Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar, "İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin" dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.

قَالَ اِنَّهُ يَقُولُ اِنَّهَا بَقَرَةٌ لَا ذَلُولٌ تُثِيرُ الْاَرْضَ وَلَا تَسْقِي الْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لَا شِيَةَ فِيهَا قَالُوا الْـٰٔنَ جِئْتَ بِالْحَقِّ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا يَفْعَلُونَ

ḳāle innehu yeḳūlu innehā beḳaratun lā ƶelūlun tuṧīru l-erDe ve lā tesḳī l-Harṧe musellemetun lā şiyete fīhā ḳālū l-āne ci'te bi l-Haḳḳi fe ƶebeHūhā ve mā kādū yef'ǎlūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi ki
2اِنَّهُinnehuşüphesiz O
3يَقُولُyeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleşöyle diyor
4اِنَّهَاinnehāgerçekten o
5بَقَرَةٌbeḳaratunب ق رKesmek, yarmak, açmak, delmek, araştırmak, incelemek, akıl erdirmek, bakara (sığır), inek, öküzbir inektir
6لَاolmayan
7ذَلُولٌƶelūlunذ ل لAlçak olmak, aşağı sarkmak, bir şeyin en alt kısmı, sessiz/sakin, nazik, alçaltmak, kolay, itaatkar, uysal, tabi olmak, mütevazı, tevazu, önemsiz, şefkatten kaynaklanan teslimiyet kanatları, merhametle davranmakboyunduruk altında
8تُثِيرُtuṧīruث و رHavada yükselmek ve yayılmak (toz), karıştırılmak (kavga), tutuşturulmak (savaş), üzerine atılmak, herhangi birine saldırmak, toprağı sürmek. athaara - toprağı sürmek, (toprağı) parçalamak. atharana - (toz bulutlarını) yükseltme.sürmek için
9الْاَرْضَl-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeri
10وَلَاve lā
11تَسْقِيtesḳīس ق يSu vermek, sulamak, içirmek, susuzluğu gidermek, sulama yapmak, suvarmakve sulamaz
12الْحَرْثَl-Harṧeح ر ثSürmek ve ekmek, yetiştirmek, bir şeyi kesmek, (mal) edinmek, servet biriktirmek, geçim aramak, çalışmak veya emek vermek, toprağı sürmek, bir şeyi derinlemesine incelemek, incelemek/bakmak/dikkatle araştırmak/soruşturmak, bir şeyi akla getirmek.ekin
13مُسَلَّمَةٌmusellemetunس ل مbarış, güvenlik, selamet, kurtuluş, esenlik, teslim olmak, boyun eğmek, barışmak, teslim etmek, merdiven, sağlıklı olmak, kusursuz olmaksalınmış
14لَاyoktur
15شِيَةَşiyeteو ش يKumaşı boyamak, renk karışımı ile olmak.hiçbir alacası
16فِيهَاfīhāonda
17قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
18الْـٰٔنَl-āneişte şimdi
19جِئْتَci'teج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgetirdin
20بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekdoğruyu
21فَذَبَحُوهَاfe ƶebeHūhāذ ب حBölmek/yırtmak, boğazını kesmek, kalmak, kurban etmek, açıp yırtmak, hendek, katletmek/katliam yapmak, çok sayıda öldürmek, kurban edilen şey, kurban, kesilen kişi.ve boğazladılar onu
22وَمَاve mā
23كَادُواkādūك و دneredeyse, az daha (?)az daha
24يَفْعَلُونَyef'ǎlūneف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durumyapmayacaklardı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Mûsâ, Allah diyor ki demişti, ne çifte koşulup tarla sürmüş olacak, ne ekin sulamış olacak. Ayıpsız, lekesiz, alacasız olmalı. Hah demişlerdi, şimdi gerçeği söyledin. İneği boğazladılar, boğazladılar ama az kaldı bu emri yerine getirmeyeceklerdi.

Adem Uğur

(Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir. "İşte şimdi gerçeği anlattın" dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.

