ط وSaldırmak, hücum etmek, zorla girmek, baskın yapmak, soymak, zorbalık yapmak, otorite kurmak, güç kullanmak, nüfuz etmeküzerine saldıracaklar
14بِالَّذِينَbi(e)lleƶīne
15يَتْلُونَyetlūneت ل وTakip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek.okuyanların
16عَلَيْهِمْǎleyhimkendilerine
17اٰيَاتِنَاāyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
18قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
19اَفَاُنَبِّئُكُمْe fe unebbiukumن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygambersize haber vereyim mi?
20بِشَرٍّbi şerrinش ر رKötülük yapmak, kötü huylu olmak, kötü olmak. Yashirru/yasharru - kusur bulmak, karalamak. Sharrun (çoğul: ashrar) - kötü, fena, şerli, zalim olanlar. Dikkat çekici olan, shurrun Arapça'da üstünlük sıfatı ölçüsü afa'la iken istisnai bir üstünlük sıfatı formudur. Shararun (çoğul: ashraar) - ateş kıvılcımları.daha kötü bir şey
21مِنْmin
22ذٰلِكُمْƶālikumubundan
23اَلنَّارُn-nāruن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateş!
24وَعَدَهَاveǎdehāو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)ve onu va'detmiştir
25اللّٰهُ(a)llahuAllah
26الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselere
27كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden
28وَبِئْسَve bi'seب ا سGüçlü/kuvvetli, sıkıntı/talihsizlik/felaket, yoksulluk durumu, kötü/fena, çok kötü, sahte alçakgönüllülük/itaatkarlık, ceza, deneme/keder durumu, cesaret/yiğitlik/kahramanlıkve ne kötü
29الْمَصِيرُl-meSīruص ي رGitmek, olmak, yönelmek. Gidiş, yolculuk, ayrılış. Geri çekilmek, sonuçlanmak, neticeye varmak.sondur

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara apaçık âyetlerimizi okudun mu yüzlerinde inkâr alâmetleri belirir, görüp tanırsın sen de; neredeyse âyetlerimizi onlara okuyanlara saldırıverecekler. De ki: Bundan daha şer, daha da beter bir şey haber vereyim mi size: Ateş. Allah, kâfir olanlara vaadetmiştir onu ve orası, dönüp gidilecek ne de kötü yer.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara apaçık âyetlerimizi okudun mu yüzlerinde inkâr alâmetleri belirir, görüp tanırsın sen de; neredeyse âyetlerimizi onlara okuyanlara saldırıverecekler. De ki: Bundan daha şer, daha da beter bir şey haber vereyim mi size: Ateş. Allah, kâfir olanlara vaadetmiştir onu ve orası, dönüp gidilecek ne de kötü yer.

Adem Uğur

Âyetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar. De ki: Size bundan (bu öfke ve huzursuzluğunuzdan) daha kötüsünü bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kötü sondur!

Ahmed Hulusi

Onlara ayetlerimiz apaçık kanıtlar halinde tilavet edildiğinde, hakikat bilgisini inkar edenlerin yüzlerinde inkarı, reddi görürsün! Neredeyse, delillerimizi kendilerine bildirenlere saldırıp çullanacaklar. . . De ki: "Size ondan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş (sizi yakacak olan)! Allah, onu hakikat bilgisini inkar edenlere vadetmiştir. . . O ne kötü dönüş yeridir!"

Ahmet Tekin

Allah’ın birliğini ifade eden âyetlerimiz, kendilerine âşikâre okunduğu zaman, inkârda ısrar edenlerin, küfre saplananların yüzlerindeki ifadeden dinlediklerini tasvip etmediklerini, inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. Onlara: ' Şimdi size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Daha kötüsü ateştir. Allah ateşle, inkârda ısrar edenleri, küfre saplananları tehdit etti. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî bir dönüş yeridir.' de.

Ahmet Varol

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğunda inkar edenlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu anlarsın. Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerlerine saldıracaklar. De ki: 'Size bundan daha kötüsünü bildireyim mi? Ateş! Allah onu inkar edenlere vaad etmiştir. Orası ne kötü bir dönüş yeridir.'

Ali Bulaç

Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Allah, onu inkar edenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır."