Ahmed Hulusi

O diyor ki: "Muhakkak ki o inek boyunduruğa bağlanmamış, toprak sürmemiş, ekini sulamamış, serbest bırakılmış dolaşan, alacası olmayan biri!" Dediler: "İşte şimdi Hak olarak ortaya koydun isteneni. " İşte bundan sonra (güçlükle bulup o vasıftaki tek ineği) boğazladılar. . . (Ancak çok bedel ödediler o özellikteki tek inek için. ) Neredeyse başaramayacaklardı!

Ahmet Tekin

Mûsâ: 'Allah, henüz boyunduruk altına alınmayan, tarla sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, kusursuz, sağlıklı, renginde hiç alaca olmayan bir sığırdır, buyuruyor' dedi. Bunun üzerine: 'İşte şimdi hakikati ortaya koydun' dediler. Onu kestiler. Az kalsın bu emri yerine getirmeyeceklerdi.

Ahmet Varol

Musa da: 'O, onun yeri sürerek veya ekin sulayarak bitkinleşmiş olmayan, kusursuz ve üzerinde alacalık bulunmayan bir inek olduğunu söylüyor' dedi. Bunun üzerine 'İşte şimdi gerçek olanı bildirdin' dediler ve ineği kestiler. Ama az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Ali Bulaç

(Bunun üzerine Musa, "Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve alacası olmayan bir inektir" dedi. (O zaman): "Şimdi gerçeği getirdin" dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.

Ali Fikri Yavuz

Mûsâ dedi ki, Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “- bir sığırdır ki, ne çifte koşulur, tarla sürer, ne de ekin sular; ayıbsız ve salmadır. Alaca değildir. İsrâil Oğulları: “- İşte şimdi, ineğin vasıfını doğru ve tastamam getirdin.” dediler. Bunun üzerine o ineği (bulub) boğazladılar ki, az kalsın bunu yapamıyacaklardı.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Kuşkusuz, O, diyor ki: ‘Toprağı sürmemiş, ekini sulamamış, boyunduruk vurulmamış, alacasız, salma bir inek!' " Dediler ki: "Şimdi gerçeği getirdin!" Sonunda onu kestiler. Ama neredeyse yapmayacaklardı.

Bayraktar Bayraklı

Musa dedi ki: "Allah şöyle buyuruyor: O inek, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, hiç alacası bulunmayan bir inektir.""İşte şimdi gerçeği anlattın" dediler ve bunun üzerine onu bulup kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.

Bekir Sadak

«eri surup, ekini sulayarak boyunduruk altinda ezilmemis, kusursuz, alacasiz bir sigir oldugunu soyluyor» dedi. «simdi gercegi bildirin» deyip sigiri bogazladilar; az kalsin bunu yapmayacaklardi.*

Celal Yıldırım

Musa da (aldığı emir üzerine) «Rabbim o, yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruğa girmemiş bir sığırdır, salmadır, hiç alacası lekesi yoktur, buyuruyor» demişti. Onlar: «İşte şimdi hakikatle geldin» demişlerdi. Bunun üzerine o sığırı boğazladılar. Az kalsın bunu yapmıyacaklardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Mûsâ, “Rabbim şöyle buyuruyor, dedi: O, henüz boyunduruk altına alınıp yer sürmemiş, ekin sulamamış, serbest dolaşan ve alacası bulunmayan bir inektir.” “İşte şimdi doğrusunu anlattın” dediler ve ineği (bulup) kestiler, ama az daha (bunu) yapmayacaklardı.

Diyanet İşleri

Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar, "İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin" dediler. Nihayet o sığırı kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.

Diyanet İşleri (eski)

'Yeri sürüp, ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor' dedi. 'Şimdi gerçeği bildirdin' deyip sığırı boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Diyanet Vakfi

(Musa) dedi ki: Allah şöyle buyuruyor: O, henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma), renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir. «İşte şimdi gerçeği anlattın» dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın kesmeyeceklerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Musa, «Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşulup tarla süren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır». Onlar da: «İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun.» dediler. Nihayet onu bulup boğazladılar. Az kaldı yapmayacaklardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O da: "Rabbim şöyle buyuruyor: O, ne koşulup toprağı süren, ne de ekin sulayan, salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır." dedi. Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediler. Bunun üzerine o sığırı (bulup) boğazladılar. Neredeyse yapmayacaklardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbim, dedi: Şöyle buyuruyor: Bir bakare ki ne koşulur arazi sürer ne de ekin sular, salma, hiç alacası yok, işte dediler, şimdi hak ile geldin, bunun üzerine o bakareyı boğazladılar, ki az kaldı yapmıyacaklardı

Erhan Aktaş

Musa: "Allah, onun ekin sulayarak, çifte koşularak yıpranmamış; alacası olmayan, kusursuz bir sığır olduğunu söylüyor." dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin." dediler. Ve nihayet sığırı boğazladılar. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Musa: "Allah, onun ekin sulayarak, çifte koşularak yıpranmamış; alacası olmayan, kusursuz bir sığır olduğunu söylüyor." dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin." dediler. Ve nihayet sığırı boğazladılar. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.*

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Musa: "Allah, onun ekin sulayarak, çifte koşularak yıpranmamış; alacası olmayan, kusursuz bir sığır olduğunu söylüyor." dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin." dediler. Ve nihayet sığırı boğazladılar. Az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Fizilal-il Kuran

Musa: «Rabbim, 'o, boyunduruğa koşulup toprak sürmemiş, toprak sulamada kullanılmamış, özürsüz ve alacasız bir sığırdır' diyor» dedi. Bunun üzerine onlar «İşte şimdi hakkı ile anlattın» diyerek tanımlanan sığırı kestiler, neredeyse bunu yapmayacaklardı.

Gültekin Onan

(Musa) Dedi ki: "O diyor ki, o sığır yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığırdır." "İşte şimdi gerçeği (hakk) getirdin" diyerek sonunda sığırı boğazladılar / kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Hamdi Döndüren

Musa dedi: “Rabim, o bir sığırdır ki ne koşulur arazi sürer, ne de ekin sular, salma gezer ve hiç alacası yoktur.” diyor. “İşte şimdi gerçeği söyledin.” dediler. Bunun üzerine o sığırı boğazladılar ki, az kalsın bunu yapmayacaklardı!

Hasan Basri Çantay

(Musa şöyle dedi: "Rabbim buyuruyor ki: O, ne boyunduruğa koşulub arazi sürecek, ne ekin sulayacak bir inek değildir. Salmadır (yahud ayıbdan salimdir). Hiçbir alacası da yokdur". Onlar: "İşte şimdi hakikati getirdin (vasfını tastamam bildirdin)" dediler. Bunun üzerine o ineği (bulub) boğazladılar ki az kaldı (bunu) yapmayacaklardı.

Hasib Asutay

(Musa) dedi ki, '(Rabbim) buyuruyor ki, o, ne koşulup toprağı süren, ne de ekin sulayan, serbest dolaşan (28), hiç alacası olmayan bir inektir.' Dediler ki, 'İşte şimdi gerçeği bildirdin.' Nihâyet onu kestiler. Neredeyse onu yapmayacaklardı. (28. Veya kusursuz olan.)

Hayrat Neşriyat

(Mûsâ şöyle) dedi: 'Şübhesiz O (Rabbim) buyuruyor ki: Doğrusu o, ne yeri sürmek üzere boyunduruğa vurulan, ne de (su taşıyarak) ekin sular bir sığırdır. Kusursuzdur, onda bir alaca yoktur.' (Onlar:) 'İşte şimdi gerçeği getirdin!' dediler. Bunun üzerine onu (bulup)kestiler, fakat nerede ise (bunu) yapmayacaklardı.

İbni Kesir

Dedik ki: Rabbım, o, ne boyunduruğa koşulup arazi sürecek, ne de ekin sulayacak bir inektir, zillete uğramamıştır. Bütün kusurlardan uzaktır. Onun alacası da yoktur, buyuruyor. Onlar: İşte şimdi gerçeği ortaya koydun, dediler. Hemen onu boğazladılar ki az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Mehmet Okuyan

(Musa da) “(Allah) diyor ki o, toprak sürmek üzere henüz boyunduruk altına alınmayan, ekin sulamayan, serbest dolaşan, renginde hiç alacası bulunmayan bir inektir.” demişti. (Bunun üzerine onlar) “İşte şimdi gerçeği getirdin (tam olarak açıkladın)!” cevabını vermişler ve hemen (onu bulup) kesmişlerdi (ama) neredeyse yapamayacaklardı.