Ali Fikri Yavuz

Kendilerine karşı ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman da, o kâfirlerin yüzlerinde inkâr hallerini görür tanırsın. Nerde ise, karşılarında ayetlerimizi okuyanlara saldırıverecek gibi olurlar. (Ey Rasûlüm, o kâfirlere) de ki: “- Şimdi size bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? : O, ateş’dir. Allah bunu kâfir olanlara vaad buyurdu. O ne kötü bir karargâhdır!...

Ali Rıza Safa

Çünkü ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, nankörlük edenlerin yüzündeki hoşnutsuzluğu hemen görürsün. Neredeyse, ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Ateş!" Allah, nankörlük edenlere onun sözünü vermiştir; ne kötü bir sonuçtur.

Bayraktar Bayraklı

Onlara ayetlerimiz apaçık okunduğu zaman, inkarcıların yüzündeki hoşnutsuzluğu hemen farkedersin. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın inkar edenler için belirlediği ateş! Gidilecek ne kötü bir yerdir!"

Bekir Sadak

Onlara ayetlerimiz apacik olarak okundugu zaman, inkar edenlerin yuzlerinden inkarlarini anlarsin. Nerdeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldiracaklar. De ki: «Size bundan daha fenasini haber vereyim mi? Allah'in inkarcilara vadettigi ates! Ne ktu bir dnustur!..*

Celal Yıldırım

Âyetlerimiz onlara karşı açık seçik okunduğu zaman o kâfirlerin yüzünde inkâr ve hoşnudsuzluk (belirtisini) anlarsın. Neredeyse kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: Bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi ? Allah'ın inkarcılara va'dettiği (Cehennem) ateşi... O ne kötü gidilecek yerdir!

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğunda, inkârcıların yüzlerindeki hoşnutsuzluğu hemen farkedersin. Kendilerine âyetlerimizi okuyanlara neredeyse saldıracaklar. Onlara de ki: “Şimdi size bundan daha vahim olanı haber vereyim mi? Cehennem! Allah onu inkâr edenler için belirledi. Ne kötü bir sondur o!”

Diyanet İşleri

Kendilerine ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: "Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş.. Allah, onu kafirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!"

Diyanet İşleri (eski)

Onlara ayetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman, inkar edenlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın. Nerdeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: 'Size bundan daha fenasını haber vereyim mi? Allah'ın inkarcılara vadettiği ateş! Ne kötü bir dönüştür!..

Diyanet Vakfi

Âyetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar. De ki: Size bundan (bu öfke ve huzursuzluğunuzdan) daha kötüsünü bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kötü sondur!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Âyetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduğu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: «Şimdi size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? O, ateştir. Allah bunu kâfir olanlara vaad buyurdu. O ne kötü bir dönüş yeridir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendilerine karşı ayetlerimiz birer delil olarak okunduğu zaman, o kafirlerin yüzlerinden inkarlarını anlarsın; hemen hemen karşılarında ayetlerimizi okuyanlara karşı saldırıverecek gibi olurlar. De ki: "Şimdi size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş! Allah onu inkar edenlere va'detti. O ne kötü akibettir!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Kendilerine karşı ayetlerimiz birer beyyine olarak okunduğu zaman da o kafirlerin yüzlerinde münkirliklerini tanırsın, hemen hemen karşılarında ayetlerimizi tilavet edenlere saldırıverecek gibi olurlar, de ki: şimdi size ondan daha şer olanını haber vereyim mi? Ateş, Allah onu küfredenlere va'd buyurdu, ki o ne fena akıbettir

Erhan Aktaş

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o Kafirlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Nerede ise kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah'ın Kafirlere sözüdür. O, ne kötü bir varış yeridir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o Kafirlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Nerede ise kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah'ın Kafirlere sözüdür. O, ne kötü bir varış yeridir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o gerçeği yalanlayan nankörlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Nerede ise kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah'ın gerçeği yalanlayan nankörlere sözüdür. O, ne kötü bir varış yeridir."

Fizilal-il Kuran

Kâfirlere açık anlamlı ayetlerimiz okunduğunda içlerinde kabaran öfkeyi ve nefreti yüzlerinden okuyabilirsin. Neredeyse ayetlerimizi okuyanların üzerlerine çullanacak gibi olurlar. Onlara de ki; «Size bu öfkenizden daha kötüsünü haber vereyim mi?: Cehennem ateşi! Allah onu kâfirler için hazırladığını bildirmiştir. Ne kötü bir akıbettir o!»