Muhammed Esed

(Musa'nın) cevabı şu oldu: "O, kurbanın ekinleri sulamak veya toprağı sürmek için hiç koşulmamış, kusursuz, alacasız bir sığır olmasını istiyor." Onlar: "İşte, sonunda gerçeği bildirdin!" dediler; ve hemen (onu) kurban ettiler, halbuki neredeyse hiçbir şey yapmadan kalacaklardı.

Mustafa İslamoğlu

"O diyor ki: o, toprağı sürmek ve ekin sulamak için çifte koşulmamış, kusursuz, alacasız bir inek olmalı" dedi. Onlar: "İşte şimdi gerçeği bildirdin" dediler ve hemen onu (bulup) kurban ettiler: fakat neredeyse yapamayacaklardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Dedi ki: «O buyuruyor ki, o muhakkak bir sığırdır ki zillete uğramamıştır. Ne tarla sürmeğe, ne de ekin sulamağa alıştırılmamıştır. Bütün kusurlardan salimdir. Onda renk karışıklığı yoktur, tam sarıdır.» Dediler ki: «İşte şimdi hakikatı getirdin. Hemen onu (o sığırı bulup) boğazladılar.» Halbuki (bunu) yapmağa asla yaklaşmıyorlardı.

Ömer Öngüt

“Yeri sürmeyen, ekini sulamayan, boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor. ” demişti. “İşte şimdi gerçeği bildirdin. ” deyip sığırı kestiler. Az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Suat Yıldırım

Mûsâ: «Rabbim şöyle diyor: O inek, ne toprağı sürmek için çifte koşulmuş, ne de ekin sulamada çalıştırılmış olmayan, salma ve her kusurdan uzak, hiç alacası bulunmayan bir inek olacaktır.» Onlar: «İşte şimdi gerçeği tam anlayacağımız tarzda bildirdin» diyerek nihayet sığırı kestiler ki az kaldı yapmayacaklardı.

Süleyman Ateş

Dedi: "O şöyle diyor: O, henüz boyundurluk altına alınmamış bir inektir. Yeri sürmez, ekin sulamaz. Salma, (çifte koşulmamış) hiç alacası yok." "İşte şimdi gerçeği getirdin" deyip ineği boğazladılar; az daha yapmayacaklardı.

Süleymaniye Vakfı

Musa dedi ki: "Rabbim şöyle diyor: 'O öyle bir sığırdır ki ne koşulup toprağı sürmüş ne de ekin sulamıştır. Salmadır, alacası da yoktur." Onlar da "İşte bütün gerçeği şimdi bildirdin!" dediler ve onu kestiler. Az kalsın (emredileni) yapmayacaklardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dedi ki Sahibim şöyle diyor: "O bir boğadır; ne koşulup toprağı sürmüş ne de ekin sulamıştır. Salmadır; alacası da yoktur." "Şimdi tüm bilgiyi getirdin!" dediler ve boğayı kestiler. Neredeyse emri yerine getirmeyeceklerdi.

Şaban Piriş

Musa: -Rabbim, onun yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir inek olduğunu söylüyor, dedi. -Şimdi gerçeği bildirdin, deyip ineği kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı.

Tefhim-ul Kuran

(Bunun üzerine Musa) Dedi ki «O (Rabbim) diyor ki: O, yeri sürmek ve ekini sulamak için boyunduruğa alınmayan, salma ve onda alaca olmayan bir inektir.» (O zaman) : «Şimdi gerçeği getirdin dediler. Böylece ineği kestiler; ama neredeyse (bunu) yapmayacaklardı.

Ümit Şimşek

Musa, 'Allah buyuruyor ki,' dedi, 'o boyunduruğa koşulup da toprağı sürmemiş, ekin sulamamış bir inektir. Kusursuzdur, renginde alacası yoktur.' Onlar, 'İşte şimdi bize gerçeği anlattın' dediler. Onu bulup kestiler; ama az kalsın bunu yapamayacaklardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Cevap verdi Musa: "Allah diyor ki, bahsettiğim, boyunduruk yememiş bir inektir; toprağı sürmez, ekini sulamaz. Salma hayvandır. Alaca yoktur onda." Dediler ki: "İşte şimdi gerçeği getirdin." Ve ardından onu boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Musa dedi: “Allah buyurur ki, o, nə yer şumlamağa, nə də əkin suvarmağa ram edilməmiş bir inəkdir. O, sağlamdır və onda heç bir ləkə-qüsur yoxdur”. Onlar: “İndi sən əsl həqiqəti bildirdin!”– dedilər və onu kəsdilər. Halbuki az qala bunu yerinə yetirməyəcəkdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Musa) dedi: ″(Rəbbiniz) buyurur ki, o (heç kəsə) ram olmayıb boyunduruq götürməyən, tarla sürməyən, əkin suvarmayan, eyibsiz-qüsursuz və ləkəsiz (sapsarı) bir inəkdir″. (Bu zaman) onlar: ″İndi işi həqiqətə gətirib çıxartdın″, -dedilər və onu (inəyi tapıb) kəsdilər. Amma az qalmışdı ki, bu işi yerinə yetirməsinlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er sprach: ʺGott sagt, daß es eine Kuh sein soll, die nicht durch Arbeit erniedrigt wurde, weder den Boden pflügt noch die Felder bewässert und die frei von Krankheiten, Makeln und Flecken ist. ʺ Sie sprachen: ʺJetzt erst hast du uns die Wahrheit gebracht. ʺ Die bald gefundene Kuh wurde geschlachtet. Vor lauter Fragen hätten sie es fast nicht getan.

Almanca — Der Edle Quran

Er sagte: ʺEr (Allah) sagt, es soll eine Kuh sein, nicht fügsam gemacht durch Pflügen der Erde noch durch Bewässern von Saatfeld, fehlerfrei und makellos!ʺ Sie sagten: ʺJetzt bist du mit der Wahrheit gekommen.ʺ So schlachteten sie sie, doch beinahe hätten sie es nicht getan.

Almanca — M. A. Rassoul

Er (Moses) sagte: ʺWahrlich, Er sagt, es soll eine Kuh sein, die nicht abgerichtet ist, die weder den Boden pflügt noch den Acker bewässert, makellos, ohne jeglichen Flecken.ʺ Da sagten sie: ʺJetzt bist du mit der Wahrheit gekommen.ʺ So schlachteten sie sie, und beinahe hätten sie es nicht getan.

Almanca — Muhammad Zaidan

Er sagte: ʺJa! ER sagt: ʺGewiß, sie ist eine Kuh, die weder fügsam die Erde pflügt, noch den Acker bewässert, sie ist gesund und makellos.ʺ Sie sagten: ʺNun kamst du mit der Wahrheit.ʺ Dann schlachteten sie sie, und beinahe machten sie es nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Mussa said: "Allah says it is a cow that has not been used in ploughing the land nor watering the fields, a cow free of all physical defects. " There and then they said to Mussa: "Now you have brought us the truth," and they slaughtered the cow in sacrifice in spite of hesitation though they almost did not.

Abdul Haleem

He replied, ‘It is a perfect and unblemished cow, not trained to till the earth or water the fields.’ They said, ‘Now you have brought the truth,’ and so they slaughtered it, though they almost failed to do so.

Abdullah Yusuf Ali

He said: "He says: A heifer not trained to till the soil or water the fields; sound and without blemish." They said: "Now hast thou brought the truth." Then they offered her in sacrifice, but not with good-will.

Abul A'la Maududi

Moses answered: "Lo! He says, she is a cow unyoked to plough the earth or to water the tillage, one that has been kept secure, with no blemish on her!" Thereupon they cried out: “Now you have come forth with the information that will direct us aright.” And they slaughtered her although they scarcely seemed to do so.