Gültekin Onan

Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o küfredenlerin yüzlerindeki inkarı tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Tanrı, onu küfredenlere vaadetmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır."

Hamdi Döndüren

Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğunda, inkârcıların yüzlerinde hemen hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, neredeyse kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracak olurlar! De ki: “Size, bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah’ın, inkâr edenler için vaat etmiş olduğu cehennem! Orası ne kötü varış yeridir!”

Hasan Basri Çantay

Karşılarında açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman o kafirlerin suratlarında inkar (görüb) tanırsın. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara nerdeyse saldırıverecek olurlar! De ki: "Şimdi bundan daha çok kötü (bir şey) i haber vereyim mi? Ateşdir! Allah bunu o küfür (ve inkar) edenlere va'd etmişdir. O, ne kötü bir merci'dir!

Hasib Asutay

Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman o inkâr edenlerin yüzlerinde hoşnutsuzluk sezersin. Nerede ise kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldırırlar. (Resulüm!) De ki: Size bundan (24) daha kötüsünü haber vereyim mi: Cehennem! Allah, onu inkâr edenlere söz vermiştir. O, ne kötü bir varış yeridir. (24. Karşılarında âyetlerin okunmasından dolayı içine düştükleri sıkıntılı ve öfkeli hal kastedilmiştir.)

Hayrat Neşriyat

Onlara âyetlerimiz apaçık olarak okunmakta olduğu zaman, inkâr edenlerin yüzlerinde hoşnudsuzluk sezersin (anlarsın). Nerede ise kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar! De ki: 'Size bundan daha kötüsünü bildireyim mi? Ateş! Allah onu, inkâr edenlere va'd etmiştir. Ve (o,) ne kötü varılacak yerdir!'

İbni Kesir

Onlara, apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman; o küfredenlerin yüzlerinden inkarı anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş. Allah, onu küfredenlere vaad etmiştir. Ne kötü dönüş.

Mehmet Okuyan

Ayetlerimiz kendilerine açıkça tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, kâfir olanların yüzlerinde hoşnutsuzluk (olduğunu) bilirsin (fark edersin). Onlar, kendilerine ayetlerimizi tilavet edenlere (okuyup aktaranlara) neredeyse saldırırlar. De ki: “Size bundan (bu öfkenize sebep olan şeyden) daha kötüsünü bildireyim mi? Allah’ın kâfir olanlara vadettiği (cehennemdeki) ateş!” Ne kötü varış yeridir (orası)!

Muhammed Esed

Kendilerine apaçık mesajlarımız okunduğu zaman, hakkı inkara şartlanmış olanların yüzündeki inkarcı tavrı hemen fark edebilirsin; kendilerine mesajlarımızı okuyanlara neredeyse saldıracak gibidirler! De ki: "Peki, size şimdi hissettiklerinizden daha vahim olanı haber vereyim mi? Bu (Ahiret Günü'nün) ateşidir ki Allah onu hakkı inkara şartlanmış olanlara vaad etmiştir; varılacak ne kötü bir sondur o!"

Mustafa İslamoğlu

Ve ne zaman kendilerine hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimiz okunsa, inkarda direnenlerin suratlarındaki inkarı hemen fark edersin. Öyle ki, neredeyse ayetlerimizi okuyanlara saldıracak gibidirler: De ki: "Bakın, sizi bundan daha beter (kızdıracak) bir haber vereyim mi: O, Allah'ın inkarda ısrar edenlere vaat ettiği ateştir; o ne berbat bir son duraktır!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara karşı âyetlerimiz apaçık oldukları halde okunduğu zaman o kâfir olanların yüzlerinde bir inkar (bir gayz ve gazab alâmeti görür) anlarsın. Onlar, kendilerine karşı âyetlerimizi okuyanlara az kalır ki, saldırıversinler. De ki: «Size o inkarınızdan daha şerlisini haber vereyim mi? (O) Ateş'tir. Onu Allah kâfir olanlar için vaadetmiştir. Ve ne fena gidilecek yer!»