Aisha Bewley

He said, ‘He says it should be a cow not trained to plough or irrigate the fields – completely sound, without a blemish on it. ’ They said, ‘Now you have brought the truth.’ So they sacrificed it – but they almost did not do it.

Al-Hilali & Khan

He [Mûsâ (Moses)] said, "He says, ‘It is a cow neither trained to till the soil nor water the fields, sound, having no other colour except bright yellow.’ " They said, "Now you have brought the truth." So they slaughtered it though they were near to not doing it.

Ali Quli Qarai

He said, ‘He says, She is a cow not broken to till the earth or to water the tillage, sound and without blemish. ’ They said, ‘Now have you come up with the truth!’ And they slaughtered it, though they were about not to do it.

Amatul Rahman Omar

He said, `He (- God) says, "It is indeed a cow neither broken in to plough the land nor to water the tillage, perfectly sound (without any blemish), no spot on her", (she is of one colour). ' They said, `Now you have (after all) brought the exact truth (with the necessary description).' So they slaughtered her, though they had no mind to do it.

Arthur John Arberry

He said, 'He says she shall be a cow not broken to plough the earth or to water the tillage, one kept secure, with no blemish on her. ' They said, 'Now thou hast brought the truth'; and therefore they sacrificed her, a thing they had scarcely done.

Bijan Moeinian

Moses said: "God says that this cow has never been used for plowing the land or watering the crops; an absolutely healthy cow. " Finally they [realized that they are playing with the fire and] said: “Now we know exactly which cow it is.” Then they sacrificed the cow though still not convinced!

E. Henry Palmer

He answered, 'He saith, it is a cow, not broken in to plough the earth or irrigate the tilth, a sound one with no blemish on her. ' They said, 'Now hast thou brought the truth.' And they slaughtered her, though they came near leaving it undone.

Edip-Layth

He said, "He says it is a heifer which was never subjugated to plough the land, or water the crops, free from any blemish." They said, "Now you have come with the truth." They slaughtered it, though they had nearly not done so.

George Sale

Moses answered, he saith, she is a cow not broken to plough the earth, or water the field, a found one, there is no blemish in her. They said, now hast thou brought the truth. Then they sacrificed her; yet they wanted but little of leaving it undone.

Hamid S. Aziz

He answered, "He said, it is a heifer, not broken in to plough the earth or irrigate the tilth, a sound one with no blemish on her. " They said, "Now have you brought the truth." And they slaughtered her, though they came near leaving it undone (without goodwill).

Mahmoud Ghali

He said, "Surely He says that surely she is a cow not tractable (Literally made subservient) to stir the earth or to water the tillage, with no blemish in it. They said, "Now you have come with the truth." So, they slew her, and they had scarcely performed that.

Marmaduke Pickthall

(Moses) answered: Lo! He saith: Verily she is a cow unyoked; she plougheth not the soil nor watereth the tilth; whole and without mark. They said: Now thou bringest the truth. So they sacrificed her, though almost they did not.

Mohamed Ahmed - Samira

And Moses said: "He says it's a cow unyoked, nor worn out by ploughing or watering the fields, one in good shape with no mark or blemish. " "Now have you brought us the truth," they said; and then, after wavering, they sacrificed the cow.

Muhammad Asad

[Moses] answered: "Behold, He says it is to be a cow not broken-in to plough the earth or to water the crops, free of fault, without markings of any other colour. "Said they: "At last thou hast brought out the truth!"-and thereupon they sacrificed her, although they had almost left it undone.

Mustafa Khattab

He replied, "Allah says, ‘It should have been used neither to till the soil nor water the fields; wholesome and without blemish.’" They said, “Now you have come with the truth.” Yet they still slaughtered it hesitantly!

Progressive Muslims

He said: "He says it is a heifer which was never subjugated to plough the land, or water the crops, free from any blemish. " They said: "Now you have come with the truth." And they slaughtered it, though they had nearly not done so.

Sahih International

He said, "He says, 'It is a cow neither trained to plow the earth nor to irrigate the field, one free from fault with no spot upon her. ' " They said, "Now you have come with the truth." So they slaughtered her, but they could hardly do it.