Ömer Öngüt

Âyetlerimiz açık açık kendilerine okunduğu zaman, kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar âyetlerimizi okuyanlara neredeyse saldıracak gibi oluyorlar. Onlara de ki: “Size bundan (bu kin ve öfkenizden) daha kötü bir şey haber vereyim mi? Ateş! Allah onu kâfirlere vâdetmiştir. O ne kötü bir dönüş yeridir!”

Suat Yıldırım

Âyetlerimiz karşılarında açık açık birer delil olarak okunduğunda kâfirlerin yüzündeki inkârcı tavrı hemen fark edebilirsin. Öyle ki, nerdeyse kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracak olurlar. De ki: Sizi bundan da beter kızdıracak olan şeyi de bildireyim de görün: "İşte cehennem! Allah onu kâfirlere vâd etmiş bulunuyor. Ne kötü bir sondur o!"

Süleyman Ateş

Kendilerine apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman kafirlerin yüzlerinde hoşnutsuzluk belirdiğini anlarsın. Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanların üzerine saldıracaklar. De ki: "Size bundan (bu öfkeli durumunuzdan) daha kötü bir şey haber vereyim mi? Varacağınız ateş! Allah onu kafirlere va'detmiştir. Ne kötü sonuçtur (o)!"

Süleymaniye Vakfı

Onlara ayetlerimiz, birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla birlikte okunduğunda, kafirlik edenlerin /görmezden gelenlerin inkarcı tavrını yüzlerinden okursun. Kendilerine ayetlerimizi birbirini açıklayacak şekilde bağlantılarıyla birlikte okuyanlara neredeyse saldıracak gibi olurlar. De ki: "Size bundan da kötüsünü bildireyim mi? Cehennem ateşi! Allah onu, kafirlere söz vermiştir. Ne kötü hale gelmektir o!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca, görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) yüzündeki nefreti fark edersin. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara neredeyse saldıracak gibi olurlar. De ki "Sizi daha kötü duruma sokacak şeyi bildireyim mi? Cehennem ateşi!" Allah onu, kafirlere söz vermiştir. Ne kötü hale gelmektir o.

Şaban Piriş

Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o kafirlerin yüzlerinden inkarı okursun. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: -Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah onu kafirlere söz verdi. O, ne kötü sondur.

Tefhim-ul Kuran

Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o küfre sapanların yüzlerindeki 'red ve inkârı' tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: «Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş, Allah, onu küfre sapanlara va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır.»

Ümit Şimşek

Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğunda, o kâfirlerin inkârını yüzlerinde okursun. Neredeyse âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar! 'Bundan daha kötüsünü size haber vereyim mi?' de. O ateştir. Allah onu kâfirlere vaad etmiştir. Gidilecek ne kötü bir yerdir orası!

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara açık seçik ayetlerimiz okunduğunda, o küfre sapanların yüzlerinde bir hoşnutsuzluk/yadsıma görürsün. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracak olurlar. De ki: "Size şu yaptığınızdan daha kötü bir şey haber vereyim mi: Ateş! Allah onu inkarcılara vaat etmiştir. Ne kötü dönüş yeridir o!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kafirlərə açıq-aydın ayələrimiz oxunduqda sən onların üzündə nifrət görərsən. Onlar az qalırlar ki, ayələrimizi onlara oxuyanların üstünə cumsunlar. De: “Sizə bundan daha pisini xəbər verimmi? Bu, Cəhənnəmdir! Allah onu kafirlərə vəd etmişdir. Ora nə pis qayıdış yeridir!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ayələrimiz onlara açıq-aşkar surətdə oxunduğu zaman (yaxud açıq-aşkar ayələrimiz oxunduqda) kafir olanların çöhrəsində bir ikrah (nifrət) sezərsən. Onlar ayələrimizi oxuyanların üstünə az qala hücum çəksinlər. (Ya Rəsulum!) De: ″Sizə bundan (Qurʼan oxunduğu zaman etdiyiniz nalayiq hərəkətlərdən) daha pisini xəbər verimmi? – Cəhənnəm (odu)! Allah onu kafirlərə vəʼd etmişdir. O nə pis məskəndir! (Nə pis qayıdış yeridir!)″