Sam Gerrans

He said: “He says: ‘She is a heifer neither broken to plough the earth nor to water the tilth, perfect, no blemish on her.’” They said: “Now hast thou brought the truth.” Then they sacrificed her, but they had hardly done it.

Shabbir Ahmed

Moses answered, "He says that the cow is such that has not toiled in plowing the land nor in watering the crops and it is sound without blemish. " They said, "Now you bring the Truth." So they sacrificed her with great reluctance. Their hearts had been drenched in cow worship ((2:93), (5:101)).

Syed Vickar Ahamed

He said: "He says: A calf not trained to till the soil or water the fields; Healthy and without defects. They said: Now you have brought the truth." Then they offered it (the calf) in sacrifice, but not in good will.

Taqi Usmani

He said, "He says that it should be a cow which is not tractable for tilling the soil or in watering the fields, (and it should be) sound and without blemish." They said, “Now, you have come up with the right description.” Then they slaughtered her, although it appeared that they would not do it.

The Monotheist Group

He said: "He says it is a heifer which was never subjugated to plough the land, or water the crops, free from any blemish." They said: "Now you have come with the truth." And they slaughtered it, though they had nearly not done so.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

- Il dit: ʺAllah dit que cʹest bien une vache qui nʹa pas été asservie à labourer la terre ni à arroser le champ, indemne dʹinfirmité et dont la couleur est unieʺ. - Ils dirent: ʺTe voilà enfin, tu nous as apporté la vérité!ʺ Ils lʹimmolèrent alors mais il sʹen fallut quʹils ne lʹeussent pas fait.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Mûsa got: “Xwedê dibêje: Ew ne çêlekeke hînkirî ye ku cot bike û zeviyan jî av nade, bêkêmasî ye, tu rengekî din tê de tune ye.” Vêca jê re gotin: “Ha niha te rast got (me rastiya te qebûl kir).” Êdî ew serjêkirin. Lê ji ber înadê hindik mabû ku şerjê nekin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij zei: ʺDit zegt Hij: zij moet geen gedweeë koe zijn die de aarde omploegt en die de akker bevloeit; een gave zonder vlek.ʺ Zij zeiden: ʺNu ben jij met de waarheid gekomen.ʺ Daarop slachtten zij haar, maar bijna hadden zij het niet gedaan.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Mozes hernam: ʺGod zegt u: ʺHet zij eene koe die niet vermagerd is door het beploegen of besproeien van het veld, maar het zij eene zonder gebrek.ʺ ʺNu,ʺ zeiden zij, ʺkomt gij met de waarheid.ʺ Zij doodden de koe, doch er ontbrak weinig aan of zij hadden het niet gedaan.

Hollandaca — Siregar

Hij (Môesa) zei: ʺHij zegt dat het een koe is die niet bestemd is om de aarde om te ploegen of de akkers te bevloeien, een gave, zonder vlek.ʺ Zij zeiden: ʺNu ben je met de ware beschrijving gekomen.ʺʹ Daarop slachtten zij haar, maar bijna hadden zij het niet gedaan.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Он [Муса] сказал: «Вот, Он [Аллах] говорит: «Она – корова не укрощенная, которая пашет землю, и не орошает пашню, она сохранена в целости [без недостатков], нет отметины [пятна другого цвета] на ней». Они сказали: «Теперь ты доставил истину [полное разъяснение]». (И они поняли, что он не насмехается над ними.) И они закололи ее [корову], хотя готовы были не сделать этого.

Rusça — Osmanov

Ответил Муса: ʺВоистину, Он говорит, что она - корова, не приученная пахать пашню или крутить оросительное колесо, без изъянов и без отметиныʺ. Они сказали: ʺТеперь ты сказал точноʺ. Они ее заклали, а ведь были близки к тому, чтобы не сделать этого.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Moses) svarade: ʺ(Herren) säger att det skall vara en ko som inte har använts som dragdjur, för plöjning eller bevattning, felfri och utan teckning.ʺ (Då) sade de: ʺNu har du gett oss (hela) sanningen!ʺ Och så offrade de kon (till sist), något som de hade varit nära att lämna ogjort.