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Wenn ihnen Unsere eindeutigen Verse vorgetragen werden, erkennst du an den Gesichtern der Ungläubigen ihre Wut. Fast möchten sie über die Gläubigen herfallen, die ihnen Unsere Verse vortragen. Sprich: ʺSoll ich etwas Schlimmeres als eure Wut anführen? Die Hölle. Gott hat sie den Ungläubigen verkündet. Ein schlimmeres Ende gibt es nicht.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn Unsere Verse ihnen verlesen werden, dann kannst du auf dem Antlitz derer, die ungläubig sind, Ablehnung wahrnehmen. Sie möchten am liebsten über die herfallen, die ihnen Unsere Verse verlesen. Sprich: ʺSoll ich euch von etwas Schlimmerem als diesem Kunde geben? Dem Feuer! Allah hat es denen verheißen, die ungläubig sind. Und das ist eine üble Bestimmung!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn ihnen Unsere Ayat in Klarheit vorgetragen werden, erkennst du die Mißbilligung in den Gesichtern derjenigen, die Kufr betrieben haben. Beinahe würden sie herfallen über diejenigen, die ihnen Unsere Ayat vortragen. Sag: ʺSoll ich euch über Schlimmeres als dieses Mitteilung machen? Das Feuer versprach ALLAH denjenigen, die Kufr betrieben haben.ʺ Und erbärmlich ist das Werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And -to their misfortune- when Our revelations are recited to them and Our divine signs are presented, you instantly notice that their countenance speak a different language reflecting hatred, denial and disdain. They are almost ready to set upon with hostile action and words to injure and overthrow those who recite to them Our revelations, Say to them O Muhammad: -If these divine revelations are distasteful to you- shall I tell you of what shall be far worse and more distasteful to you ! it is Hell which Allah has promised to those infidels who denied Him, and how evil is the end for which they are destined".

Abdul Haleem

[Prophet], you can see the hostility on the faces of the disbelievers when Our messages are recited clearly to them: it is almost as if they are going to attack those who recite Our messages to them. Say, ‘Shall I tell you what is far worse than what you feel now? The Fire that God has promised the disbelievers! What a dismal end!’

Abdullah Yusuf Ali

When Our Clear Signs are rehearsed to them, thou wilt notice a denial on the faces of the Unbelievers! they nearly attack with violence those who rehearse Our Signs to them. Say, "Shall I tell you of something (far) worse than these Signs? It is the Fire (of Hell)! Allah has promised it to the Unbelievers! and evil is that destination!"

Abul A'la Maududi

When Our Signs are plainly recited to them, you will perceive utter repugnance on their faces and it all but seems as if they will soon pounce upon those who recite Our Signs to them. Say: "Shall I tell you what is worse than that? The Fire with which Allah has threatened those who disbelieve. That is truly an evil end."

Aisha Bewley

When Our Signs are recited to them – Clear Signs – you can detect denial in the faces of those who are kafir. They all but assault those who recite Our Signs to them! Say: ‘Shall I inform you of something worse than that? The Fire which Allah has promised those who are kafir. What an evil destination!’

Al-Hilali & Khan

And when Our Clear Verses are recited to them, you will notice a denial on the faces of the disbelievers! They are nearly ready to attack with violence those who recite Our Verses to them. Say: "Shall I tell you of something worse than that? The Fire (of Hell) which Allâh has promised to those who disbelieved, and worst indeed is that destination!"

Ali Quli Qarai

When Our manifest signs are recited to them, you perceive denial on the faces of the faithless: they would almost pounce upon those who recite Our signs to them. Say, ‘Shall I inform you about something worse than that? The Fire which Allah has promised the faithless. And it is an evil destination.’

Amatul Rahman Omar

And when Our clear Messages are recited to them you will notice an expression of disapproval on the faces of those who disbelieve. They would almost assault those who recite Our Messages to them. Say, `Shall I then inform you of something even worse than this (which hurts you). (It is) the Fire! Allâh has promised it to those who disbelieve. And what a vile resort it is!'

Arthur John Arberry

And when Our signs are recited to them, clear signs, thou recognisest in the faces of the unbelievers denial; wellnigh they rush upon those who recite to them Our signs. Say: 'Shall I tell you of something worse than that? The Fire -- God has promised it to the unbelievers -- an evil homecoming!'

Bijan Moeinian

When My easy to understand Revelations are recited to them, you may see the spark of wickedness on their faces. They become so violent with those who refer to My Revelations. Say to them: "If these Revelations displease you, let me inform you of something worse which is the Fire of Hell that God has promised it to the disbelievers. What an evil place to end up in."

E. Henry Palmer

When our signs are read to them manifest, thou mayest recognise in the faces of those who misbelieve disdain; they well-nigh rush at those who recite to them our signs. Say, 'Shall I inform you of something worse than that for you, the Fire which God has promised to those who misbelieve? an evil journey shall it be!'

Edip-Layth

If Our clear signs are recited to them, you see hatred in the faces of those who have rejected. They are nearly close to attacking those who are reciting to them Our signs! Say, "Shall I inform you of what is worse than this? The fire, which God has promised to those who have rejected. What a miserable destiny!"

George Sale

And when our evident signs are rehearsed unto them, thou mayest perceive, in the countenances of the unbelievers, a disdain thereof: It wanteth little but that they rush with violence on those who rehearse our signs unto them. Say, shall I declare unto you a worse thing than this? The fire of hell, which God hath threatened unto those who believe not, is worse; and an unhappy journey shall it be thither.

Hamid S. Aziz

And they serve beside Allah that for which He has sent down (revealed) no warrant, and that whereof they have no knowledge. For wrongdoers there is no helper.

Mahmoud Ghali

And when Our ayat (Verse, signs) are recited to them, supremely evident (signs), you recognise in the faces of the ones who have disbelieved maleficent (denial); they almost attack the ones who recite to them Our signs. Say, "Shall I then fully inform you of an eviler (thing) than that? (Literally: those "things") The fire, Allah has promised it for the ones who disbelieved, and miserable is the Destiny!"

Marmaduke Pickthall

And when Our revelations are recited unto them, thou knowest the denial in the faces of those who disbelieve; they all but attack those who recite Our revelations unto them. Say: Shall I proclaim unto you worse than that? The Fire! Allah hath promised it for those who disbelieve. A hapless journey's end!

Mohamed Ahmed - Samira

When Our clear messages are read out to them you can see denial on the faces of unbelievers. They can hardly restrain themselves from attacking those who recite Our revelations. Tell them: "Should I give you news of something worse than this?" -- Hell, which God has promised the infidels. How evil a destination!

Muhammad Asad

As it is, whenever Our messages are conveyed unto them in all their clarity, thou canst perceive utter repugnance on the faces of those who are bent on denying the truth: they would almost assault those who convey Our messages unto them! Say: "Shall I, then, tell you of something worse than what you feel at present? It is the fire [of the hereafter] that God has promised to those who are bent on denying the truth: and how vile a journey’s end!"

Mustafa Khattab

Whenever Our clear revelations are recited to them, you ˹O Prophet˺ recognize rage on the faces of the disbelievers, as if they are going to snap at those who recite Our revelations to them. Say, "Shall I inform you of something far more enraging than that? ˹It is˺ the Fire with which Allah has threatened those who disbelieve. What an evil destination!"

Progressive Muslims

And if Our clear revelations are recited to them, you see hatred in the faces of those who have rejected. They are nearly close to attacking those who are reciting to them Our revelations! Say: "Shall I inform you of what is worse than this The Fire, which God has promised to those who have rejected. What a miserable destiny!"

Sahih International

And when Our verses are recited to them as clear evidences, you recognize in the faces of those who disbelieve disapproval. They are almost on the verge of assaulting those who recite to them Our verses. Say, "Then shall I inform you of [what is] worse than that? [It is] the Fire which Allah has promised those who disbelieve, and wretched is the destination."

Sam Gerrans

And when Our proofs are recited to them as clear signs, thou recognisest perversity in the faces of those who ignore warning; they all but attack those who recite Our proofs to them. Say thou: “Then shall I inform you of worse than that? The Fire God has promised to those who ignore warning! And evil is the journey’s end.”

Shabbir Ahmed

And when Our Messages are conveyed to them in all clarity, you can notice a denial in the faces of those who are bent upon rejecting the Truth. They would almost attack those who convey Our Messages to them. Say, "Shall I, then, tell you something worse than what you feel now? The Fire! Allah has promised it for those who are bent upon denying the Truth. How miserable a journey's end!"

Syed Vickar Ahamed

And when Our Clear Signs are recited to them, you will see a denial on the faces of the disbelievers! They almost attack with force those who recite Our Signs to them. Say, "Shall I tell you of something worse than these Signs? It is the Fire (of Hell)! Allah has promised it to the disbelievers! And evil is that place to go!"

Taqi Usmani

When Our verses are recited to them in all their clarity, you (can) recognize disgust on the faces of the disbelievers. They seem to attack those who recite to them Our verses. Say, "Shall I, then, tell you about something more disgusting than that? The Fire! Allah has promised it to those who disbelieve. And it is an evil end."

The Monotheist Group

Andif Our clear revelations are recited to them, you see denial in the faces of those who have rejected. They are nearly close to attacking those who are reciting to them Our revelations! Say: "Shall I inform you of what is worse than this? The Fire, which God has promised to those who have rejected. What a miserable destiny!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quand on leur récite Nos versets bien clairs, tu discerneras la réprobation sur les visages de ceux qui ont mécru. Peu sʹen faut quʹils ne se jettent sur ceux qui leur récitent Nos versets. Dis: ʺVous informerai-je de quelque chose de plus terrible? - Le Feu: Allah lʹa promis à ceux qui ont mécru. Et quel triste devenir!ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ku ayetên me yên aşkera û ronker ji wan re tên xwendin, tu dê ji rûyên wan nerazîbûnê (ya li hemberî Quranê) bibînî. Hindik dimîne ku ew êrîşî wan ên ku ayetên me ji wan re dixwînin bikin. (Ji wan re) Bibêje: Ma ez ji we re ya ji vê (hêrs û nerazîbûna we) xerabtir bibêjim; (ew jî) agir e! Xwedê, ji bo wan ên ku kafir bûne peyman pê daye. Ew, çi pîs wargeh e!

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer hun Onze tekenen als duidelijke bewijzen worden voorgelezen, dan herken jij de afkeer op de gezichten van hen die ongelovig zijn, terwijl zij zich bijna storten op hen aan wie Onze tekenen worden voorgelezen. Zeg: ʺZal ik jullie iets meedelen wat nog erger is dan dat? Het vuur! God heeft het hun die ongelovig zijn aangezegd.ʺ Dat is pas een slechte bestemming!

Hollandaca — Salomo Keyzer

En als hun onze duidelijke teekens worden herhaald, zult gij in de houding der ongeloovigen minachting daarvoor bemerken; en zij zijn gereed degenen gewelddadig te behandelen, die hun onze teekenen verhalen. Zeg: Zal ik u iets vreeselijkers dan dit verklaren? Het vuur der hel, waarmede God dengenen heeft bedreigd die niet gelooven, is vreeselijk; dat zal eene ongelukkige reis wezen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А когда читаются им [многобожникам] Наши знамения [аяты Корана] (будучи) ясными (в изложении) [имеющие очевидный смысл], ты узнаешь на лицах тех, которые стали неверующими, неприязнь [проявление ненависти к истине]. (От своего гнева) готовы они наброситься [чуть не накинутся] на тех, кто читает им Наши знамения [аяты Корана]. Скажи (им) (о, Пророк): «Не сообщить ли мне вам о худшем (для вас) [о том, что вам будет еще более ненавистно], чем это [чем слушание истины и видение призывающих к ней]? – Огонь [Ад], – обещал его Аллах тем, которые стали неверующими. И (как) ужасно это возвращение!»

Rusça — Osmanov

Когда же неверным читают Наши ясные аяты, ты узришь на их лицах отвращение. Они готовы обрушиться на тех, кто читает им Наши аяты. Скажи: ʺНе поведать ли вам о худшем, чем то, что вы испытываете? Об огне? Аллах обещал его тем, кто не уверовал. И скверная же это обитель!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och när man läser upp Våra klara och tydliga budskap för dem, ser du avmåla sig i förnekarnas ansikten den starka motvilja (de känner) - det är nära att de går till handgripligheter mot dem som läser Våra budskap för dem. Säg: ʺSkall jag säga er vad som är svårare att uthärda än det ni får lyssna till? Det är (den eviga) Elden, som Gud har lovat förnekarna av sanningen. Vilket jämmerligt slut!ʺ